
Eğer bir otelin popüleritesinin ölçüsü o otelin konuklarının ünlü oluşlarıyla ilintiliyse, Maldiv’lerdeki Huvafen Fushi tam da böyle bir yer. Geçen ay içinde, bir gün George Clooney çıkageldi, mesela. Kate Moss Ocean Villa’sında bir davet verdi; Tom Cruise ve Katie Holmes balayları esnasında masaj için randevu aldılar. Ben otele vardığımda, Alexander McQueen oradan ayrılmaktaydı ve benim ayrıldığım gün Dolce & Gabbana’nın Stefano Gabbana’sı ile John Galliano tesise ulaşmak üzereydiler (ayrı ayrı).
Huvafen Fushi aslında bir trendsetter, yani, eğilim, trend yaratıcı bir mekan. İki yıl önceki açılışından beri giderek kalitesini yükseltmekte. Dünyanın ilk underwater spa (su altı sağlık merkezi) larınden birini de bünyesinde barındıran Huvafen Fushi, İngilterede yayınlanan Conde Nast Traveler Dergisi tarafından haklı olarak en iyiler arasında seçildi ve ayrıca Amerika’da yayınlanan En İyiler Listesi’nde de yerini aldı.

Bu olağanüstü ölçüde lüks tatil beldesi Kuzey Male Atoll adalarının en minik olanlarından birinde konumlanmış ve kendine ait su şeridiyle sarılmış olağanüstü bir konumda bulunuyor. Singapur’dan direkt olarak geldiğim tesise gecenin geç bir saatinde vardım. Sözünü ettiğim uçuş gecenin 10 undan önce buraya ulaşmıyor. (Not: Gündüz ulaşmak için, onun yerine Emirates ile uçunuz).
Suyun üzerinde yüzer gibi duran bungalowuma misafir edildiğim zaman, kendimi bir Apple mağazası / Armani Showroom karışımı bir yerdeymişim gibi hissettim. Odanın ortasındaki yatağın çevresinde en sevdiğim araç-gereçler bulunmaktaydı. Bose iç mekan ve dış mekan müzik sistemi, PlazmaTV ekranları, Bang & Olufsen telefonlar, iPod Nano’nun yanısıra inanılmaz zenginlikte bir müzik arşivi ile karşılaştım. Kocaman banyom okyanus manzaralıydı ve tamamen kişiye özel olarak tasarlanan yüzme havuzum ile büyük ebatlardaki yatağım beni beklemekteydiler. Yatak ve yatak odası aksesuarı olarak Frette ürünleri kullanılmıştı; tasarımcı elinden çıkmış özel tasarım mobilyalar (Frank Gehry imzalı), elektronik perdeler, şelale gibi akan duş sistemi, hangisini anlatmalıyım, liste böyle uzayıp gidiyor.
Herkesin ölmeden önce bir sabah Maldiv’lerde uyanması gerek. Yatağımdan gördüğüm manzarada, ön plandaki yüzme havuzu ve onun arkasında okyanus uzanmaktaydı. Muhteşem bir görüntü; adeta bir kartpostal gibi.
Huvafen Fushi’de güne Celcius isimli salonda hazırlanmış olan açık büfe kahvaltı ile başlanıyor. Burası lüks ve sadeliği bir arada barındıran nadir açık hava mekanlardan biri. Önünüzdeki suya doğru uzanan beyaz kum izlenimi veren zemin üzerindesiniz. Kahvaltıdan sonra snorkeling dediğimiz deniz altı sporuna sıra geliyor. Denize daldığınızda insanı hayrettten hayrete düşüren güzellikteki mercanları ve bu mercan kayalıklarının içinde bulundukları denizaltı yaşamını yakından görüyor, adeta onlarla birlikte yaşıyorsunuz. Üç saat sonra kendinize şöyle bir baktığınızda, görüyorsunuz ki, bronz bir tene sahipsiniz. Burada güneş çok parlak ve çok çabuk bronzlaştırıyor. Hatta kahvaltınızı tamamlayana kadar, cildinizin örtülü yerleri ile örtülü olmayan yerleri arasında hemen renk farkı oluşuyor.

Günlerim dopdoluydu, ama yine de pek bir şey yaptım sayılmaz. Dalış sporları yaptım, güneşlenip bronzlaştım, tekrar daldım, biraz kitap okudum, suyun yüzeyinde konumlanmış spor alanına yürüdüm, oradan geriye doğru tekrar yürüyerek geldim (şaka mı yapıyorsunuz, tatildeyken kim spor salonunda zaman geçirir) ve daha farkına bile varmadan güneş battı. Akşamın çöküşüyle birlikte Umbar’a geçerek kendime bir kokteyl ısmarladım ve o çok rahat koltuğa gömülerek güneşin son ışıklarının kayboluşunu seyrettim; derken canlı müzik başladı; gerçek bir Cafe del Mar akşamı. Müzik, gün batımı, insanlar, atmosfer muhteşemdi. SALT restorana geçerek akşam yemeği için yerimi aldım. Bu restoranın en büyük özelliği buraya ayakkabısız, yani yalınayak giriliyor olması. Şık bir akşam yemeği idi. Yiyecekler ancak dünyanın en iyi restoranlarında bulabileceğiniz güzellikteydi.
Maldivlerde en yüksek nokta deniz seviyesinden sadece dört metre yükseklikte bulunuyor. Bu nedenle Huvafen Spa merkezinin neden denizin altında konumlandığını anlamak daha kolay oluyor. Sözünü ettiğimiz bu mekan da, sadece içinde bulunduğumuz tesise özel bir unsur. Denizin altındaki Spa merkezine girerken insan kendini kocaman bir akvaryumun içine giriyormuş gibi hissediyor ve akvaryumdaki balıkların ilgisini çeken en önemli nesnenin kendisi olduğu izlenimine kapılıyor. Masaj yaptırmak için mükemmel bir ortam. Maldivlere özgü muson geleneğine uygun olan masajı seçtim ve yaşadıklarım tüm tanımları aşıyor. Söyleyebileceğim tek şey, orada yaşadığımı bir daha başka bir yerde yaşayamayacak olmam. İnanılmaz, demek tanımlamaya yetmiyor.

GİDİLEBİLECEK EN UYGUN ZAMAN - Şubat Mayıs arası
ŞIK VE ZARİF NOKTALAR - Konuksever çalışanlar; tesiste konaklayanlara kesintisiz hizmet sağlayan ekip sayesinde ayrı özel ünitelerde kalan konuklara 24 saat oda servisi sağlanıyor. Tatil merkezinin diğer noktalarında konaklayanlar ise FISH (Adanın Hızlı Hizmetleri) isimli firmanın sunduğu imkanlardan yararlanıyorlar ki, bu da diğer taraftakiyle aynı şey demek oluyor. Denizin altına komunlanmış olan Sağlık Merkezi ise vazgeçilmez. Kesinlikle uğranması gereken bir mekan.
İMKANLAR - Üç restoran, canlı bir bar, ciddi çalışılarak seçilmiş şarapların bulunduğu zengin ve bir o kadar kalitel yeraltı şarap kavı, suyun yüzeyinde kurulu bir yoga alanı ve dünyada ilk kez suyun altında inşa edilmiş masaj odaları ile tesisin genel manzarası tamamlanmış oluyor.
ÜCRET - Bungalowlar 880 USD dan başlıyor.
Bu yıl, Huvafen Fushi, mekanına üç yeni imkan daha ilave ettiğini duyurmaktan gurur duyar. Über şık ve zarif 70 ayak uzunluğunda olağanüstü donanıma sahip bir yat; daha önce Paris’de Buddha Bar’da çalışmış olan DJ ve yönetmen Ravin; ve dünyanın en özgün ilk denizaltı sağlık merkezi

Huvafen Fushi bundan iki yıl önce ilk açıldığında, Per Aquum Resorts, Spas & Residences 'ın CEO’su Tom McLoughlin şöyle demişti, “Bu sadece başlangıç. Orjinal Huvafen Fushi konseptini geliştirmeye devam edeceğiz; konukların deneyimlerinin çeşitlenmesi için sunabileceğimiz imkanların sınırlarını zorlayacağız. “
Huvafen Fushi bir itici güç olarak benimsediği bu anlayışa kesinlikle uymuşa benziyor ve daha da şaşırtıcı ve hayranlık uyandıran konseptlere imza atmaya hazırlanmakta. Billy T
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|