Advertisement
04:28 04 12 2008
ana sayfa arrow yaşam tarzı arrow Tasarım gücü zengin bir toplum
Tasarım gücü zengin bir toplum
E-posta Pazartesi, 12 Mart 2007

Image

Belki farketmemişinizdir ama özelikle bu son 5 yıl içinde şık ve zarif olmak giderek sıradanlaşmaya, kolay elde edilebilen bir şey, bir özellik olmaya başladı. Haydi, kabul edelim, artık bugünlerde herkes şık ve zarif; adeta şık ve zarif olmayan yok. Bir de bu şık ve zarif olma kavramı batı dünyasında gereğinden fazla kullanılıyor, böylece kavramın kendisi yozlaştı bile. Her hangi bir şeyi şık ve zarif olarak tanmladığımızda onun daha kolay satılabileceğini biliyoruz. Şık ve zarif olan kolay satılıyor. Belli bir görüntü, bir bakış, bir duruş, bir sunuş, hemen şık ve zarif olarak tanımlanabilmekte. Şık ve zarif olmak ne kolaymış. Şöyle bir bakınız, cadde boyunca acaba kaç Sienna Miller yürümekte veya erafta kaç tane Beyonce görüyorsunuz. Ne demek istediğimizi anladınız. Bu durum hiç de iyi bir şey değil. Herkes bir örnek olmaya doğru yönleniyor ve bir gün gelecek kendimize benzeyen insanlar görmekten bıkacağız. Halbuk pop kültürü ilk çıktığında farklı olanı yüceltmekteydi; farklılıklarımızdan dolayı beğeniliyorduk Ama artk öyle değil. Şık ve zarif olan ile tüketim el ele ilerliyor. İnsanlar şık ve zarif olmak için bir yığın şey almak zorundalarmış gibi hissediyorlar; büyük harcamalar yaptıkları zaman şık ve zarif olduklarını düşünüyorlar.  Ve ne olursa alıyorlar, “doğru” çanta, jean, gözlük, T-shirt, şapka, aksesuar, iPod, araba – bu liste asla bitmediği gibi, giderek pahalılaşıyor da.

Giderek elde edilmesi zor olan ise yaratıcılığın kendisi. Gerçekten de hangi alanda olursa olsun, ister sanat, ister moda veya tasarım ya da müzik, bütün bu alanlarda gerçekten yaratıcı olanlar artık bizler için kahraman sayılıyorlar. Yaratıcılık şık ve zarif bir olgu (ha ha). Ancak sözünü ettğimiz bu kişilerin dehalarını ortaya koyabilmeleri için neredeyse doğaüstü diyebileceğimiz bir itici güce ihtiyaç var. Bu öyle bir şey ki, şiyeye koyup ağzına tıpasını koyamazsınız, üretilebilecek bir şey de değil, paketlenip satılmıyor da; baştanbaşa ünlülerle dolu dergiler kitlelere ulaşmak için ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar olmuyor.  Burada sözünü ettiğimiz, insanın içiden gelen bir şey, ilham gibi, bir his, bir oluş. İşte ilham geldiğinde bu insanlar bizleri gerçekten şaşırtan eserler ortaya koyuyorlar. Bu eserler bizi alıp bir yerlere götürüyor, etkiliyor, heyecanlandırıyor ve içimizde  büyük birşeyler yapma hevesi doğuyor.  

Bugünkü kültürü anlayabilmek hiç kolay değil. Tazelik ve yenilik sıradanlaşınca taze ve yeni olmak anlamını yitirir. Mutluluk modanın tezgahınan geçip belli bir forma sokulduğu zaman ve moda uzun arayışlar olmaktan çıkıp sadece şık ve zarif olarak nitelenen ve çok kolay elde edilebiir olduğu izlenimi verilen bir olgu haline getirildiği zaman da anlamını yitirir. Dikkatleri çekmek için aniden giysinizin kapişonunu giymek veya yeni ayakkabılarınızın da farkedilmelerini sağlamak insanı  %10 daha fazla modaya uygun mu yapıyor.  Gençlik, tarz ve kültür, bu bilinen üçlü ve bunlara ilaveten müzik ve özellikle de moda, acaba artık kolay ulaşılır mı oldular?

Kısacası, herkes modanın içinde. Ancak moda olmayan ise, hemen bu haftanın trendlerine uymak veya bir öğle tatilinde koşup o beyaz şeyleri veya ucuz taklit kolyeyi almak; işte bunlar moda değil. Çok üst düzey tasarımcı olan Christiane Joy artık Pazartesi günü başlayıp, Çarşamba günü biten moda akımlarının moda olmadığını belirtiyor. Onun yerine jean pantolonlar, uygun bir gömlek veya bluz ile moda olduğunu iddia etemyen giysilerin kendisi için vazgeçilmez bir stil olduğunu söylemekte. Bir çift spor ayakkabı ve onlara uygun bir kemer veya tam da uygun tonda mavi bir gömlek en şık giyim üslubu olarak beliriyor. Belki moda ile ilgili arayışın cevabı burada saklı: yeniden keşfedilen siyah renk kadar bilinen bir şey. Eski ekole mensup muhafazakar görüşleri benimseyenler bir zamanlar kendileri gibi olmayanların sürekli değişimlerini eleştirirlerdi. Artık belli bir müziğe bile sadık kaldığımız günler gerilerde kaldı. (Hiç düşündünüz mü veya hatırlayanınız var mı, “O Çamurlu Sular” isimli plağı yapmak için Mick Jagger ne kadar uğraşmıştı?)

Hepimizin severek dinlediği müziğin yüksek sesi bazı muhafazakarları tedirgin edebilir ama aynı müzik bizi heyecanlandırmaya devam ediyor, bize ilham vermeye devam ediyor. Anak müziğin sesinin kısılması yaratıcılığın da engellenmesi anlamına gelmiyor. Steward Copeland’ın (The Police Grubunun elemanı)  belirttiği gibi “Günümüzde Müziğin niceliği arttı ama nitelik hala mevcut.” Eskiden aykırı olanlar seslerini yüksek sesli müzik üreten gruplar vasıtasıyla duyururlardı, kendilerini yüksek sesli müzikle ifade ederlerdi. (sadece The Flaming Lips, The Gossip’i hatırlamanız yeterli veya Justin Timberlake’i . Ayrıca belirtmekte fayda var, kendileri tekrar formda ve Timbaland ismi ile müzik dünyasındalar.) Bütün bunlar müzik türleri arasında var olduğu düşünülen sınırları yumuşattı ve birbirine kaynaştırdı. Artık eski devirlerde fikirlerin ifade edilmesi için kullanılan yöntemler değişti; düşünceler değişti ve yaratıcılık kazandı. Hem de artık iPod’larımız var bütün bunlar için.

Çok net olarak ortada olan bir gerçek var ki, o da en ilginç oluşumlar aslında kişinin kendi dünyasını yansıtmaktadır ve sadece dünyayı değil, kainatı değiştirme gücüne sahiptir. Ne olursa olsun yeni ve iginç olan herşey bu özellikleri taşır. Mesela kolevi yerinde kocaman kürelerin bulunduğu bir elbise buna örnek teşkil eder. (tekrar teşekkürler, Gareth Pugh) veya başka başka şeyler. Yeknesaklık, sıradanlık ve aynılık olamaması için yapılan mücadele artık süpermarketlerde satılan CD lerle veya büyük mağazalar vasıtasıyla tüketiciye ulaşmakta. Ve düşünceler, yeni fikirler gelmeye devam ediyor. Zaten amaç da bu. Geniş tüketci kitlesi ola büyük mağazalarlaonlara ulaşabilmek. Ve yeni düşünceler de bu yolla gelmeye devam ediyor.

Gerçek yaratıcılığı görüp anlayabilme ve takdir edebilmek çok önemli; gerçek yaratıcılığı bulduğunuz anda onu besleyerek büyütmek ve gelişmesine yardımcı olmak  lazım. Ancak bu şekilde giderek korkutucu bir boyut kazanan eğilimlerle başedilebilir; bunlar neler midir, mesela bir anda idol haline haline gelebilen ve bireyleri robotlaştıran, makineleştiren pop idolleri, ana cadde üzerinde sıralanmış bir dizi üretimci ve hepsi de birbirini tekrarlayan, birbirine benzeyen mağazalar ve giysiler. Kendi giysinizi kendiniz yaratın; o yükseklerde olduğunu düşündüğünüz fikirlere ulaşmaya çalışın ve asla arkanıza bakmayın; çünkü gerçek azim ve yaratıcılık aslında hep ileriye bakarak yenilikler tasarlamak demektir.

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket:
 
< Önceki   Sonraki >
Advertise With Us
Advertisement