Çarşamba, 09 Mayıs 2007 |

Herkesi memnun eden bir gerçek var: Artık bir şaraphaneyi ziyaret etmek tarlalar ve bağlar arasından ilerlemek, araç giremediği için tozlu yollarda yürümek zorunda kalmak ve karanlık mahzen ve kavlarda uzun uzun üzüm üreticilerinin anlatımlarını dinlemek anlamına gelmiyor. Şaraphanelerin birçoğu – sadece yeni keşfedilen asma üretim bölgelerindekiler değil – günümüzün modern tasarım yaklaşımlarına duyarsız değil.

Artık meşhur mimarların tasarladığı şaraphaneler ve şarap turları için yakınlarında özel olarak inşa edilmiş oteller, içlerinde lüks sağlık merkezleri barındıran şarap tadım evleri, şık şarap tadım barları ve hayal gücünün çeşitli boyutlu yanlarını yansıtan şarap mağazaları her yerde karşımıza çıkıyor. Bir zamanlar dar bir çevre içinde algıladığımız şarap kültürü şaraba ve şarap kültürüne özel bir ilgi duymayan kişileri bile etkilemeye başladı. 
Şaraphaneler artık marka olmuş, almış başını gidiyor; binalardan başlayarak sağlık merkezindeki havlulara kadar herşey markanın öyküsünü ve kimliğini yansıtmakta. Bu artık şarabın pek birşey ifade etmediği anlamına gelmez. Aksine, çoğu kez şarapçılık güçlendikçe, çeşitli şarapların kalitesi arttıkça, markaya daha fazla önem verilir oldu. Tabi ki, burada para da çok önemli bir rol üstlenmekte. Eğer şarap iyi değilse ve kimse almıyorsa, mekanda bir tasarımcının elinden çıkmış sağlık merkezi de bulunmaz.

Şaraphane ziyaretleri düşüncesine ilk örnek olarak Kaliforniya’nın Napa Vadisinde Wilson Daniels’in sahibi olduğu Pegase di Domaine Clos isimli şaraphaneye yapılan ziyaretler sayılabilir. Çoğu kez, olmazsa olmaz nitelikli bir ziyaret sayılan bu gezide görülen şaraphane “Amerika’nın ilk şarap sanat anıtı” olarak tanımlanmıştır. Tasarımı Michael Graves tarafından tasarlanan ve 1987 yılında tamamlanan şaraphane binası, heyecan verici yapısıyla 20,000 metre kare alan üzerinde konumlanmış kavlar ile aynı zamanda aralarında Salvador Dai, Henry Moore ve Francis Bacon’ın da bulundğu sanatçılara ait 1,000 adet sanat eseri barındırmaktadır.

Daha yakın zamanlarda inşa edilen ve tasarım olarak şaraphane kavramına uygun bir yapı da İspanya’daki Elciego isimli bir ortaçağ köyünde Frank Gehry tarafında tasarlanan Hotel Marques de Riscal ’dır. Gehry’nin heyecan verici binası İspanya’daki en eski üzüm bağlarından birinin içinde bulunuyor; 43 odası olan yapının, ayrıca bir ahçılık okulu ile iki şık restoranı var. Sağlık merkezi özel şarap terapileri uygulayarak, şarabın stres giderici ve yaşlanmayı yavaşlatıcı antioksidan özeliklerinden yararlanmayı sağlıyor.

Her ne kadar şarap apelasyonları, üzüm üretim bölgeleri ve şarap kalitesi konularında uzman olan kişilerden etkileniyorsak da, itiraf edelim, gözümüze güzel görünen şeylere yönelmekteyiz. Bu nedenle dünyanın en heyecan verici şaraphanelerinden, şarap tadım barlarından, şarap galerilerinden ve şarap gezilerine özgü otellerden haberdar olmak isteriz. Tuija Seipell
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|