Advertisement
05:49 04 07 2009
ana sayfa arrow tasarım
Merkez Tren Garı
E-posta Çarşamba, 10 Haziran 2009



Mecanoo Architects şirketi Hollanda’daki Delft şehrinin belediye binası ile merkez tren garının tasarımını gerçekleştiriyor. En üst katın çatı örtüsü cam olacak ve yerin altında kalan katlarda bile şeffaflık ve ışık duygusu yaşanacak. Kubbeli tavanlar, kemerler ve yoğun olarak kullanılan beyaz ve mavi, içinde 30,000 metre karelik belediye binasını da barındıracak olan kompleksin görsel ağırlığını hafifletecek. Dört yıl sürecek olan yapım işleri gelecek yıl başlıyor.

Hollanda’da doğan ve eğitimini orada tamamlayan Francine Houben Mecanoo Architects şirketini 80’lerin ortalarında kurmuş. Mecanoo, o zamandan beri aralarında perakende satış mağazaları, gösterim salonları, oteller, kitaplıklar, müzeler, küçük kiliseler, rezidans mahalleleri ve parkların yer aldığı çeşitli kamusal ve özel projeler gerçekleştirmiş. Houben’in “duyumsal güzelik,” renk ve ışık üzerine yoğunlaşarak ürettiği birçok olağanüstü yapıya Avrupa ve dünyanın her yerinde rastlıyoruz. Son olarak Çin’in Shenzhen şehrinde iş hayatının yoğun olarak konumlandığı iş muhitinin yeni master planının tasarımı için açılan yarışmayı kazanmış. Bu bölgede 8,000 konut ile 400,000 metre karelik bir alanı kapsayacak olan ticari ve kültürel yapılar yer alacak.
Tuija Seipell


Etiket:
 
Gianluca Fallone
E-posta Pazartesi, 08 Haziran 2009




Arjantinli tasarımcı/ilüstrasyon sanatçısı
Gianluca Fallone halen Londra’da yaşıyor. Sadece 23 yaşında olmasına karşın etkileyici bir eser portföyü oluşturmayı başarmış ve müşterileri arasında MTV, Nike ve Cartoon Network gibi isimler yer alıyor. 

Fallone sanatını basitçe şöyle açıklıyor: ” Basım harf ve figürlerini ve tasarımı seviyorum; özellikle ikisi bir arada olunca daha da hoşuma gidiyor.” Zaten bu da sanatçının birçok eserinde açıkça görülmekte. Sanatçıya esin veren Japon tarzı animasyon ve çizgi öykü kitapları, yarattığı olağanüstü güzellikteki ve son derece ince detayları barındıran ‘ilüstrasyon – lunapark treni tasarımı’ gibi eserlerinin de çıkış noktası olmuş. Fallone, Arjantin tasarım dünyasında sağlam bir yer edinmekte ve bu genç ve üstün yetenekli sanatçıdan büyük işler bekliyoruz. Brendan McKnight
 




Etiket:
 
Syzygy Agency, Hamburg
E-posta Çarşamba, 03 Haziran 2009



Çoğumuz herzamanki masasınDA oturmayı kabullenmişken, Hamburg konumlu
Syzygy agency isimli ajansdaki yaratıcılar gözalıcı, yeni masalarının İÇİNDE oturuyor. Chanel, Mercedes-Benz, Mazda ve Fujitsu gibi müşterilerin reklam ve interaktif kampanyaları üzerinde düşünürken, herhalde size özel tasarlanmış bir iş yerinde çalışıyor olmak çok daha rahat olmalı.

Syzygy Hamburg ofisi (ayrıca Londra ve Frankfurt’ta da ofisleri bulunuyor) Christoph Roselius ve Julian Hillenkamp tarafından kurulmuş; onlar Hamburg’daki eins:eins architecten firmasının kurucuları.


Şık, beyaz hücreler göründükleri kadar sert değil. Aksine – farklı konfigürasyonlar sunma seçenekleri sonsuz, ancak masalar istendiğinde bir araya getirilerek bir bütün oluşturabiliyor. Bu şekilde sağlanan  birlikte çalışma ortamı, herkesin aynı gemide olduğu duygusunu güçlendiriyor. Esnek masalar, kısıtlı hareket ve kullanım alanlarının da verimli iş ortamına dönüşmesini sağlamış.

Syzygy’de çalışanlar başka yönlerden de şanslılar. Hamburg’un merkezindeki cool ofis, belediye binası, Binnenalster isimli yapay göl ve şık alışverişin adresi Jungfernstieg ile Neuer Wall caddelerinin yakınında yer alıyor. Haksızlık bu, değil mi? Tuija Seipell


Etiket:
 
Müzik okulu
E-posta Salı, 26 Mayıs 2009



Tokyo’daki ünlü
Senzoku Kaguen College of Music’e en son eklenen birimde eğitim görmeyi planlıyorsanız gerçek anlamda parlak renklerle çevrelenmiş ortamda kendinizi rahat hissedeceksiniz. Sözkonusu yapı okul çevresinde Kara Delik olarak anılırken, binayı tasarlayan Tokyo konumlu mimarlık şirketi Terada design & Architects’in sitesinde Kara Yapı olarak yer alıyor. Bizler okula inanmak istiyoruz, özellikle de büyük stüdyolardan birine Koca Ağız adının verildiğini öğrendiğimizden beri. Kara Delik’de kayıt stüdyoları, mültimedya stüdyoları, elektronik org sınıfları, PC laboratuvarları ile caz, caz vokal, pop ve rock için prova stüdyoları bulunmakta. Diğer yönleriyle benzeri yapılardaki özellikleri taşıyan binanın duvar ve tavanlarında kullanılan yoğun renkler, tasarımın temel öğesi ve yol ve yön işaretlemesi olarak – duvarlardaki büyük boyuttaki boyalı işaretler –  burada yer alan esas sanat unsurları olarak öne çıkmakta. Terada bir mimarlık ve tasarım stüdyosu olarak, Osaka doğumlu 42 yaşındaki Naoki Terada tarafından 2003 yılında kurulmuş. Tuija Seipell




Etiket:
 
Escada Genel Merkez Ofisi - Münih
E-posta Cuma, 03 Nisan 2009




Bazen öyle bir ortamla karşılaşırsınız ki, orada yer alan ürünler veya herşey (insanlar, ürünler veya mobilya ve diğer eşyalar gibi) belirginleşir. Burada gördüğünüz 2,000 metre karelik mücevher kutusu – köklü modaevi Escada’nın Münih, Almanya’daki genel merkezi – bunun lüks ve şık bir örneği olarak öne çıkmakta.

2008 yılının sonlarına doğru tamamlanan mekan, her sezon en son Escada koleksiyonunu görmek için gelen uluslararası medya ve müşterileri ağırlar. Belli başlı üç bölüm olarak – giriş açık alanı, lobi ve giriş kapalı alanı – tanımlayabileceğimiz alanlar birbirinden görüntü geçirgen cephe sistemleriyle ayrılıyor. Bu da olağanüstü bir görsellik sunmaka; 75 metre uzunluğundaki podyum doğrudan ana binanın merkezine adeta akarak bağlanıyor.



Escada, Paris konumlu stüdyo Carbondale’den Michigan doğumlu mimar Eric Carlson’la anlaşarak, genel merkezinin mimari anlamda topluma yönelik yüzünü tasarlamasını ister, bu işler arasında giriş cephesi, giriş açık alanı, giriş kapalı alanı, lobi ve mobilyalar vardır.



Carlson 1986 yılında Kansas Eyalet Üniversitesi Mimarlık Okulu’ndan mezun olmuş. 1997’de Louis Vuitton Mimarlık Bölümü’nün kurucularından biri olmadan önce, Mark Mack, Oscar Tusquets ve Rem Koolhaas ofisinde çalışmış. 2004 yılında Paris’de Carbondale’i kurmuş. Carlson lüks markalarla çalışmasıyla tanınıyor; bunların arasında Tokyo, Roppongi’deki Louis Vuitton binaları, Paris’deki LV Maison binası, 360° Seyir Müzesi ve Tag Heuer’in İsviçre’deki şirket genel merkezi bulunmakta. Tuija Seipell


Fotoğraflar Jimmy Cohrssen tarafından çekilmiştir.



Etiket:
 
Fornari Group Ofisi - Milano
E-posta Salı, 31 Mart 2009




Marina Del Rey, Kaliforniya konumlu
Giorgio Borruso Design isimli tasarım firması Fornari SpA (Fornari Group) şirketinin Milano’daki yeni, havadar ve akıyor gibi duran genel merkezini tasarlamış. 

Milano’nun Navigli bölgesinde yer alan 3,252 metre karelik bina yüzlerce yıllık tarihi Richard Ginori marka porselen imalathanesinin yenilenmesiyle oluşmuş.




Fornari ailesinin moda dünyasında ün sahibi olması 1940’ların ortalarında ayakkabı üretimi ile başlar. Ailenin 1998 yılında giyim modasına girmesini takiben diğer moda, tasarım ve yaşam tarzı markalarını da kapsayacak şekilde genişler; bunlar arasında Avrupa ve ABD genelindeki Fornarina moda konsept mağazalarını da sayabiliriz.
 

Genel merkezin Via Morimondo’daki girişi değişen renklerdeki LED ışıklarıyla aydınlatılıyor ve bu ışıklar ziyaretçiyi adeta yavaşça içeriye, resepsiyon alanına çekiyor. Yuvarlak köşeler, dönerek eğilen kenarlar, ışık ve görüntü geçirgen perdelemeler ve beklenmedik renk dalgaları uygulamasıyla açık alanda esnek, havadar ve akıcı bir ortam sağlanmış. Sert ve yalın görünümlü beton zemin ve çelik yapılanma, yeni duvarların dalgalı duruşları, perdelemeler ve merdivenlerle çok hoş ve güzel bir kontrast yaratmaka.





Bir de zemini, tavanı ve duvarı tam olarak algılayamamaktan kaynaklanan ve çok hafif bir başdönmesine benzeyen, tuhaf ama ölçülü bir denge kaybı duygusu yaşanıyor. Giorgio Borruso  tasarımcılarının amacı da zaten buymuş; sonucu şöyle tanımlıyorlar:” Yerçekimi yokmuş izlenimi vermek; her yüzeyde yürüyebileceğinizi düşündürmek; yapı sistemini kendi ekseni etrafında doksan derece döndürebilmek, ve bunların hepsi gerçekleşiyor.”  
 

İtalyan mimar ve tasarım sanatçısı Giorgio Borruso, kariyeri boyunca üzerinde çalıştığı form, şekil, biçim ve yapıların sınırlarını zorladığı deneysel işleriyle tanınıyor. Ürün tasarımı, perakende satış noktası tasarımı, mimarlık ve iç mekan tasarımlarıyla ödüller kazanmış. Perakende satış noktaları için  gerçekleştirdiği ünlü çalışmaları arasında Fornarina ayakkabıları için yaptığı İtalyan mutfağına özgü yuvarlak minik mantı olan tortellini şeklindeki ayakkabı ve Miss Sixty için hazırladığı kozaya benzer giyinme odalarını sayabiliriz. Tuija Seipell





 


Etiket:
 
Çiçek pazarı - Barselona
E-posta Perşembe, 26 Mart 2009




Barselona’nın yeni toptancı çiçek pazarı, Mercabarna-Flor, Barselona Uluslararası Havaalanı yakınlarında konumlanmış olup,
Willy Muller Architects şirketi tarafından tasarlanmış.

Yeni pazarın çok cepheli kırık çatısı ile tamamen açmış bir çiçek tarlasının kuşbakışı görünümünden esinlenen rengarenk dış cephe kaplaması en göze çarpan unsurlar olarak öne çıkıyor.
 



Yeni tesis – 44,000 metrekare alan üzerinde konumlu 15,000 metrekarelik binalar topluluğu – üç ana bölümden oluşmakta; bir bölüm kesilmiş çiçeklere, bir bölüm bitkilere ve diğeri ise aksesuarlara ayrılmış. Taze çıçeklerin hava yoluyla hızla nakliyesi gerektiğinden, çiçek işinde havaalanının kargo terminaline yakın olma zorunluluğu var.



Barselona’da çok sözedilen birçok yeni binadan biri olan bu dikkat çekici binadan başka şu yapıları görüyoruz: Fira de Barcelona’nın (Barselona Fuar alanı) dokuz bölümü ile Japon mimar Toyo Ito tasarımı 114 metre yüksekliğindeki iki kule; Barselona’lı Ricardo Bofill’in yaptığı Barselona Havaalanı’ndaki Terminal Sur binası; ve İngiliz Pritzker Ödülünü kazanan Richard Rogers’ın tasarladığı Hesperia Hotel and Towers binaları.



Willy Muller’in Barselona ofisini Arjantinli Muller ile Fransız mimar ortağı Frédéric Guillaud birlikte yönetiyor. Ayrıca Brezilya’da da bir ofisleri bulunmakta. Tuija Seipell






Etiket:
 
Scandinave Les Bains Vieux - Montréal
E-posta Pazartesi, 23 Mart 2009



Scandinave Les Bains Vieux-Montréal  Scandinave spa serisine yeni katılmış.

Eski Montreal konumlu ve Eski Liman yakınlarında yer alan 1115 metrekarelik spa, Rivière du Diable şirketler grubunun kurucularından ve Yardımcı Yönetici Başkanı Benoît Berthiaume’ın önderliğinde faaliyet gösteren Scandinave ekibinin kentsel anlamdaki ilk deneyimi olarak dikkatleri çekiyor.



Restore edilmiş bir depo binasının alt katında yer alan Scandinave Les Bains Vieux-Montréal, konum olarak şehir dışındaki ilk iki Scandinave spa’sına göre biraz daha az samimi bir ortam sunuyor. Şirketin Quebec’de Mont Tremblant’ın kayak yapılan dağlarında kütük-taş malzemeyla inşa edilen kır kulübesi tarzındaki ilk spa binası 1999 yılında açılmış; ve ilk franchise nitelikli yer ise 2006’da Collingwood, Ontario’nun kayak yapılan Blue Mountain isimli dağında faaliyete geçmiş. Eski Monreal spa, Gilles Saucier ve André Perrotte yönetimindeki Montreal’in ödüllü mimarlık merkezi Saucier + Perrotte  tarafından tasarlanmış.



Cam, mermer, süngertaşı ve kireçtaşından yapılmış alabildiğince uzanan yüzeyler iç mekanı bir anlamda steril ve soğuk kılıyor. “İskandinavya tarzı banyo” deneyimine özgü “termo terapi” çerçevesinde sıcak-soğuk ortamın yeniden yaratılmasını amaçlayan bu spa, Finlandiya’nın ahşap panellerle kaplı saunalarından çok, kesinlikle Reykjavik’in bir anlamda kliniğe benzer niteliğini çağrıştıran Blue Lagoon isimli mekanını anımsatıyor.



Scandinave’s next corporately owned spa is scheduled to open late this year in the ski hills of Whistler, British Columbia, to be ready for the 2010 Winter Olympics. - Tuija Seipell Scandinave’nin şirket bünyesinde yer alan bir sonraki spa’sının bu yılın sonlarına doğru İngiliz Kolombiyası’nın kayak yapılan Whistler dağlarında açılarak, 2010 Kış Olimpiyatları için hazırlanması planlanıyor. Tuija Seipell

  

Etiket:
 
Ogilvy & Mather Guangzhou Ofisi - Fikirler karnavalı
E-posta Perşembe, 19 Mart 2009
 



Ogilvy & Mather’in Guangzhou ofisi diğer katılımcılar arasından sivrilerek, FORTUNE China dergisi ile China Bridge International  şirketinin sponsorluğunda Çin’de üçüncü kez gerçekleştirilen Çin’in En Başarılı Tasarım Ödülü 2008’e layık görüldü.

M Moser and Associates
  şirketi tarafından tasarlanan Ogilvy & Mather ofisi bu ödülü kazanan ilk iç mekan tasarım projesi olarak dikkatleri çekiyor. Bugünkü ve gelecekteki çalışanlarına yaratıcılığı teşvik eden bir ortam sunmayı amaçlayan Ogilvy & Mather, M Moser’ın her tarafı “Fikirler Karnavalı” teması çerçevesinde biçimlendirmesine imkan vermiş.



Mekanın yüksekliği ve merkezde yer alan merdivenlerin yarattığı temalı park ortamı adeta akarak alandaki bir açıklıktan diğerine serbestçe geçiş veriyor.

Ogilvy & Mather’in burada gördüğünüz genişletilmiş ofisi, Guangzhou’da iş hayatının nabzının attığı muhitten alınarak, Pearl Nehri’nin ve tarihi Sha Mian bölgesinin görülebildiği, şehrin dış taraflarına daha yakın olan sanat ve kültür muhitine taşınmış.

Ogilvy’nin Şanghay ve Güney Asya üst düzey yöneticisi Michael Lee şöyle diyor: “Birçok çalışan için ulaşım süresi ikiye katlanmış olmasına rağmen işe gelmeye bayılıyorlar, çünkü yeni ortam çok hoş ve eğlenceli.” 



M Moser and Associates’in direktörü Wendy Leung’un basına yaptığı bir açıklamasında çalışma mekanının işle ilgili hedeflere ulaşmayı destekleyen stratejik bir gereç olarak düşünülmesi Çin’de henüz yeni bir konsept olmasına rağmen, ciddi bir trend olarak giderek yaygınlaşmakta.

1981’den beri faaliyet gösteren M Moser’in, aralarında tasarım, stratejik planlama, mühendislik ve yapım işlerini de sayabileceğimiz çalışmalarını gerçekleştirdiği ofisleri 11 ülkede konumlanmış bulunuyor.
   
 



Çin’in En Başarılı Tasarım Ödülü 2008’i kazanan 25 katılımcı arasında otomobiller, diğer ürünler ve perakende satış noktaları ile ofis mekanları bulunuyor. Tuija Seipell


Etiket:
 
Burned Toast şirketinin Manchester’daki eseri, Reuben Wood Salon
E-posta Perşembe, 12 Şubat 2009

 


Burned Toast Design
  isimli tasarım şirketinden Peter Masters eğimli, zarif ahşap malzemeleri ve yuvarlak hatlı masa ve sandalyeleriyle tanınıyor ama, Manchester, İngiltere konumlu mobilya tasarım sanatçısı, gerektiğinde büyük ve belirgin olmayı ve herkese hitap etmeyi de biliyor. Masters’ın kısa bir süre önce yeniden yapılandırdığı, Manchester şehir merkezindeki Reuben Wood Hair Salon isimli gösterişli kuaför salonu sanatçının baştanbaşa eklektik, elektrikli ve şık bir ortam yaratmadaki yeteneğini sergilemekte.
 


Sanatçı bildiğimiz yuvarlak hatlı aynaları kullanarak yoğun çalışan bir kuaför salonunun günlük araç-gereç ve eşyalarının saklabilmesi için gereken dolapları yaratmış. Büyük aynaların oluşturduğu yüzeyler herşeyin düzen içinde ve sade bir şekilde konumlanmasını sağlıyor ve böylece müşteriler ve çalışanların yarattığı kalabalık ortamın karmaşık ve dağınık görünmesi engellenmiş oluyor.


Salonun ortasındaki uzun mavi masa Masters’ın Horse isimli tasarımının endüstriyel kullanım anlamında yorumunu yansıtmakta. Buradaki aynalar yerlerinden çıkabildiğinden, mekanın görünümü genel izlenim bozulmadan kolayca değiştirilebiliyor. Yer yer uygulanan pembe, yeşil ve mavi renkler, siyah ve beyazın hakim olduğu daha büyük yüzeyleri hareketlendirerek aynalarla kaplı ortamda yeni odak noktaları oluşturuyor.


Masters mobilya yaparken ve tasarlarken çok farklı ve çeşitli malzeme, yöntem ve teknoloji kullanmakta. Kontrplak malzemeyi lamine ederek cilalamak, reçine ve madeni malzemeden kalıplı malzeme üretmek, plastik malzeme ve mobilya kaplama malzemesi imal etmek gibi birçok şey Masters’ın sürekli yaptığı işlemler arasında bulunuyor; bunların yanısıra keman üretiminde kullanılan bir makineyi kullanmak veya sipariş üzerine, dayanıklı malzemelerden el yapımı parçalar üretmek de işlerinin arasında sayılıyor. Tuija Seipell







Etiket:
 
Atölye Exquise
E-posta Perşembe, 12 Şubat 2009
 


Atelier Exquise,
Exquise Design  şirketinin Paris’deki küçük apartman dairesinde şirketin showroomu, tasarım stüdyosu ve mutfağı işlevini görüyor. Exquise ekibi çağdaş ve güncel oyuncak tasarımı yapan üç tasarım sanatçısı hanımdan oluşmuş. 

Yaratıcı sanatçılar hem fikir oluşturmak, hem de yiyecek hazırlamak için yeni mekanlarında bir araya geliyor. Stockholm konumlu
Electric Dreams şirketi tarafından tasarlanan mekan, zeminden tavana uzanan beyaz duvarlarla başlıyor. Bu basit ve sade altyapının üzerine çalışılan elektrikli ve parlak pembeler, maviler, morlar, yeşiller ve sarılar ortama ışık katmış.


Electric Dreams bir mimarlık ve tasarım stüdyosu olup, 2006 yılında ürün tasarımcısı Joel Degermark ve mimar Catharina Franklander tarafından kurulmuş. Tasarım işleri, perakende satış noktalarının cool ve gösterişsiz iç mekanlarından şatafatlı ve çılgın uygulamalara kadar uzanmakta. Degemark’ın Moooi için hazırladığı Cluster isimli lamba ve ekibin İsveçli marka Monki’ye – 2006’da H&M tarafından satın alınan - tasarladığı birçok olağanüstü konsept ikilinin birçok yeteneğine örnek olarak gösterilebilir. Tuija Seipell





Etiket:
 
Bu gerçekten bir otopark mi?
E-posta Pazar, 01 Şubat 2009

Büyük ve estetik anlamda göze hoş görünen tasarım sadece evler ve sosyal kullanım konutları gibi geleneksel mimari formlarla sınırlanmak zorunda değil.

Otoparklar gibi kullanım alanları mimar ve tasarım sanatçılarına, normalde günlük kullanım alanları için büyük tasarım dehalarının dikkatinden kaçan güzellik ve uyumu getirebilmeleri için olağanüstü bir imkan sağlıyor. 



Bu durumun değişmeye başladığını sevinçle bildiririz; burada gördüğünüz güzel görünümlü otoparklar ise kanıtımızdır. 


Modern tasarım tamamen “deneyim” üzerine kurulu ve gördüğünüz otoparklar kişinin özel veya sosyal kullanım alanındaki deneyiminin arabasını parka çekmesiyle başladığını gösteriyor. Yaratıcı ve yenilikçi girişimci ve tasarımcılar bunun öneminin farkında – tüketici giriş kapısına geldiğinde neredeyse çok geç kalınmış oluyor. İyi tasarım “deneyimi” çok daha önce başlıyor.


Burada gördüğünüz örnekler iç mekanların ne kadar aydınlık olduğunu, net ve belirgin grafiklerle parlak neon ışıklarının nasıl nefes alan bir alan yarattığını gösteriyor, daha önce yapılamayanın gerçekleşmiş olduğunu görüyoruz – tonlarcaiç karartan, hantal ve sadece işlevseliği olan beton yığınına yaşam sevinci katmışlar. Lisa Evans

Bilmemiziistediğiniz başka ilginç otoparklar görürseniz bize bildiriniz.









Etiket:
 
Wellness Sky
E-posta Pazartesi, 19 Ocak 2009



Birçok doğu Avrupa şehrinde yirminci yüzyılın ikinci yarısında Sovyet rejiminin denetleyici bakışları altında inşa edilen sert hatlı mimari yapıların birçoğu ya artık kullanılmıyor, ya da terkedilmiş. Belgrad’ın önemli yerlerinden biri olarak nehrin kıyısında bulunan ‘Tuna’nın Çiçeği’ için de aynı şey geçerliydi. Nehrin 15 metre üzerindeki bu üçgen yapı aslında 1970’lerde restoran olarak açılmıştı ve Komünizmin çöküşü ile o zamanlar Yugaoslavya, bugün Sırbistan olan ülkedeki iç savaş boyunca onbeş yıl boş kaldı.



Belgrad konumlu tasarım stüdyosu 4of7 , Londra konumlu Superfusionlab ile birlikte çalışarak şehrin merkezinde yer alan mekanın yüksek kalite bir spor salonu ve spa olarak yeniden kullanımı için gerekli değişimleri gerçekleştirmiş. Ziyaretçiler zemin kattan yürüyerek girdikleri düz alandan devamla yapının merkezinden yukarıya çıkıp, Wellnes Sky’a ulaşıyor; yapıyı tek başına taşıyan bu mimari elemanın içinde iki asansör ve çifte sarmal merdiven yer alıyor.

    


İçine girdikten sonra tesisin aynen ismi gibi gökyüzünde ve sağlık sunan bir yer olduğu anlaşılıyor. Fitness hocaları ve spor aletleri bir anda bırakılıyor, onların yerini binayı bütünüyle çepeçevre sararak kesintisiz devam eden pencereler boyunca uzanan şehrin görüntüsü ve nehir manzarası alıyor. Gün boyunca pencerelerden giren ışık reçine zemine vuruyor. Fasat verilmiş olan tavan döşemesi arkadan aydınlatmalı yarı-görüntü geçirgen üçgen panellerden oluşmuş, dolayısıyla konuklar adeta bir bulutun içinde spor yapıyor gibi hissediyor. Wellness Sky’ın tasarımının açık ve hafif olması üyelerin, tam da fazlalıklarından kurtulmak için çalıştıkları bu ortamda kendilerini neredeyse ağırlıksız hissetmelerini sağlıyor. Andrew J Wiener 



Etiket:
 
Pedro Gadanho aile evi
E-posta Çarşamba, 07 Ocak 2009




Renkleri cesurca kullanmak 40 yaşındaki Lizbon konumlu mimar Pedro Gadanho’yu hiç ürkütmemiş. Kısa bir süre önce yapımını tamamladığı Porto, Portekiz’de tek bir ailenin yaşayacağı konutta sanatçı, ana renkler olarak özellikle beyaz ve parlak renkleri olabildiğince kullanmış. Petrol mavisi mutfak ve pastel renklerin hakim olduğu merdiven boşluğu bir yandan dikkatleri çekerken, öte yandan kar beyazının gücünü vurguluyor. 




Sanatçının Nuno Grande ile birlikte tasarladığı çok beğenilen Turuncu Ev’de de renkler önemli bir rol üstlenmiş bulunuyor. Carreço, Portekiz’deki özel konut 2005 yılında tamamlanmış.

Gadanho’nun renk kullanımına başka bir örnek olarak Estoril/Alcoitão, Portekiz’deki ünlü Ellipse Vakfı Sanat Merkezi gösterilebilir. Bir depodan dönüştürülen 1,860 metre karelik yapıyı Atelier de Santos ile birlikte tasarlamış. Bina 2006’da tamamlanmış.




Gadanho’
nun düşünceyi zorlayan mimarisi, mimarlık ile güncel kültür arasındaki etkileşim ve ilgi hakkında sanatçının yaratmaya çalıştığı eleştirisel düşünme çabalarını yasıtmakta. Sanatçı sadece  mimar olarak değil, aynı zamanda serbest çalışan bir eleştirmen, küratör v öğretmen olarak da tanınıyor.

Porto Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde mimarlık teorisi dersleri vermiş ve 2004 Venedik Bienali’nde Portekiz’in küratörlüğünü yapmış. Ve güzel isimlere meraklı olanlar için söyleyelim, sanatçının ismi tam olarak Pedro César Clara do Carmo Gadanho. Tuija Seipell



Görüntüler/ Fernando Guera





Etiket:
 
Media Plaza - Utrecht, Hollanda
E-posta Salı, 09 Aralık 2008



123dv Architectuur & Consult 
ise bir başka ödüllü – ve tuhaf bir rastlantıyla rakamsal ismi olan – farklı disiplinlerde faaliyet gösteren Hollandalı bir tasarım şirketi. Rotterdam konumlu 123dv, mimarlık ve iç mekan tasarımı konularında, konutlardan ticari yapılara, küçük ölçekli projelerden devasa projelere kadar geniş çeşitlilik içeren birçok alanda mimarlık ve iç mekan tasarımı yapıyor.
 Ticari bir proje olan, Utrecht’deki Media Plaza’nın yeni kanadı, Ekim ayında bir yüksek teknoloji tarzı davetle açıldı. 

Media Plaza, saygın ve köklü Hollandalı fuar organizasyonu şirketi
JaarBeurs’un  denetim ve desteği ile faaliyet gösteren birçok konferans, sergi ve fuar mekanından biri olarak dikkatleri çekmekte.



Media Plaza’nın yeni ek binasında sekiz toplantı odası ve 700 kişilik ana kongre salonu yer alıyor. 123dv tarafından yaratılan alan inanılmaz derecede esnek, düz branda malzemeden yapılmış olup, seminer, konferans ve kurumsal etkinlikler için mekanlar yaratmakta. 

Tasarım, çeşitli ışık kaynakları ve farklı projeksiyon yöntemleri üzerinde yoğunlaşmış. İki tünelle girilen  yeni kanat 123dv tarafından tasarlanırken, tüm yüzeylere uzanan branda malzemeye odaklanan projeksiyonlar olarak düşünüldüğünden, zemin ve duvarlar insanların hareketlerine uygun olarak değişmekte.

  

Fuaye ve toplantı odalarında da ışık ve projeksiyon unsurlarına önem verilmiş. Farklı ortam ve atmosfer yaratmak veya etkinliğe uygun renkler oluşturmak amacıyla, fuayenin LED ışığıyla aydınlatılan duvarlarının ve toplantı odalarındaki kumaş tavanların renkleri değişebiliyor.

123dv, ana konferans salonunun çatı örtüsü için %100 görüntü geçirgen ETFE (ethylenetetrafluoroethylene) malzeme kullanarak eski çağlardaki amfitiyatro ortamını – tavanı gökyüzü olan toplantı alanı – canlandırmayı amaçlamış. Tamamen beyaz olan kongre salonu ise, etkinlikleri organize edenlerin isteği doğrultusunda belli renk veya ürünlerin dikkat çekebilmeleri için ideal bir fon yaratmakta. Şimdiden burada gerçekleşecek bir moda gösterimini hayalimizde canlandırabiliyoruz. Tuija Seipell 







Etiket:
 
GHD Genel merkez binası
E-posta Salı, 02 Aralık 2008
 


Hayatımızın olmazsa-olmazları, saç düzleştirici demir çubukların (birçok kadının en iyi arkadaşı, bizden söylemesi) üreticisi GHD, cool ofis mekanları klübünün yeni üyesi olarak beliriyor. Şirketin Leeds’deki 1,500 m2’lik genel merkez binası, kurumsal bir ofisden çok bir uzay gemisini andırmakta. Ve, resepsiyon alanında bir podyumun yer aldığı, fütürist tarzdaki mekanı tasarlayan İngiltere konumlu
Carey Jones iç mekan şirketine göre, onlar da aynen böyle istemişler.
   


İki yıl süren projenin amacı GHD’nin pazarda edinmiş olduğu tarz ve özgünlük duygusunu yakalayarak, bunu Merkez Ofis tasarımına aktarmak olmuş. Misyon tamamlanmış. Lisa Evans




Etiket:
 
Spot ışıklarının altındaki güç ve para (Amsterdam)
E-posta Pazartesi, 24 Kasım 2008



All Capital isimli yatırım grubu yüksek gerilim ve güç yüklü toplantıları için Amsterdam’da güçlerine uygun bir mekan düşündüklerinde, konuyla ilgili doğru vizyona sahip iki yerel yaratıcı şirketle anlaşır. İç mekan tasarım şirketi i29,  mimarlık ofisi Eckhardt en Leeuwenstein  ile birlikte çalışarak gösterişe kaçmadan, ya da sıkışıklık hissi yaratmadan, hem prestijli, hem de zengin görünümlü bir toplantı mekanı ile dinlenme salonu yaratmayı başarır. 

Spot ışıklarının altında olmak gibi eğlenceli bir konsept etrafında geliştiren temaya göre, mekanda kullanılan devasa, yuvarlak, siyah abajurların iç yüzeyi altın sarısı renginde sprey boyayla boyanmış. Bu güçlü lambalar adeta spotlar gibi ışık saçarak mekanın her yerinde gölgeler oluşturmakta. Işık ve gölgeler zemine, duvarlara ve eşyanın üzerine düşerken görsel yanılsama yaratarak, oval biçimler oluştururken, üzerine düştükleri malzemenin de renk ve dokusunun değişik görünmesini sağlıyor.



Altın renkli oval alanlar hem bazı noktaları tanımlıyor, hem de siyah lekeli ahşap malzemeden yapılmış çalışma masalarının keskin açılarını yumuşatıyor. Ayrıca, çeveye dağılmış olan altın ve gümüş renkli oval biçimler, görüntü anlamında birer metal para olarak da yorumlanabilir – adeta müşterinin asıl iş konusunu vurgular gibi... Yapıda kullanılan tüm süslemeler ve detay çalışmaları ise beyaza boyanmış.
 

Amsterdam’ın en ünlü kanallarından Herengracht (Beyefendiler Kanalı) konumlu ve yapımı 17nci yüzyıla uzanan tarihi
De Gouden Bocht  binasında yer alan All Capital şirketinin toplantı odaları ve dinlenme salonu geçen ay açılmış bulunuyor.



i29 ise, 2001 yılında Jaspar Jensen ve Jeroen Dellensen tarafından kurulmuş. Kesinlikle hiç bir fazlalığa veya süse yer vermemeleri ve sıklıkla net bütünlük sunan renk bloklar ile bol bol beyaz kullanmaları, tarzlarının karakteristik özelliği olarak tanımlanabilir.
 

Her ikisi de mimar olan Rob Eckhardt ve Goos Leeuwenstein’ın uzun mesleki geçmişleri sosyal alanlardan restoranlara, eğlence mekanlarından rezidanslara kadar uzanan birçok önemli projeyi kapsamakta. Publicis, DDB ve Eigen Fabrikaat ofislerini, Jurriaan Eindhoven film stüdyolarını ve Restaurant Bordewijk’in iç mekan düzenlemesini yapmışlar. Kariyerine mobilya tasarım sanatçısı olarak başlayan Eckhardt, 1980’lerin başında gerçekleştirdiği ilk başarısı disko tarzı sandalye Dolores ile ünlenir. Hatta o günlerde, aralarında 1983 Groeten uit Holland koltuk ile 1982 Karel Doorman şezlongun da bulunduğu kendi mobilyalarını sattığı bir mağazası bile vardır. Tuija Seipell





Etiket:
 
Tuvalet tasarımları - İçinde yer aldığı mekanın gerçek kimliği
E-posta Çarşamba, 12 Kasım 2008






Oraya banyo, el yıkama yeri, tuvalet, lavabo, erkekler wc / kadınlar wc, ne dersek diyelim, herhangi bir sosyal veya yarı-sosyal kullanım alanının - bunlara restoranlar, oteller, konser salonları, klüpler veya barlar da dahil olmak üzere – gerçek kimliği hakkındaki bütün kanaati oluşturur.
 



Bazı mekanlar müşteri memnuniyetine önem veriyormuş gibi görünürler, ön cephe cool ve lüks bir tarz yansıtır, ama gerçek, daima tuvalette ortaya çıkar. Eğer tuvaletler sıradan veya kirli ya da bakımsızsa – veya bunların hepsi birden geçerliyse – mekanın bütün konseptinin sadece yaldız olduğundan emin olabilirsiniz, aslında oranın içi boştur ve konuklara gerçek anlamda saygı duyulmamaktadır.   
 



Bir konsere gitme veya bir restoranda yemek yeme deneyiminin bir bütün olarak algılanması gerektiğinin açıkça anlaşılmamış olmasına şaşırıyoruz. Eğer oturacağınız koltuğa geçerken bir takım sıkıntılar yaşarsanız, bir restorandaki muhteşem yiyeceklerin veya bir mekandaki konserin tam anlamıyla muhteşem olması için daha çok uğraş gerekiyor demektir. Hepimiz benzeri deneyimler yaşamışızdır: araba parkında korkmuşsunuzdur, kapıdaki kuyrukta beklerken iliklerinize kadar ıslanmışsınızdır, vestiyerde ıslak paltonuz buruşmuş ve atkı ya da eşarbınız vestiyerin zeminine düşmüştür ve biraz toparlanmak için tuvalete geçtiğiniz zaman oranın da tamamen sıkıcı, zayıf ışıklandırılmış, bakımsız, malzemeleri eksik ve kötü kokan bir yer olduğunu görmüşsünüzdür. İnsan hayal kırıklığına uğruyor ama şaşırmıyor. Çünkü o kadar sık başımıza geliyor ki...          



İşte bütün bu nedenlerle artık tuvaletlerin tasarım anlamında ciddi olarak ele alındıklarını görmekten memnunuz. İnsanları etkilemek ve şaşırtmak için o kadar çok imkan var ki, herkesin birşeyler yapıyor olması lazım. Bu alan henüz tam keşfedilmemiş büyük bir fırsat olarak öne çıkmakta. Çünkü birçoğumuz yüzlerce kez hayal kırıklığına uğradığımız için daha başlarken oldukça az beklentiyle yola çıkıyoruz. 



Olağanüstü banyo-tuvalet tasarımlarına daha birçok örnek göreceğimizi ve gelecekte daha az hayal kırıklığı yaşayacağınızı umuyoruz. Bu gerçekleştiğinde bize bildiriniz. Tuija Seipell  









Etiket:
 
Kutunun gücü – Etkili ambalaj tasarımı
E-posta Salı, 04 Kasım 2008



Ambalajın kendine özgü – ve çok büyük - gücü vardır. Giydiğimiz modalar, giysilerimiz kim olduğumuz hakkında bilgi verir. Ürünlerin niteliklerini ise ambalajları tanımlar. Bir ürünle özdeşleşiriz çünkü o ürün bizim olmak istediğimizi gerçekleştirir. Her marka yöneticisinin söyleyeceği gibi, bizler aslında “markanın vaadini” satın alırız ve paket ve ambalaj bu vaadin büyük bir bölümünü oluşturur.




Sınama amacıyla şu senaryoyu deneyiniz. Devamlı kullandığınız ve artık monoton hale gelmiş olan şampuanınızı değiştirmek istyorsunuz veya her zaman aldığınız markayı bulamamaktasınız. Nasıl bir alternatif seçersiniz? En cazip görünümlü ve dikkatinizi çeken ambalaja yönelirsiniz. Çoğu kez de bunu mecburiyetten yaparsınız – birçok durumda aldığınız ürünü tatmak veya denemek imkanınız olmaz. İşte tam o anda ve orada satışı yapan ambalajdır.



Perakende satış uzmanı ve antropolog
Paco Underhill ’e sorarsanız, (Neden Satın Alırız ve Alışveriş Merkezi Bizi Çağırıyor  isimli kitabın yazarı),  size birçok araştırma, belge ve doküman gösterecek ve bunlarda konu edilen, kişinin yönlenmesi, alışveriş davranış biçimleri ve tüketici psikolojisi hakkında açıklamalar yapacaktır; bunların hepsi de ambalajın önemi üzerinde durur; hatta ambalajın önemli olmadığını söylediğimiz durumlarda bile ambalaj önem taşır.




Martin Lindstrom’un Alışveriş Sanatı -  Niçin Alışveriş Yaptığımız Hakkındaki Yalanlar ve Doğrular isimli son kitabı yazarın $7 milyon bütçeyle gerçekleştirdiği çalışmanın sonuçlarını kapsıyor ve cüzdanlarımızla verdiğimiz kararları aslında nelerin yönlendirdiğini inceliyor. Şaşırtıcı gerçek ise – eğer gerçekse – tüketici olarak, bizler çoğu kez niçin satın aldığımızı bilmiyoruz. Satınalma kararı verirken bizi gerçekten neyin etkilediğini bilmemekteyiz.



Bildiğimiz – ve pazarlamacıların bildikleri – ise tamamen duygular dünyasını kapsıyor. Markanın kendimizi nasıl hissetmemizi sağladığı önemli... Konu ister ürünler, ister insanlar olsun, ilk izlenimlerimiz kuvvetlidir ve çabuk oluşur. Çoğu durumda, asıl etken ambalajın kendisi olur. Yıllık olarak harcanan trilyonlar standart bilgisayar ölçümleri için değil, paketleme, ambalaj ve markalaşma için harcanır. Pazarlamacılar, çoğu zaman nasıl veya niçin olduğunu bilmeden, sürecin böyle işlediğini bilir.



Paketleme ve ambalajın sadece satınalma kararlarımız üzerinde değil, daha birçok şey üzerinde çok büyük etkisi bulunuyor. Mağaza raflarındaki alan ve raf kapsamı için verilen mücadele sert ve yoğun olarak sürmekte. İçinde oniki tablet bulnan bir kutu ilacın aslında olması gerektiğinden beş veya altı kat büyük olmasının bir nedeni var. Hırsızlık açısından caydırıcı olması bir yana, ama çoğu kez yer kazanımı, rakiplerden alan kazanımı çok daha geçerli bir sebep olarak belirmekte.



Daha büyük bir kutuyla raf alanı kazanan marka için giderek  başka unsurlar da söz konusu olur. Kutu ne kadar büyük olursa, daha çok raf alanına gerek duyuluyor. Daha çok raf alanı kullanıldığında ise, mağazanın daha büyük olması gerekiyor. Mağaza daha büyük olunca, kira yükseliyor ve mekanın işlerliliği açısından daha fazla personel çalıştırmak gerekiyor. Bu bağlantıları böyle sürdürüp devam ettirebiliriz.



Kutunun daha büyük olması kutuların nakliyesi için daha büyük kolilerin, daha büyük depoların, daha büyük kamyonların sağlanması anlamına gelir ve bu süreç böyle devam eder. Daha büyük bir kutu için daha fazla malzemeye ihtiyaç duyulur, daha çok ağaç kesilir, daha fazla plastik kullanılır, daha çok çöp çıkar... Ve, tabi ki, maliyet artar. Tüm olumsuzlukların altında yatan nedenin paketleme ve ambalaj olduğunu söylemeye çalışmıyoruz, ancak “biraz daha büyük bir kutu” tasarlayıp üretmenin küçük bir karar olmadığını ifade etmeye çalışıyoruz.



Ayrıca, gereksiz ve çevre-dostu olmayan paketleme ve ambalaj konusunun çevre üzerindeki etkileri hakkında artık ciddi olarak düşünmeye başlamamız gerektiği kanaatindeyiz. Paketleme ve ambalajlama dünyasında olup bitenlerden sorumlu olanlar tasarımclar, üreticiler, perakendeciler ve tüketicilerdir. Paket ve ambalaj üreticileri pazarı izleyecek ve pazarın satın almak istediğini üretmey başlayacaklar. Tabi ki, ideal olan, üreticilerin çevre-dostu malzemenin geliştirilmesi için daha fazla yatırım yapmalarıdır, ama çevre dostu olmayan malzemeler iyi satıyorsa, niçin değişsinler?



Günlük davranışlarımız markalaşmanın ve ambalajın önemli olduğunu kanıtlıyor. Bu özünde kötü veya yanlış bir şey değil.



Ancak, daha büyük bir resim var ve bu resimde hiç de sevimli olmayan bir gerçekle karşılaşyoruz ki, paket ve ambalaj malzemesinin çoğu toprağa veya denizlere çöp olarak dönüyor.



Amacımız ise, paketlemenin ve ambalajın cool, kendi içinde bütünlüğünü koruyan, eğlenceli ve işlevsel yönünü korumak, ama, aynı zamanda, bunu hiç bir şekilde zarar vermeyecek şekilde gerçekleştirmek olmalı.



Her zaman olduğu gibi, burada The Coolhunter’da bulunan bizler en özgün paket ve ambalajları arıyoruz. Gördüğünüzde bize haber veriniz!



Süt kutularındam kozmetiklere, eğer dikkat çekeci br paketleme ve ambalajlama görürseniz,
haberimiz olsun!  Tuija Seipell



İsteklerinizi gerçleştirecek bir tasarım stüdyosu mu aryorsunuz – TCH Tasarım ’dan başkasını düşünmeyiniz.






Etiket:
 
Londralı Engine markası Jump şirketini seçti
E-posta Salı, 21 Ekim 2008


Londra konumlu mimarlık ve tasarım şirketi Jump Stüdyoları, yenilikçilik ve yaratıcılığın, farklı tasarım disiplinleri arasındaki sınırların kaldırılması esasına dayandığına inanıyor. Moda, sanat, antropoloji ve akademik çalışmalar dünyası Jump’da biraraya gelerek, tasarım ve mimarlık dünyasını yeniden var ediyorlar.



Tasarım, iletişim ve pazarlama grubu Engine, yeni mekanının tasarımı için Jump’ı seçerken, Jump’ın yukarıdasaydığımız özellikleri bu seçimde etkin rol oynamış olmalı. Engine’in 60 Great Portland Caddesindeki beş katlı binası Engine şemsiyesi altında yer alan 12 farklı şirketi, ve onların müşterilerini, barındırmakta.
Jumpın direktörü Simon Jordan ve ekibi çok farklı beğeni ve kültürlere hitap eden birortam yaratmışlar. Ancak, her nasılsa, bunların tümü, ağırlıklı olarak Engine markasını da yansıtmayı başarıyor.



İnsanın içinden, oradaki beyaz masanın kenarlarına sıkısıkıya tutunursa, bir ihtimal, masanın biteviye dönmeye başlayabileceği geçiyor.Bu kötü bir şey değil. Ortam bir yandan doğaüstü ve tuhaf görünürken, öteyandan sakin ve cool olmayı da başarmakta. Aynı durum lila-pembe kanepeler içinde geçerli; sanki, kocaman bir testerenin kestiği büyük, tatlı parçalarına benzeyen, yenebilir sert köpükten yapılmış gibi duruyorlar. Hatta hoş nüanslarla çeşitlendirilen oturma üniteleri şık ve zarif bir ortam yaratarak etkileyici bir görsellik yaratmaktalar.İç mekanda yer alan büyük pencerelerin yuvarlak kenarları adeta büyük bir gemiyi anımsatmakta ve böylelikle içeridekilerin bir seyahatte olduklarını düşündürüyor.



Bütün bunların tümüyle Jump’ın yaratısı olup olmadığını bilemeyiz. Bir iletişim grubunun mekanı, bilerek veya bilmeyerek, hayal gücünün ürünleri, sıradışı ilginçlikler sergiliyor ve çok daha fazlasını vadediyorsa, oranın sakinleri için uygun dinamikler sunduğunu kesinlikle söyleyebiliriz.

Jump Stüdyoları’nın müşterileri arasında Nike, Red Bull, Adidas, Wieden + Kennedy,Honda ve Levi’s bulunuyor. Jump’ın geleceğe yönelik programında ise Bloomberg, Adidas, Fiat ve L’Oreal sıradalar. Tuija Seipell




 

Etiket:
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Sona Git >>

Advertise With Us
Advertisement