2008 Aznom Chateau Mini |
Pazartesi, 12 Mayıs 2008 |
Tasarımı MINI Clubman S esas alınarak gerçekleştirilen MINI Chateau, Monaco’da kısa bir süre önce yer alan En Seçkin Markalar fuarında dünyaya ilk kez tanıtılmış oldu. Sadece 12 adet olarak sınırlı sayıda üretilecek olan araba, ahşap parçaları ve şoka dirençli minyatür şarap kavıyla (6 şişe ve kadehten oluşuyor) son derece özgün ve lüks bir yapım olarak dikkatleri çekmekte.
MINI Chateau’nun ışığa bağlı olarak değişen inci rengi parlak kahverengi görüntüsü, tavan örtüsü, çamurlukları ve başka bazı detaylarında kullanılan bej/altın sarısıyla uyum içinde. Ama, asıl dikkatleri çeken özelliği ise, hem içinde, hem de dışında değerli ahşap malzeme kullanılmış olması. Arabanın içinde Aznom tarzı kumaş malzeme ve Güney Amerika kovboylarına özgü deri ile Alcantara malzeme kullanılarak sıcak ve geçmişi anımsatan bir atmosfer yaratılmış.
Tekerlekler, 18-inç TSW ‘Pace’ tipi olup, 205/40 Yokohama S-Drive tipi lastikle kaplanmış. Mini Chateau’nun sınırlı sayıda üretilen 12 adedinin her birinde ait olduğu şanslı kişinin ismi yazıyor olacak. Tuija Seipell
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
BMW M1 Konsepti |
Perşembe, 01 Mayıs 2008 |
|
 Çoğumuz otobanda yanımızdan geçen BMW’lerin arkasındaki ‘M’ yi biliyoruz, gerçekten de o arabaya yetişmek mümkün değildir. BMW şirketinin ‘M’ bölümü, kısa bir süre önce, en son konsepini açıklamış bulunuyor – motoru gövdenin ortasında yer alan ve ilk kez otuz yıl önce BMW ile Lamborghini’nin birikte çalışarak ürettikleri süper arabaya bir selam niteliğinde ürettikleri M1.
 Süper arabaların dünyasında, M1 kesinlikle kendine özel bir konuma sahip bulunuyor – retro tarzda cool ile devrimci tarzın müthiş uyumunu sergilemekte. Yeni yaratılan Liquid Orange M1 şu anda sadece bir konsept olabilir, ama arka aynalarınızdan o boncuk boncuk farların hızla yaklaştığını gördüğünüzde hemen hızlı şeritten çıkmalısınız – sizi geçenler olacak! Andrew J Wiener
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Dodge Challenger - Fiziksel gücün simgesi retro araba |
Pazartesi, 07 Nisan 2008 |
 Her yıl gerçekleşen Detroit Auto Show fuarı Amerikan otomobil üreticileri için bir platform niteliğinde olup, özellikle de, eğer tanım yerindeyse, otomobil üreticilerinin fiziksel güçlerini ortaya koyup, sergiledikleri bir ortam oluşturur – ve bu yıl da Chrysler Corporation şirketi tam da bunu yapmış bulunuyor. Dodge, 2009’da pazara sunacağı Challenger serisinden üç yeni modelini tanıttı: SE (3.5 litre V6, 250 hp), R/T (5.7 litre HEMI V8, 370 hp) ve SRT8 (6.1 litre HEMI V8, 425 hp).
Otomobil üretiminde yeni nesil tasarım anlayışının ortaya çıktığı 1970’li yılların başında caddelerde ilk kez görmeye başladığımız Challenger, fiziksel güç sergileyen orijinal Amerikan arabalarından biriydi (Ford Mustang ve Chevrolet Camaro ile birlikte). Motor gücü ve çelik, ortama hakim oluyor, performans, estetik anlayışa üstün geliyordu ve Detroit’deki oto endüstrisi hızla parlak günlere doğru ilerlemekteydi.
 Hemen hemen 40 yıl sonra, bugün, otomobil endüstrisi, özellikle de Detroit’de birçok engelle karşı karşıya kalmış bulunuyor – bunların arasında pazardaki en çok yakıt tüketen arabaları üretebilme yarışının sonlanması gibi tartışmalı bir konunun etkilerinden kurtulma çabaları da bulunmakta. Son eğilim, derli toplu, etkin ve ekonomik yakıt kullanma yönünde – ama, o zaman performans ne olacak? Seçtiği modele bakılırsa Dodge, adeta nabız temposunda, benzin pompalayan araba izlenimi vermeyi neredeyse garantilemiş. Spor arabaya daha az benzeyen SE model, kendinden daha büyük abileri gibi yarış bantları ve simgeleri taşımıyor ve daha güçlü modellerde bulunan çift egzoz borusuna karşılık, arkada sadece bir adet egzoz borusu bulunuyor.
Dodge, retro tarzı anlayışı yansıtan Challenger modellerinde araba meraklılarının aradıklarını bulacaklarına inanmakta: birçok farklı performans seçenek ve özellikleri ki, aralarında sesle çalışabilen MyGIG Mültimedya ve Uconnect sistemleri, motoru Uzaktan Kumandayla çalıştıran Anahtarsız modeller ile, arabayı eğimli arazide çalıştırmak için beş farklı hız yapabilen Hill Start Assist sistemi donanımlı modeller bulunmakta. Biraz toz duman yapma devri geldi – yine arabayla dolaşmak biraz dağınık ve toz içinde olmayı gerektirecek!

|
Ferrari 612 Scaglietti kişiye özel program |
Salı, 01 Nisan 2008 |
|

Özellikle dünyadaki milyoner ve trilyonerlerin sayısı hızla artarken, sıra dışı markaların global anlamda özgün kalmayı nasıl başarabildiklerini hep merak etmişizdir. Beverly Hills, Dubai ve Londra’nın seçkin caddelerinden şöyle bir geçerken, birçok özel tasarım İtalyan ve Alman spor araba mağazası görürsünüz. Bulunduğunuz yerdeki Ritz Carlton otelinin araba park yerindeki özel park görevlisi, toplam değeri birçoğumuzun ömür boyu biriktirebilmeyi sadece hayal edebileceğimiz değerlerdeki arabaların direksiyonlarına geçer.
Ne mutlu ki, Ferrari’deki akıllı uzmanlar uygun bir plan tasarlamış bulunuyorlar; böylece, şehirde dolaşırken, siz de komşularınızın Ferrari’lerinin arasında kendi arabanıza park etme yeri bulmada onlarla hemen hemen aynı sıkıntıları yaşayacaksınız. Şüphesiz, Ferrari müşterileri arabalarıyla ilgili beklentilerinin her zaman karşılanmasına alışkındırlar; ancak, artık, sadece kendilerine özel unsurların ilavesiyle kişiselleştirme süreci en uç noktaya taşınmış bulunmakta – işte, bilmek isteyeceğiniz herşeyi sunuyoruz:

Maranello, İtalya’daki Ferrari fabrikasını ziyaret etmek için kayıt yaptırdığınızda, orada bir danışman tarafından karşılanarak, özel olarak tasarlanmış bir atölye ortamına alınırsınız. Oscar ödülleri adayı Valentino’ya benzeyen danışmanınız, size yeni geliştirilen Kişiye Özel Programı tanıtmaya başlar; sözkonusu program çerçevesinde tüm aksesuar ve detaylarıyla teker teker ilgilenerek kendi Ferrari 612 Scaglietti’nizi tasarlayabilirsiniz.
Motoru önde yer alan ve direkt arka tekerleklere bağlı direksiyonuyla markanın flaması olan Ferrari 612 Scaglietti, serideki iki kapılı ve dört koltuklu tek model olarak öne çıkıyor. Ferrari’ye özgü Süper Hızlı vites düzeneği sayesinde 612 sürücüsü, direksiyon konumlu, farklı vites kolları arasındaki geçişleri 100 sanise içinde gerçekleştirebilmektedir. Bu çerçevede, 612, saatte 320 km. hıza kadar çıkmayı başarmakta.

Yeni modelde arabanın kullanım alanının üzerini boydan boya örten elektrokromik ve panoramik tavan örtüsü bulunuyor. Sadece bir düğmeyi çevirerek, tavanın donuk ve mat dokusunu saydam dokuya dönüştürebiliyorsunuz; böylece iç mekana giren güneş ışığının miktarı ayarlanmış oluyor.
Tamam, Ferrari’lerin söylediğimiz kadar yaygın olmadıklarını kabul ediyoruz, ama, aynı zamanda eminiz ki, kişiye özel bir tasarım danışmanının rehberliğinde, gerçekten özgün olarak tasarlanan bir Ferrari ile caddelerde dolaşabileceğinizi öğrenmek bazılarınızın hoşuna gidecektir. Andrew J Wiener
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )

|
Bugatti EB 16.4 Veryon - Pur Sang |
Lamborghini Reventón |
Çarşamba, 13 Şubat 2008 |
|

F-22 Raptor savaş jetinden esilenerek tasarlanan ABD $ 1.5 milyon değerindeki Lamborghini Reventón sunulmuş bulunuyor. Rakamlarla ifade edersek, burada tanımladığımız süper araba, 650hp 6.5L V12 gücündeki motoru sayesinde sadece 3.2 saniye içinde ulaştığı 0-60 mph’lik hızıyla saatte maksimum 211 mile çıkabilmekte. Lamborghini tasarım ekibi, teknik anlamda Murcielago LP640 modeli esas alarak, arabayı önce değiştirip, sonra yeniden donatmışlar. Halen mevcut olan diğer modellerde olduğu gibi, Reventón da kesin ve net kenarlar, yumuşak yüzeyler ve aerodinamik hatlarla tanımlanmakta. Heveslenmiş olabilirsiniz, ancak çek defterlerinizi ve kredi kartlarınızı kaldırınız; yirmi arabanın tümü, Lamborghini markasının artık bir efsane haline gelen konumunu daha da güçlendirmek amacıyla üretilecek. Andrew J Wiener
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Lexus LF - A Roadster |
Cumartesi, 02 Şubat 2008 |
Dünyadaki otomobil üreticilerinin birçoğu Kuzey Amerika Uluslararası Oto Fuarını araba tasarımı alanındaki yeni tasarım ve yeni konseptlerin tanıtılması için bir platform olarak kullanırlar. Detroit, Michigan’da gerçekleştirilen bu yılki fuar henüz bitmiş bulunuyor ve orada gördüğümüz en az birkaç yeni tasarımın dikkatimizi çektiğini belirtmek isteriz.
Lexus LF serisi veya “L-zerafet” serisi bir dizi konsept arabasından oluşmakta ve aralarında bu yıl Toyota Motor Corporation’ın sunduğu LF-A Roadster bulunuyor – ki, bu araba daha önce LF-A kupa arabası olarak tanımlanan modelin üzeri açık versiyonu olarak nitelenmişti. LF serisi, Lexus tasarımında yepyeni bir yönelimi temsil ediyor – heyecan verici zerafet, net ve basit hatlardan doğan sadelik ve yumuşak geçişlerle sağlanan bütünlük etrafında oluşan felsefesi ile ifade buluyor.
 Yüksek performanslı üzeri açık Roadster, günümüzde yollarda gördüğümüz en çok arzu edilen arabalarla rekabet etmek üzere tasarlanmış bulunuyor. Şöyle bir bakınca, alçak profilli aerodinamik formu hafif karbon lifleri ve alüminyum kullanılarak imal edilmiş olup, belli bir hız sınırına ulaşıldığı zaman arka kanadı otomatik olarak aşağıya inmekte. LF-A Roadster’in ne tip bir tavan örtüsüyle örtüleceği hakkında henüz kulağımıza resmi bir bilgi gelmemiş olmasına rağmen, arzumuz odur ki, sert materyalden yapılmış, tam otomatik, açılır kapanır bir tavan örtüsü Lexus’un rakipleriyle başedebileceğinin göstergesi olacaktır. Andrew J Wiener
(Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
MC1 Süper Araba Konsepti |
Perşembe, 24 Ocak 2008 |

Yeni arabaların tasarım süreçlerinde köklü değişiklikler yapmak amacıyla ve biraz da deneysel anlamda, sadece 3 ay gibi bir süre içinde yaratılan MC1 Süper Araba, C2P Otomotiv Şirketi'nin yanı sıra Motorcity Europe'un da kurucusu olan David Hilton'ın eseri. Çalışma hayatının şekillendiği sürenin büyük bir kısmını Ford için çalıştığı dönemde tanımlayan Hilton, MC1 modelin ancak 2011 yılında üretime hazır olacağını düşünmekte, tabi, eğer doğru müşteriyi bulursa. Motoru gövdesinin ortasında konumlanmış olan, V10 kuvvetindeki süper arabanın henüz bir kimliği veya markası bulunmamakta. Ancak, inanıyoruz ki, pek yakında arabanın ızgara görünümlü ön panelinde, dikkatleri hemen üzerine çeken ilginç bir logo yer alacak.
Bilgisayar kaynaklı tasarımı hızla mühendislik çalışmalarına dönüştüren Motorcity Europe, arabanın oranları ve üretim yöntem ve süreci konularında radikal boyutlarda farklı bir yaklaşım benimseyerek, süper arabanın tasarımını gerşekleştirmeyi başarmış bulunuyor. Arabanın kaportası ve dış görünümü, bazı yönlerden tamamen fütürist bir anlayış sergilerken, MC1, hemen hemen her açıdan, hayalini kurduğumuz ve günün birinde sahip olabileceğimiz arabalardan birine benziyor. Ne kadar şanslıyız ki, şu anda sadece dışını görebiliyoruz - içi ise bu ilkbahar hazır oalcak. Andrew J Wiener
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )

|
Park(etme) Günü - San Francisco |
Salı, 22 Ocak 2008 |
|

3üncü PARK(etme) Günü kutlamaları için, San Francisco’lu sanatçılar, kuruluşları Rebar’ın öncülüğünde herşeyi biraz daha ileriye taşımaya karar vererek, tekerlekler üzerinde konumlanan ve pedalla hareket ettirilen Parksiklet’i tasarlamışlar.
Bütün dünyada kutlanan global etkinlik, park noktalarının “PARK(edilen)” alanlara dönüştürülmesi için sanatçıları, aktivistleri ve sıradan vatandaşları teşvik etmeyi amaçlıyor: hedef, herkese açık geçici parkların oluşturulması. Bu sefer, 47 şehirde 180 gibi önemli sayıda geçici park alanı yaratılmış.
Rebar’ın kurucularından John Bela şöyle diyor: “Cadde ve sokakların kullanımlarını yeniden değerlendirme süreci, şehirlerimizde kalıcı değişimler geliştirerek şehirlerde yaşayanların yaşam kalitelerini arttırma yolunda önemli bir adımdır.”
Üç kişilik bir ekiple çalışan, ancak 7 m’lik çim alanı üzerinde çok faha fazla sayıda kişinin keyifle oturabileceği Parksiklet, ayrıca 5 m boyunda bir ağaç ile güneş enerjisi ile çalışan ve fren sistemi için gerekli olan pilleri da barındırmakta.
Saatte en çok 5 mil yapan aracın Fransa Ralli’sine katılması bir hayli güç olsa da, manzaralı bir piknik için olağanüstü imkanlar sunduğu tartışılmaz. Brendan McKnight
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Kamyonda yaşamak |
Mercedes- Benz bisiklet koleksiyonu |
Cumartesi, 08 Aralık 2007 |

Çevresel anlamda duyarlı olmak için çaba gösteren, ama aynı zamanda Alman mühendisliğinin eseri otomobilinden de vazgeçme fedakarlığını yapmak istemeyenler için Mercedes-Benz Accessories, GmbH şirketi, Almanya’nın en önemli bisiklet üreticisi ADP Mühendislik GmbH şirketiyle güçlerini ve imkanlarını birleştirip, birlikte çalışarak son derece özgün Mercedes-Benz Bike Koleksiyonu’nun yeni üyesi Katlanan Bisikleti yaratmış bulunuyor.
Katlanan Bisiklet, kişinin Mercedes-Benz’den beklediği tüm özelliklere sahip – ve aynı zamanda herhangi bir kentsel yerleşim ortamında dolaşım anlamında tercih edilme imkanları da sunmakta. Patentli bir mekanizma, bisikletin iki aşamalı bir uygulama ile kolayca katlanmasını sağlıyor. Bisikletin selesinin yanında yer alan ve kolayca ulaşılarak harekete geçirilebilen bir düzenek, ön ve arka tekerlekleri bir araya getiriyor ve ön tekerleğin üzerinde konumlanmış olan ikinci bir düzenek ise, gidonların aşağıya doğru katlanmasını gerçekleştiriyor. Tamamen katlandığıda 18 x 18 x 7 cm boyutlarını alan bisiklet rahatça bir arabanın bagajına sığabildiği gibi, bir garaj veya apartman dairesine de yerleştirilebilmekte. Bisiklet katlı durumdayken bile yük taşıma amaçlı sepeti kullanılır durumda oluyor ve yedi litrelik Teflon sıvı taşıma haznesine de ulaşılabiliyor.
Mercedes’in yaptığı her üründe olduğu gibi Katlanan Bisikletin de alüminyum kaplama süspansiyon sistemi sayesinde sürücüler hemen hemen her tür zeminde seyrederken rahat edebiliyorlar. Bisiklet sürücüsü kentsel yerleşim ortamında dolaşırken, yüksek etkinlik özelliklerine sahip fren diskleri sayesinde beş vitesi istediği gibi kullanabiliyor. Andrew J Wiener
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
|