Advertisement
09:23 17 05 2008
ana sayfa arrow gösteriler
Villa Eugénie – Podyumlarda Olağanüstü Bir Başarı Öyküsü
E-posta Çarşamba, 14 Kasım 2007
Villa Eugenie, kelimenin olabilecek en geniş kapsamlı ve dolu dolu tam anlamıyla bir “etkinlikler” şirketi. Bu şirkettekiler tanınmamış veya az tanınan film yıldızları için düğün davetleri veya bebek kutlama partileri organize etmiyorlar. Etienne Russo’nun önderliğinde çalışan Villa Eugénie’nin ekibi için önemli bir moda evinin önemli bir defilesini organize etmek ve yönetmek rutin bir iş anlamına gelmekte. Ve herkesi şaşırtıp, hayran bırakmak.   



Çoğunlukla podyumlardaki görkemli ve şık uygulamalarıyla tanınan Villa Eugénie, artık sadece olağanüstü moda gösterileri yaratmakla kalmıyor, her tür lüks iş koluyla ilgili muhteşem etkinlikler sahneliyor – dünyanın her yerinde mağaza açılışları, önemli kutlamalar, mücevher ve takı, parfüm, sanat ve opera gösterileri ile kurumsal etkinlikler ve fuarlar düzenliyor. Ekip, aynı zamanda belli başlı moda markalarına mağaza konseptleri, mağaza konumlamalarına yönelik araştırmalar, ışıklandırma ve marka gelişimi gibi konularda da danışmanlık hizmeti sağlamakta. Merkezi Brüksel’de olmasına rağmen, Villa Eugénie belli başlı tüm moda ve lüks yaşam tarzı merkezlerinde faaliyet göstermektedi. Miami’de de sürekli bir ofisi vardır.          
 



Onları takdirle izliyor, sadece moda olanı satın alan deneyimli müşterileri veya tanınmış moda imparatorluklarının podyumlarının kenarında sıralanan ünlüleri nasıl etkilediklerini hayranlıkla gözlemliyoruz. Sözkonusu etkinlikler önemli konserler veya sanat sergileri gibi değerlendirilmekteler. Zaten gösterilerin kendileri birer tiyatro yapıtı gibi ve her seferinde hem tasarımcılar, hem de moda adına, ki, çoğu giysiler biz sıradan insanların giyemeyeceği şeyler oluyor, daha büyük ve şaşırtıcı süprizler yaratmayı başarıyorlar .    
  



Villa Eugénie tam olması gerekeni gerçekleştirmeyi başarmakta. Yıllar geçtikçe, şirketin müşteri listesi adeta moda dünyasında Kim Kimdir niteliği kazanıyor: Chanel, Dries Van Noten, Miu Miu, Maison Martin Margiela, Lanvin, Hermes, Hugo Boss, Sonia Rykiel, Olivier Strelli, ve Adidas-kaynaklı Y-3.
  



Bunların hepsi çok büyük prodüksüyon bütçeleri olan önemli markalar. Ancak, bütçelerin de belli bir sınırları olduğunu bilmemize rağmen, aynı prodüksüyon şirketinin tek bir sezonda birçok gösteri tasarlayabilmesi hayranlık uyandırmakta – ve hiç birini kaçırmadan tüm gösterileri izlemeye meraklı aynı seyirci kitlelesi kendilerine özgü eleştirel yaklaşımlarıyla bütün etkinliklere katıldıkları gibi, asla hiçbir şeyin sıradanlaştığı veya belli bir formül çerçevesinde kendini tekrarladığı gibi bir izlenime kapılmıyorlar. Sanırız Etienne Russo’nun ele aldığı her proje için geçerli olan sınırsız yaratıcılık ve ayrıntılara gösterilen acımasız dikkat etkinliklerin böylesine olağanüstü gerçekleşmesinin iki önemli nedeni.    



Russo, 1980’lerde Brüksel’deki tanınmış bir gece klübü olan Mirano’da sanatsal gösteriler  gerçekleştiren bir barmen olarak oldukça mütevazi şartlarda hayata başlar. Kısa bir süre sonra burada yarattığı önemli etkinlikler dikkatlerin yoğunlaşmasına sebep olur. Kendisinin gerçek anlamda ilk moda müşterisi olan Dries Van Noten için model, satış görevlisi, ışıklandırma mühendisi, ahçı olarak sorumluluklar alır ve nihayet 1991 yılında Van Noten’in Paris’de gerçekleştirdiği ilk moda gösteriminin olağanüstü prodüktörü olur.  



1995 Yılında Russo kendi prodüksüyon şirketini kurar ve şirketin konumlandığı şık ve zarif villanın ismini şirketine verir. 2004’den beri Villa Eugénie ekibi daha önce Brüksel’in güney istasyonu olan binada (Bruxelles-Midi, Brussel-Zuid) çalışmalarını sürdürmekteler. Geniş ve büyük cam bir panelle örtülü mekan Ghent’li mimar Glenn Sestig  tarafından yeniden tasarlanmış.  



Glenn Sestig, Sestig Hotel isimli ilk lüks otelini bu yıl açan kişi aynı zamanda. Ghent’deki kübik planlı Huis Van Waes binasını yeniden tasarlayarak oteli yapılandırmış. 
 



Haber konusu yapmamız gereken, gördüğünüz başka etkinlikler var mı? Lütfen
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır adresine e-posta ile bildiriniz. 







Etiket:
 
Fuerzabruta New York'da
E-posta Salı, 30 Ekim 2007



New York’a yolu düşeceklerin dikkatine. Kredi kartlarınızı hazırlayın ve hayatınızda görebileceğiniz en özgün gösterilerden biri olan Fuerzabruta’yı ayakta seyredebilmek için yerlerinizi ayırtın. Adeta yalın fizikselliğin kutlanması olan
Fuerzabruta  ‘da  oyuncular, rahatlıkla ve hiç bir engele rastlamadan – yer, hava ve sualtı düzlemleri olarak - üç farklı sahne düzlemi arasında gidip geliyor, hareket ediyorlar. Gösteri o kadar etkileyici ki, onları seyrederken insan, kendini çok çılgın ve farklı bir Paris gece klübünde hissediyor. Gösteriyi en azından, seksi, heyecan verici ve nefes kesici olarak tanımlayabiliriz. Yaratıcılardan biri olan Diqi James, “Seyircilerin bir kısmı gösteriyi dans ve tempo olarak algılayarak, fizikselliğin yoğunluğuna kapılıyorlar, bir bölümü ise ağızları açık, sadece seyrediyorlar” diyor. Seyirciler tüm performansı ayakta izlemek durumundalar, ama aslında, oturarak seyretmiş olsalardı da, yine ayakta alkışlarlardı. Fuerzabruta, 17 Şubat’a kadar  Daryl Roth Tiyatrosu’nda sahnelecek. Biletler $70 bedelle satılmakta olup, gösterinin başlamasından iki saat önce sınırlı sayıdaki $25’lık son dakika biletlerinin de (sadece nakit ödeme koşuluyla) satışa sunulacağını bildirmek isteriz. Billy T

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



 


Etiket:
 
FUERZABRUTA - Yeni “Cirque Du Soleil”
E-posta Pazartesi, 26 Haziran 2006

Image

Dikkat: Londra’da olup da, bu yazıyı okuyanlar, lütfen dikkat. Kredi kartlarınızı hazırlayınız ve ‘Fuerzabruta’ da yerlerinizi ayırtınız; hayatınızda göreceğiniz en olağanüstü show’lardan biri olduğunu göreceksiniz. Aynı tarzda olan Cirque Du Soleil’in sunduğu Las Vegas’ta gösterimde olan Le Reve ve Ka ve O’da, aynen Fuerzabruta gibi adeta yalın fizikselliğin kutsanmasını sahneliyorlar. Gösterilerde, oyuncular üç ayrı platformda – toprak, hava ve sualtı - kurulu sahneler arasında geçişlerle gidip gelirlerken, insan kendini Paris’deki o ünlü deneysel gece klüplerinden birinde sanıyor. Seksi, heyecan verici, hatta nefes kesen gösteriler daha başka nasıl tanımlanabilir, acaba. Seyircilerin tüm gösteriyi ayakta seyrettiklerini gözlemliyoruz. Zaten, başka türlüsü de beklenmezdi. Fuerzabrute 31 Ağustosa kadar Round House Theatre gösterilerini sürdürdü. Billy T.

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


Image


Etiket: London, Theatre,
 
Hollywood Pet Spa
E-posta Pazartesi, 12 Haziran 2006

Image

Hiç merak ettiniz mi, annecikleri bir ödül törenine gittikeri zaman ünlü kişilerin ev hayvanlarına ne olur? Kendilerini Hollywood’daki Ev Hayvanları Sağlık Merkezi’nde (Hollywood Pet Spa )  bulurlar. Grafik sanatçısı / yazar Andrew Georgiou tarafından yaratılan bu komik mi komik karakterler, ev hayvanları sağlık merkezindeki hayatları ile canlandırılmışlar ve bir de başka ünlülerin ev hayvanları onlara ziyarete geliyor, tabi.

Estetik cerrah Mc Tavish var sonra, Yengeç var ve Pussi Ming de var. Pussy Ming bir İran kedisi olup, aynı zamanda hemşire de olabiliyor; hem de kimin hemşiresi: Dr. Bubbles’ın. Peki, Dr. Bubbles kim, mi? Dr. Bubble’s Michael Jackson’un çok sevdiği hayvancığı, ama değişim geçirmiş ve seks terapisti olup, karşımıza çıkmış. Busty Martiez ise eski porno yıldızlarından bir maymun. Daha bitmedi: Shitzu & Shitzme da var. Ünlüler hakkında yazılar yazan, haber yapan dedikodu yazarlarına dedikodu taşıyan kirpiler. Bu arada ünlüleri de görüyoruz; hem de en özgün halleriyle ortaya çıkıyorlar. Örneğin, oksijensiz kalmış bir Madonna. Giydiği taytlar o kadar dar ki, kan dolaşımı durmuş, artık kollarına, bacaklarına ve hatta beynine kan gidemez olmuş.

İşte, tüm bu karakterlerin hepsi birden ev hayvanları sağlık merkezindeler ve sürekli müşterilerinin talep ve ihtiyaçlarını karşılamakla meşguller. Sürekli müşteriler arasında kimler yok ki, Paris’in Tinkerbell’i, hatta Oprah’ın Sophie’si bile oradalar. Ancak, aynen ‘düşük çeneler, gemiler batırır’ atasözünde olduğu gibi tüm bu ünlü ev hayvanları hidro-banyolarda rahatlarken veya Mai Tai masajı ya da Schmuck sakinleştirici egzersizlerini yaparlarken, sahipleri hakkında o güne kadar kimselerin duymadığı bir dolu Hollywood sırrını da açık ediyorlar. Ev hayvanları sağlık merkezi giderek bir sağlık merkezi olmaktan çok dedikodu merkezi olmaya başlıyor. Bu dönüşüm neticesinde günlük magazin yayınlarına paha biçilmez malzeme sağlıyor. Canlandırmalar Gawker.com tarafından gerçekleştirilmiş.  

Yazılımı halen gelişim aşamasında olan proje, daha şimdiden prodüksiyon çevrelerinin dikkatini ve giderek yoğun ilgisini çekmiş durumda; dahası, ortak prodüksiyon tekliflerine de açık. Georgiou’nun karakterlerinin üzerlerinde baştanbaşa HIT (en ünlü) yazıyor ve  Hollywood Ev Hayvanları Sağlık Merkezi kaynaklı dedikoduları öğrenmek için onların ekrana gelmelerini bekleyeceğiz.  
Billy T.

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket: TV Shows,
 
Dünyanın en büyük showu - LE REVE (Las Vegas)
E-posta Cuma, 09 Aralık 2005

Image

Şöyle düşünün, hayatınızda gördüğünüz en hayret verici, insanın aklını başında alan en şaşırtıcı gösteriye tanık olacaksınız. Şimdi, bu imajı zihninizden çıkarın ve bu saydığımız özelliklerden daha da görkemlisiyle, daha da büyüğü ve daha da cesurca sergileneniyle  karşılaşacağınızı hayal edin. Le Reve – Dünyanın en büyük show’u , kelimenin gerçek anlamıyla, öyle. 2087 koltuklu ve kocaman kubbeli bir salonda, Wynn Hotel’in adeta kutsal bir mekana benzeyen muhteşem tiyatrosunda sahneleniyor. Wynn Hotel, Las Vegas’ın en pahalı ve şık oteli olup, Le Reve ise, daha önce benzerine rastlanmamış bir gösteri olarak kendine uygun bir mekanda gözler önüne serilmekte. Sözünü ettiğimiz muhteşem güzellikteki, akıllara durgunluk verecek özellikte bir gösteri; içinde neler yok ki; akrobasi, su akrobasisi, müzik, kostüm, uçuşlar, ışık oyunları ve... bütün bunlar muazzam bir denize dönüştürülmüş sahnede gerçekleşiyor.

Cirque du Soleil’in önceki kreatif direktörü Franco Dragone tarafından tasarlanarak yaratılan Le Reve, hem estetik hem de mekanik açılardan en şık ve güzel sahne tasarımını kullanarak yarattığı su dünyasını pırıl pırıl ışıklar ve egzotik yaratıklar ile süslemeyi başarmış.

Fransızca ‘Rüya’ anlamına gelen Le Reve’i izlediğim zaman onu aynen önceden tahmin ettiğim gibi buldum. Gösteri, Wayne isimli karakterin rüyalarını konu etmekte. Bu rüyalardan hareketle, rehberi Morpheus’un önderliğinde rüyasının içinde dolaşmaya başlayan Wayne, bu gizemli dünyada gerçekleştirdiği gezisi boyunca gerçekten uçan melekler görüyor. Franco Dragone işlediği öykünün çerçevesinde insan tabiatının iki farklı cephesini sergilemekte. Onun sanki kolayca oluyormuş gibi duran bu müthiş ve büyük başarısını izleyerek şaşıp kalıyorsunuz.

Öykünün kurgusu da çok ilginç; insanı büyüleyen efektlerin etkisinin yanı sıra öykünün kendisi de son derece sürükleyici ve her sahnede bambaşka bir gizemle seyirciyi alıp götürüyor. Bir milyon litre suyla sahnede kurulan havuzda sahnelenen gösteride, havuzun kendisi de oradaki güçlü ışıkları yansıtarak daha da kuvvetli hissedilmelerini sağlamakta. Böylece elde edilen ışık ortamında, yine ışık oyunlarıyla yağmurlar yağıyor, karlar yağıyor ve hatta yangınlar çıkıyor; karşımızda adeta 50’li yılların filmlerinden birinin canlandığına tanık oluyoruz.  Adeta bir moda dergisinden çıktıkları izlenimi veren oyuncular yüzüyorlar, dans ediyorlar ve uçuyorlar; bütün bunlar orada yaratılan su dünyasında ve gerçekmiş gibi canlandırılmaktalar. Birbirinden farklı kostümlerin kullanıldığı gösterimde klasik modellerden, doğaüstü yaratıkların giydikleri kostümlere kadar türlü çeşitli örnek bulmak mümkün. Sözkonusu geniş kostüm yelpazesi seyircilerin daha da çok büyülenmelerine sebep oluyor. Show’a eşlik eden müzik ise başka bir güzellik. Müziğe hakim olan dramatik ve teatral unsurlar sahnelenmekte olan eseri daha da parlak ve etkileyici kılıyor. Ses, görüntü ve görsel efektler sayesinde, show’u izlerken seyirciler adeta nefessiz kalıyorlar, dilleri tutuluyor. Gerçekten de, gösteriyi izlediğim sırada, çevremdeki diğer seyircilerden ve etraftan duyduğum, yürekten kopup gelen ‘ahhh’lar’ ve ‘Aman, Tanrım’lar’ hala kulaklarımda yankılanıyor.  

Gerçekleştirilmesi için 175 kişiye yakın teknisyenin hep birlikte 68 oyuncuya destek verdiği gösterideki bütün uçuşlar, yüzmeler, yok olmalar ve daha birçok olgunun gerçekleştiği Las Vegas Show’unun maliyeti takriben $ 40 milyon olarak belirtiliyor. Büyük bir başeser olan gösteriyi baştan sona nefesimi tutarak izledim. Her detayını tane tane anlatmaya kalksam bile, gerektiği gibi tanımlamam mümkün değil. Le Reve, Las Vegas Show tarihini yeniden yazıyor ve ilk fırsatta izlenmesi gereken bir gösteri. BillyT.

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


Image

Etiket: Las Vegas, Theatre,
 
Las Vegas Showlarına katılmak – “CIRQUE DU SOLEIL” hakkında bilmek istediğiniz herşey
E-posta Cuma, 09 Aralık 2005

O @ THE BELLAGIO

Image

Las Vegas. Buradaki show’lar Brodway’dekilerden daha büyük ve görkemli. Dolayısıyla her gösterimde binlerce seyirci çekiyorlar. Aralarından seçebileceğimiz o kadar çok show var ki, bizlere yol gösterecek birilerine kesinlikle ihtiyaç duyuluyor. Aralarında bazı limoni eleştiriler yapanlar olsa bile (Manilow/Celine) onlara ihtiyacımız var. Ne mutlu ki, bir hafta boyunca Las Vegas’ı yaşadıktan sonra, ilgi alanlarımız giderek netleşti ve tercihlerimiz aralarında Le Reve, O, Ka ve Zumanity gibi show’ların olduğu WOW departmanına doğru yöneldi. Dünyaca ünlü Cirque Du Soleil ’in, çok değil, bir fırça darbesinin bile değdiği show’lar hemen farkediliyorlar. Onları seyrederken adrenalin seviyenizin derece derece nasıl yükseldiğine tanık oluyorsunuz. Kaliteli eğlencenin ne anlama geldiğini görüyorsunuz. Gecede 2 show ile kendinizi şımartabilirsiniz. Tüm duyularınızın bambaşka algılamalar yaşadığına şahit olacaksınız. Bu arada, unutmadan, şöminenizi bütün gece boyunca beslemeye yetecek kadar  odunlarınız elinizin altında olsun. Çünkü sizin için özel olarak hazırladığımız Las Vegas Show Rehberi – en iyinin en iyileri hazır, bekliyor.

Image

O – THE BELLAGO’DA SAHNELENİYOR (yukarıdaki resim)

O, ismi kendisine çok uygun. Çünkü muhteşem gösterinin her yeni sahnesi gözler önüne serildikçe seyircilerde yükselen hayret ve hayranlık nidası olarak, çeşitli tonlarda O’lar duyulmakta. Le Reve’nin yaratıcısının elinden çıkan O, aynı büyüleyici ve hayretler uyandıran etkiyle sahne alıyor; Le Reveden tek farkı biraz daha yavaş tempoda olması. Aslında, daha yavaş olması seyirciler için avantaj oluyor çünkü prodüksiyon o kadar yoğun olarak efektlere ağırlık veriyor ki, insanın bunları algılayabilmesi için belli bir zaman sürecine ihtiyacı oluyor; işte yavaş tempo ile bu algı zamanı kazanılıyor. Ateş ve suyun zenginleştirdiği sahnede, olağanüstü yeteneklerini sergileyen oyuncular ve inanılmaz detaycılıkla yaratılan kostümler için büyüleyici olduklarını söylemek az kalır; muhteşem olduklarını da. Son derece zengin bir estetik anlayışın sergilendiği bu eserde işlenmeyen hiç bir estetik öğe bırakılmamış.

Show’un başladğı andan itibaren ve perdeler gerçek anlamıyla havalara uçtukları zaman karşımıza çıkan sahnede havada duran panayırlara özgü atlı karıncaların atlarını görüyoruz. Büyük bir görsel zenginlikle süren eser önce zirve yapıyor ve sonlarına doğru ‘O’ müthiş bir hız kazanıyor ve seyircinin gösterinin başından beri en yüksek seviyede tuttuğu dikkatini yine aynen sona kadar devam ettiriyor. Çok şık, ve çok, çok zengin. ‘O’nun anlamı, ‘O, Tanrım’ oluyor. Her saniyesi ile muhteşem bir Las Vegas gösterimi.

KA – MGM GRAND’DA SAHNELENİYOR (aşağıdaki resim)

Image

İsmini antik Mısır tarihindeki tanrı Ka’dan alan bu başeserde, tarihte görünmeyen bir ruh olarak betimlenen Ka, insanın tüm duyularını harekete geçiren bir güç olarak karşımıza çıkıyor. Hakkında önemli eleştiriler yapılan tiyatro yönetmeni Robert Lepage Cirques du Soleil’in ‘KA’ isimli başeserini yönetmiş ve şu sıralar MGM Grand Las Vegas ’da sahnelenmekte.  Bu show, aslında uluslararası bir üne sahip olan Cirques du Soleil’in geçmişte gerçekleştirdiği prodüksiyonları aşıyor. Son derece çeşitli ve büyük görsel  zenginlik ortamında savaş sanatlarından tutun da, akrobasi (147 farklı akrobası gereci kullanıyorlar), kukla, interaktif video projeksiyonu ve piroteknik yöntemler hepsi bir arada ve içsel geçişlerle, muazzam kompozisyonlar içinde ve muazzam bir sahnede sergilenmekteler. Son derece teatral bir buluşla sahne öyle tasarlanmış ki, yanlara doğru iki taraftan, adeta kanatların yardımıyla açılıyor ve seyircilerle gerçek anlamda yüzyüze bir düzen kurulmuş oluyor. Ka’da kullanılan sahnelerde geleneksel unsurlar olan su, toprak, rüzgar ve ateş esas alınarak ve son derece akıllıca bir şekilde kompoze edilerek adeta yeniden yaratılıyorlar. Sahnede açılımını izlediğimiz aksiyonun arka planında bu unsurların dramatik anlamda etkin olduklarını görüyoruz. Bu show, belki de Cirques du Soleil’in öykü anlatımına en fazla ağırlık verdiği gösterimlerinden biri olmalı, diye düşünüyoruz. Efektlerin yoğun olarak kullanılmaları sonucu show’un kendi öyküsünün ve olay örgüsünün önüne geçtikleri o kadar çok prodüksiyon gördük ki, bu nedenle burada hikayenin ağırlıklı olarak ön planda tutulmasını çok beğendik. Hikaye ikiz olan iki kardeşin ruhsal bir yolculuğa çıkışlarını ve bu yolculukta kaderlerini yaşamalarını konu ediyor.  Salonda iyi bir yerim olmasına rağmen, prodüksiyon o kadar başarıyla sahneleniyordu ki, eminim salonun neresinde oturuyor olurlarsa olsunlar tüm seyirciler sahnede olup bitenlerden aynı tadı alıyorlardı. Çok başarılı olan ses düzenine de değinmeden geçmek mümkün değil. Her koltukta, sadece o koltuğa özel bir ses düzeni kurulu olduğunu gördük; kulaklıklar vasıtasıyla seyircilerle özel olarak, tamamen kişiye özel iletişim kurulmaktaydı. Bir yandan sesler, öte yandan tüm duyularımı harekete geçiren renk, hareket ve dramatik koreografi sağanağı altında kaldığımı düşündüm (Sinsice İlerleyen Kaplanı veya Saklanan Ejderhayı düşünün) ve bu algı sağanağı sonucu, show bittiğinde, kelimenin gerçek anlamıyla konuşamaz hale gelmiştim.   

Image

ZUMANITY @ NEW YORK NEW YORK

Image

Gözler Tamamen Kapalı veya Her İki Göz de Tamamen Açık. Biri ya da öbürü. Hangisi olursa. Zumanity öyle bir show ki, içinde herşey var: Aşırılık, duygusallık, cinsellik, sahneden adeta akar gibi taşmak. Bu tür ortamların ünlü Divası Joey Arias show’un anlatıcısı olarak esprili ve eğlenceli bir tavır benimsemiş ve anlatımı esnasında cinselliğin, fiziksel varlığın ve aşkın tüm yönleri çok başarılı bir koreografi ve senkronize anlamda muhteşem yetenekle birleşiyor ve  gözler önüne seriliyor.

Kostümleri
Thierry Mugler tarafından tasarlanan gösteride, kostümlere özellikle önem verildiğini, onlara kostüm olmaktan öte bazı işlevler kazandırıldığını görüyoruz. Oyuncuların üzerinde duyuların coşkusunu ifade ediyorlar, simgeliyorlar, adeta. Oyuncular sahnede erotik veya abartılı şekilde hareket ettikçe, kostümler de onlarla birlikte ifade buluyor ve ortaya son derece şık, her detayı mükemmel bir görsellik çıkıyor. Evet, çıplaklık da var; ancak bu sahneye çıkıp sonuna kadar soyunma gösterisi değil; bu show insan bedeninin olabilecek en yalın haliyle sergilenmesi. Doğal ve  insani enerji ile denetlenemeyen ateşi bir araya getiren Zumanity son derece keyifli bir gösterim olarak seks ve cinsellik konularına adeta Avrupai bir tarzla yaklaşıyor. 

Başından sonuna kadar geçen doksan dakika boyunca, show’u izleyen bazı seyirciler zaman zaman çıplaklık unsurunu yadırgamış olabilirlerler. Ancak ateşi kontrol edemeyecekseniz veya denetleyemeyecekseniz, Las Vegas’dan ayrılmakta fayda var.  Zumanity işlediği temaya sadık kalmayı çok iyi başarıyor ve söylemek istediği herşeyi iyi söylüyor. Keyifli, büyülü, güzel.
Billy T.  

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


Image




Etiket: Las Vegas, Theatre,
 
Advertise With Us
Advertisement