Advertisement
09:22 17 05 2008
ana sayfa arrow seyahat
Kakslauttanen Hotel - Finlandiya
E-posta Salı, 05 Şubat 2008



Ilıman iklimlerin sonsuz kumsalları ve turkuaz denizlerine doyduğunuz halde, eğer kendinizi henüz uzay seyahatleri için hazır hissetmiyorsanız, etkileyici ve gizemli bir kaçış noktası olarak Lapland’i tavsiye ederiz. Saariselkä, Finlandiya’daki tatil ve dinlenme merkezi Kakslauttanen’de her kış mevsiminde karların üzerinde oluşuveren Eskimo tipi kar iglularının yanısıra, olağanüstü güzellikteki 20 adet cam iglu ile 31 adet lüks kütük evden oluşan yerleşim, kesinlikle kelimenin tüm anlam katlarıyla cool olarak tanımlanabilir. 

Cam iglunuzun cam tavanının altında konumlanmış bulunan yatağınızda, kalın, sıcacık yorganlara sarınıp yatarken,  açık mavi gecenin sonsuzluğu içinde sakin sakin yağan karı seyredebilirsiniz. Gerçeküstü ve gizemli bir deneyim. Gerçekten de havanın soğuk olduğunu unutuyorsunuz ve aslında, soğuğu hissetmiyorsunuz. Sizin için hazırlanmış olan yorgan ve diğer giysiler, gerçekten sıcacık hissetmenizi sağlıyor.
 

Burada ayrıca kardan yapılmış küçük bir kilise,150 kişilik kapasitesi ile dünyanın en büyük kardan yapılmış restoranı, geleneksel Fin tarzı buhar saunası, Aurora Borealis (anlamı, Kuzey Işıkları  ve Fin lisanında revontulet, deniyor) altında gerçekleştirilen kokteyl davetleri için sekiz metre yüksekliğinde cam bir çadır (kota denen tipik Lapp tarzı çadıra benzer şekilde tasarlanmış) ve bir-iki tane de balayı süiti bulunmakta. Aynen tahmin ettiğiniz gibi, burası masallar diyarında gerçekleşen kış düğünleri için son derece popüler bir mekan. 
 

Kar arabalarıyla çıkılan safariler, buzlar arasında yüzme  ve başka eğlenceli etkinlikler, konuklarınızla birlikte sizlere eğlenceli günler sunmak üzere beklemekteler! Hyvää päivää, diyerek Fince derslerine başlayabilirsiniz; bu ifade merhaba anlamını taşıdığı gibi, kelimesi kelimesine tercüme edildiğinde “iyi günler” demek oluyor. Tuija Seipell
 

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket:
 
Stoli Hotel - Miami
E-posta Pazartesi, 04 Şubat 2008



Yataklar yapılmış, müşteri hizmetleri masası cilalanmış ve lobideki piyanonun akordu yapılmış bulunuyor. Stoli Hotel çıktığı Amerika turnesindeki duraklarından biri olan Miami de önümüzdeki iki buçuk hafta boyunca sadece çeşitli müzik, moda ve spor etkinliklerine ev sahipliği yapacak.
 

Otel temalı mekan 7,000 metre kare üzerine yapılandırılmış olup, Stolichnaya markalarına ev sahipliği yapan ve artık bir ikon olarak kabul edilen Hotel Moskva'dan esinlenilerek gerçekleştirilen tasarımı kreatif mimarlık ajansı Pompei A.D eseri olarak dikkatleri çekmekte.
 

Stolichnaya votkalarının Üst Düzey Marka Yöneticisi Adam Rosen şöyle diyor,"Otelin her cephesinde Stolichnaya'nın otantik geçmişinden izler bulunmasına özen gösterdik ve aynı zamanda en iyi metropolitan otellerin tüm modern niteliklerinine de sahip olmasını sağladık." 
 

Stoli mekanlarında konuklar odalarda dolaşıp, oturarak (ancak uyuyamazlar), Stoli kokteyllerini keyifle yudumlayabildikleri gibi manikür, cilt ve saç bakımı ile masaj olanaklarından yararlanabilmekteler.
 

Ancak, eğer elit süitine yönelmeyi düşünüyorsanız, burası için uygun olan daha ciddi bir giysi giymiş olmanız gerekiyor. Stoli'nin hitap ettiği yüksek sosyeteye atfen, sözkonusu alana sadece ünlüler ile VIP nitelikli konuklar kabul edilmekteler. 
 

Bundan sonraki durağı New York olan Stoli Hotel,
Stolichnaya'nın kendine özgü yarattığı yenilikçilik tarihine ve Rus olan herşeyi bünyesinde barındırabilme özelliğine adeta yeni bir adım ilave etmekte. Brendan McKnight   

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )  


Etiket:
 
Fujiya Ginzan, Tokyo
E-posta Cumartesi, 02 Şubat 2008

 

 

1991 Yılından beri San-Francisco'lu Jeanie Fuji, Ginzan Onsen (termal kaplıcalar) bölgesindeki Fujiya Ryokan'ın (geleneksel ahşap otel) geleneksel Japon okami'si (otel sahibi bayan) konumunda çalışmaya devam ediyor.  




350 yıllık otelin mirasçısı ve oğlu Fuji Atsushi ile evlendiği yıl, kayınvalidesinin denetiminde başlayan yoğun eğitimi çerçevesinde müşterilere gerçek Japon tarzında hizmet sunma sanatını öğenmiş. Eğitimi, aynı zamanda, tüm yemeklerin hazırlanmasını, bulaşıkların yıkanmasını ve tüm odaların temizliğini de kapsamaktaydı. Burada amaç, her müşterinin her ihtiyacının önceden tahmin edilerek karşılanmasıydı; böylece asırlık otelin bir geleneği daha yerine getirilmiş oluyor ve tam zamanında gereken hizmet sağlanabiliyordu. 



Fuji
, öğrenmek zorunda kaldığı şeyleri şöyle anlatıyor: “Fusuma adı verilen özel bölmenin sürmeli kapısını açıp kapamak, müşterilere küçük, alçak ve  yuvarlak Zen tipi masalarda yemeklerini sunmak... herşey, eski geleneklere uygun ve belli bir tarzda olmak zorundaydı. Müşterilerle kibar ve geleneksel Japonca konuşmayı da öğrenmek durumundaydım. Bazen herşeyi bırakıp Amerika Birleşik Devletleri’ne geri dönmek istiyordum. Ama, artık buradaki işimi seviyorum,” diyerek bir Japon yayınına yaptığı açıklamayı tamamlıyor.  



Arkasındaki dolu dolu on yıllık deneyimin ardından, büyük bir alçakgönüllülük ve mahçubiyetle, Fuji, saygın okami konumuna layık görüldüğünü ifade ediyor. 2004 yılına gelindiğinde, eşiyle birlikte Tokyo’lu ünlü mimar Kengo Kuma’yı görevlendirerek, kendisinden otelin zaten yüksek olan hizmet düzeyini daha da yukarılara taşımak için çalışmasını istemişler. Kuma, Haziran 2006’da açılmış olan otelin salonunu baştan başa yeniden tasarlayarak işe başlamış. Kuma, aslında, aralarında Tokyo’daki Louis Vuitton Moet Hennessey Genel Müdürlük Binası’nın da bulunduğu, pek çok ünlü binayı yaratan kişi olarak tanınmakta. 



Tamamen ahşap olan üç katlı Fujiya Inn   sadece toplam 16 kişi alabilen sekiz odaya indirgenmiş. Otelin, şehir merkezinden oldukça uzak, kaplıca suları ve doğal güzellikleriyle tanınan konumu gözönüne alındığında, otelin içinde gerçekleştirilmiş olan lüks heyecan veriyor.
  



Kuma, geleneksel Japon sadeliğini, uluslararası beğeni ve ihtiyaçlarla uyum içinde harmanlarken, zerafetini kaybederek batılılaştırılan Japon tarzından kaçınmayı başarmış. Aslında, Fuji, bu konuyu işlediği ve Nipponjin ni wa, Nihon ga Tarinai (Japonlar yeterince Japon değil)  şeklinde ifade ettiği otobiyografisinde, modern Japonların binlerce yıllık geçmişi ve tarihi olan geleneklerinin değerini takdir ederek, bu geleneklere sahip çıkmalarının önemini vurgulamakta.
  




Fujiya Inn’de insan kendini yapının adeta her ek yerinden, her örtü ve perdesinden  yayılan eski, otantik ve neredeyse tarihsel anlamda organik ortamın bir parçası olarak hissediyor. Yapı birçok yönüyle bu etkiyi yaratmayı başarmakta. Kuma’nın parlak buluşlarından biri olarak gerçekleştirdiği uygulamayla, adeta incecik bir tüle benzeyen ayırıcı unsurlar ve paravanlar, hem mekanı saklama, hem de açığa çıkarma işlevi üstlenmişler. Usta sanatçı Hideo Nakata’nın (hayır, kendisi korku filmleri yönetmeni değil) oğluyla birlikte yarattıkları ve otelin her yerinde karşımıza çıkan samushiko bambu paravanlar için dört milimetre genişliğinde 1.2 milyon adet bambu şeridi kullanılmış. Masado Shida tasarımı yeşil vitray pencereler ve bunların yanısıra kullanılan el yapımı ve zengin dokulu Echizen Japon kağıdının cömertçe kullanımı sayesinde hafiflik duygusu daha da güçlenirken, görüntü geçirgenliği de sağlanmakta.   
  




Banyo küvetinin yanısıra elde hazırlanan taze yiyeceklerle de otelin organik ve doğal olma özelliği vurgulanıyor. Otelde sıcak kaplıca sulu beş tane özel banyo bulunmakta ve bunlardan biri en üst katta açık hava banyosu olarak yer alıyor. Yiyecekler geleneksel washoku (Japon mutfağı) çerçevesinde hazırlanan bir menü ile sunulmakta olup, birçok yenilebilir otlar ve bitkiler ile yerel olarak sağlanan başka malzemeler kullanılarak hazırlanmakta. Fuji’nin en sevdiği yiyecekler arasında sansai ile aralarında kogomi denilen eğrelti otu ve urui olarak bilinen su zambağı gibi dağ yeşillikleri bulunuyor. Sadece yerel olarak sağlanan yiyecekler kuralının tek bozulduğu nokta ise Salkım (Fuji) Cafe oluyor; sadece yaz aylarında açık olan kafede uluslararası kahve, pasta ve kurabiye çeşitleri sunulmakta. 
 
  


Fujiya Inn’e ulaşım için Tokyo’dan Yamagata Bullet Trenine (Shinkansen) binerek 3.5 saat süren seyahatten sonra bir otobüsle termal kaplıcalar bölgesine gidebilirsiniz. Ya da, Tokyo’dan hava yoluyla Yamagata havaalanına ulaşır ve oradan otel ile önceden yapacağınız organizasyon sonucu yollayacakları bir araç ile otele transferiniz gerçekleştilebilir. Tuija Seipell
 

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


Etiket:
 
Kraliyet Ailesine Özel - Schiphol Havaalanı'nın yeni VIP salonu, Amsterdam
E-posta Çarşamba, 30 Ocak 2008



Açılışı birkaç gün önce Hollanda Kraliçesi Beatrix tarafından yapılan Schiphol Amsterdam Havaalanı’nın yeni VIP Merkezi, potansiyel anlamda, insanda bir an önce hava yolculuğuna çıkma isteği uyandırıyor. Ancak, Kraliyet Merkezi olarak da anılan Merkez, sadece Kraliyet Ailesi üyelerine, Bakanlara ve üst düzey devlet görevlileri ile diplomatlar, ticaret heyetlerinin delegeleri ve uluslararası iş yapan şirketlerin üst düzey yöneticileri için düşünülmüş. Dolayısıyla, konumunuz yukarıdaki koşullardan birine uymuyorsa, her zamanki havaalanı işkencesine katlanmak zorundasınız demektir.  
 

Yeni açılan birim, Hollanda tasarımının haklı gururu ve sevinci olarak tanımlanmakta. Mekanın tüm tasarımı gerçekleştiren Amsterdam konumlu Concrete Mimarlar Birliği BV ise, tüm dünyada gerek perakende satış noktaları olsun, gerek sosyal anlamda ağırlama mekanları olsun, gerekse eğlence yerleri ve sergi ve fuar alanları ile yarattıkları çok sayıdaki cool ortamlarla tanınıyorlar.
 

Schiphol'ün yeni VIP-merkezi, çok daha küçük olan eski VIP noktasının yerine konumlanmış bulunuyor. Yeni Merkezde, Kraliyet Ailesi üyelerine tahsis edilmiş olan ayrı bir Kraliyet Salonu, bir basın merkezi, bir Şirketler Salonu ile çeşitli resepsiyon ve toplantı odaları bulunuyor. Kraliyet Salonu kocaman bir günlük yaşam odası gibi düşünüldüğünden, burada kanepelerin yanı sıra, kitaplık raflarında da Kraliyet Ailesi üyelerinin resimleri duruyor. Odanın duvarlarında kullanılan duvar kağıdında ise, ulusal hanedanlık armasının tam 5,500 adet minik reprodüksüyonu yer almakta. Tuija Seipell
  

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )  


ARŞİVDEN SEÇMELER



   Alsop'un Master planı                    Duvar sanatı                Ağaçta takılma mekanı              Kenji Hirata

 

 


Etiket:
 
Urbn Hotel, Shanghai
E-posta Salı, 15 Ocak 2008


Çin'in ilk nötr-karbon oteli, hip tarzda döşenmiş 26 odası bulunan URBN Hotel Shanghai, bu ilkbahar resmen açılmış olacak. Scott Barrack ile Jules Kwan'ın sahibi bulunduğu URBN, yeni bir butik otel imparatorluğunun ilk adımı olduğunu kanıtlamakta.
 

Lüks ortamlara ve 10 yıldan beri yaşamakta oldukları Çin'e hiç de yabancı olmayan ikili, önümüzdeki üç yıl içinde başta Beijing, Hangzhou, Dalian ve Suzhou'da olmak olmak üzere Çin'de 20 URBN oteli daha açmayı planlamaktalar. Otelciler çok kullanımlı malzemeler kullanarak, yeşil alanların azami oranda çok olmasını sağlayarak ve çevre dostu çözümler üreterek olabildiğince çevre dostu olmaya da özen göstermekteler.   




Kwan'la birlikte kurdukları butik emlak, yatırım ve gelişim şirketi  Space Development' ın yanı sıra, Kaliforniya'lı Barrack, Çin'de aralarında lüks bir muhit olan French Concession'daki  gayrımenkuller üzerine yoğunlaşan bir şirket ve kentin tüm hizmetlerin sağlandığı ilk butik apartmanı olan
Inn Shangha nın da bulunduğu birçok gayrımenkul şirketi kurmayı başarmış bulunuyor. Sidney, Avustralya'da doğan ve orada yetişen Kwan ise alternatif medya ve gayrımenkul gelişim uzmanı olarak çalışmakta. 

Ortaklar, Çin'de lüks yaşam tarzı arayışı içinde olanların gereksinimlerini nelerin karşılayacağını ve nelerin karşılayamayacağını tespit etme konusunda özgün ve tamamen kişisel bir bakış açısı geliştirmiş bulunuyorlar. Ziyaretçilere gerçek anlamda Şanghay şehrinde yaşam deneyimi yaşatabilmek amacıyla - ki, bu duygunun o zamana kadar gerçekleştirilemediğini düşünmekteydiler - kendileriyle aynı düşünceleri paylaşan uluslararası nitelikli Şanghay'lı ortaklarla birlikte çalışarak 1970lerde postane olan bir yapıyı şık URBN Hotel Shanghai'ye dönüştürmüşler. Sonuç ise çağdaş tasarım ile Çin'e özgü tasarımın muhteşem bir bileşimi olmuş.




URBN’in mekan ve alan konsepti ile iç mekan ve cephe tasarımları, ünlerini Şanghay’ın tarihi evlerini özgün rezidanslara dönüştürmelerine borçlu olan Kanadalı üç mimarın ortak olarak kurdukları
A00 Architecture  şirketinin eseri. Paris’de gerçekleştirdiği ticari, kültürel, rezidans ve emlak işleriyle olduğu kadar mobilya tasarımlarıyla da tanınan aslen Brezilyalı Tais Cabral ise, otelin iç mekan tasarımlarını gerçekleştirmiş. Tuija Seipell  

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket:
 
Hotel Marques De Riscal , Alava , İSPANYA
E-posta Pazartesi, 07 Ocak 2008


 

Hayır, 80’li yıllardaki mezuniyet balosunda giydiğiniz elbisenin kolları değil; yılbaşı hediyelerini sardığımız şık paket kağıtlarından artanlar da değil. Kurdeleye benzeyen yapı, Alava, İspanya’daki özgün bir otelin çatısını oluşturmakta. Ünlü mimar Frank O. Gehry  tasarımı olan Hotel Marque’s De Riscal ile mimar, İspanya’nın üzüm bağlarının, asma bahçelerinin geleneksel imajını yeniden ifade etmeye çalışmış. Otel / şarap üretim evi / şarap tadım merkezi olan yapı, 43 modern suitinin yer aldığı, bölgedeki en özgün mimari yapı olarak dikkatleri çekmekte olup, binanın arka cephesinin ön cepheden daha ilginç, etkileyici ve görkemli olduğunu da belirtmek isteriz. Binada yer alan süitlerde kablosuz internet, LCD Televizyonlar, mermer döşeli banyolar bulunmakta olup, otelin şık yemekler için bir restoranı ve bir turizm merkezi de hizmet vermeye devam ediyor.

İspanya’nın 19. yüzyıldan beri şarap üretim bölgesi olan Rioja bölgesinde konumlanmış bulunan otel, aslında Dame Edna Everage ve Küçük Ev (Little House on The Prairie) dizisinin oyuncuları ile anılabilir. Başka bir deyişle, hemen farkediliyor!
Lisa Evans 

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )






Etiket:
 
Dünyanın En Cool Otel Havuzları Nerede?
E-posta Perşembe, 01 Kasım 2007



Aslında yüzme havuzlarını hayatımızın bir parçasıymış gibi algılamaktayız. Otelde havuz kenarında keyif yapmak, sonra sağlık klübüne geçerek orada birkaç kulaç atmak, veya sağlık merkezindeki jakuziye girmek -  tüm bunlara alışmışız ve aynı zamanda bu imkanların olağanüstü olmalarını da bekliyoruz. Sadece temiz, klorlu suyla dolu,  parlak mavi zeminli havuz yeterli gelmiyor.  


Şu sıralar dünyadaki en iyi ve en ilginç otel yüzme havuzlarının peşindeyiz ve yardımlarınıza ihtiyacımız var.
 


Bir yandan bu işle ilgilenirken, öte yandan, havuz konusunun tarihçesini öğrenmek ilginç gelebilir. Yıkanma amaçlı havuzlar, tabi ki, yüzme havuzlarından daha öncelere tarihlenirler ve antik çağladaki olağanüstü görkemli, lüks ve şık hamamları hepimizin duymuşluğu vardır. Ancak, yüzme havuzlarının da antik çağlara kadar uzanan uzun bir tarihçesi bulunuyor.




MÖ 2500 gibi erken bir tarihte bile, Mısırlılar yüzmeyi organize bir faaliyet olarak bilmekteydiler ve Hindistan’daki yüzme etkinliğini betimleyen resimler de aynı devirlere tarihlenirler. Eski Romalılar, atletizm çalışmaları, su oyunları ve askeri eğitimler için yapay havuzlar inşa etmilerdi. Yüzme, aynı zamanda erkek çocukların eğitiminin bir parçasını oluşturmaktaydı.



Roma imparatorlarının, içinde canlı balıklar bulunan görkemli havuzlar çevresinde şekillenen yaşam tarzı havuz sözcüğünün Latince karşılığı olan picina kelimesinin doğmasını sağladı. Eski Yunanlılar ilk Olimpiyat Oyunlarına yüzmeyi dahil etmiyorlardı ama, yüzme sporunu yapmaktaydılar ve hamamlarının bir bölümü olarak tasarladıkları yüzme havuzları inşa ediyorlardı. Roma’daki ilk ısıtılmış yüzme havuzu MÖ birinci yüzyılda inşa edilmiştir.  



İngiltere’nin ilk kapalı yüzme havuzu Lemon Street, Goodman’s Fields, Londra adresinde bulunan 18 m. uzunluğundaki Bagnio, 1742 yılında açıldı. Bavyera Kralı II. Ludvig ise, elektrik gücüyle sağlanan sıcak su ve ışık kullanarak, dünyanın ilk dalgalı havuzunu 1879 yılında Linderhof kalesinde inşa edecekti.



Amerika Birleşik Devletleri’nde ise halka açık ilk kapalı havuzlar, yoksulların kişisel bakım koşullarını iyileştirmek amacıyla açılmıştır. Ancak, 1920’lere gelindiğinde, Amerikan halk havuzları aynı anda binlerce kişinin eğlenip, dinlenebildiği geniş ve büyük alanlar olarak belirir. Amerika Birleşik Devletleri’nde evlerdeki özel yüzme havuzları II. Dünya Savaşı’ndan sonra yaygınlaşmaya başlar ve Hollywood filmleri sayesinde arka bahçede konumlanan yüzme havuzu önemli bir statü sembolüne dönüşür.




Bu tarihi bilgiler oldukça sıkıcı; bizim istediğimiz ise, gerçek anlamda keyif ortamı sunan mekanlar – süper kalite olanaklar, muhteşem manzaralar, titizlikle düşünülmüş ayrıntılar, nefes kesen göz banyoları. Bu özelliklere sahip havuzları öğrenmek istiyoruz ki, bütün dünyayı haberdar edebilelim. Tuija Seipell
 

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )
  




Etiket:
 
Serinn House - Kapadokya
E-posta Cuma, 19 Ekim 2007
 


Türkiye’nin orta noktasında peri masalı gibi bir tatil geçirmeyi kim istemez. Peri bacalarının bulunduğu Kapadokya, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yer. Ürgüp’ün en güzel yerinde bulunan Serinn House  şu peri masalımıza çok uygun diyelim. Sadece beş odası olan özel, şık, modern ama tamamiyle Kapadokya’nın özelliklerini taşıyan bir ev/otel. Beşi de değişik olan Serinn odaları mimar Rifat Ergor  tarafindan orijinal mağara dokusu korunarak modern bir dokunuş ile tasarlanmış.



Wireless internet her odada var, bunun dışında oturma odası konseptinde televizyon, DVD ve müzik dinleyebileceğiniz bir mekan da düşünülmüş. Serinn’in sahibi Eren Serpen, uluslararası hizmet sektöründe ve dünyada gezdiği mekanlarda edindiği deneyimi bu mekana katmış.  Sabah uyandığınızda muhteşem Kapadokya manzarası olan terasta ev yapımı ekmekler, kekler ve yeni çekilmiş kahve ile güne başlıyorsunuz.

Pers dilinde “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelen Kapadokya’da dinlenmek dışında yapabileceğiniz aktiviteler de büyleyici; atcılık, dağcılık, havada balon gezintisi, bisiklet turları ve özel turistik turlar… Unutulmaz huzur dolu bir peri masalı sizi Kapadokya’da Serinn House’da bekliyor.

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye'den dünyaya ulaştıracağımız " cool" bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )







Etiket:
 
Su Dünya - Çin
E-posta Çarşamba, 12 Eylül 2007




Atkin's Mimarlık Grubu kısa bir süre önce etkileyici bir eserle katılmış oldukları bir uluslararası tasarım yarışmasında birincilik ödülünün sahibi oldular. Çin'deki Songjiang bölgesinde içi suyla doldurulmuş kocaman bir mekanda konumlandırdıkları 40 yataklı oteli sadece doğal taş ve doğal malzemeler kullanarak inşa etmeyi başarmışlar. Suyun altında bulunan sosyal ortamlar ve konuk odaları zaten özgün olan tasarımı daha da özgün kılmakta, ama onlara göre otelin cafeleri, restoranları ve spor etkinlikleri için ayrılan bölümleri de muhteşem.

En alt seviyede suyla ilgili bir tema işenmiş ve buraya lüks yüzme havuzunu konumlandırmışlar; ayrıca kaya tırmanışı, ormanlarda atlayış gibi birtakım ağır sporların yapıldığı merkez de bu katta bulunuyor. Tüm bu etkinliklerin yapıldığı kattan diğer katlara geçmek için özel çelik mekanizmayla çalışan asansörler kullanılıyor. Yukarıda gördüğünüz gibi görüntü olarak da olağanüstü bir imaj veren tesisin birincilik ödülünü kazanmış olmasına şaşmamak gerek. Ultra modern bir tasarımın nasıl kendi doğal çevresiyle uyum içinde varolabileceğini gösteren güzel bir örnek.   Andy G

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye'den dünyaya ulaştıracağımız " cool" bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


  

 

Etiket:
 
Hotel Particulier De Montmarte, Paris
E-posta Cuma, 07 Eylül 2007



Birçok unsuru bünyesinde birleştiren olağanüstü bir otel. Bu otelin teatral ortamı, sürprizler, lüks ve konforu bir arada ve ahenk içinde birleştirmiş. Otelimiz, Paris’in tarihsel bir bölgesinde, sanatın nabzının attığı yerde ve gece klüplerinin biribiri ardısıra dizili olduğu muhitte, Montmarte’da konumlanmış. Hotel Particulier de Montmartre kesinlikle büyümeye kararlı bir işletme. Morgane Rousseau ve Fréderic Comtet  ise projenin arkasındaki, onu tasarlayan ve yaratan iki büyük beyin. Mathieu Paillard’ın yardımlarıyla yarattıkları bu olağanüstü otelde sanat ve konforu bir araya getirmişler.



Sahipleri, tanınmış sanatçılar, tasarımcılar, heykeltraşlar ve mimarlarla çalışmışlar ve sonuçta sıcak, samimi, bu beş odalı, olağanüstü güzellikte atmosfere ve karizmaya sahip  otel meydana çıkmış.



Dikkati çeken odalardan biri “sebze odası” adını taşıyor ve New York doğumlu, Paris’de yaşayan çağdaş sanatçı Marine Aballea’nın eseri. Tasarımını ancak yorumlayarak çözebileceğimiz bu eserinde, asma bahçeler, ağaçlar ve güneş ışığı ile gölge oyunlarını işlemiş. Diğer odalardan biri olan ve kendi başına apayrı bir ünite gibi duran bir süit ise diğer sanatçıların birlikte tasarlayıp yarattıkları bir eser. Sanatçılarımız: Fotoğraf sanatçısı olan Natacha Lesueur (odanın temasını belirlemiş: Saçlardan bir perde); Resam Philippe Mayaux (Pencere konusunu işlemiş; moda ve tekstil küratörü Olivier Saillard (Şiirler ve şapkalar konusunu çalışmış); ve grafik ressam ve yaratıcı direktör Pierre Fichefeux (Kulaklı ağaç çalışmasını yapmış.)




Chanel, Colette ve Paul& Joe için çalışan ve özellikle butik işler yapan Finlandiyalı Mats Haglund özel oturma odasını yaratmış. Çıkış noktası olarak otelin sahiplerinin kişiliklerini gözönüne almış ve salonda Arne Jacobsen, Mies van der Rohe ve Alvar Aalto gibi isimlerin klasik eserlerini kullanmış.



Konuklar otelin her penceresinden bahçeyi görebiliyorlar; bu bahçe Louis Bénech tarafınan tasarlanmış. Louis Bénech ise dünyaca tanınmış Tuileries Bahçelerinin yenilenerek canlandırlmasını gerçekleştiren bahçe ve açık alan mimarıdır.



Böylesine yoğun sanatsal ve tasarım olarak zenginliklerle dolu olan The Hotel Particulier de Montmartre konukları kolayca kendisine çekeceğe benziyor. Ancak oteli yaşayabilmek için Montmartre’ın gece klüplerini bir kenara bırakınız ve bir zamanlar Montmartre’ı kendine mesken tutmuş olan bu muhitin eski sakinlerini düşününüz: Salvador Dali, Claude Monet, Pablo Picasso ve Vincent  van Gogh gibi. Ve... Junot Caddesi ile Lepic Sokağını bağlayan gizli yolu keşfetmeyi ihmal etmeyiniz.  Büyücü’nün Taşına doğru devam ederek buradaki demir kapıların sizin için açılmasını dileyiniz. Tuija Seipell



(
Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )




Etiket:
 
Lux 11 Otel - Berlin
E-posta Cuma, 07 Eylül 2007



Berlin,
UNESCO’nun Yaratıcı Şehirleri listesinde bulunan şehirlerden biridir ve oldukça önemli ve güçlü bir yaratıcı alt-kültüre sahiptir. Ancak şehrin şık ve zarif özelliklerinin farkedilmesi zaman alır, ilk bakışta pek anlaşılmazlar, çünkü Berlin şehrinin albenisi ve hatta seksapeli, Paris veya Roma gibi insanı anında yakalamaz. Ve... Sabah saat 11:00’den önce birşeyler yapmayı planlamayınız – o saate kadar şehir ölüdür.      

Şansımız vardı ki, hareketin nerede merkezlendiğini biliyorduk. Berlin’in Mitte semtine (Almanca, orta veya merkez anlamına geliyor) yöneldik. Burası, bir kısmı eski Doğu Berlin’e ait olan tarihi bir bölge. Şu günlerde ise, neredeyse SOHO’dan bile şık ve zarif oduğu kadar, bir anlamda orayı da anımsatmakta. Yenilenen ve restore edilen binaları, tasarımcı elinden çıkmış, türünün tek örneği sayılabilecek kadar özgün mağazaları, cafe’leri, fırınları, restoranları, barları, sanat galerileri, atölyelerinin yan sıra, bu semtte atan yaratıcı nabzın kendine doğru çektiği tasarımcılar, mimarlar, fotoğrafçılar ve sanatçıları ile bambaşka bir dünya. Mitte semti aynı zamanda Berlin’in kalbi de sayılmakta; görülmesi gereken belli başlı tüm adresler, yerler ve mekanlar ve birçok medya şirketi semt sınırları içine konumlanmış bulunuyor.    



Mitte’de Lux 11’de kaldık. Lux 11, sosyalist amaçlar için çalışmış olan ve bugün ismi caddede yaşayan, Rosa Luxemburg’a bir selam anlamı da taşımakta. Otelin ismi aynı zamanda lüks ve ışık kavramlarına da gönderme yapmakta (lux kelimesi, Latince ışık, demektir). Lux 11, 2005 yılında yenilenmiş bir binada açılan 72 odalı şık bir apartman otel olup, 19. yüzyılın sonlarına doğru şık ve kalburüstü kimselerin ikamet ettiği zarif bir rezidans binasıydı. Daha sonra, iş yerine dönüştürülen yapıda, bir zamanlar Soğuk Savaş günlerinde ofisi bulunan KGB’nin, buradan Moskova ile doğrudan iletişim kurduğu söyleniyor. Bu anlatımın doğru olup, olmadığını bilmiyoruz, ama, öykü olarak hoşumuza gitti.              

Otelin genel anlamda konsepti ve iç mekan düzenlemesini Londra’lı mimarlar
Giuiana Salmaso ve Claudio Silvestrin tasarlamışlar.  Öyle bir ortam yaratmayı başarmışlar ki, burada tertemiz, minimalist ve işlevsel tarz ile titiz ve ince düşünülerek oluşturulmuş detaylar muhteşem bir uyumla içiçe geçmişler. Beyaz duvarlar, doğal ahşap malzeme, Çin yeşili beton, deri perdeler, sert kumaş kullanılan mobilya döşemelerinin de katılmıyla sağlanan bütünlük ancak yaşanarak hissedilebilir.