Advertisement
09:17 17 05 2008
ana sayfa arrow müzik
Yeo & The Fresh Goods - Trouble Being Yourself
E-posta Pazartesi, 12 Mayıs 2008

 

 
Brisbane, Avusturalyalı Yeo Choong  akıllı biri. Böyle söylememin nedeni onun Yeo and The Fresh Goods grubunun arkasındaki büyük beyin olmasından kaynaklanmadığı gibi, matematiksel netlik ve kesinlikle müzik yaptığı için de değil. 

Böyle söylüyorum çünkü, kendisi henüz 21 yaşında ve halen Odiyoloji konusunda Master öğencisi ve çünkü, ilk albümü ‘Trouble Being Yourself’ N.E.R.D. albümünün daha bir coşkulu ve tutkulu versiyonu olduğu için...Gerçekten de, dikkatleri çeken parça ‘Two Sides Of A Door’ Pharrell’in beğeneceği nitelikte.  

Ama Yeo, sadece funk rock tarzı müzik yapmakla ve hafif falsetto tempoda şarkı söylemekle yetinmiyor. Bir tarzdan diğerine atlıyor ve tarzlar arası gidiş gelişler yapıyor, hatta bütün bunları tek bir parçada gerçekleştiriyor.
 

Reggae-pop tarzındaki ilk parça ‘Fishin’With Aidan’ giderek parti atmosferinde gerçekleşen salsaya dönüşüyor; bu esnada Dido’nun çoktan unutulmuş olan, bir zamanların aynı ismi taşıyan hit albümünden ‘Sublime’ ve ‘Thank You’ isimli parçalarından mesajlar iletmeyi başarıyor. 
 

Yeo’nun kayıtlarında, tınıları derinden duyulan nefesli çalgılardan, vurmalı çalgılara yayılan Super Mario tarzı ezgiler, albümün tümünde duyulmakta. İnsanı saran, yakalayan, hoş ve eğlenceli bir albüm. 
 

Gerçekten de ismi gibi, taptaze. Nick Christie  
  (
 
Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )

 
  

Etiket:
 
Bon Iver - For Emma, Forever Ago
E-posta Pazartesi, 28 Nisan 2008



İçerik herşeydir.
 

'For Emma, Forever Ago', isimli albümü hazırlarken, Bon Hiver – asıl ismiyle Justin Vernon – Wisconsin’in en ücra köşesine çekilmiş ve orada üç soğuk kış ayı boyunca yalnız kalarak kayıtları tamamlamış. 
 

O yalnızlık duygusu, herşey paramparça olurken yaşanan o sıkıcı, bunaltıcı ızdırap, hepsi, bu albümde, tellerin adeta yüreğinden yükselen akustik tınılarda ve yumuşak fısıltılarla dile gelen vokallerde ifade bulmuş.
 

Bon Iver ismi, anlam olarak Fransızca ‘iyi kış’ kelimeleriyle oynanarak elde edilmiş. Ve, bu, burada önemli, çünkü Vernon için çok kötü bir kış olabilecekken, burada sunduğumuz olağanüstü albüm sayesinde tamamen aksi gerçekleşmiş bulunuyor.
 

Ses dünyasının yelpazesinde Iron and Wine ile Jose Gonzalez arasında bir noktada konumlanmış olan 'For Emma, Forever Ago' akustik gitar ve Vernon’un insanı iyileştiren falsetto tınılarıyla dönüşümlü olarak katman katman işlenmiş dokuz olağanüstü parçadan oluşmakta.
 

Sevgiliniz tarafından terkedildiğinizde dinleyebileceğiniz bir albumden söz ediyoruz. Bu bağlamda, Bon Iver mutsuzluğunuzu hafifletmeyi başarıyor.
 İçerik herşeydir ve 'For Emma, Forever Ago' muhteşem bir eser. ‘Skinny Love’ parçasını şu adresten dinleyebilirsiniz:       

myspace.com/boniver
 

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. ) 


Etiket:
 
Beğenilen bir single: Santogold - Les Artistes
E-posta Pazar, 27 Nisan 2008



Santogold’un 'L.E.S. Artistes'  isimli single’ı çok güzel olmuş. Single ve ona eşlik eden sadece-görüntü nitelikli videonun dönmeye başlamasıyla, adeta M.I.A.’nın terasında ard arda geçirilen birçok gecenin ilerleyen saatlerine uzanarak bir araya getirilmiş izlenimi yaşanıyor; ayrıca, bütün bunlar olurken, sanki davetli konuklardan Tegan ve Sarah içki ikramı yapmış ve öte yanda Nick Zinner 80’li yılların sonlarına doğru ortaya çıkan, adını bile bilmediğiniz  tuhaf ve gürültücü grupların seslerini yansıtan stereoyu kontrol etmekteymiş gibi geliyor; ve, hemen ötede, efsanevi İngiliz beat ustası Switch, bir oradaki, bir şuradaki düğmeyi döndürerek efekt yaratmakta.Bu arada Philadelphia’lı Santogold, herşeyi arka planda bırakarak, coşkulu ve gerilimli bir yoğunluk yaratmayı başarıyor.

CSS’nin Lovefox’u da oradaydı; klibin estetik ortamına uyan yeşil sosislere göz kulak oluyordu; ama, kızcağız klip bitmeden banyo küvetinin içinde bayılıverdi. Oldukça müthiş, sizce de öyle değil mi? Bence, öyle.
Dave Ruby Howe 

myspace.com/santogold 


Etiket:
 
Çok beenilen bir albüm: Jamie Lidell – Jim
E-posta Cumartesi, 19 Nisan 2008



Jamie Lidell -  Akıllı Dans Müziği’nin yıldızı, beyazırktansüperbirtuhafolangençadam geri döndü. 2005 yılında çıkardığı, hayret ve hayranlıktan ağzımızı açık bırakan ‘Multiply’ isimli parçası dans pistlerinden, kulaklıklardan, kafelerden hayranlarına ulaşırken, aynı zamanda, Grey’in Anatomy ve Target reklamlarında da kendine yer edinmeyi başarmış bulunuyor. 

Berlin’de yaşayan Lidell, her zaman her yerde rastlayabileceğimiz biri olarak, insanı havalara uçururken, aynı zamanda düşündüren, daima coşkulu ruh halini yansıttığı ‘Jim’ isimli albümünde müthiş bir patlama yapıyor.
 

İlk parça ‘Another Day’ hoparlörlerden kuş seslerine benzer tınılarla yayılırken, bir yaz sabahının ümit ve sevincini de beraberinde getirmekte. Burada, onu her çalışınızda komşularınızın partiye katılmak için kapınıza dayanmalarına neden olabilecek nitelikte bir parçadan söz ediyoruz.
 

Arka planda dinsel ezgiler söyleyen koro ve giderek tizleşen sesler duyulurken, Lidell’in tınılarını dinlediğinizde, Michael Buble’ın sesi bu denli iyi olsaydı, ne kadar müthiş olurdu, diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz.
 Albümdeki ilk single 'Little Bit Of Feel Good' ise, ‘Jim’ kadar olağanüstü ve hoş.


Etiket:
 
Coolhunter’ın Keşfi: Geoffrey Gurrumul Yunupingu
E-posta Cuma, 18 Nisan 2008
 

Haziran 2007’de Geoffrey Gurrumul Yunupingu’yu canlı olarak dinleme ayrıcalığını ve keyfini  yaşamış biriyim.

Gurrumul, dopdolu bir kafede akustik gitarını çalarak şarkı söylüyordu ve kendisine sadece bir kontrbas eşlik etmekteydi.
 

Sesi, o güne kadar canlı olarak dinlediğim en olağanüstü sesti ve son derece etkileyiciydi. Takriben 200 kişinin bulunduğu ortamda, çoğunluk gözyaşlarını tutamıyordu ve şarkıları yorumlayan adamın hüznü ve müziğiyle ilettiği yoğun duygu ve mesajların etkileri şarkılar bittikten sonra da devam edecekti. 
 

Avusturalyalı bir grup olan Youthu Yindi’nin eski üyelerinden biri olan Gurrumul, görme özürlü doğmuş ve şarkılarının çoğunu kendi geleneksel lisanında söylüyor.
 Gurrumul gitarı başaşağı tutarak çalıyor, çünkü içinde yetiştiği ortamda sol elini kullananlar için yapılan gitarlardan bulunmuyormuş. 

Gurrumul’un öyküsü birçok kişiyi etkileyecek ve esin verecek. Ancak, dinlerken insanı adeta delerek içine işleyen sesi yeterli sayıda dinleyiciye ulaşırsa, Skinnyfish Music’den sağlanabilen ilk albümü ‘Gurrumul’ ile, sanatçı, Avusturalya müzik dünyasında bir kilometre taşı olarak yer alacağa benziyor. 

www.myspace.com/gurrumul





Etiket:
 
The Foals - Antidotes
E-posta Pazar, 13 Nisan 2008


 

 

Foals grubuna gıpta ediyorum. Yani, demek istiyorum ki, bir zamanlar insanın kendisinin olmak istediği konumda gördüğü bu çocukların birden bire ortaya çıkıp, hızla ilerleyerek hayretler verici bir şekilde, kızılderililerin punkla karışımı bir tarzda sahneye hakim olmalarını izlemek insanda gerçekten kıskançlık yaratıyor. Aynı zamanda, oldukça da mahçup oluyoruz. Bir yıldan daha kısa bir süre önce, Foals grubu Kitsuné Maison ile birlikte anılmaya başladılar, önemli anlaşmalara imza attılar ve grubun davulcusu, Burberry markasının İlkbahar/Yaz koleksiyonu için modellik yaptı. Bu çocukların albümünün prodüktörlüğünü TV On The Radio'nun esas adamı Dave Sitek yapıyor ve miksleri hazırlarken çoğunlukla kendi yaratılarını onlarınkileri güçendirmek için kullanıyor. Bundan bir sonraki aşamada ise, onların Timbaland'den gelen Myspace mesajlarına önem vermediklerini öğreneceksiniz. 

Sonra, gidip, müthiş bir çıkış yaptıkları albümleri Antidotes ile karşımıza geliyorlar. Şunlara bakın... o asabi gitar tınılarına, adeta patlayan davullara ve ateşli seslere bir bakın... Nefesli enstrümanlar bile ne ikinci single Cassius'un sert tınılarını, ne de Heavy Water’ın yoğun tempolu yapısını yumuşatabiliyor. Dave Ruby Howe  
  

Daha çok kıskanmak için
myspace.com/foals adresini ziyaret ediniz.

 

 


Etiket:
 
Hot Chip – Made In The Dark
E-posta Perşembe, 27 Mart 2008



Hot Chip grubunun ‘Made In The Dark’ isimli yeni albümü listelerde çılgınca yükseliyor. 'Out At The Pictures' albümünden gelen belirgin, adeta bağırışa benzeyen sesler ve ıslıklardan, 'Ready For The Floor' un LCD ses sistemine benzer parçalarına kadar uzanan bir yelpazeyi kapsayan albüm, tarzlar ve eğilimler arasında etkileyici bir şekilde gidip gelmekte.  
 

Hot Chip, duygu yüklü, içten, adeta soul tarzı parçalarla bezeli anların yanı sıra, direkt dans popuna geçişlerle hipster elektro-popun gerçek kralları olduğunu kanıtlamış bulunuyor.
 Bulaşıcı ve hayali etkileşimlerle gerçekleştirdiği şizofren duygu ortamı ve tempo değişimleri sayesinde kendinizi  ‘Made In The Dark’ da kaybedebilirsiniz. Albümde duyumsanması gereken o kadar çok şey var ki, tüm unsurları derinlikleriyle algılayabilmek için albümü birkaç kez dinlemek gerek.  Günümüz müzik dünyası için müthiş bir armağan ve keyif kaynağı. Nick Christie  myspace.com/hotchip   

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )

 

Etiket:
 
Kızların gücü 2. devre
E-posta Salı, 11 Mart 2008


 
On yıldan daha önceydi ki, bir gün Spice Girls ün hayatımıza girdiğini gördük; ‘kızlara özgü bir güç’ sergilemekte ve bizlere ne istediğimizi, gerçekten, ama gerçekten neyi istediğimizi söylemekteydiler.  

Spice Girls grubunun hızla artan ünü ve yarattıkları heyecan artık uzak geçmişe ait bir anı olarak kalırken, İngiltere ikinci bir “kızlar gücü” dalgasıyla sarsılmakta. Ön-fabrikasyon süreciyle yapılandırılarak, yüksek pazarlama ürünü ışıltıyla sarmalanmış olmanın yerini alan, burada sözünü ettiğimiz yeni ‘kızlar gücü’ sanatçıları, lirik dürüstlük ve yerel olma özellikleriyle öne çıkıyorlar. Spice Girls küstahlık ve kaypaklık gibi niteliklere ağırlık vererek, bir yandan da reklam yıldızı olmaya heveslenirken, İngiltere’de yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan bu kadın şarkıcı-şarkı sözü yazarları dürüst bir kişilik ve yapaylıktan uzak gerçeklik sergilemekteler.     
  

Amy Winehouse ve Lily Allen, çağdaş popu içtenlikle yeniden yorumlayışlarıyla unutulmazlar arasına girenler arasında en ön sırada yerlerini almış bulunuyorlar.
 20 Yaşındaki Kate Nash, bir yandan single’ı Foundations  ile ortalığı kasıp kavururken, öte yandan Black Kids’in ‘I’m Not Gonna Teach Your Boyfriend How To Dance’ parçası yorumuyla indie tarz müzik taraftarlarının kalplerini fethediyor.

‘Mercy’ isimli parçasıyla halen İngiltere listelerinde 1 numarada bulunan
Duffy  ise, Winehouse ve Dusty Springfield’ın seslerinin ortasında biryerlerde tanımladığımız sesiyle yaptığı müziğin daha nice on yıllar boyunca varolacağını vaadetmekte.

Adele de öyle; sanatçının soul tarzını anımsatan fısıltıyla söyleyişi ile marş temposunu birleştirmeyi başardığı single’ı Chasing Pavements, http her yerde dinleniyor ve bu ses tüm dünyada yankılanıyor.

Bütünüyle muhteşem bir yenilik. Gerçekten inanabilirsiniz; burada ‘kızların gücünden’ söz ediyoruz. Nick Christie
 

Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


Etiket:
 
Cut Copy – Ligths and Music
E-posta Cuma, 29 Şubat 2008

 


Gelecek ay yeni albümleri ‘In Ghost Colours’ı çıkaracak olan
Cut Copy’yi yakında heryerde dinleyeceğiz. Radyo, TV, araba disk çalarlarında ve akla gelen her yerde – belki de parçalarıyla muhteşem reklamlara eşlik edecekler. 

‘In Ghost Colours’ kesinlikle bugüne kadar yapılmış en iyi ve kaliteli
Avusturalya elektronik müziği  albümü olarak tanımlanmakta. İlk single’ları ‘Hearts On Fire’ ve onu kısa bir arayla takip eden ‘So Haunted’ın ardından tüm dünyanın müzik dinleme isteği coşkuyla artmıştı.  

Dünya turnesinin getirdiği ivmenin yanısıra, grubun Daft Punk’un Neverland gösterilerinde yer alması da önemli destek sağladı; böylece Cut Copy bugün gelinen heyecan düzeyinin oluşması için gerekli altyapıyı tam anlamıyla hazırlamış oluyordu. Artık daha fazla beklemeye sabrımızın kalmadığı bir anda  ‘Lights and Music’ için bir klip yaptılar. Mart’ta çıkıyor!
Nick Christie  

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )  


Etiket:
 
Sebastien Tellier'in Yeni Albümü - Sexuality
E-posta Çarşamba, 20 Şubat 2008
 


Daft Punk’dan Guy-Manuel de Homem-Christo’nun prodüksüyonu ve Air’i çıkaran Record Makers tarafından piyasaya verilen
Sébastien Tellier'in  yeni albümü 'Sexuality', ritmlerle ifade bulan bir övgü ezgisi olarak – doğru tahmin ettiniz – sevişme sanatını yüceltiyor. 

‘Sexuality’ Daft Punk'un 'Make Love' ve Air'in 'Sexy Boy' isimli yapıtları arasında ve her ikisiyle ortak paylaşımlar yaptığı bir yerde durmakta. 

Tellier’in parçaları dolgun ve doyurucu sintetizerler ile adeta akarak ilerleyen yaylılar arasında gidip geliyor. Sesler belli sınırlara ulaştığında, davulların sakinleştirici ve rahatlatıcı vuruşları devreye giriyor. Şarkılarını samimi duygular içinde dile getiren Tellier, Serge Gainsbourg ile onu takip eden Brigitte Bardot'nun 'Je T'Aime Moi Non Plus' isimli parçasını adeta güncelliyormuşcasına fısıldayarak söylüyor. 

Tellier’in Justice gibi  Fransız çağdaşları coşkulu, heyecan yüklü ezgilere yönelirken, Tellier, yumuşak, sıcaklığı yavaş yavaş açığa çıkan ve derinliği olan bir müzikal doku yaratmayı başarıyor.
 

Enstrümental parça 'Sexual Sportswear' a çekilen klipte, Tellier’in piyanosunun tuşları çift sarmalyaparak bir kadın vücuduna dönüşüyor; vücut görüntüsü ise, artık ikon olan  A Tribe Called Quest'in 'The Low End Theory' isimli eserinin kapak resminde olduğu gibi aydınlatılarak müzikle birlikte hareket etmesi sağlanmış. Nick Christie
 

Kesinlikle aşıklar için hazırlanmış bir album.

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )  


Etiket:
 
AWDIO - Dünyayı Dinleyebilirsiniz
E-posta Salı, 15 Ocak 2008



Hepimiz müziğe her yerde kolaylıkla ulaşmanın olağan olduğunu biliriz, ama, iyi müziğe ulaşmak - yani, tekrar tekrar dinlemek isteyeceğimiz müziğe ulaşmak - biraz çaba ister. Tabi ki, Buddha Bar ve Café del Mar'ın çıkardığı yıllık listelerin kişisel listelerimizin güncelleşmesine katkısı oluyor - kokteyl partilerimizin canlı geçmelerini sağlamaktalar - partinin sonlarına doğru, tam zorlanmaya başlarken bir dans daha düşünmemiz için bizleri ikna etmeyi başarıyorlar.

 
AWDIO isimli şirket, sağladığı yeni bir hizmet sayesinde, en cool klüplerde, butik otellerde, barlarda, lounge'larda, restoranlarda, festival ve stüdyolarda çalınan canlı müziği derliyor. AWDIO, mecra ve müzik kanallarıyla yaptığı kapsamlı anlaşmalar çerçevesinde, ses sistemleri vasıtasıyla gerçekleştirilen canlı müziği, gerçek zamanlı olarak ve Techcrunch yöntemi sayesinde sağladıkları yüksek kalitede, kendi sitelerinde yayınlamaktalar. 

Güzel müziğe ulaşmak hiç bir zaman kolay olmamıştır. Londra'daki Favela'dan, Paris'deki şık ve moda Colette Mağazası'na kadar, San Francisco'daki Endup'dan Hong Kong'da en son deneysel lounge uygulamasının gerçekleştirildiği Dragon'a kadar, AWDIO bütün dünyada en ünlü 50 noktaya ulaşarak en çılgın house, hip hop, caz, alternatif, lounge deneyimleri ve underground uygulamalarını ve daha fazlasını derliyor ve müziğin bilgisayarınızın mikrofonlarından özgürce yayılmasını sağlıyor. Andrew J Wiener
 

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



 

  

Etiket:
 
Katie Noonan
E-posta Cuma, 13 Temmuz 2007

Image

Aussie Band George grubunun assolisti Katie Noonan, yakında ilk solo albümü ‘Skin’i (Ten) çıkarıyor. George’un ‘Polyserena’ isimli,  hem eleştirmenler açısından hem de ticari anlamda başarılı olan albümü ve onu takip eden, yine aynı başarıyı yakalayan ‘Unity’sinden sonra Katie’de bir albüm hazırlamış bulnuyor. Katie, deneyimi ve güçlü birikimi sayesinde, bir sanatçı olarak artık tek başına da varolabilecek.

Single’a adını veren parça ‘Time to Begin’ de (Başlama Zamanı) Katie, rock ve caz arasında sınırları, geçişleri hissedilmeyen gidiş gelişler katmış; geçmişteki şarkılarına yeniden hayat vererek, dans ezgileri taşıyan flütler, bas gitarlar eşliğinde olağanüstü bir şölen sunuyor. Her zaman olduğu gibi, müzik Katie’nin sesine yoğunlaşmış. Kolay kolay unutulmayacak bir ses ve ‘Time to Begin’i söylerken uzaktan insanın aklına Janet Jackson’ın Velvet Rope dönemleri geliyor.

Bu, Katie Noonan’ın kariyerinde bir dönüm noktası; meşhur bir pop şarkıcısı olarak daha da parlayacak bir ses. Bu başarıyı devam ettirebilmesi için onun hem kendisinin hem de dünyada ancak çok az insanda rastlanabilen sesinin kıymetinin bilinmesi gerek. ‘Time To Begin’ ile kazandığı başarının üzerine ‘Skin’in de 2007 yılının en çok satanlar listesinde olacağından şüphemiz yok. Nick Christie
 


( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )




Etiket: Australia, Music,
 
5 inç – CD’lerinizi ve DVD’lerinizi istediğiniz gibi hazırlayabilirsiniz
E-posta Pazartesi, 18 Haziran 2007

Image

Mixtape yöntemini John Cusack “High Fidelity” isimli sinema filminde kullandığında artık yöntem ölümsüzleşmişti. Şöyle diyordu,”Upuzun bir bant hazırlamak müthiş birşey; adeta herşeyi parçalara ayırıp sonra tekrar, ama başka bir biçimde birleştirmek ve ortaya yepyeni bir şey çıkarmak; bunu gerçekleştirmek zor bir iş ve göründüğünden çok daha uzun zaman alıyor.” Ve haklıydı. Bir mixtape hazırlamak uzun zaman alır. Şarkı seçimi ile başlayan süreç, ezgi dizisinin sıralanması ve listelenmesi ve sonra dikkatleri çekecek bir giriş şarkısının seçimi ile devam eder; ama çalışmalar henüz bitmiş değildir; şarkı destesinin ortalarına doğru daha hafif ve yumuşak geçişe yol veren parçalar bulunur ve müthiş bir patlamanın yaşandığı son parça seçilir. Bütün bunlar birbirine içsel olarak bağlı bir dizi sürecin sonucu oluşur. Artık, mixtape dediğimiz bu gizemli olaya bir başka boyut daha eklenmiş bulunuyor: 5inch.com adını verdiğimiz bu özellik, CD-mixtape’in birbirinden çok farklı tasarımlarla bezenerek zenginleşmesini sağlamakta. Bu uygulamada Hong Kong’daki sokak seslerinin yanı sıra, aşk duygularıyla yanan kalplerin sesini de izleyebiliyorsunuz; buradan devamla suşi yemenin vazgeçilmez keyfinin müzikle ifade edilebildiğini de görüyorsunuz. Bir anlamda CD mix’lerini bir üst aşamaya taşımak oluyor. Böylelikle mix’le daha da kişiselleşebiliyor ve mükemmele yaklaşıyorlar.

Siz kendiniz için birkaç tane hazırlayabilirsiniz. Örneğin ütü yaparken dinleyebileceğiniz bir mix’iniz olabilir; sonra hayatınızın aşkı için özel bir mix olabilir; hatta otobüste giderken gözlerini sizden ayıramayan o hiç tanımadığınız kişi için bile bir tane yapabilirsiniz. 5inch.com ile, ki ona şu adresten ulaşılabiliyor: http://5ich.com, sıkıcı, yeknesak, fabrikasyon CD lerden kurtulabilirsiniz. Üzerinde florasanlı kalemle içindekilerin ne olduğu yazan veya eciş bücüş elyazısıyla bir şeylerin karalanmış olanlarından söz etmekteyim. Hepsini bir tarafa atıp 5inch.com’a merhaba diyebilirsiniz. İnsanlar kaset bantlarının ölümüne üzülüyorlar, ama 5inch CD-format mix’i yepyeni bir hayat sunmakta. Beğendiğiniz müzikleri seçmeye hemen başlayın. Nick Christie

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )




Etiket: