Advertisement
09:22 17 05 2008
Misha El Yapımı Duvar Kağıtları - Doğu ve Batı Duvarda Buluşuyor
E-posta Salı, 01 Nisan 2008



Perde ve paravanlar binlerce yıldan beri Asya evlerinin iç mekanlarının bir parçası olarak süregelmiştir. Quing Hanedanlığı (1644-1911) mobilya ve kumaşları 17. yüzyılda Avrupa’ya ulaştığında, Chinoserie adı verilen yeni bir akımın doğmasına sebep olurlar. Çin tarzı, süslü ve narin elde boyanmış duvar kağıtları geniş kitlelerce benimsenir. Takvimler 2003 yılına doğru ilerlediği günlerde ise, Milanolu mimar Chiara Enrico, oralardaki imkanları araştırmak üzere Beijing ve Şanghay’a gider. Bu araştırmaların sonuçlarından biri de, elde boyanmış ipek duvar kağıtlarının seçim, üretim ve dağıtım işlerini yapan Milano konumlu MISHA el yapımı duvar kağıtları şirketi olur. Son derece zarif Çin Klasikleri koleksiyonunda, tarihi gelenekler ile güncel Batı duyarlılığı buluşur. Çin Grafikleri koleksiyonu Milano’daki Rosanna Samaritani Interni Showroom isimli mekanda, 16-21 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Fuorisalone etkinliğinde sunulacak. Tuija Seipell       

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )       


Etiket:
 
Pixel Kanepe
E-posta Cuma, 28 Mart 2008
  



Kraliyet Sanat Koleji (İngiltere) mezunu Cristian Zuzunaga’nın ‘pixel’ konseptini esas alarak tasarladığı kumaş, Danimarkalı imalatçı Kvadrat tarafından üretilmekte olup, Moroso’da satışa sunulmuş bulunuyor. 

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket:
 
Ev gösterim salonu - Home Theatre
E-posta Perşembe, 21 Şubat 2008



Eğer evinde bir gösterim salonu olan şanslılardansanız, çoğumuz bir projektör, iyi bir ses düzeni ve belki birkaç kanepe ve koltuk ile yetiniriz. Ancak bazıları için bunlar yeterli olmuyor. 

Pentagram Mimarlık  şirketinin ortağı Biber, Montauk New York’da burada gördüğünüz ev gösterim salonunu tasarlarken Radio City Music Hall ve 2001: A Space Odyssey’den esinlenmiş. Bir dizi kemerle yapılandırılan salonda kullanılan, parlaklığı ve aydınlatma gücü ayarlanabilen 600 adet beş-watt’lık ampul sayesinde belirsizliğiyle insanı saran yumuşak ışık ortamı yaratılabilmekte; böylece, kolayca kaybolabilen uzaktan kumanda gerecini rahatlıkla bulabiliyorsunuz. Ve, aynen Music Hall’de olduğu gibi, ışık odakları seyircilerden uzak noktalara yönlendirilmiş bulunuyorlar, çünkü büyük ekranı izleyen hiç kimse ışığın gözlerinin içine girmesini istemez. 
 

Biber, salonu tasarlarken mekanın bir TV odası gibi işlev görmesini düşünmüş; dolayısıyla bir şişe kırmızı eşliğinde seyredilen bir Hugh Grant filmiyle tamamlanan romantik bir gece için gerekli olan rahat ve samimi ortamı sunduğu gibi, önemli bir gösterim için gelen konukları on kişiye kadar rahatça ağırlayabililiyor veya gece yatıya kalınan partiler için ortam sağlayabiliyor.    
 

Akustiği güçlendirmek amacıyla mekanın tüm yüzeyleri süete benzer turuncu fötr kumaşla kaplanmış olup, zeminde yer alan oturma düzeni, iç dolgusu fasülye taneleri kullanılarak tasarlanan minderleri de sipariş üzerine üreten Edelman Deri tarafından gerçekleştirilmiş bulunmakta. 
 

Atlantik Okyanusu’na bakan büyük bir özel açık hava alanıyla da öne çıkan bu ev, kısa bir süre önce farklı ve dikkatleri çeken yapılara verilen Amerikan Mimarlık Ödülü ile AIA New York Eyaleti Tasarım Ödülleri yarışmasında Tasarım Özel Ödülünü’de kazanmış bulunuyor. Brendan McKnight



( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


Etiket:
 
Kemerli İskemle - Yahïa Ouled-Moussa tasarımı
E-posta Cuma, 11 Ocak 2008

  


Paris’de yaşayan tasarımcı Yahïa Ouled-Moussa eski giysi veya kumaşları yeni bir anlayışla kullanarak çarpıcı ve işlevsel tasarım objeleri yaratmayı başarmakta. Paris’de iç mimarlık eğitimi gören sanatçının mobilya ve tasarım tutkusu, özellikle dönem mobilyaları üzerinde uzman olan bir Fransız dolap ustasının yanında çalışırken gelişmiş. Ouled-Moussa sert ve eski Fransız kumaşlarını, asker çantalarını veya antik porselen çay takımlarını şık giysilere, küçük oturma ünitelerine ve özgün heykellere dönüştürüyor.
 

Kemerli iskemle isimli eserinde branda tipi kumaştan yapılmış eski kemerleri kullanıyor; 1980’lerde kullanmış olduğunuz (ve 1980’lerde doğanların bugün kullanıyor oldukları) kemerleri, gözden çıkarılarak bir kenara atılmış ahşap iskemlelerin oturma ve dayanma panelleri üzerine örerek, iskemlenin sert hatlı ön cephesiyle zıt duran daha gevşek bir boyut da kazandırmış oluyor. “Kemerli iskemleler” pembe tonlarının yanı sıra parlak sarı, kırmızı, mavi ve turuncu renklerin birarada bulunduğu renklerde hazırlanmaktalar. Ayrıca koyu yeşil, haki, kahverengi ve bej renklerdeki eski asker kemer ve palaskalarının da kullanıldığı askeri ağırlıkı bir seri de bulunmakta. 
 

Sanatçının, Paris’in 17inci bölgesinde, rue Nollet’deki butiğiden iskemleleri tek olarak sipariş edebildiğiniz gibi doğrudan satın da alabilirsiniz. Blaire Dessent  
 

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. ) 


Etiket:
 
Modüler ışıklandırma sistemi
E-posta Çarşamba, 21 Kasım 2007



Organik şekiller her ortamda ilgimizi çeker. Bir yandan doğal olmalarından bir yandan da keskin köşeleri olmamasından  dolayı gözümüz organik şekilleri sever. Aynı şey, bir mekanın iç dekarasyonu için de geçerli. Organik şekiller hem ilgi toplar - ana karakter olur - hem de modern tasarımlar ile bütünleşebilir. 
 



İşte uzun zamandır eviniz ya da ofisiniz ya da kafeniz için arayıp bulamadığınız ilginç, modern ve orijinal ışıklar..
 Bizim ilgimizi Studio HD Design lambaların organik şekilleri çekti. Minimal tarzda değişik tasarımlarda bulunan modüler ışıklandırma sisteminde parçaların hiçbiri, vidalanmamış, zımbalanmamış ve yapıştırılmamıştır. Sistem yalnızca birbirine geçirildiğinde estetik bir görünüm kazanan parçalardan oluşmakta.  



Değişik renklerde olabilen ister masa üstüne, ister salonunuzun tavanından sarkıt şekilde kullanabileceğiniz ister yepyeni çözümler yaratabileceiniz bu ışık sistemi dikkat çekici hatta gizemli.

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  
adresinden ulaşın. )



Etiket:
 
Artık - Dağınık - ile eviniz daha toplu
E-posta Perşembe, 01 Kasım 2007



Hepimiz uzun bir iş gününden sonra eve geldiğimizde kendimizi koltuğa atıp dinlenmek isteriz. Kıyafetlerimizi ve elimizdekileri - bir köşeye atıp - ya televizyonun karşısında, ya ailemizle sofrada, ya da bilgisayar başında kendimize terapi uygularız. 
 

Aslında kıyafetlerimizi yere atmamız icin yorgun olmamıza bile gerek yok. Kolay olduğu için giysilerimizi yere atmak çoğumuzun huyu. Borikbasarinci ’nin tasarımcıları Ezgi Tüzün ve Ozan Tüzün Dağınık ile Newton'un sektördeki hakimiyetini kırmak istediklerini söylüyorlar.
 

İstanbul Tasarım Haftasında sergilenen Borikbasarinci'nin ilk tasarımı Dağınık (Messy), giysilerini katlamak yerine fırlatmayı sevenler için tasarlanmış bir giysi dolabı. Pleksiglas bir çerçeve içine gerilmiş misinalardan oluşuyor. Giysinizi katlayıp dolaba koymak yerine kolayca fırlatmanıza, sokuşturabilmenize yarıyor. Hem de giysileriniz birbirine karışmadan. Yani dağınık ama düzenli. Belki de değil ama kesinlikle çok cool.
 


Misinaların uçlarına kadar detay düşünülmüs; modern ve zeki tasarıma Türkiye’den çok başarılı bir örnek. Evini farklı kılmak ve dekorasyonda kendisini bulmak isteyenler, ya da dağınıkla boğuşup çözüm bulamayanlar Dağınık’a ihtiyacım var diyorsanız satın almak için tasarımcılarla iletişime geçebilirsiniz.


( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )







Etiket:
 
Yayın Testi Deseninde Saat
E-posta Perşembe, 25 Ekim 2007



Küçükken televizyonun önünde uyuyakaldığınız gecelerde bu sembolun test sesleri ile gecenin bir saati uyanmışınızdır. 

Artık, bu yayın testi sembolünü çok değişik bir şekilde izleyebilirsiniz. Mesela, mükkemmel bir duvar saati olarak. Sembol çok başarılı bir şekilde uyarlanmış ve camın üstüne - metalden kollarıyla - çok güzel tasarlanmış. Hayatımızın her anında varolan televizyona rağmen, bu duvar saatiyle eskilerde kalmış test sembolünü görebileceğiniz belki de tek yer duvarınız olacak. Andy G.

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


Etiket:
 
Volker Haug Tarzı Işıklandırma
E-posta Çarşamba, 24 Ekim 2007



Acaba bir odaya girdikleri zaman ışıklandırmayı sadece tasarımcı gibi düşünenler mi farkederler?  Melbourne’lu tasarımcı Volker Haug , tasarımlarının, mekanda önemli ve dikkate değer unsurlar olmasını tercih ediyor – ışıklarının bazıları tavandan sarkan, bazıları da duvara sabitlenmiş ve masa üstlerinde konumlanmış şekilde tasarlanmış. Daha küçük yaşlardan itibaren ışığın kullanımı ve ışıklandırma üzerine tasarımlar yapmaya eğilimli olan Haug , özellikle yalın ve endüstriyel ışıklandırma tasarımları üzerinde çalışıyor.



Genelde siyah ve beyaz renklerin hakim olduğu Antler serisi, karmaşık ve dolanarak içiçe geçen konfigürasyonlardan meydana gelmiş bulunuyor. Bunlardan en karmaşık olanını Rudolf olarak adlandıran sanatçının, uzun bir sarkacı andıran ve yine kendisinin Kordonlu Mücevherler demeyi uygun gördüğü bir başka tasarımı ise, kişinin isteğine göre eğilip bükülebilmekte. Haug, ışıklandırmanın hayatımızda sınırsız denebilecek ölçüde önem taşıdığını keşfetmeyi başarmış. Andrew J Wiener

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket:
 
Abacus Kitaplık
E-posta Cuma, 21 Eylül 2007


Çocuklar ya küçük arabalarla, ya bebek evleri ile ya da bebek kıyafetleriyle oynayarak hayalgüçlerini genişletirler, zevklerini oluştururlar ya da hayallerini yaratırlar. Modern akımla gelen ve sanatçıya verilen özgürlükle yaygınlaşan, “basitlik kavramını zeka ile birleştirme”nin önemi arttı. Bazen de çocukluğumuzdan hatırladığımız abaküsler, modern tasarımda ilham kaynağımız olabiliyor. Bu yıl İstanbul Tasarım Haftası’na ilk defa katılan Deck İstanbul ’dan ‘Abacus’ Kitaplık bunun bir örneği. Basit bir olaya çok zeki bir çözüm bulmuşlar. Artık büyükler de ünlü matematik öğretim aracı ‘abacus’ü kullanabilirler !

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )





Etiket:
 
Mutfak Klübü
E-posta Perşembe, 20 Eylül 2007



Stuttgart’dasınız ve cool bir parti mekanına ihtiyacınız var. Veya, belki de eski evinizi ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Her durumda da Berlin’deki mimar üçlüsü ile -  Thorsten Blatter, Andreas Blödow and Georg Schmidthals – görüşmeniz gerekecek ve olay patlayacak. Mimarlar Stuttgart’da eski bir evi alarak  Die Blaue Caro’yu (Almanca Mavi Pırlanta demek oluyor) yaratmışlar ve mekan sürekli değişim halinde olan geçici bir klüp olarak faaliyet göstermekte.  



Kendi aralarında mutfak klübü olarak da adlandırdıkları klübe daha dikkatli baktığımızda, mekanın gerçekten de mutfak ortamını çağrıştırdığını düşünüyoruz. Şöyle çalışmışlar: Duvar ve zemin döşemeleri için mavi ve beyaz karolar kullanılarak oluşturulan ortamın, duvarlardan ileri doğru uzanan küçük raflarına yine küçük objeler yerleştiriliyor. Sonra, mekana üstün kaliteli bir ses sistemi ( Logitech) döşeniyor ve de ilginç mutfağınıza birkaç eğlenceyi seven arkadaş davet ediliyor. Zaten bütün güzel davetler mutfakta başlayıp mutfakta bitmezler mi. Mekanda gerçekletirilen her etkinlik için Die Blaue Caro’nun alan düzenlemesinde farklı değişiklikler yapıldığından, değişim düşüncesi sürekli gündemde kalmaya devam ediyor. Değişimler için farklı objeler ve eklektik kombinasyonlar kullanarak farklı tarzlar yaratan üçlü, mekanın sürekli değişim geçiriyor olmasını ve yeniden düzenlenmesini amaçlamaktalar. Dolayısıyla, Die Blaue Caro’yu hala mutfak görünümündeki bugünkü haliyle hemen görmekte fayda var. Tuija Seipell

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


Etiket:
 
Kağıt Oturma Ünitesi
E-posta Çarşamba, 19 Eylül 2007



Bilgisayarlar tüm zamanların en etkin ağaç-tasarrufuna yönelik icatları olarak hayatlarımızda yerlerini almış bulunuyorlar, ama yine de “kağıtsız ofis ortamı” bizler için hala bir hayal olmakta ve ağaçlar her zamankinden daha büyük bir hızla kesilmeye devam ediliyorlar. Vancouver, Kanada’daki  Molo Design isimli tasarım şirketinden ödüllü yaratıcı mimarlar Stephanie Forsythe ve Todd MacAllen bu durum karşısında cesaretlerini kaybetmemeyi başararak, kağıdın ofis ortamında ciddi anlamda işe yarayabileceğini kanıtlamış bulunuyorlar. 

Olağanüstü kağıt mobilyaları ve beyaz “yumuşak” duvarları bir araya getirerek birleştirmek, sadece eğlenceli olmakla kalmıyor, değişime uygun olduklarından, yeni konumlar için elverişli seçenekler de sunuyorlar; ve, aynı zamanda çevre dostu olmak gibi, bir de artı özellikleri bulunmakta. Aslında Molo, daha büyük bir kuruluş olan  forsythe-macallen.com’un bir birimi olarak faaliyet gösteriyor. Forsythe ve MacAllen ikilisi, yaratıcı ve yenilikçi ev ortamı ve yaşama alanı proje ve uygulamaları ile, yine bu çerçevedeki etkinlikler alanındaki tasarımlarıyla dünya çapında tanınmaktalar. Molo Design şirketinin ilk atölye ve seminer çalışması 2008 yılının başlarında Milano, İtalya’da gerçekleşecek olup, etkinlik, Milano’da bu yılın Salone del Mobile fuarında ön tanıtım anlamında sunulmuş bulunuyor. Tuija Seipel

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


Etiket:
 
Daha Güzel Manzara İçin Perde
E-posta Cuma, 07 Eylül 2007



Better View isimli, rulo olarak katlanan ve ışığı geçirmeyen perde, Finlandiyalı bir tasarımcı olan ve Fiasko Design Şirketi için çalışan Elina Aalto’nun eseri. Perdenin üzerinde küçük deliklerle çizilen şehir silüetleri arasında elimizde mevcut olanlar Shinjuku, Tokyo, Kallio ve Helsinki. Her perde müşteriye özel olarak ve elde hazırlanıyor.
 

Better View SAUMA’nın  (Kültürel Varlık Olarak Tasarım) bir parçası olarak konumlanmış; SAUMA ise New York’da bulunan Finlandiya Kültür Enstitüsü tarafından düzenlenen gezici sergi olma özelliğini taşıyor. SAUMA’nın sözcük anlamı Fin lisanında “dikiş çizgisi” anlamına geliyor. Sözkonusu sergi Finlandiya’dan modern ve çağdaş 20 tasarım eserini kapsamakta. Geleneksel Fin form ve anlayışına göre hazırlanmış olan bu eserler ile SAUMA işlevsellik, kullanıcının kişisel deneyimleri ve tasarıım sürecinin oluşumunu da incelemekte.  
 SAUMA 28 Ağustos’a kadar Los Angeles Mimarlık ve Tasarım Müzesi’nde olacak. Daha sonra Helsinki’ye ve 2008 yılında da Paris’e geçiyor.  

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket:
 
Tischmich - Katlanan Masa
E-posta Perşembe, 31 Mayıs 2007

Image

Eğer bir mobilya renkli, kullanışlı, orijinal ve ahşap ise, onun İsveç malı olması şart mı? Hiç değil; böyle olmadığını ispat eden marka Tischmich (“masam olur musun” gibi tercüme edilebilir) Almanya’daki  Moormann şirketi adına Jakob Gebert tarafından tasarlanmış. 

Nisan ayında Milano’daki Mobilya Salonu isimli galeride sergilenen Tischmich, Moormann’ın biraz nükteli, oldukça işlevsel, kendine özgü çizgisini yansıtmakla birlikte, başka kişisel özelliklere de sahip. Moormann mobilyaları arasında raf sistemleri ve raf üniteleri, masalar, depo yerleri ve saklama dolapları, gardroplar, oturma üniteleri, ışıklar ve birkaç da gerçekten ilginç ve saklama amacıyla kullanılabilen “duvar üniteleri” bulunuyor. 
 

Tischmich’i bu denli işlevsel ve eğlenceli kılan özelliği ise, akıllıca tasarlanmış bacakları oluyor. Masayı kaldırmak istediğimizde bacaklar katlanarak üst yüzeye yatırılabiliyor ve masa daha sonra kolaylıkla tekrar monte edilebiliyor. Bunun için bacakları, kendileri için yapılmış, masanın yüzeyine yakın bir noktaya kadar uzanan derin yuvalara yerleştirmek yeterli. Kayın ağacından yapılmış olan masa, kırmızı, mavi veya siyah linoleum ile kaplanmış.  Gözümüzün önüne kolaylıkla getirebileceğimiz imaj şöyle: Siyah, 178 santim uzunluğunda Tischmich masalar uçuca eklenerek aynen havaalanlarında gördüğümüz bankolar oluşturulmuş.

Image

Moormann’ın kurucusu Nils Holger, tasarım dünyasında şansını denemek için hukuk fakültesinden ayrılır ve düşünmeyi ve aynı zamanda tabiatı seven bir insan olarak kendine uygun bir iş aramaya başlar. Mobilya dünyasının kendine en uygun yer olduğuna karar verir ve 1980’lerin başlarından beri genç ve tanınmamış tasarımcılarla çalışarak ürünler üretip satmaya devam eder. Ürünlerin tümü Moormann tasarımları olup, temel özellikleri basitlik, sadelik, işlevsellik ve eğlenceli oluşlarıdır. 

Şirket, Alp dağlarının tam ortasındaki Aschau kasabasında konumlanmış; yukarı Bavyera’nın Chiemgau bölgesi oluyor. Ürünlerin yapımında kullanılan malzeme çoğunlukla yerel olarak temin ediliyor ve başka aksam da yine yerel olarak üret