Hester Vlamings |
Çarşamba, 07 Kasım 2007 |

Çifte lezzetle zenginleştirilen herşey olağanüstü bir farklılık taşır: Çikolataya bulanmış çilekler, karamel kaplı elmalar, peynirle sarmalanan patlamış mısırlar... şimdilik aklımıza bunlar geliyor. Aynı kuralın yiyeceklerin ötesinde, ayakkabılar için de geçerli olduğunu pek bilmiyorduk...
Hester Vlamings koleksiyonundaki farklı renkli topuklar, iki renkli çizme ve yarım çizmeler ile arkası bantlı ayakkabılar adeta lezzet şölenini ikiye katlamakta. Deri malzemeyle sağlanan renk yelpazesi hardaldan yanık turuncuya, fildişi beyazından altın sarısına uzanıyor – ve bunların tümü ayakkabının burun kısmında kullanılan koyu, maun renkle noktalanıyor.
Moda dünyasında henüz yeni olmasına rağmen Vlamings, çok renkli tasarım ve ürünleriyle etkin bir trend olmayı başarmış bulunuyor ve Yves Saint Laurent, Miu Miu, Prada veya Dolce & Gabbana kadar bir hayran kitlesi oluşmuş. Çok iyi eğitim almış olan usta tasarımcı, Arnhem’deki Artschool’da moda ve endüstriyel tasarım alanlarında yüksek lisans yapmış.
Vlamings’in tasarımlarını Hollanda’nın her yerindeki birçok butikte bulabilirsiniz. Ve Vlamings ayakkabıları sadece ticari amaçla yaratılmıyorlar. Sanatçının tasarımları sanat çevrelerinin dikkatini çekmiş bile ve modayı yakından izleyenler eserlerini Hollanda, Belçika, Almanya ve Fransa’daki birçok galeri ve müzede görebilirler. L. Harper
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Sharkah Chakra - Organik Jean Pantalonlar |
Cuma, 12 Ekim 2007 |

Savurganlıkla mücadele cephesinde süregelen ekolojik savaşta en son varılan nokta, doğal pamuklu kumaşlar gibi görünüyor. Hindistan'nın gizemli ve şaşırtıcı derinliklerinden kaynaklanan doğal pamuklu kumaşlar, organik ürünleri tercih eden, ekolojik duyarlılık sahibi tüketici kesimine hitap etmekteler.
Şirketin felsefesi ise, 'eski zamanlardan beri bilinen, kendine nasıl davranılmasını istiyorsan, başkalarına da öyle davran, konseptinden hareketle, dünyada yapılanın en iyisini sadece el emeği kullanarak üretmek. ' Bu Altın Kuralın rehberliğinde yola çıkan Sharkah Chakra, Serbest Ticaret kapsamında çalışarak, indigo üreticileri, boya ustaları ve terzilerin en iyi ve en yaratıcı olanlarını bünyesinde toplamış bulunuyor. Birlikte gerçekleştirdikleri yaratım sürecinin sonunda, gerçekten de takdire değer ürünler elde ediliyor: Kitlelerin giyebileceği tarz sahibi, şık ve giyilebilir jean pantolonlar. İşlerini genişletmeyi amaçlamalarına rağmen, Sharkah Chakra ürünleri sadece Londra'daki Harvey Nichols mağazasında bulunabilmekte. L.Harper
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Patrick Cox |
Pazartesi, 08 Ekim 2007 |
 Kanada’da doğmuş olmasına rağmen Patrick Cox, tasarımlarında İngiltere’ye ve İngilizlere özgü, o içten gelen punk tarzı, adeta doğal hakkıymış gibi benimseyerek yansıtmakta. Cox, Londra'yı ilk kez 20 yaş gibi tüm etkilere açık olunan bir yaşta keşfetmiştir. Daha sonra Londra Hackney’deki Cordwainers College’da ayakkabı tasarımı eğitimi görür. İki yıl sonra, yani 1985 yılında, Cox ilk ayakkabı koleksiyonunu hazırlar.
O zamandan beri birçok yerde kendi adına butikler açan Cox’un Londra’da bir, Fransa’da ise, Paris’de iki ve Lyon’da bir butiği bulunuyor. Farklı tarzların biraraya gelişiyle oluşan özgün ve karmaşık tarzıyla tanımlanabilen ayakkabı serisi "Wannabe" ile 1994 ve 1995 yıllarında ard arda iki kez İngiliz Moda Konseyinin “Yılın Aksesuar Tasarımcısı Ödülünü” kazanır. Dahası, aralarında Vogue, Glamour, Elle ve Harper's Bazaar gibi yayınların da bulunduğu birçok moda yayınında kendisinden övgüyle bahsedilir.
Cox'un 2007 Sonbahar/Kis koleksiyonu hem klasik hem de çok çılgın. Tiziana modeli buna bir örnek... metalik kalın tabanın üstünde tekrar metalikten (altın, mavi, siyah...) olan parmak ucu kalkık pump modeli. Yine aynı şekilde erkekler için tasarladığı koleksiyonu da tanımlamak icin klasik ve çılgınlık arasında ince bir çizgide duruyor diyebiliriz. men.style.com'un tanımladığı gibi "Cox'un klasik erkek ayakkabısı modeline yaklaşımı kontrollu ve sade. Tasarımlarının en hareketli yönü ne derseniz, ayakkabıların uçlarına doğru olan metalik altın renklendirmesi."
Buna rağmen, koleksiyonun önemli bir özelliği payetli ve parlak tasarımlar. Kadınlar için olan koleksiyonu, Oz Büyücüsündeki Judy Garland'in parlayan ayakkabılarını andırıyor. Ama Jimmy Choolar gibi zarif ve narin? Hayir Coxlar böyle değil. Cox, UK Times'a verdigi röportajda, "Incecik, narin stilettolarda düşecekmiş gibi yürüyen kadınları sevmiyorum. Daha çok agresif diyebileceğim yüksek topuklar seviyorum. Çok şeker veya çok şirin olmasınlar." L. Harper
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Ayakkabı reyonunda görünce denemek için can atmaz mısınız? |
Perşembe, 27 Eylül 2007 |
 Çalışmalarını Toronto’da sürdüren 25 yaşındaki graffiti sanatçısı Matthieu Missiaen , belki de aradığınız o çok nadir bulunanı ve türündeki tek örnek olanı yaratmış bulunuyor.
Parisli sanatçı tamamen el işi olarak üretilen ayakabılarını Ndeur markası ile satmakta. Koleksiyonu meydana getiren seri, baştan çıkarıcı yüksek topuklu ayakkabılardan başlayarak, eski tarz okul tipi, ayakları bileğe kadar saran, yüksek konçlu ayakkabılara kadar farklı ayakkabılar içeriyor. Tüm ayakkabılar son derece kaliteli ve özel deri malzeme kullanılarak hazırlanmış olup, üzerlerinde sanatçının sokak tarzından esinlenerek ve yağlı boya ile çalıştığı görüntüler yer almakta.
Sonuçta sağlanan etki ise, hepsi birbirinin benzeri olan ve yüksek fiyatlar ödeyerek satın almış olduğunuz, siyah, kişiliksiz ayakkabılarınızın yarattığı sevimsiz tadı silip süpürecek, zevkinizi okşayacak, stil ve tarz sahibi ayakkabıların yarattığı ferahlık duygusu oluyor.
Öyle görünüyor ki, bu düşüncemizi paylaşan başkaları da var. Günlük giysiler satan The Rage (13 Kensignton Avenue, Toronto, ON, Canada) isimli butikte ayakkabı koleksiyonunu satışa sunmasından kısa bir süre sonra birçok yayında kendisinden övgüyle bahsedilen Missaien, ayrıca Toronto'daki Vans Ayakkabıları fuarına da katılmış bulunuyor.
Tamamen kendisinin elleriyle ürettiği ayakkabıları giymenin verdiği haz ve ayrıcalık duygusuna ilaveten, Missiaen'in tüm işleri tek örnek olarak hazırlanmaktalar. The Rage'in Etsy site'sine girerek ayak ölçülerinizi ve elde yapılma özelliği ve görünümü taşıyan hangi model ayakkabıyı istediğinizi belirtmeniz yeterli. Tasarım ayakkabılar klasmanında oldukça makul fiyatlarla - $120 - $180 - satılan Matthieu Missiaen ayakkabılarını , aramızdaki ayakkabı meraklıları , hemen edinerek, gerekli bir kültürel yatırım yapmanın mutluluğunu yaşayacaklar. L.Harper
therage.etsy.com adresinden satın alabilirsiniz.
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Fred Perry |
Salı, 18 Eylül 2007 |

Fred Perry, özgün ve sıradışı tasarımcı ve sanatçılarla birlikte çalışarak yarattığı ve sınırlı sayıda ürettiği koleksiyonlarıyla ünlüdür. Modacı, David David'den Peter Jensen'a ve Jessica Ogden'e kadar, hepsi de ünlü olan, birçok kişiyle çalışmış bulunuyor. En son olarak New York Times'ın T Style isimli dergisinin moda ekinde, Fred Perry'nin moda anlayışı ve giysileriyle ilgili yayınlanan kapsamlı yazıda modacının giysileri, "en pejmürde hallerinde bile giydiklerinde gençliğin kendilerini iyi hissettiği ve iyi göründükleri giysiler" olarak tanımlanmış bulunuyor.
Fred Perry, Sonbahar / Kış 2007 sezonu için ünlü ve popüler olan bir Japon tasarımcı ekip olan Comme des Garcons ile birlikte çalışarak koleksiyonunu hazırlamış. İlginç ve özgün seride artık Comme des Garcons' un imzası sayılan çeşit çeşit çizgilerin, neredeyse insanın gözlerini yerinden oynatan çarpıcılıktaki turkuaz ve parlak pembelerle bir arada kullanıldıklarını görüyoruz. Ayrıca, hazırlamış oldukları kırmızı-siyah kareli ayakkabılarla dünyanın her yerindeki Fred Perry ayakkabı fanatiklerini de memnun edeceğe benziyorlar.

Modacının bundan sonraki moda-müzik birlikteliği içindeki defilesini merakla bekliyoruz. Söylentiye bakılırsa, Fred Perry bu sefer Brit-punk-ska-rock bank Dead 60s ile birlikte çalışarak, yine sınırlı sayıda ürettiği ve "ters-yüz olmuş Harrington kumaşları" konsepti çerçevesinde hazırladığı giysileri sunmayı düşünmekte.L.Harper
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Balenciaga Lego Karşılaşması - Paris |
Cumartesi, 15 Eylül 2007 |
 |
Son zamanlarda en çok konuşulan konulardan biri de Balenciaga’nın 07 sonbahar koleksiyonu. –yeni “IT” ayakkabılar, ki bunlar klasik Balenciaga tarzından çok farklılar; sanki Danimarka’da küçük bir çocuk tarafından yapılmış gibiler. İnsan böye bir ayakkabıyı neyle giyer? Gri yün taytlarla herhalde.
Sarah V.
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. ) |
|
Paul and Joe (2007) |
Cuma, 07 Eylül 2007 |

Moda dünyasının duayyenlerinden Sophie Albou, o tarz sahibi ayaklarını ilk kez Fransa’nın Moda Enstitüsü’de ıslattı, yani eğitimine orada başladı. Mezuniyetten sonra Azzedine Alaia’da çalışmaya başlar; daha sonra kendisini Le Garage’da stilist olarak çalışırken görüyoruz.
1995 Yılına gelindiğinde, Albou ilk erkek koleksiyonunu “Paul and Joe” ismiyle hazırlar – iki küçük oğlunun isimleriyle dünyaya haykırmaktadır adeta. Tasarımcı, iki yıl sonra aynı marka ile sunduğu kadın giyim koleksiyonu ile, isminden dolayı eleştiriler almasına rağmen, çok başarılı olur.
2007 Yılı Albou’nun Paul and Joe markalı (karton karakterlere çok benzeyen) kadın giyim koleksiyonlarının onuncu yılını kutladığı yıldır. Göz alan ve kraliyet rengini anımsatan koyu mor palto, kocaman çan biçimi kolları olan beyaz bluz, haki renki ve dökümlü korsan tarzı çizmeler, hepsi bir bütün olarak, Albou’nun “kararlı ve aykırı” duruşunun gurur abideleri gibi moda dünyasındaki yerlerini alırlar. Daha şık giysileri bile – oldukça muhafazakar çizgiler taşıyan ve sapsarı altın rengi düğmeleri olan, nane yeşili palto aklımıza geliyor hemen – baskın bir mor, beyaz veya yeşil çoraplarla ve dize kadar yükselen özel tasarım çizmelerle vurgulanarak sunulur.
Halen, Paul and Joe ürünleri tüm dünyda 30’dan fazla butikte satılmakta olup, ayrıca, Barney’s, Harvey Nichols, Harrod’s ve benzeri birçok perakende satış noktasından tüketicilere ulaşmaktadır. L Harper
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Mücevher Tasarımcısı Scott Wilson – Sequin Bilezikleri |
Cuma, 07 Eylül 2007 |

Sydney Morning gazetesinin Matthew Willamson’dan “yeniliklerin kralı” olarak söz etmesinin bir sebebi bulunuyordu.
Williamson’un 1996’da Londra’daki ilk defilesinden beri değişmeyen özelliği onun tüm modellerinin pırıltılar içinde olmasıdır. 2003 ilkbahar koleksiyonunda altın renkli bluzlar ve brokar ceketler sunan ünlü tasarımcı, 2005 sonbahar serisinde yine parlak kadifeler ve satenler kullanmaktaydı; ve 2006 sonbahar defilesi pırıl pırıl parlayan altın rengin yanısıra gümüş renkli giysilerle de parıltının zaferi gibiydi.
En son Şubat ayında New York Moda Haftasında bu eğilimin, bu trendin devam ediyor olduğunu görmüş bulunuyoruz. Sözkonusu moda haftasının kapsamı içinde Williamson kendi geleneksel parıltılı, mücevhere benzeyen mini mini giysilerini ve yapma bebeklerin beden ölçülerinde göre tasarlayarak hazırladığı parlak elbiseleri gözler önüne sundu. Ama, bu yıl, bir değişiklik farkedilmekteydi; adeta “ne kadar büyük olursa, o kadar iyidir” gibi bir düşünceyi yansıtan bir anlayışla karşılaşıyorduk. Mankenler kocaman bol şortlar ve pantolonlar içinde podyumda yürümeye başladıklarında sanki tam ortasından iple bağlanmış kocaman kesekağıtlarına benziyorlardı. Bu giysilerin yanı sıra, bir kamp çadırı büyüklüğünde, dökümlü, pırl pırıl kocaman tünikler ile yumruk büyüklüğünde, ve tabi ki parlak, takılardan geçilmemektedi. Bu kocamanlık modası kapsamında mücevher tasarımcıları en yenilikçi ve yaratıcı takılarla öne çıktılar. Scott Wilson.

Wilson ve Willamson ikilisi İngilterenin en iyi sanat kurumlarında eğitim görmüşler. Wilson Middlesex Politeknik okulunda mücevher tasarımı ve Kraliyet Sanat Kolejinde mücevher yapımı alanlarında eğitim almaktayken, Williamson ülkenin en iyi eğitim kurumlarının başında gelen Central St. Martins’deki eğitimiyle kariyerine başlamaktaydı. Her iki tasarımcı da henüz kariyerlerinin başlarındayken moda dünyasındaki özgün konumlarını yaratmış bulunuyorlardı. Williamson mezun olur olmaz Marni için çalışmaya başlar. Wilson ise, Karl Lagerfeld’in yanında stajyer olarak yer alır. Zaman içinde Williamson çok başarılı olduğu kendi tarzını yaratır ve moda dünyasında konumlandırır. Öte yandan, Wilson yeteneğini ve yaratıcılığını birçok ünlü modacı ile birlikte çalışarak sergilemektedir. Özellikle de Burberry, Rıfat Özbek ve Hussein Çağlayan ile yoğun işbirliği içinde çalışır – bu arada kendi mücevher koleksiyonunu oluşturmaktadır. International Herald Tribune’a yaptığı açıklamada Wilson şöyle der: “Koleksiyonumda gördüğünüz her bir parça tek olarak üretilmiştir ve bu da çok emek isteyen, çok zaman alan bir iştir.”
Birlikte çalışırlarken, Wilson açıkça Williamson’dan etkilendiği parlaklık kavramını tasarladığı mücevherlerde dile getirir. Özellikle de baştan çıkarıcı ışıltılarıyla insanı büyüleyen kocaman toplardan oluşan takılar kendi türlerinde tek örnek olarak moda dünyasını sarsarlar. Şubat ayında gerşekleştirilen New York Moda Haftası çerçevesinde Matthew Williamson’un koleksiyonunu sergilemek için podyuma çıkan zayıf, ince ve uzun boylu mankenler Hilary Rochas ve Maryna Linchuk’un kolarında bu takılarla yer aldılar. Günlük olarak yayınlanan Fashion Wire Daily isimli yayına göre, Wilson’ın tasarladığı “adeta kendinden taşlı gibi duran takılar, İngiliz modasının Amerika’ya gidip geldikten sonra aldığı yeni boyutu nasıl da kendi özünde içselleştireek ortaya yepyeni bir yaratı çıkmasınn hikayesidir. Ve bunlar hip giysilerin vazgeçilmez aksesuarları olarak moda dünyasında yerlerini almış bulunmaktalar.”
Elle dergisinin İngiltere’de yaınlanan sayısında, sözünü ettiğimiz bu çarpıcı ve göz alıcılıkları inkar edilemez takıların, en son Mischa Bartn’un zarif kollarını süsledikleri yazıyor. Özellikle lüks takı koleksiyoncularının merakla edinmek isteyecekleri bu takıların her biri 750 $ . Bunlara ulaşabilmek için doğrudan tasarımcının kendisiyle iletişim kurmanız gerekiyor. By L. Harper
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Karen Walker Gözlükleri |
Cuma, 07 Eylül 2007 |

Fast Company isimli dergiye 2007 yılı başlarında verdiği ropörtajda, Yeni Zellandalı tasarımcı Karen Walker şöyle diyordu: “Kariyerime 18 yaşında başladığımda sadece USD 100 ım vardı (Yei Zellanda Doları) ve çok saftım.”
Ama inanılmaz bir şekilde moda dünyasının Karen Walker’dan tam 8 yıl süreyle, 1998 e kadar haberi olmadı. Ancak 1998 de Walker, Hong Kong’da ilk koleksiyonunun defilesini sunduğu zaman moda dünyası da onu tanımış oldu.
O zamandan beri de Walker’ın yarattığı birbirinden ilginç modeller ve modalar tasarımcıları büyülemeye devam ediyor. Giysilerini Avusturalya, Londra ve (2006 yılı sonbaharından beri de) New York Moda Haftası etkinlikleri çerçevesinde sergilemekte. Bunlara ilaveten tüm dünyada Karen Walker etiketini taşıyan giysileri pazarlayan 140 ayrı nokta bulunuyor.
Son zamanlarda Walker markasını daha da büyütmeye karar verdi ve giysilerden gözlük tasarımına geçti. Ekim 2005 tarihinde, Avusturalya, Yeni Zellanda ve Japonya’da hoş, sevimli, aynı zamanda çarpıcı ve etkileyici “gözlerin güzellerini” pazara sundu.
2007 Sezonu için yarattığı en son modeller aynı zamanda “Karen Walker’a Oy verin” sloganını taşıyan etiketler de taşımaktalar. Bu seride 33 çeşit sunulmuş. Hepsi de eğlenceli ve hoş şeyler (genellikle parlak sarı ve turkuaz tonlarını çokça kullanmış), ve hepsi de Karen Walker’a özgü, rahat ve özgür giysi tasarımlarının devamı gibiler; aynı anlayışı yansıtıyorlar.

Yeni gözlük modelleri tüketicilere sunulmaya başlandıkça, Walker çeşitli gözlük modellerini deneyen müşterilerin ünlü diplomat rolünü üstlendikleri gösteriler düzenledi. Podyumların arkasında üzerlerinde mikrofon taşıyan aktörler üstlendikleri rolleri ve karakterleri benimsediler ve Karen Walker’ın etkili gözlük modellerinin tanıtımını başarıyla gerçekleştirdiler. Walker, bir açıklama yaparak, Yeni Zellanda’da yayınlanan moda-kültür dergisi Thread’a şunları söyledi: “Hani o Güney Amerikalı ve Afrikalı diktatör görüntüsü vardır ya, işte o görüntü eskiden beri ilginç bir şekilde dikkatimi çeker; o görüntülerde gözlüklerin boyutları onları takan kişinin gücünü simgeler adeta. Sözkonusu güç gerçek veya yapay ve yüzeysel olabilir, ama o görüntülerde gözlükler gücü tanımlar.”
Kişinin güç ile olan kendi meselelerini bir kenara bırakalım, tüm modacılar Walker’ın aslında birbirine hiç benzemeyen, her biri özgün tasarımlı gözlüklerinin alışılmış, monoton ve birbirini tekrarlayan o kocaman “Nicole Richie” gözlüklerini unutturacağı konusunda aynı düşüncedeler.
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Jason Markk Spor Ayakkabı Temizleyicisi |
Cuma, 07 Eylül 2007 |

Jason Markk’ın ürünlerini kullanan sadık müşterilerinin ve bu ürünlerin tanıtımını yapan spor ayakkabıları fanatiği sayılabilecek blog’ların desteklediği ürünün, bu denli tutulmasının tek açıklamasını yine ürünün kendinde buluyoruz. Jason Markk’ın Premium Spor Ayakkabı Çözümü olarak tanımlanan ürün, gerçekten de bir devrim gerçekleştirmekte: Spor ayakkabılarınızı temizliyor.
Özel bir formüle göre hazırlanan sihirli bir solüsyonla kaplı, hafif sert ve uzun tüylü fırçası ile Jason Markk P.S.S., ayakkabılarınızdaki çim ve çamur lekelerini annenizin bile yapamayacağı bir şekilde yok etmeyi başarmakta. İçeriğinde hindistancevizi ve jojoba yağları içeren doğal sabunlar bulunan solüsyon, aynı zamanda %98 oranında bio-geridönüşümlü olma özelliğine de sahip bulunuyor.
Sporla ilgilenen herkesin, spor ayakkabıların her derdine deva olarak gördüğü ürünü, Jason Markk’ın kendi online mağazasında ve spor ayakkabı satan belli başlı mağazalarda bulabilirsiniz: Ubiq, Kendo, NortStar ve Colette ve diğerlerinde.
Bu ürünü, onları tanıyıncaya kadar, onlarsız yaşayamayacağınızı bilmediğiniz ürünleri yazdığınız, o uzun listeye ekleyebilirsiniz. Lee Harper
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Geçmişi Olan Bir Çanta |
Cuma, 07 Eylül 2007 |
Omuzumuzda Red Flag Design (Kırmızı Bayrak Tasarım) tarafından tasarlanan bir çanta taşıdığımızda kendimizi güncel ve yaşamın tam hissederiz. Çok amaçlı ve çok kullanımlı yelken bezinden üretilen çantalar sayesinde, çantamızın bundan önceki hayatında yelken bezi olarak gittiği limanların büyüsünü hayal edebiliriz. Çantamız belki de Kuğu isimli o muhteşem geminin yelkeniydi. AUM (ÇKM-Çok Kullanımlı Malzeme) ile yaratılan çantalar olağanüstüler – sağlam ve dayanıklı oldukları gibi şık ve zarifler; bunlar kendi türünde tek örnek.
Çantalar, Vancouver, İngiliz Kolombiyası ve Kanada’da bulunan Red Flag Design firmasının AUM özellikli olarak ürettiği ilk ürün serisi sıfatını da taşımaktalar. Her çanta, küçük el çantası, torba tipi çanta, cüzdan ve alışveriş çantası Vancouver’da yerel olarak sağlanan malzemelerle teker teker üretiliyor. Çalışkan ve yaratıcı bir şirket olan Red Flag, 2004 yılından beri kullanımlarına son verilmiş malzemelerden yarattığı soylu ürünlerle her geçen yıl daha da iyi koleksiyonlar yaratmakta.Tuija Seipell
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Brandina - Oda & Kahvaltı |
Çarşamba, 27 Haziran 2007 |

Kendisi de İtalyan olan Marco Morosini’yi etkileyen de, güneşlenirken dikkatini çeken şezlonglardan biri oldu; kumaşın dokusundaki hayatiyet, onu da etkilemişti. Dedikleri gibi, gerisi hikaye. Morosini, bu sert ve hava geçirmeyen malzemeyi kullanarak, yaratıcı yetenekleri olan bütün İtalyanlar gibi bir çanta yaptı. Ve dubbed Brandina (oturan Branda) serisi böylece pazara sunuldu. Bed & Breakfast (Oda Kahvaltı) isimli model diğerlerinden hemen ayrılıyor; dar, uzun silindir şekilli çantanın ağzındaki kordon büzülerek kapatılıyor ve ince dikey çizgili desenli çanta, dört farklı renkte hazırlanmış. L. Harper
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
| |