Misha El Yapımı Duvar Kağıtları - Doğu ve Batı Duvarda Buluşuyor |
Salı, 01 Nisan 2008 |

Perde ve paravanlar binlerce yıldan beri Asya evlerinin iç mekanlarının bir parçası olarak süregelmiştir. Quing Hanedanlığı (1644-1911) mobilya ve kumaşları 17. yüzyılda Avrupa’ya ulaştığında, Chinoserie adı verilen yeni bir akımın doğmasına sebep olurlar. Çin tarzı, süslü ve narin elde boyanmış duvar kağıtları geniş kitlelerce benimsenir. Takvimler 2003 yılına doğru ilerlediği günlerde ise, Milanolu mimar Chiara Enrico, oralardaki imkanları araştırmak üzere Beijing ve Şanghay’a gider. Bu araştırmaların sonuçlarından biri de, elde boyanmış ipek duvar kağıtlarının seçim, üretim ve dağıtım işlerini yapan Milano konumlu MISHA el yapımı duvar kağıtları şirketi olur. Son derece zarif Çin Klasikleri koleksiyonunda, tarihi gelenekler ile güncel Batı duyarlılığı buluşur. Çin Grafikleri koleksiyonu Milano’daki Rosanna Samaritani Interni Showroom isimli mekanda, 16-21 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Fuorisalone etkinliğinde sunulacak. Tuija Seipell
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Pixel Kanepe |
Cuma, 28 Mart 2008 |
|

Kraliyet Sanat Koleji (İngiltere) mezunu Cristian Zuzunaga’nın ‘pixel’ konseptini esas alarak tasarladığı kumaş, Danimarkalı imalatçı Kvadrat tarafından üretilmekte olup, Moroso’da satışa sunulmuş bulunuyor.
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Ev gösterim salonu - Home Theatre |
Perşembe, 21 Şubat 2008 |

Eğer evinde bir gösterim salonu olan şanslılardansanız, çoğumuz bir projektör, iyi bir ses düzeni ve belki birkaç kanepe ve koltuk ile yetiniriz. Ancak bazıları için bunlar yeterli olmuyor.
Pentagram Mimarlık şirketinin ortağı Biber, Montauk New York’da burada gördüğünüz ev gösterim salonunu tasarlarken Radio City Music Hall ve 2001: A Space Odyssey’den esinlenmiş. Bir dizi kemerle yapılandırılan salonda kullanılan, parlaklığı ve aydınlatma gücü ayarlanabilen 600 adet beş-watt’lık ampul sayesinde belirsizliğiyle insanı saran yumuşak ışık ortamı yaratılabilmekte; böylece, kolayca kaybolabilen uzaktan kumanda gerecini rahatlıkla bulabiliyorsunuz. Ve, aynen Music Hall’de olduğu gibi, ışık odakları seyircilerden uzak noktalara yönlendirilmiş bulunuyorlar, çünkü büyük ekranı izleyen hiç kimse ışığın gözlerinin içine girmesini istemez.
Biber, salonu tasarlarken mekanın bir TV odası gibi işlev görmesini düşünmüş; dolayısıyla bir şişe kırmızı eşliğinde seyredilen bir Hugh Grant filmiyle tamamlanan romantik bir gece için gerekli olan rahat ve samimi ortamı sunduğu gibi, önemli bir gösterim için gelen konukları on kişiye kadar rahatça ağırlayabililiyor veya gece yatıya kalınan partiler için ortam sağlayabiliyor.
Akustiği güçlendirmek amacıyla mekanın tüm yüzeyleri süete benzer turuncu fötr kumaşla kaplanmış olup, zeminde yer alan oturma düzeni, iç dolgusu fasülye taneleri kullanılarak tasarlanan minderleri de sipariş üzerine üreten Edelman Deri tarafından gerçekleştirilmiş bulunmakta.
Atlantik Okyanusu’na bakan büyük bir özel açık hava alanıyla da öne çıkan bu ev, kısa bir süre önce farklı ve dikkatleri çeken yapılara verilen Amerikan Mimarlık Ödülü ile AIA New York Eyaleti Tasarım Ödülleri yarışmasında Tasarım Özel Ödülünü’de kazanmış bulunuyor. Brendan McKnight
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Kemerli İskemle - Yahïa Ouled-Moussa tasarımı |
Cuma, 11 Ocak 2008 |
Paris’de yaşayan tasarımcı Yahïa Ouled-Moussa eski giysi veya kumaşları yeni bir anlayışla kullanarak çarpıcı ve işlevsel tasarım objeleri yaratmayı başarmakta. Paris’de iç mimarlık eğitimi gören sanatçının mobilya ve tasarım tutkusu, özellikle dönem mobilyaları üzerinde uzman olan bir Fransız dolap ustasının yanında çalışırken gelişmiş. Ouled-Moussa sert ve eski Fransız kumaşlarını, asker çantalarını veya antik porselen çay takımlarını şık giysilere, küçük oturma ünitelerine ve özgün heykellere dönüştürüyor.
Kemerli iskemle isimli eserinde branda tipi kumaştan yapılmış eski kemerleri kullanıyor; 1980’lerde kullanmış olduğunuz (ve 1980’lerde doğanların bugün kullanıyor oldukları) kemerleri, gözden çıkarılarak bir kenara atılmış ahşap iskemlelerin oturma ve dayanma panelleri üzerine örerek, iskemlenin sert hatlı ön cephesiyle zıt duran daha gevşek bir boyut da kazandırmış oluyor. “Kemerli iskemleler” pembe tonlarının yanı sıra parlak sarı, kırmızı, mavi ve turuncu renklerin birarada bulunduğu renklerde hazırlanmaktalar. Ayrıca koyu yeşil, haki, kahverengi ve bej renklerdeki eski asker kemer ve palaskalarının da kullanıldığı askeri ağırlıkı bir seri de bulunmakta.
Sanatçının, Paris’in 17inci bölgesinde, rue Nollet’deki butiğiden iskemleleri tek olarak sipariş edebildiğiniz gibi doğrudan satın da alabilirsiniz. Blaire Dessent
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Modüler ışıklandırma sistemi |
Volker Haug Tarzı Işıklandırma |
Çarşamba, 24 Ekim 2007 |

Acaba bir odaya girdikleri zaman ışıklandırmayı sadece tasarımcı gibi düşünenler mi farkederler? Melbourne’lu tasarımcı Volker Haug , tasarımlarının, mekanda önemli ve dikkate değer unsurlar olmasını tercih ediyor – ışıklarının bazıları tavandan sarkan, bazıları da duvara sabitlenmiş ve masa üstlerinde konumlanmış şekilde tasarlanmış. Daha küçük yaşlardan itibaren ışığın kullanımı ve ışıklandırma üzerine tasarımlar yapmaya eğilimli olan Haug , özellikle yalın ve endüstriyel ışıklandırma tasarımları üzerinde çalışıyor.

Genelde siyah ve beyaz renklerin hakim olduğu Antler serisi, karmaşık ve dolanarak içiçe geçen konfigürasyonlardan meydana gelmiş bulunuyor. Bunlardan en karmaşık olanını Rudolf olarak adlandıran sanatçının, uzun bir sarkacı andıran ve yine kendisinin Kordonlu Mücevherler demeyi uygun gördüğü bir başka tasarımı ise, kişinin isteğine göre eğilip bükülebilmekte. Haug, ışıklandırmanın hayatımızda sınırsız denebilecek ölçüde önem taşıdığını keşfetmeyi başarmış. Andrew J Wiener
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Mutfak Klübü |
Perşembe, 20 Eylül 2007 |

Stuttgart’dasınız ve cool bir parti mekanına ihtiyacınız var. Veya, belki de eski evinizi ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Her durumda da Berlin’deki mimar üçlüsü ile - Thorsten Blatter, Andreas Blödow and Georg Schmidthals – görüşmeniz gerekecek ve olay patlayacak. Mimarlar Stuttgart’da eski bir evi alarak Die Blaue Caro’yu (Almanca Mavi Pırlanta demek oluyor) yaratmışlar ve mekan sürekli değişim halinde olan geçici bir klüp olarak faaliyet göstermekte.

Kendi aralarında mutfak klübü olarak da adlandırdıkları klübe daha dikkatli baktığımızda, mekanın gerçekten de mutfak ortamını çağrıştırdığını düşünüyoruz. Şöyle çalışmışlar: Duvar ve zemin döşemeleri için mavi ve beyaz karolar kullanılarak oluşturulan ortamın, duvarlardan ileri doğru uzanan küçük raflarına yine küçük objeler yerleştiriliyor. Sonra, mekana üstün kaliteli bir ses sistemi ( Logitech) döşeniyor ve de ilginç mutfağınıza birkaç eğlenceyi seven arkadaş davet ediliyor. Zaten bütün güzel davetler mutfakta başlayıp mutfakta bitmezler mi. Mekanda gerçekletirilen her etkinlik için Die Blaue Caro’nun alan düzenlemesinde farklı değişiklikler yapıldığından, değişim düşüncesi sürekli gündemde kalmaya devam ediyor. Değişimler için farklı objeler ve eklektik kombinasyonlar kullanarak farklı tarzlar yaratan üçlü, mekanın sürekli değişim geçiriyor olmasını ve yeniden düzenlenmesini amaçlamaktalar. Dolayısıyla, Die Blaue Caro’yu hala mutfak görünümündeki bugünkü haliyle hemen görmekte fayda var. Tuija Seipell
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Kağıt Oturma Ünitesi |
Çarşamba, 19 Eylül 2007 |

Bilgisayarlar tüm zamanların en etkin ağaç-tasarrufuna yönelik icatları olarak hayatlarımızda yerlerini almış bulunuyorlar, ama yine de “kağıtsız ofis ortamı” bizler için hala bir hayal olmakta ve ağaçlar her zamankinden daha büyük bir hızla kesilmeye devam ediliyorlar. Vancouver, Kanada’daki Molo Design isimli tasarım şirketinden ödüllü yaratıcı mimarlar Stephanie Forsythe ve Todd MacAllen bu durum karşısında cesaretlerini kaybetmemeyi başararak, kağıdın ofis ortamında ciddi anlamda işe yarayabileceğini kanıtlamış bulunuyorlar.
Olağanüstü kağıt mobilyaları ve beyaz “yumuşak” duvarları bir araya getirerek birleştirmek, sadece eğlenceli olmakla kalmıyor, değişime uygun olduklarından, yeni konumlar için elverişli seçenekler de sunuyorlar; ve, aynı zamanda çevre dostu olmak gibi, bir de artı özellikleri bulunmakta. Aslında Molo, daha büyük bir kuruluş olan forsythe-macallen.com’un bir birimi olarak faaliyet gösteriyor. Forsythe ve MacAllen ikilisi, yaratıcı ve yenilikçi ev ortamı ve yaşama alanı proje ve uygulamaları ile, yine bu çerçevedeki etkinlikler alanındaki tasarımlarıyla dünya çapında tanınmaktalar. Molo Design şirketinin ilk atölye ve seminer çalışması 2008 yılının başlarında Milano, İtalya’da gerçekleşecek olup, etkinlik, Milano’da bu yılın Salone del Mobile fuarında ön tanıtım anlamında sunulmuş bulunuyor. Tuija Seipel
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Tischmich - Katlanan Masa |
Perşembe, 31 Mayıs 2007 |

Eğer bir mobilya renkli, kullanışlı, orijinal ve ahşap ise, onun İsveç malı olması şart mı? Hiç değil; böyle olmadığını ispat eden marka Tischmich (“masam olur musun” gibi tercüme edilebilir) Almanya’daki Moormann şirketi adına Jakob Gebert tarafından tasarlanmış.
Nisan ayında Milano’daki Mobilya Salonu isimli galeride sergilenen Tischmich, Moormann’ın biraz nükteli, oldukça işlevsel, kendine özgü çizgisini yansıtmakla birlikte, başka kişisel özelliklere de sahip. Moormann mobilyaları arasında raf sistemleri ve raf üniteleri, masalar, depo yerleri ve saklama dolapları, gardroplar, oturma üniteleri, ışıklar ve birkaç da gerçekten ilginç ve saklama amacıyla kullanılabilen “duvar üniteleri” bulunuyor.
Tischmich’i bu denli işlevsel ve eğlenceli kılan özelliği ise, akıllıca tasarlanmış bacakları oluyor. Masayı kaldırmak istediğimizde bacaklar katlanarak üst yüzeye yatırılabiliyor ve masa daha sonra kolaylıkla tekrar monte edilebiliyor. Bunun için bacakları, kendileri için yapılmış, masanın yüzeyine yakın bir noktaya kadar uzanan derin yuvalara yerleştirmek yeterli. Kayın ağacından yapılmış olan masa, kırmızı, mavi veya siyah linoleum ile kaplanmış. Gözümüzün önüne kolaylıkla getirebileceğimiz imaj şöyle: Siyah, 178 santim uzunluğunda Tischmich masalar uçuca eklenerek aynen havaalanlarında gördüğümüz bankolar oluşturulmuş.

Moormann’ın kurucusu Nils Holger, tasarım dünyasında şansını denemek için hukuk fakültesinden ayrılır ve düşünmeyi ve aynı zamanda tabiatı seven bir insan olarak kendine uygun bir iş aramaya başlar. Mobilya dünyasının kendine en uygun yer olduğuna karar verir ve 1980’lerin başlarından beri genç ve tanınmamış tasarımcılarla çalışarak ürünler üretip satmaya devam eder. Ürünlerin tümü Moormann tasarımları olup, temel özellikleri basitlik, sadelik, işlevsellik ve eğlenceli oluşlarıdır.
Şirket, Alp dağlarının tam ortasındaki Aschau kasabasında konumlanmış; yukarı Bavyera’nın Chiemgau bölgesi oluyor. Ürünlerin yapımında kullanılan malzeme çoğunlukla yerel olarak temin ediliyor ve başka aksam da yine yerel olarak üret | |