Advertisement
09:14 17 05 2008
ana sayfa arrow tasarım
Rotor Group
E-posta Salı, 13 Mayıs 2008

 


Belçika konumlu
Rotor Group, giderek daha kolay görünür yerlerde ve daha sık ortaya çıkmaya başladı. Geniş bir proje yelpazesine sahip olan Rotor, temel tasarım konularından, markalaşma ve paketleme ile sunuma kadar, etkinliklerden, ışıklandırma ve aydınlatma planlamasına kadar, iç mekan ve showroom düzenlemeleri, ürünler, ticaret fuarları ve sanat da dahil bir çok alanda faaliyet göstermekte. Belçikalı aydınlatma şirketi Modular Lighting Instruments  için yaptıkları çalışmayı özellikle beğendik; söz konusu şirket için yarattıkları etkinlikleri, showroom alan ve çevrelerini tanımlamaya kelimeler yetmez. Buna en önemli ve belirgin örnek olarak Rotor’un tasarımcısı Toon Stockman’ın Modular için tasarladığı retro-fütürist tarzdaki showroom alanını gösterebiliriz; Modular’ın Direkler Birliği’ne bir selam niteliğinde olan eserde yer alan altı devasa kafes, florasan tüplerden oluşan bir iskelet üzerinde yapılandırılmış. Uygulamaya ilişkin çılgın anlatıda ise – ki bu, tipik bir Rotor anlatısıdır – ölümcül tehlike şans eseri atlatılır; ancak, herşey yoluna girecek ve 2069 yılı civarında, ışıklandırma sistemleri yeniden huzur ve barış ortamında imal edilmeye başlanacaktır. Tuija Seipell     

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )
 




  

Etiket:
 
3 Boyutlu LED Aydınlatma
E-posta Pazartesi, 05 Mayıs 2008



İsviçre Teknoloji Federal Enstitüsü, aydınlatma ve sanat konseptlerini birleştirerek burada gördüğünüz olağanüstü 3 Boyutlu LED özellikli, NOVA ismini verdikleri eseri yaratmış bulunuyor. Enstitü’nün 150. kuruluş yıldönümü dolayısıyla yaratılmış olan eser, 25000 adet ampul kullanılarak oluşturulmuş. 

İnanılmaz, ama geçek: Bu dev eser bir saniyede tam 16 milyon farklı renk yaratabilmekte. Halen Zürih tren istasyonunun ana salonunda sergilenen 3.3 ton ağırlığındaki heykeli Eylül 2009 tarihine kadar orada görmek mümkün olacak. Lisa Evans



 
 

Etiket:
 
UXUS Tasarım ofisi
E-posta Salı, 08 Nisan 2008
   
 

Hayvan hikayelerinin, her zaman hayvanlar, bitkiler ve cansız nesnelere insani nitelikler atfederek onlara , insani karakter özellikleri verdiğini düşünmüşüzdür. Bize göre, fabl sözcüğü zengin ve gözalıcı, organik bir renk ortamını çağırıştırır – adeta bir tür Cirque du Soleil Varekai dünyası sunar. Dolayısıyla, Amsterdam konumlu UXUS Tasarım’ın yeni ofisinin yapılanmasında fablardan esinlenildiğini öğrendiğimizde, bir renkler cümbüşüyle karşılaşmayı bekliyorduk.

 


Halbuki, baskın renk olarak beyazın kullanıldığı iç mekanda, görüntü geçirgen özellikli duvarlar, beyaz, tüle benzer perdeler ve ev yaşam alanları tarzında yerden aydınlatma lambaları ile karşılaştık. Doğaya bir selam olarak, birkaç duvar grafiği ve organik mobilya kullanılmış ve şüphesiz, bu ofis renkli düşüncelerin doğup, yaşadığı cool bir ortam oluşturmakta. Mekan, 2003 yılında Amerikalı co-kreatif direktörler Georg Anthony Gottl ve Costa Rica’lı Erica Gottl ile Fransız co-direktör Oliver J.P.Michell’in birlikte kurdukları UXUS’a şık bir ortam sunuyor. Ortak deneyimleri tüm dünyayı kapsayan kurucuların çalışmaları, aralarında Levi’s, Nokia ve Adidas gibi isimlerin de bulunduğu müşteriler için hazırladıkları iç mekan tasarımları, mimari işler, perakene satış noktaları, ağırlama ve eğlence mekanları, kimlik çalışmaları, grafik tasarımlar ile ürün paketleme ve sunuş projelerini kapsamakta. Tuija Seipell.
 

Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )






Etiket:
 
Diane von Fürstenberg Stüdyosu - NYC
E-posta Salı, 19 Şubat 2008
 


Diane von Fürstenberg Stüdyosu '
nun yeni genel merkezi New York City ile mükemmel bir uyum içinde, şehrin seçkin semtlerinden Meatpacking Semtinde yer alıyor; burası aynı zamanda Gansevoort Pazarı Tarihi Bölgesi olarak da anılmakta.  Altı katlı yeni bina, Cirque du Soleil’in La Nouba’sındaki duvar süslemelerine benzeyen cepheleriyle şehrin dikkate değer iki tarihi yapısının arasına yerleşmiş bulunuyor. Binanın bir köşesinin üst ucunda cam yüzeylerden meydana gelen ve İspanya’da yapılmış, Olot denilen bir yapı konumlanmış; sözkonusu yapı bu katta yer alan penthouse tarzı süitin bir birimi olara düşünülmüş ve adeta gökyüzünden düşmüş devasa bir pırlantayı anımsatıyor. 
 

New York konumlu WORK Mimarlık 
  şirket, tasarımlarında eski ile yeniyi, aydınlık ile karanlık ve gölgeyi, ferahlık ile kapalılık duygusunu, sanatsallık ile işlevseliği uyum içinde bir araya getirmeyi başarmış. DVF’in amiral gemisi olarak tanımlanan mağazasını barındıran bina, 3200 metre karelik  sergi ve etkinlik  alanının yanı sıra, toplam 120 kişiye hizmet sunan ofis ve stüdyoya ilaveten, bir üst düzey yönetici/konuk süiti ve bir de penthouse tarzı daireye evsahipliği yapmakta.   

  
Binanın içinde dikkatleri çeken başlıca unsur olarak öne çıkan, “merdivenlik” diyebileceğimiz ve katları birbirine bağlayan geniş merdivenler dizisi olarak beliren uygulama, ışığın bütün binanın içine dağılmasını sağlamakta. Tüm sosyal alanların belirleyici öğesi olarak esneklik öne çıkıyor. Kendi ekseninde dönebilen duvarlar, bina yapılırken konumlandırılan ve gemi kamaralarının bagaj/yatak saklama bölümlerini anımsatan yapılanmalar sayesinde, burada gerçekleştirilen moda gösterimleri, fotoğraf çekimleri, etkinlikler ve davetler gibi farklı kullanımlar için gerekli alan ve boşluk sağlanmakta.        

WORK şirketini 2002 yılında Beyrut, Lübnan doğumlu Amale Andraos ile Rhode Island’lı Dan Wood birlikte kurmuşlar. Eserlerinin birçoğunu New York da gerçekleştirmekle beraber, yaratıları bir İzlanda kasabası için geliştirdikleri masterplan’dan bir tiyatro sahe düzenine, New York’da alt gelir düzeyinde yaşayanlar için inşa edilen toplu konut kulelerinden, Panama’daki lüks bir konuta kadar yaşam mekanları ile, dünyanın her yerinde perakende satış noktaları, ofis ve yaşam alanları gerçekleştirmiş bulunuyorlar. WORK, öte yandan, 11 ülkede yer alan 14 DVF mağazasının da tasarımını hayata geçiriyor.  
 

Diane von Fürstenberg, 61 yıl önce Brüksel’de dünyaya gelir. 1970 yılında moda tasarımcısı olarak kariyerine başlar. 1973 yılında yaratmaya başladığı vücudu kat kat saran giysileriyle ünlenir ve tartışmasız bir moda ikonu olmayı başarır. Kendisi halen belli başlı Amerikan moda öncülerinin kurduğu ve kar amaçlı olmayan Amerikan Moda Tasarımcıları Konseyi’nin Başkanı’dır. Tuija Seipell


( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


Etiket:
 
Giderek Yeşilleniyoruz
E-posta Cumartesi, 16 Şubat 2008
 


Milyonlarca yıldan beri balta girmemiş ormanlarda, yağmur ormanlarında ve diğer doğal yeşillik ortamlarda yaşayan insan ve çeşitli yaratığı yeşil bitkilerden oluşmuş doğal duvarlar sarmalamaktadır.
  Roma devrinden beri Eski Asya ve Avrupa toplumları, özel bahçıvanlar tutarak, bahçelerinin yeşilliklerden oluşan birer sanat eserine dönüşmesini ve bitkilerden yapılmış heykellerle donanmasını sağlamışlardır. Bu bahçeler ince detayları olan bitki heykelleri ile bitki çit, perde ve paravanlarının yanı sıra sarmaşıklarla kaplanan duvarlara kadar birçok unsuru barındırır.  
 

 
Ve, tabi ki, açık mekanlarda – çatı alanları, teraslar ve balkonlar gibi -  yaratıcı uygulamalar da görmekteyiz; söz konusu noktalar yoğun olarak betonla çevrelenmiş bulunan hayatlarımıza biraz daha yeşillik ilave etmeyi amaçlar. Kapalı mekan ile dışarıdaki açık alan arasındaki sınırı yumuşatarak  ve yeşilliğin aslında olmaması gereken yerde bulunmasını sağlayaran birtakım uygulamalar son zamanlarda ilgi ve dikkatlerimizi çekmeye başlamış bulunmakta. 
 


Seoul, Kore’de 2003 yılında Minsuk Cho tarafından kurulan Mass Studies isimli şirket, burada anlattığımız uygulamanın muhteşem örneklerini gerçekleştirmeyi başarmışlar. Aralarında,
Ann Demelmeester’in mağazası  (yukarıdaki resim) isimli mekan da bulunmakta. Mekan, Flemenk tasarımcının moda eserlerini sunduğu ve sadece dört adet olan konsept mağzalarından biri olarak öne çıkmakta. 
 
 

Yeşil duvarlar görsel anlamda ilginç olmaktan öte, çevresel anlamda da yarar sağlamaktalar; başka yöntemlerle gerçekleştirilmesi güç olabilecek dinginlik ve huzur ortamı yaratıyorlar. Büyük boyutlu ve onlarla karşılaşmayı hiç beklemediğiniz alanlarda gerçek ve canlı bitkilerin kullanımı, aynı zamanda duyulara da hitap etmekte – yeşilliklerin kokusu, suyun sesi ve belki de uygulama ortamına özgü nem olgusu gibi. Organik yapı insanda dokunma isteği uyandırdığı gibi konuşmayı da teşvik ediyor – bu nasıl uygulandı, şunun bakımı nasıl oluyor, kim yapmış, gibi konuların gündeme gelmesini sağlıyor. 
 


İngiltere’deki bir okul ve Japonya’daki bir kuaför salonu gibi, burada gördüğünüz ilginç yeşil ortam uygulamalarına rastlamış bulunmaktayız, ama daha çok, hemde pek çok örnek görmek isteriz. Bu konudaki yaratıcılığın ve cesur ve yenilikçi uygulamaların çok daha fazla olduğu kanaatindeyiz. Dolayısıyla, dikatleri çeken ve olağandışı örnekler gördüğünüzde, bize haber veriniz. Tuija Seipell 
  

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )




 

Etiket:
 
Londra ışıl ışıl
E-posta Çarşamba, 13 Şubat 2008
 

 
Bugünlerde Londra çok yoğun. Bir yanda İngiliz Akademisi Televizyon ve Sanat  Etkinlikleri devam ederken, öte yandan geçtiğimiz hafta sonuna rastlayan Çin Yeni Yılının Çin ülkesi dışında gerçekleşen kutlamaları ile Moda Haftası arasına sıkışan olağanüstü bir festival dikkatlerimizi çekmiş bulunuyor. 

Bu yıl ikincisi kutlanmakta olan
Londra Işıl Işıl  isimli etkinlik başkentte gerçekleştirilen tek ışıklandırma festivali olma özelliğini taşımakta ve Kule Köprüsü, Londra Köprüsü ve Londra’nın Yüzen Denizcilik Müze Gemisi HMS Belfast gibi şehrin önemli noktalarının aydınlatılmasıyla Londra'yı başka bir 'ışığın' altında görmemizi sağlıyor.  

Etkinliği gerçekleştiren şirket, aydınlatılan 15 farklı nokta için bir aydınlatma ve ışıklandırma tasarımcısıyla birlikte çalışarak, bir noktanın sosyal, ekonomik ve konumlandığı çevreyle uyumlu ve çevresine duyarlı oluşu açılarından öne çıkabilmesi için aydınlatmanın önemini vurgulamayı amaçlamış. Böylelikle, aynı zamanda birçok şehrin aydınlatılmasında uygulanan savurgan ve çoğu zaman yetersiz ve işlevsiz aydınlatmaya karşı gerçekçi bir nötr karbon çözümü de önermiş olmaktalar.
 


Her proje değerlendirilirken enerji kullanımları dikkate alınıyor ve alternatif teknlojilerin daha az enerji tüketimiyle daha iyi aydınlatma ve ışıklandırma sağlayabildikleri ispat ediliyor.
 

Bu yılki festivalin en iyi örneklerinden biri de Hoare Lea Aydınlatma 
ve Sill Aydınlatma şirketlerinin ortak eseri Kule Köprüsü olarak öne çıkmakta. En son teknolojileri kullanarak teatral ve enerji bilinci taşıyan bir aydınlatma ve ışıklandırma planı yaratmayı başarmışlar ve bu uygulama sayesinde geceleyin Köprü'nün özgün karakteristik özellikleri korunarak mimarisi tanımlanabilmekte. Köprü'nün enerji tüketimini 13KW'dan 2.3 KW'a indiren uygulamanın benzerlerinin dünyanın başka şehirlerinde ve belli başlı noktalarda gerçekleştirilebileceğini ümit ediyoruz. Brendan McKnight   

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. ) 


Etiket:
 
Sajjadah 1426
E-posta Salı, 12 Şubat 2008

Işıldayan mobilyalar veya araç gereçler The Cool Hunter’daki bizlerin ilgisini hep çekmiştir. Işıldayan bisiklet tekerleri, bantlar, halılar, gece klüpleri ve dans pistleri... bunları geçmişte sitemizde işlemiştik. Bunlara Türk tasarımcı Soner Özenç tasarımlarını da ekleyebiliriz. Siz hiç ışıldayan seccade gördünüz mü? İngiltere'de yaşayan tasarımcı tasarımlarına kattığı ışık ögesi ile kendini diger örneklerden ayrıştırmış. 

sajjadah

Sajjadah 1426 adını verdiği seccadenin özelliklerinden biri üzerindeki halı/kilim desenlerinin ışılandırılmış olması. Teknoloji ile kültürümüzü birleştiren bu modern tasarımda -Electro Luminescent Phosphore Printing- teknolojisi kullanılmış. Sajjadah 1426 hem atmosfer olarak hem de işlev olarak - yön bulmakta - namaz kılan kişiye yardım ediyor. Üzerindeki ışıldayan desenler ve içine yerleştirilmis pusula modülü ile seccade Mekke yönüne döndükçe daha parlak ışıldıyor. Namaz deneyimini başka bir boyuta taşıyan bu modern seccade tasarımcının şu an üstünde çalıştığı ışıldayan baskı teknolojisine çok başarılı bir örnek.

glowings

Özenç’in ışıldayan diğer beğendiğimiz tasarımları ise Zaman Perdesi (Time Curtain) ve Parlakkanatlar (GloWings). GloWings adındaki sihirli ışıldayan kelebekleri hem gece ışığı olarak hem de dekor görevinde tavanda ya da duvarda kullanabilirsiniz. Zaman perdesi’de zaman kavramımıza yeni bir yaklaşım. Evin içinde separat ve saat görevinde kullanılıyor. Bu tasarımın gelecekteki modelleri Text Curtain (metin perdesi) ve Sound Curtain (ses perdesi). Time Curtain ve Sajjadah 1426 henüz üretime geçmemiş, özel üretim şeklinde yapılıyor. GloWings ise seri üretime geçmiş, fiyatı 48 pound.



(Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın )


ARŞİVDEN SEÇMELER:


   
Electric Birdcage - Londra               Örgüt Çaylı            Galexi Yüzükler             Kemerli İskemle



Etiket:
 
Oliver Goldsmith
E-posta Salı, 12 Şubat 2008

 


İngiliz tasarımcı Oliver Goldsmith 1926 yılından beri artık ikon olmuş gözlükler üretmekte. Charles Goldsmith sayesinde 1935 yılında, ünlü olan veya ünlü gibi görünmek isteyen herkes için güneş gözlüklerinin vazgeçilez bir aksesuar olduğu kabul edilir. Oliver Goldsmith gözlüğü olmaksızın fotoğrafı çekilen bir Hollywood sinema ikonu veya uluslararası bir ünlüye rastlamak hemen hemen imkansız gibidir. Oliver Goldsmith'in torununun torunu Claire Goldsmith tarafından 2005 yılında yeniden konumlandırılan marka, giderek daha da güçlenmekte. 
 

Bir başka İngiliz, Aseef Vaza ise 2004 yılında, en iyi Paris ipekleri, boyanmış tavuskuşu ve dağ kırlangıcı tüyleri ile, balina, timsah ve piton derileri kullanarak yarattığı çanta koleksiyonuyla sınırlı sayıda üretilen lüks kalite çantalar sahnesinde parlar. Günümüzde, kırmızı halıların üzerinde yürünerek gerçekleştirilen etkinliklerin hemen hepsinin önde gelen katılımcıları arasında bulunan hanımefendiler ellerinde bir Vaza taşımaktadırlar. 
 

Şimdi de özgün detayları ve Hollywood tarzı seksi oranlarıyla ünlü 1969 Oliver Goldsmith TAK güneş gözlüklerine bakalım. Tasarımı İngiliz sanatçılara bırakınız. Sonra onlara terkedilmiş bir İtalyan fabrikasında keşfedilen Bengal Mavisi özgün asetatı veriniz ve TAK gözlüklerini elde üretmelerini isteyiniz. Sonra, Vaza, metal rengin ağırlıklı olduğu grafit gri renkli tavus derisi kullanarak lüks bir gözlük kılıfı tasarlasın ve markaya özel siyah biye ile çevrelediği kılıfı artık Vaza’nın imzası olan pembe süet üzerine markanın ilk harfini altın rengi kullanarak ve elle işlesin. VazaTak güneş gözlük ve kılıf takımları sadece 50 adet üretilmiş bulunuyor. 800 Sterlin (ABD $ 1500) ödeyerek birine sahip olabilirsiniz. Tuija Seipell
  

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )  


Etiket:
 
Arkadaş canlısı bir araba bakım alanı
E-posta Cumartesi, 09 Şubat 2008


 

Birçoğumuz için arabayı bakıma götürmek sevimsiz ve sıkıcı bir deneyim olmaktadır. Maliyetin ne olacağını ve işlerin ne kadar süreceğini bilememenin yanı sıra, teknik tabirler ve benzeri belirsizlikler nedeniyle geriliriz. Araba bakımı network'ü için geliştirilen belli başlı yeniden markalandırma programlarından biri olan
HiQ  sayesinde, Nottingham, İngiltere'de açılan yeni konsept merkezi sayesinde bütün bunlar yakında tarihe karışacak.  




Sözkonusu uygulamanın amacı, öncelikle araba bakım işlemlerinin hızla tamamlanması için büyük ve kökten değişiklikler yapmak ve yepyeni bir perakende hizmet konsepti sunarak, sektörde yeni standartların oluşmasını sağlamak olarak öne çıkmakta. Ve öyle görünüyor ki, gerekli malzeme ve gereci de sağlamayı başarmışlar. 



Londra'daki Fitch şirketinin ekibi tarafından hayata geçirilen tasarıma göre, marka yeniden konumlandırılmış; bunun için ise sadece dili ve ilüstrasyonları basit ve kolay anlaşılır bir şekilde kullanmışlar ve merkezin kendisi yapılandırılırken müşterilerin içeriyi, garaj araba bakım alanını, bizzat görmelerini ve izlemelerini sağlayan akıllıca bir uygulamayla cam duvarlar yükseltmişler. 


 
Uygulamanın her noktasında yukarıda tanımladığımız sade ve kolay anlaşılır bakış açısının izlerini görebiliyoruz; özellikle de bankaların müşterileriyle yeni anlaşmalar yaparak kendilerini yeniden konumlandırdıkları şu günlerde, bu nokta önemli bir unsur olarak belirmekte. Tüm bu gelişmelerin tüketicinin yaşamındaki diğer hassas konuları da kapsamaya başlaması hoş yenilikler olarak dikkatleri çekiyor.Acaba bu tür yaklaşımlar diş hekimine yapılan zorunlu ziyaretleri biraz daha iyileştirebilir mi?  Brendan McKnight      

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )





 

Etiket:
 
Kapak uyarsa
E-posta Pazartesi, 04 Şubat 2008



Londra’daki Selfridges mağazasını bir yana bırakınız, günümüzde herhangi bir büyük mağazanın yoğun ortamında gerçek anlamda dikkatleri çekecek bir satış noktası yaratabilmek hiç de kolay olmasa gerek.
 

İşi üstlenen Manchester’daki
True North şirketi, Oxford Caddesi'ndeki mağazanın Orijinal Adidas'lar bölümü içinde yer alan Yeni Ürünler bölümü için öyle bir sergileme sistemi tasarlamışlar ki, burayı atlamak mümkün değil. 

Ürünün kendisinden esinlenerek, bir Adidas ayakabı kutusunu masaya dönüştürüken, kapağından da sandalyeler yaratmayı başarmış bulunuyorlar. Böylece, "ürünleri deneme" alanında müşteriler, markayla tam anlamında özdeşleşebiliyorlar. Bu hafta açılacak olan noktadaki sandalyelerin Londra'nın en ünlü sandalyeleri olacaklarını sanıyoruz. Brendan McKnight  
 

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )




Etiket:
 
Yukarı Çıkıyoruz - Yeni Tavan Arası
E-posta Çarşamba, 30 Ocak 2008
 


Bir evin tavan arası denince insanın aklına şık bir tarz ve tasarım izlenimleri gelmez. Aksine, loş, örümcek ağı bağlamış, nemli ve ürkütücü mekanlar düşünürüz. Tavan aralarını daha çok, çatı örtüsünün hemen altında fazlalıktan yer alan ve – modası geçmiş giysiler, eski kitaplar, büyükannenin şapka kutuları, büyükbabanın av ve avcılık malzemeleri, bozuk para koleksiyonları ve yıllar önce deniz kıyısında yapılan bir tatilin anıları olan torbalar dolusu deniz kabukları gibi - istemediğimiz ıvır zıvırı biriktirdiğimiz bir alan olarak algılarız. 



Ancak şehir ortamında yerleşim sözkonusu olduğunda, alan ve mekanlar çok önem ve değer kazanır ve tek bir metrekare bile ziyan olsun istenmez. Şimdilerde mimar ve tasarımcılar, burada değindiğimiz fazlalık alan ve mekanlardaki potansiyeli farketmeye başlamış bulunuyorlar ve tarz konusunda en müşkülpesentleri bile memnun edebilecek çözüm önerileri geliştirmekteler. Güneş ışığı, ek odalar, ilave banyolar – bunların hepsini bir tavan arasına yerleştirmek mümkün. Dünyadaki mimarlar son derece etkileyici ve trend özellikli çatı örtüleri ve çatı uygulamaları yaratmaktalar; o halde bizler de tavan aralarının, oraları yaşanabilir bir hale getirmek için yaptığımız her teşebbüste ortaya çıkan o iç karartıcı, insanı mahçup düşüren, kupkuru duvarlarla çevrili ve zeminleri sıradan ince uzun ahşap panellerle döşeli felaketlere dönüşeceklerini düşünmeyi aklımızdan çıkarabiliriz. 



Tasarımcılar birkaç metrekarelik bir mekana bile uyuma, yemek pişirme ve yemek yeme alanlarını sığdırmayı başarabildikleri gibi, eğimli çatı örtülerinen yaralanarak gün ışığını olduğu gibi içeriye alan muhteşem pencereler tasarlamaktalar.  



Yaşanabilir ve kullanılabilir alanları olabildiğince çoğaltarak mekanı genişletmenin birçok harika yararı olduğunu hepimiz biliyoruz – hatta, bu durum nesiller boyu birikmiş olan bir yığın ıvır zıvırın atılması anlamına gelse bile... Tavan arasındaki çatı dairesine dolan gün ışığı sayesinde artık, oraları mesken tutmuş olan her türlü börtü böcek bile toplanıp gidecektir. Andrew J Weiner ve Tuija Seipell   

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. ) 





 
  

Etiket:
 
Kutunun içinde