Advertisement
06:08 04 07 2009
ana sayfa arrow yeme içme sanatı
The School Food Trust
E-posta Cuma, 15 Mayıs 2009



Çalışma alanımızı
topladıktan sonra ne kadar iyi hissettiğimizi bilirsiniz; çok daha iyi organize olmuş ve daha üretkenleşmişiz gibi gelir. Acaba güzel ortamlar hayatın başka yönlerini de etkiler mi? Örneğin, okul yemekleri iyi tasarlanmış ve hoş görünümlü yerlerde servis edilse – öğrencilerin sağlıklı beslenmeleri ve genel sağlıklarının daha iyi olması teşvik edilmiş olmaz mı?

İngiltere’de bir pilot proje olarak hayata geçirilen The School Food Trust isimli devlet kuruluşu, Michelin yıldızlı şef, yazar ve girişimci Prue Leith başkanlığında faaliyet göstermekte. Kuruluş okullarda verilen yiyeceklerin kalitesini yükseltmeyi, çocuk ve gençlerin sağlıklı beslenmelerini desteklemeyi amaçlıyor.


Kuruluş öğrencilerin öğle yemeği yedikleri ortamın önemini kavrayabilmek için onlarla birlikte çalışıyor. İngiltere genelindeki okullarda yemek yenen yeni ortamlar yaratmayı amaçlamakta.
 

Bir pilot proje - Applemore College Canteen (veya yeni adıyla ACC) - Southampton’daki Applemore Teknoloji Koleji bünyesinde yer alan ve yapımı henüz biten kantin 55 bin Sterlin gibi kısıtlı bir bütçeyle gerçekleştirilmiş; bir zamanların sıkıcı ve cansız mekanı, artık öğrencilerin çok sevdiği, capcanlı bir yemek alanı ve birlikte zaman geçirme yerine dönüşmüş.


Tasarımını ünlü mimarlar
SHH’ın yaptığı 370 metre karelik iç mekan, yemek yeme ve vakit geçirme alanlarıyla rahat bir kafeterya ortamı sunmakta. ACC’deki yaratıcı ve yenilikçi unsurlar arasında gürültünün emilmesine yardımcı olmak amacıyla havada asılı duran grafik paneller bulunuyor; endüstriyel ortam ve çizgi motifi Manchester’daki popüler Haçienda klüpten esinlenmiş.  

‘Bu pilot proje, iyi tasarlanmış ve uygun şekilde döşenmiş mutfak ve yemek yeme alanlarının geleceğe yönelik sağlam yatırımlar olduğunu gösteriyor; bunun sağlıklı yaşam biçimleri ve okulun başarısının bütününe önemli ölçüde katkısı bulunmaktadır.’ Bu sözler, The Trust yöneticilerinden Barbara Roberts’a ait.


Açıkça anlaşılıyor ki, sevilen ve ünlü bir mekan olabilmek için sadece günün modası bir bar, bir butik otel veya pop-op mağaza olmak gerekmiyor. Bu proje, iyi oluşturulmuş fikirler ve yaratıcı ve yenilikçi planlamayla, en sıkıcı alanların bile değişebileceğini göstermekte. Hem de makul bir masrafla. Brendan McKnight


Etiket:
 
Sevva - Hong Kong
E-posta Pazartesi, 23 Mart 2009
 


Restoran/ klüp olarak 1208 metre karelik bir alanı kaplayan
Sevva   ’nın çatı katı terası, penthouse tarzındaki Prince’s Binası’nın 25inci katında, Hong Kong limanının manzarasına tam anlamıyla hakim olarak konumlanmış.

İç mekanda zarif bir şekilde kullanılan zengin renkler, geniş ve büyük yapının görkemini dengeleyerek, mekanda yer alan birçok restoran ve bar ortamına rahat bir şıklık kazandırmış. Sevva’da içki, canlı müzik ve tapas tipi mezeler sunan Taste Bar bulunuyor. Güçlerin bir araya veya karşı karşıya geldiği iş yemekleri ise, görkemli banka resimleriyle süslü Bank Side restoranda alınabilir.


Rahat bir içki ortamı için, gerçek bir bahçe duvarı boyunca uzanan dar, uzun Lounge en uygun yer olarak öne çıkıyor. Kubbeli tavanıyla Harbor Side restoran rahat ve şık bir yemek ortamı sunmakta. Ve o dayanılmaz pasta ve tatlı çeşitleri için Bayan B’nin Sweets isimli pasta mağazası var; burada aslında Roma’daki İngiliz büyükelçiliği için 1950’lerde tasarlanmış olan avize de yer alıyor.
      



Markalaşma konusunda ve moda dünyasında önemli bir yeri olan Bayan B’nin, yani
Bonnie Gokson’ın, Sevva’nın ünlenmesinde önemli katkıları olmuş. Daha önceleri Asya Pasifik Kanalı’nın iletişim direktörü olan Gokson, aynı zamanda marka-isim modasını Asya’ya getiren, Asya’nın efsane moda ikonu, Joyce Ma’nın kız kardeşi.


Gokson’ın başarıları çoğunlukla ağırlama, yeme içme, eğlence ve perakende dünyalarına yönelik olarak gerçekleşmiş ve kendisi sürekli olarak yeni ürün ve fikirler üzerinde çalışıyor.

Sanat ve tiyatroyu çok seven Gokson’ın 1960’lardan kalma, çok amaçlı kullanım için yapılmış olan Prince’s Binası’ndaki yeri teatral Sevva ortamına dönüştürmek için
Tsao & McKnown Architects  isimli mimarlık şirketini seçmiş olmasına şaşmamak gerek.



Tsao’nun geçmişinde oyunculuktan yönetmenliğe, sahne ve set düzenlemesiyle kostümlere kadar uzanan tiyatro çalışmaları yer almakta; ancak sanatçı, mimar sıfatını, ileride ortağı olan Zack McKown’u tanıdığı Harvard’dan almış.

 

Ortakların New York konumlu şirketi konut ve ticari projelerin mimarlık ve tasarım işleriyle uğraşıyor, set ve sergi alanı tasarımları ile ürün ve mobilya tasarımları da yapıyor. Tuija Seipell


Etiket:
 
Ultra - Toronto
E-posta Çarşamba, 04 Mart 2009
 


Bir eğlence veya ağırlama mekanıyla ilgili olarak Toronto’nun klüpler kralı, Beyrut doğumlu Charles Khabouth’un adı geçiyorsa, narin kelimesi sözlükten çıkıyor.Toronto konumlu
Ink şirketinin CEO’su yine aynı şeyi yaptı ve ULTRA’yı Toronto’lu Munge Leung  tasarımıyla tekrar açtı. ULTRA’nın beş yıl önceki ödüllü orijinal tasarımında da yine Alessandro Munge ve Sai Leung ortaktılar.

Ağırlıklı olarak siyah ve kırmızının kullanıldığı yeni ULTRA’nın karanlık, cehennemi ve bir anlamda çılgın ortamında yemek yiyen 400’den fazla konuğun üzerinde, yukarıda, devasa boyutlarda saldırgan horoz görüntüleri asılı duruyor. Korkutucu kanatlıların resimlerini fotoğraf sanatçısı
Stephen Green-Armytage  yaratmış.


Khabouth’un
 
şirketi Ink, dikkat çekici bir dizi ağırlama mekanını tesis etme işiyle uğraşmakta; bunların arasında Toronto’daki klüpte yer alan Pantages Suites Hotel & Spa  ile Las Vegas konumlu Mirage’ın içindeki The Beatles Revolution Lounge’ı sayabiliriz. Tuija Seipell  





Etiket:
 
Serendipity - Florida
E-posta Cuma, 12 Aralık 2008
 


Florida’daki
Boca Raton Resort & Club  isimli tesisi tanımlarken şık ve süslü kelimelerini kullanmak en doğrusu olmalı. Sadece koloniyel tarzın pastel renkleri ve süslü bezemesiyle karşılaşmayı beklerken, lüks tatil ve dinlenme tesisinde  yeni açılan Serendipity kafeye özgü şen dekorları görmekten mutlu olduk. Ancak, o kadar da şaşırmamalıydık. Bu kafe New York’un süper ünlü Serendipity 3 isimli kafesinin ikinci bir yerde açılan tek şubesiydi.

Burada, 1954 yılında New York’da (önce Doğu 58’deyken sonra Batı 60’a taşınan) parti ve davetler düzenleyen Patch Caradine, Calvin Holt ve Stephen Bruce isimli üç genç adamın açtığı, Alice Harikalar Diyarında tarzındaki çılgın dekoruyla ünlenen mekandan söz ediyoruz. O zamanlar - halen de öyle - sundukları olağanüstü farklılıktaki tatlı ve dondurmaların yanı sıra, geniş çeşitlilik içeren aile tarzı bir menüleri de bulunmakta. Müdavimleri arasında her çeşit ünlü bulunuyor. 2001 yılına başrollerini John Cusack ve Kate Beckinsale’in paylaştığı ve kafenin ismini taşıyan bir film de çevrildi.
 


Boca Raton’daki şube 54 yaşındaki Serendipity’yi New York’un dışına çekebilen ilk nokta olmayı başarmış; dolayısıyla bu konuyu iyice düşündüklerini varsayıyoruz. Dondurmaları anımsatan renk ortamı ve özgün ışık düzeniyle, yeni açılan 112 metre karelik alan olağanüstü görünüyor... İşte buna bir Apricot Smush isimli kayısılı içecek içilir. Tuija Seipell





Etiket:
 
Buccella Şarapları
E-posta Pazartesi, 24 Kasım 2008

  


Ambalaj ve paket tasarım sanatı bizleri etkilemeye devam ediyor. Masalarımıza en son ulaşan ilginç ambalaj tasarımı Kaliforniyalı butik şarap markası
Buccella  oldu. Geleneksel mum mühürden esinlenerek hazırlanan basit ve sade etiket, marka hakında oldukça iddialı – her zaman beğenilen, hiç eskimeyen ve kolay kolay unutulmayan bir marka olduğunu vurguluyor. Belli başlı şarap tadım uzmanlarının değerlendirmelerine bakılırsa, ürünün kendisi de aynı nitelikleri taşımakta. Bu yılın başlarında The Sun Francisco Chronicle isimli yayın Buccella’nın bir “kült” marka olduğunu belirterek takip edilmeyi hak eden ilk 10 şarap kavı arasında yer aldığına değinmekteydi. Muhteşem ambalaj tasarımı ve ona uygun muhteşem bir şarap... yaşamdan haz almayı bilenlerin dünyasına uygun bir ikili... Kadehler bu tarafa lütfen. Lisa Evans


Etiket:
 
İp malzeme ile oluşturulan Sake Bar – Melbourne
E-posta Çarşamba, 02 Temmuz 2008

 


Perakende satış yerleri ve ağırlama noktaları iç mekan düzenlemesi için çalışılan dünyadan ard arda gelen olağanüstü fikirler karşısında şaşkınlıkla karışık hayranlık duyguları yaşamaktayız. Son yıllarda, bu alanda giderek hızla artan sayıda öylesine çok yaratıcı zeka ile karşılaşıyoruz ki, bunlar konsepti yeniden tanımlıyor ve kendi kurallarını oluşturuyor. Yaratıcı ve yenilikçi özellikleriyle heyecan verici bir ticari nokta iç mekan tasarımına örnek olarak, Melbourne’daki, yine Melbourne konumlu
Architects Eats  isimli tasarım şirketinin yarattığı Maedaya Grill & Sake Bar öne çıkmakta. Sushi restoranının iç mekan düzenlemesinin büyük bir bölümünün ip malzemeyle “bağlanarak” oluşturulduğunu görüyoruz; böylece, işlenmiş malzeme kullanmaya gerek duymaksızın, alelade tekrar kullanımlı malzeme ile de, ağırlama mekanı düzenlemesi yapılabileceğini göstermiş oluyorlar. 
     
  


İp malzeme düşüncesi, geleneksel olarak iplerle bağlanan klasik sake şişelerinin tasarımından yola çıkılarak oluşturulmuş. Projede esas malzeme olarak Manila ipleri, ahşap ve beton kullanılmış. Tüm malzemenin bitki ya da toprak gibi doğal kökenli olmasına özen gösterilmiş.
 

EASTAS, birinci katta yer alan etkinlik salonunu farklı bir açıdan ele almış; dolayısıyla burası giriş katında konumlanmış olan “ip” odanın tam zıttı yapıda farklı bir yer olmuş. Burada, bembeyaz duvarların çevrelediği modern ve minimalist tarzda bir alan yaratarak, Japon tarzı siyah boyalı tahta zemin döşemesi, basit ahşap banklar ve işlenmemiş çelik malzemeden yaratılan oturma üniteleri yapmışlar. Lisa Evans 
   
   






Etiket:
 
Home Made Delicate Food Delivery - Milano
E-posta Cumartesi, 14 Haziran 2008



Milano’da Tortona caddesindeki
Home Made Delicate Food Delivery, son derece şık ve özgün tarzıyla ev ortamını yaşatıyor. Ve öyle de olması beklenir, çünkü mekan Salone del Mobile’nin tam merkezinde konumlanmış. Buranın sahibi Monica Bangari, mimarlar Riccardo Salvi ve Luca Rossire ile çalışarak gerçek bir ev, bir yuva ortamı hayal etmişler ve oturma odasından yumuşak bir geçişle küçük bir bahçe (Milano konumlu ARePA stüdyolarından peysaj mimarı Carlo Callari’nin katkılarıyla) yaratmayı başarmışlar. Odadan bahçeye geçişin gerçekleştiği noktada yer alan muhteşem ABAPE banyo küveti ise, mimarların, tasarım dünyasının önde gelen belli başlı ürün pazarlamacılarıyla akıllıca kurdukları ortaklık anlaşmalarına örnek gösterilebilir. Restoran’ın websitesinde, sözkonusu pazarlamacılar, mimarlarla birlikte “sponsor” başlığı atında yer alıyorlar ki, bu durum belki de onların kendilerine özgü dünya görüşünün, “haydi, herkesin yararına ve ortak iyiliği için birlikte ilerleyelim ve o kadar açgözlü olmayalım” felsefesinin, somut ifadesi oluyor. Salvi ve Rossie 1998 yılından beri birlikte çalışmaktalar ve mobilya ve ev aksesuarları üreten çeşitli firmalar için birçok yaratıcı ve yenilikçi projeye imza atmışlar. Home Made’de sunulan yiyecekler sağlıklı ve taze – slow food tarzının en iyi Italyan örneği – ve dışarıya servis edilen yiyecekler ise 50’li yılara özgü kesekağıdı poşetlerde sunulmakta. Online siparişleri kolaylaştırmak amacıyla, online olarak yayınlanan pratik ve basit menüler oluşturulmuş. Tuija Seipell 
 




Etiket:
 
Bangalore Express – Londra
E-posta Salı, 10 Haziran 2008
 


Duyduğumuza göre, birkaç ay önce Londra’da Waterloo İstasyonu’nun karşısında açılan Bangalore Express, benzeri mekanların öncüsü niteliğindeymiş. Bu modern, Hint tarzı taze yiyecekler sunan  restoran farklı eleştiriler almış bulunuyor, ama biz küçük üniteleri ve üst katı oluşturmak için kullanılan “yapı iskelesini” beğendik. Bazıları menüsünün felaket olduğundan, kimileri de ranzalı yatakhaneye  benzediğinden söz etmiş. Her ikisi de doğru olabilir, çünkü ikinci kata ulaşmak için ranza tarzı merdivenlerden çıkılıyor ve iç mekan, göründüğü haliyle, şantiyelerdeki iskelelerin yapımında kullanılan FastClamp isimli malzemeden oluşturulmuş.
  


İç mekanın renk düzenine koyu yeşil ve kahverengiler hakim olmuş. Bu seçimin yarattığı huzur ve dinginlik ortamını çok beğendik. Bangalore Express’ın sahipleri olan Charles Hill ve baş ahçı Yogesh Datta, aynı zamanda Chelsea’daki Painted Heron isimli mekanı da işletmekteler.
Tuija Seipell 


( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


Etiket:
 
Le Rouge, Stockholm
E-posta Pazartesi, 12 Mayıs 2008



Zengin iç mekan düzenlemesiyle öne çıkan, Stockholm’daki Gamla Stan (Eski Şehir) konumlu
Le Rouge restaurant,  Maharaya'nın  çadırı, kırmızı fenerler muhitinin salonları ile aristokrat görkem ve gösterişin muhteşem bileşimini sunmakta. Kırmızı Değirmen denmiyor, ama, pekala öyle de söylenebilir. Konsept baştan başa zengin perdeler, zarif yemek takımları ve drapeli ve püsküllü aydınlatma üniteleriyle bezenmiş.  

Le Rouge,
Melker Andersson ve Danyel Couet isimli iki şefe ait olan F12 restoranlar imparatorluğunun en son ilavesi olarak beliriyor. Le Rouge’da, klasik Fransız ve İtalyan mutfaklarını yorumlayan şefler, İsviçre’den gelen taze malzemeleri kullanıyorlar. Üçer katlı ikiz binalarda yer alan ve 1,200 metre karelik alanda 125 kişiyi ağırlayabilen Le Rouge, bir yemek salonu, bar, oturma ve dinlenme alanı ile özel odalardan oluşmuş. Mekan, Gothenburg konumlu, yetenekli ve konusunun ustası Stylt  Trampoli AB şirketinin eseri olan konsept kapsamında gerçekleştirilmiş; adeta bir tiyatro sahnesi kurarcasına yaratılan ve yapılandırılan restoran, otel, tatil ve dinlenme alanlarının, bir hikaye çerçevesinde tanımlanmasının bir tasarım klişesi haline gelmesinden çok daha önce, onlar bunu uygulamaktaydılar. Tuija Seipell           

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


Etiket:
 
Cafe City - Akaretler - İstanbul
E-posta Cuma, 07 Mart 2008



İstanbul’un en güzel tarihi yapılarından biri olan Akaretler, yakında İstanbul’un en gözde mekanı olacak. Ama W Otel’in ve dünyaca ünlü markaların dükkanlarının açılmasını beklemenize gerek yok. Akaretler’de bulunan Cafe City  sizin İstanbul’da kaçacağiniz, dinleneceğiniz, çok başarılı yemekler yiyeceğiniz, özel günlerinizi düzenleyeceğiniz, eğer Akaretlerin yakınında çalışıyor veya yaşıyorsanız mükkemmel yemekler ısmarlayacağınız keşfetmediyseniz keşfetmeniz gereken bir mekan. Baharda ve yazın arka bölümündeki Saklıbahçe’sinde yeşilliğin içinde, kışın ise ısıtılan kış bahçesinde yemek yeme opsiyonunuz var. 



Bütün bunların üzerine Cafe City Türkiye’nin en önemli çizgi roman karakteri Abdülcanbaz’ı yaşatıyor. Tasarımının her köşesinde çizgi roman sayfaları, rengarenk çizimlerden kesmeler, ve açıklamalar göreceğiniz Cafe City , Abdülcanbaz’ın haklarını çizeri Turhan Selçuk’dan 90 yıllığına kiralayan BİZ A.S’ ye ait. 
 

Açık mutfakta hazırlanan yemekler dünya mutfağından ve modernleştirilmiş Türk mutfağından oluşuyor. Barında içki içmeye de gidebileceğiniz bir mekan olan Cafe City, modern tasarımıyla bulunduğu tarihi binayla da hoş bir uyum içinde. Kesinlikle en kısa zamanda Cafe City’i keşfetmenizi öneririz.

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


 


Etiket:
 
Bauer Bauhaus’u yansıtıyor
E-posta Cumartesi, 01 Mart 2008



Bauer, “Stokholm’un Soho’su” sayılan semtte yer alan, şık bir bar ve yemek durağı olarak dikkatleri çekiyor. 28 Şubat 2008 tarihinde açılan Bauer, Götgatan’ın kuzey ucuna düşen bölgedeki yerleşim yerinin yeniden yapılandırılan su dağıtım merkezinde konumlanmış bulunmakta; bölge ise, yeni form arayışları içinde güncel tarzda sürekli değişim yaşamasıyla tanımlanıyor. Bu özellikler gözönünde bulundurularak, Bauer’in tasarlanması işi Stokholm konumlu
Dizel&Slate  şirketine verilmiş ki, sözkonusu şirket, sokak sanatı tarzındaki heykellerle son moda tarzları başarıyla birleştirerek kullanmasıyla ünlü; müşterileri arasında Hotel Birger Jarl ve H&M, Hugo Boss mağazaları ile Peak Performance bulunmakta. Cesurca yükselen duvarlar şirketin adeta imzası olmuş. Bauer’i tasarlarken Bauhaus tarzından ve Berlin’in bar ve galeri kültüründen esinlenmişler. Çeşitli eğlence türlerini belirgin bir şekilde betimleyen grafik resimler sayesinde rahat ve eğlenceli bir ortam yaratmayı başarırken, iç mekan yerleşim düzenlemesinde siyah-beyaz boşluk ve alanlara yer verilmiş.Tuija Seipel

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )






Etiket:
 
Framebar - Atina
E-posta Çarşamba, 27 Şubat 2008



Heyecan verici ve özgün tarzıyla bir buluşma noktası olarak öne çıkan
Framebar isimli mekan, zengin bir tarihi geçmişi olan Atina’da yer almakta. Şehrin şık Kolonaki semtindeki St. George Lycabettus Butik Otel'in içinde konumlanmış. Barı farklı ve cazip kılan birçok özelliğinden birini de mobilyalar oluşturuyor. Aslında mobilyaya da benzemiyorlar. Belli kurallara göre gerçekleşen bir üretim sürecinin sonucu olmaktan çok, adeta zamanın akıcılığı içinde geçici bir süre için durdurulmuş olan başka bir süreci yansıtmaktalar. Üzerlerine oturmanıza izin vermekle beraber, her an başka bir şeye dönüşebilirlermiş izlenimi veriyorlar. Mimar Dimitris Tsigos bu olguyu, alışılmış mobilya tipinin yeniden ifade bulması olarak açıklayarak, mobilyaların ısıyla şekillendirildiklerini ve İspanyol tarzı mermer işçiliğini çağırıştıran bir form olarak süreklilik gösteren geometrik ortam içinde varedildiklerini belirtmekte. Yiyeceklerin taze ve sağlıklı olmalarının yanı sıra, DJ’leri ve muhteşen aydınlatma düzeni buranın cool bir gece mekanı olarak tanımlanmasına yetiyor. Tuija Seipell  

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


 

Etiket:
 
Negro de Anglona – Madrid
E-posta Perşembe, 21 Şubat 2008
 


Şık bir restoran olan
Negro de Anglona, mimarlık ve iç mekan tasarım dehası Luis Galliusi tarafından Madrid’deki, artık saray olarak kullanılmayan Palacio de Anglona isimli bir 17. yüzyıl İspanyol sarayında konumlanmış bulunuyor. Çok farklı ve değişik unsurları uyum içinde biraraya getirebilme ve şık, zarif mekanlar yaratabilme yeteneği ile ünlenen Galliusi, Madrid, Paris, Kahire, Meksika, Fas, Endonezya ve Miami’de evler, mağazalar, oteller, restoranlar,ofisler ve klinikler yaratmış. Müşterileri arasında Manolo Blahnik, Chanel ve Phillippe Starck bulunmakta. Galliusi, Negro de Anglona’nın yedi odasına da her zamanki yeteneğini yasıtmış. Tavandan yere kadar inen süslemeli perdeler ile “siyah-beyaz renklerdeki ve arkadan aydınlatılan devasa boyutlardaki kale resimleri de dahil” kullandığı güçlü dekoratif unsurlarda etkin ve çarpıcı siyah-beyaz renklere yer vermiş. Akdeniz mutfağı ağırlıklı menü ise 24 yaşındaki şef Aitor García Cerro’nun denetimine bırakılmış bulunuyor. Tuija Seipell

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


Etiket:
 
Küçük ve kısa Bir Parça Pasta
E-posta Cuma, 18 Ocak 2008



Rijeka, Kırımlı mimar, Petar Mišković asla taviz vermediği siyah ve beyaz tutkusuyla tanınır. Aynı zamanda Kırım, Japonya ve Finlandiya'da okuyup, buralarda çalışan Zagreb'li konsept sanatçısı Ivana Franke ile birlikte yarattıkları eserlerle de ünlüdür. 2004 yılında La Bienal di Venezia-Metamorph, Venedik  9. Mimarlık Fuarı için hazırladıkları Kırım ünitesi ile ikili, tüm dikkatleri üzerlerine çekmeyi başarmış bulunmaktalar. 
 

Zagreb'i seven ve oraya bir de bilet sağlayabilenler bugünlerde, Vlaska ve Smiciklasova Ulici'nin caddelerinin kesiştiği yerdeki  Importance Galleria Alışveriş Merkezi'nde inanılmaz ikilinin bir başka yapıtını görme keyfini yaşayabilirler. İşte, az kavramının çok olarak düşünüldüğü, hiçbir şeyin her zaman göründüğü gibi olmadığı minik pastane Bir Parça Kek tam da burada bulunuyor. Yan cephesi üzerine yatırılmış bir piramide benzeyen mekanın kendisi ve içindekiler - neon silindir ışıklandırma üniteleri, turuncu tabela ve tezgah - tümüyle perspektifin kısaltılması prensibinden hareketle konumlanmış bulunuyor. Boş bir huniyi andıran alan cool görüntüsünün yanı sıra lezzetli pasta ve tatlı çeşitleri sunmakta. Tuija Seipell 
  

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. ) 

 

Etiket:
 
Fast Food Değişiyor - McDonald's
E-posta Pazartesi, 14 Ocak 2008



Altı kıtada, hemen hemen hangi köşeyi dönseniz karşınıza çıkarlar - McDonalds'ın artık ikon olan altın renkli kemerleri ve tanıdık ortamları yarım yüzyılı aşan bir süredir bizleri karşılamaya devam ediyor. Ama Dünya'nın en tanınmış burger zinciri bile olsa, değişim kaçınılmazdır.
 

Giderek sağlığımıza daha dikkat eder oluyoruz, McDonald's bir dizi salata ve meyva seçenekleri geliştiriyor. Giderek daha da uluslararası nitelikler kazanıyoruz ve McDonald's hemen kendini konumluyor: Norveç ızgara somon McLak sunuyor, Japonya yeşil çay tadında milkshake'ye yer veriyor, Israil ise pitalı sandviç McShawarma hazırlıyor. Ve şimdi de, giderek tasarıma daha çok önem verdiğimize göre, McDonald's kendini yeniden konumlamakta.  
 

McDonald's bütün dünyada, olabilecek her açıdan markasını yeniden yaratıyor. Burada, Cool Hunter’da bulunan bizler, doğal olarak tasarım anlamında konuyla yakından ilgileniyoruz. Şimdi ise, sıra sizlerde. Oralarda, dünyanın herhangi bir yerinde, yeni baştan tasarlanmış bir McDonald’s noktasına rastladınız mı? Eğer rastladıysanız, bizleri haberdar ediniz – görsellerinizi  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresine iletiniz. Andrew J Wiener  

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. ) 

 
      

Etiket:
 
Karpuz Suyu Barları – Kuveyt
E-posta Salı, 25 Aralık 2007
   


Kuveyt, Bahreyn ve Lübnan’daki, insanın ağzının sulandıran
Karpuz Suyu Barları, George Henri Chidiac Architects isimli mimarlık şirketinden Lübnanlı mimar George Chidiac tarafından tasarlanarak hayata geçirilmiş bulunmaktalar. Mimar, Beyrut’daki bir alışveriş merkezinde baştanbaşa beyazlar içindeki ve kavisli hatlara sahip olan Karpuz isimli mekanı yarattığı zaman, yine Beyrut’da bulunan PSLAB şirketine yönelerek, hiç doğal ışık almayan bu dar ve sıkışık mekanın özelliklerine uygun bir ışıklandırma sistemi kurulması için birlikte çalışmayı önerir.



Tam o sıralar soğuk-katot ışık tüpleriyle deneysel anlamda çalışmalar yapmakta olan PSLAB de, Karpuz’da bunları kullanmaya karar verir. Mekanın kavisli yapısından esinlenerek yaratılan konsept, uzunluk ve yoğunlukları kullanımlarına göre farklılık gösteren çeşitli yoğunluk ve uzunluklardaki ışık şeritlerinden oluşmakta. Lineer soğuk katotlar ile mekana özel olarak tasarlanan ve GU4 lambalarıyla çalışan projektörler ise kendilerine ayrılan ince ve uzun yarık formundaki yuvalarda konumlanmaktalar. Işıklandırma baştasarımcısı Dimitri Sadi ile birlikte Rana Haddad ve Pascal Hachem’in eseri olan ışıklandırma konseptinin tasarımı, Uluslararası Işıklandırma Tasarımcıları Birliği’nin Onur Ödülünü kazanmış bulunuyor. Tuija Seipell   

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. ) 


Etiket:
 
Wapping’de hoş zaman geçirmek
E-posta Cuma, 07 Aralık 2007



Ünlü tiyatro yönetmeni Jules Wright’ın fikir babası olduğu
Wapping Projesi, Londra’nın okullarda öğretilenlerin ötesinde, cool mu cool yaratıcılığın yuvası, batı yakasında konumlanmış. Kentte güncel ve etkin sanat olaylarının yer aldığı bu bölge, 1984 gibi oldukça eski bir tarihten beri kazanmış olduğu ününü aynı güçle sürdürdüğü gibi, güncel sanat etkinliklerinin en yoğun cephesi olma özelliğini de devam ettirmekte. 

Thames
nehri kıyısında bulunan ve  bir zamanlar tüm Londra şehir merkezini besleyen hidrolik güç üreten tesis, Wapping Hidrolik Güç Üretim Merkezinde yer alan mekan, sadece bir sanat etkinlik alanı olmaktan öte, başka özelliklere de sahip bulunuyor. Bünyesinde Wapping Yiyecek İçecek Birimini de barındıran Wapping Projesi, mükemmel bir koreografiyle sahnelenen dans sekanslarını yaşatırcasına, Motor ve Güç Üretim Üniteleri arasında adeta akarak, kayarak var olmakta.    

  

Daha çok bir Vitra kataloğunun çekimlerinin yapıldığı mekana benzeyen alanda konuklar, hem yemek yiyorlar, hem de orijinal ağır iş makinalarının yer aldığı ve olağanüstü güzellikteki ateş tuğlasıyla örülmüş duvarların yükseldiği ortamda ve tabi ki sanatsal atmosferi soluyarak, tamamen özgün bir yemek deneyimi yaşamış oluyorlar.
 

Özenle seçilmiş sanat etkinlikleri programı ve Wright’ın doğrudan görevlendirdiği Şefler sayesinde, sanat ile yiyecek içecek konularını mükemmel bir uyumla birleştiren mekan, Londra’nın en yeni, en sıradışı ve olağanüstü restoranlarından biri olmayı başarıyor. 
 

Hergün değişen menüsü ve bünyesinde bulunan kesimhane ve kasap ünitesinin yanısıra, detaylı ve dünya çapında tanınan ve takdir gören sanat etkinlik programı nedeniyle, hem Wapping Yiyecek İçecek Birimini, hem de Wapping Projesi’ni ziyaret etmek her zaman için unutulmaz bir deneyim olacaktır. Brendan McKnight 
 

(
Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır   adresinden ulaşın. )


Etiket:
 
Nikka - Japon Viskisi
E-posta Perşembe, 08 Kasım 2007



Hong-Kong’da yaşayan ve hemen hemen herşey tasarlayan İngiliz tasarımcı Michael Young Japonların Nikka Viskisi için olağanüstü siyah bir şişe tasarlamış bulunuyor. İç mekan tasarımları ve farklı uygulamaların yanısıra Cappellini için mobilyalar, Artemide için ışıklandırma düzenekleri, Schweppes için bar gereçleri, Georg Jensen için mücevher ve takı tasarımları, LaCoste için polo gömlekleri ve Giant için bisikletler tasarlamış olan sanatçı, bilinen fikirleri yeni yorumlarla ifade etmenin yollarını bulmuş olmalı.       

Viski yapımını öğrenen ilk Japon olan Masataka Taketsuru, İskoçya’dan döndüğü 1934 yılından beri
Nikka Whisky Co., Ltd. Şirketi viski üretmekte. Japonya, single-malt dediğimiz tek çeşit viskiden yapılan viski üretiminde dünyada ikinci sırayı almakta. Japonya’da %37’lik pazar payıyla en çok tanınan ve küçük, orta ve büyük boy (4 litrelik) şişelerde sunulan Black Nikka viskisini ülkenin her yerinde, küçük satış noktalarında bile bulmak mümkün.

Nikka, dünyanın en büyük uluslararası içecek şirketler topluluklarından
  biri olan Asahi Brewery Group bünyesindeki şirketlerden biri olarak faaliyet göstermekte. Japon viskileri hakkında daha fazla bilgi almak için Noniatta adresini ziyaret edebilirsiniz. Tuija Seipel   


( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )




Etiket: Hong Kong,
 
Gökyüzünde Yemek
E-posta Cuma, 07 Eylül 2007



Havada yemek yemenin güç bir mesele olduğunu düşünebilirsiniz ve aynı zamanda o kadar iştah açıcı da değildir. Uçaklarda servis edilen sınırlı menülerle hazırlanmış yiyeceklerin dışında başka bir seçeneğiniz de yoktur. Ama, artık, Gökyüzünde Yemek (Dinner in the Sky) şirketi sayesinde 22 kişiye kadar herkes, istediğiniz her yerde yemek yiyebilirsiniz. Tercihiniz bir golf sahası olabilir; veya bir kale olabilir; ya da herhangi bir şehrin merkezindeki meydan olur. Nerede isterseniz, yemeğiniz mükemmel bir zerafet  ortamına sunulacaktır. Bir şef, bir garson ve bir ağırlayıcının eşlik ettiği konuklara servis edilen yiyecekler, içecekler ve müzik ile hem gözler, hem gönüller, hem de mideler doyurulmş oluyor. Dağ havasının insanın iştahına ne yaptığını ifade eden atasözünü hatırlayınız. Bu kadar yüksekte yemek, kesinlikle kalorileri yarı yarıya azaltıyor olmalı. Guy Logan  Springwise 


( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


 


Etiket:
 
Yabani Meyve ve Sebze Suları
E-posta Cuma, 07 Eylül 2007


Butik olarak üretim endüstrisi zaten bir hayli kalabalıktı – ve şimdi listeye yeni birini daha ekleyebilirsiniz.
Wild Bunch & Co (Yabani Meyva ve Sebze Suları Şirketi) lezzetli ve sağlıklı meyva suları ile enerji veren vitaminlerle yüklü sebze suları üretmekteler. Singapur’da bulunan bu şirketin ambalaj ve sunum tarzlarını çok beğendik. Yumuşak hatlı ve ergonomik şişeler, sanki buz dolabınızı süslemek için tasarlanmış dekoratif öğelere benziyorlar. Billy T

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket:
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >>

Advertise With Us
Advertisement