09:46 24 07 2008

Tag: Transportation

These items have all been tagged with the tag "Transportation", You can see other tags in the Tag Cloud

Sınırlı Sayıda Üretilen Porsche Boxster (Sadece 500 Adet)
2007-07-05 15:52:42



New York Otomobil Fuarını, hiçbir şey sınırlı sayıda üretilmiş Boxster Porsche kadar canlandıramaz. Sadece 500 adet üretilen Boxster, otomotiv sektörüne odaklanmış medyada büyük heyecan dalgaları yaratıyor.

Standart özelliklerden birçoğuna sahip olan araba, standart ön camdan uzanan göstergelerinin yanısıra, otomatik olarak arkaya doğru uzanan ve yeniden tasarlanmış olan arka bölümü ile daha da iyleştirilmiş entegre yapısıyla, ayrıcalıklı konumunu korumakta. Arabanın performans arttırıcı egzoz sistemi metalik renkte çift kapakla güçlendirilmiş olup, 91 GT3 RS turuncu boyası sayesinde hemen farkedilen güvenlik kolonları da ayrıca dikkati çekmekte.

Turuncu rengi vurgulayan arka yan aynalar ile ön ve yan hava deliklerinin yanı sıra, arabanın arka kaportaya siyahla işlenmiş markası ve istendiğinde kullanıma hazır siyah tavan örtüsü onu daha da şıklaştıran öğelerden bazıları. Andy G

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )





Etiket: Transportation,
Lilybug – Eve Güven İçinde Ulaşmanın Yolu
2007-07-02 15:31:48



Hamptons semtinin masal bahçesi görünümündeki ortamı, varlıklı, hoş ve kaliteli yaşam tarzını seçenleri çekmekte. Ancak her hangi bir hafta sonu Hamptons semti içinde ve oraya bağlanan yollarda seyreden sürücülerin tahminen yarısı yasalarca sarhoş olarak tanımlanmaktadır.

Bu tehlikeli durumu ortadan kaldırmak  ve aynı zamanda hiç kimsenin keyfini kaçırmadan bunu gerçekleştirmek - için William Heath isimli İngiliz, dahiyane ve insana okul günlerini hatırlatan bir fikir geliştirmiş bulunuyor: küçük motorsikletler. 

William Heath, sarhoş bir sürücüyle çarpışarak hayatını kaybeden arkadaşı Lily’nin trajik ölümü üzerine Lilybug projesini geliştirmiş. Lilybug, kazancının bir miktarını Lilybug Vakfına bağışlıyor; vakıf ise sarhoş sürücüler nedeniyle mağduriyete uğramış olan ailelere ve Sarhoş Sürücüleri Topluma Kazandırma çalışmalarına yardım ediyor.

Halen Southhampton, Hampton Bays, Shinnecock, North Sea, Watermill, Bridgehampton ve East Hampton bölgelerinde faaliyet gösteren şirket, içkili davetliler için saati $ 40’a küçük motorsikletler kiralıyor. Lilybug aynı zamanda motorsiklet kiralama konusu çerçevesinde başka hizmetler de vermekte: Şirket, şöförlük hizmeti vermek üzere Lilybug sürücülerini çağırıldıkları adrese yolluyor. Burada, içkili konuk, arabasını motorsiklet sürücüsüne teslim ediyor ve onun şöförlüğünde hem kendisi hem arabası güven içinde eve ulaşmış oluyor. Lilybug sürücüleri motorsikletlerini katlayarak arabanızın bagajına koyuyorlar. Sözkonusu motorsikletli sürücüler hafta sonları şehrin en hareketli noktalarının kapılarında da hazır bekliyorlar...   Pink Elephant, Dune, Star Room, Nellos ve Stereo by the Shore gibi eğlence mekanları gibi. Lilybug küçük motorsikletleri DiBlasi R7E modelinde olup, katlandıklarında küçülerek 30.7 x 14.5 x  24 inç boyutlarına indirgenebilmekteler. L. Harper


( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Nexx Kaskları (2007 Kolleksiyonu)
2007-06-12 15:05:41



Özür dileyerek başlıyoruz çünkü bir motorsiklete atlayıp yoğun trafiğin içine dalarak hem toplu taşıma araçları olarak otobüsleri, hem diğer arabaları ve de yayaların zaten güçlük çektikleri bir ortamı daha da güç hale getiren motorsiklet tutkusu, ölmeden önce muhakkak yapmak isteyeceğimiz şeylerden biri değil. Bunu istemeyiz çünkü bizim popülaritemizin de sonu olabilir, heyecanımızın da. Ama, yine de kabul etmek gerekir ki, akmakta olan trafiğin içinden adeta onun bir parçası değilmişcesine süzülmek müthiş bir duygu olmalı. Dahası, hemen hemen her yere park edebilme imkanına sahipsiniz. Hem de bunu yaparken işgüzar bir trafik polisinin peşiniz sıra sizi takip etmediğini de biliyor olacaksınız.

Artık, motorsiklet tutkusu daha da cazip bir hale gelmiş bulunuyor. İngiltere’de tasarlanan
Nexx Kaskları  2007 yılı için piyasaya verdikleri koleksiyonlarının başarısıyla gurur duymaktalar. Hele içlerinde bir tanesi var ki, çok özel. Nexx Cross Aluminyum isimli olan bu kask, aslında bir bisiklet kaskına benziyor ve iç aksamı istendiği zaman çıkarılabiliyor. Böylece kaskınızı tekrar taktığınız zaman burnunuza bir futbol takımının soyunma odasındakine benzer kokular gelmiyor. Ayrıca görünüşü de çok hoş.

Serideki diğer kasklar da birbirinden ilginçler,  Integral X10 , mesela. Ama bizim kişisel tercihimiz Nexx Open Face (Nexx Açık Yüz) isimli model. Şöyle düşünün, bunu taktığınız zaman ana caddede seyrederken kendinizi aynen Top Gun filminde gibi hissedeceksiniz. Hafif olması nedeniyle taşınması kolay olan bu kask son zamanlarda gördüğümüz tüm kaskları geride bırakır. Serideki diğer iki kask ile birlikte sunulmakta olan bu kaskı diğerleriyle karşılaştırırsak bunun daha akıllıca tasarlandığını düşünebiliriz. Sanki diğer kaskların sentezi gibi; ve insan bunu taktığı zaman başına bir top güllesinin yarım küresini geçirmiş gibi görünüyor. Cazip.


( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket: Bike, Transportation,
Mazda Nagare
2007-06-04 16:24:15



Mazda’nın yeni tasarım felsefesi giderek Zen-tarzı düşünce akımlarına yaklaşmakta. Küçük bir çocuğun durgun suya attığı taş, nasıl birbirinden doğan ve aynı merkezden çevreye doğru büyüyen daireler oluşturursa, sözkonusu Japon markası da aynı şekilde yeni markalar üretiyor ve sırasıyla Sassou, Senku ve Kauri marka ve kavramları, giderek büyüyen etkileriyle 2005/6 yılında nasıl varlıklarını belirgin olarak ortaya koydularsa, bu etkiyi hala da devam ettiriyorlar.  Yukarıda belirttiğimiz üç odak noktadan hareketle, içeri doğru da bir devinim gerçekleşmekte; dairesel hareket ve devinim süreci çerçevesinde tasarlanan ve üretilen yeni bir araba, yepyeni bir Mazda tasarım lisanı konuşmakta, yeni bir Mazda tasarım imzası taşımakta. Mazda’nın Kuzey Amerika Tasarım Direktörü Franz von Holzhausen, bu araba, diyor,  bu yılın sonlarına doğru Tokyo’da yapılacak şirketin oto fuarında üretim öncesi haliyle sergilenecek.

Halen California’da bulunan tasarımcı, tek merkezli birçok dairenin devinimi gibi, diyerek, açıklama yapıyor. Sonra devamla, “Sassou, Senku ve Kabura ile birçok farklı yöne doğru vizyonumuzu genişlettik, ama giderek ortada bir noktada duracağız ve bu durduğumuz noktada ortaya çıkan arabayı herhangi bir galeriye gidip satın alabileceksiniz.” Ancak, halen tasarım felsefesinin o dış dairelerinde dolaşmaktalar; Holzhausen bunu bir “akış, akarak arayış” olarak tanımlıyor. Yani, Japonca Nagare.

Los Angeles’daki Oto Fuarı’nda, sözünü ettiğimiz bu yeni lisan, fiilen ortaya çıktı, kendini sundu; çarpıcı tasarım felsefelerine göre hazırlanan üçlü grubun ilk ürünü olarak kendini sergiledi: Nagare. Mazda’nın Irvine, California’daki tasarım stüdyolarında yaratılan ve üzerinde çalışılırken 2020 yılı hedeflenerek, o günün felsefesi düşünülerek, biçimlendirilen Nagare, kendinden önceki üç arabanın konseptlerinin bir bütün olarak yeniden oluşturulmasıyla meydana gelmiş bulunuyor ve Holzhausen, arabayı, “bir konsept arabasının konsepti” olarak tanımlanıyor.

“Akış, dediğimiz zaman tabiatın hareketi nasıl tanımladığını anlatmış oluruz. Bir çöl manzarasına baktığınız zaman, hava sanki kumun üzerinde hareket ediyormuş gibi görünür; havayı görüyor olmasanız bile devinimi hissedersiniz. İşte biz bunu yaratmak istedik: yapısal özellikler ve hareket çerçevesinde, bu unsurları kullanarak bir yüzey yaratmayı amaçladık.
” Bunlar Pontiac Solstice’in tasarımcısının sözleri. “Mesele şu: bu durum asla detaylara takılıp kalmak değildir veya artık klişeleşmiş yol büyüsüne kapılmak da değildir. Yaratımız için çok geniş bir alanda özgürce düşündük.

Nagare’nin tasarımında insanı en çok etkileyen özellik, arabanın yanları boyunca uzanan belirgin hatların varlığı oluyor. Varlığını algıladığınız hatlar giderek kavisleniyor ve ilerledikçe, adeta, arkadaki farlara doğru odaklanarak kayboluyorlar; sonra ince filigranların arasından tekrar doğarak, arkadaki turuncu alana doğru kendilerini yeniden varediyorlar. Aynen bir kum tepeciğindeki küçük vadiler gibi, arabanın gövdesinde adeta havanın akmak için kendine açtığı kanallara benzemekteler; ve bu görülmeyen, sadece algılanabilen hareket kompozisyonu, ön farlarda tüm çizgilerin buluşmasıyla tamamlanıyor. Akılda kalan ise, gövde boyunca yanlarda akan, giden hatlar.     



Holzhausen, Nagare’nin, akış konseptinin ilk dalgası olduğunu söylüyor. Arabayı Ocak ayında Detroit’de gerçekleştirilen fuarda sergilenmek üzere tasarlayan Irivine atölye ekibi bu fikri kendi içinde tekrar değerlendirerek, daha işlevsel ve daha gerçekçi bir forma dönüştürmeyi başarmış bulunuyorlar: böylece 2010 Ryuga spor araba konsepti doğmuş bulunuyor. Belki yukarıda değindiğimiz konuları tekrarlıyor gibi oluyoruz ama, belirgin hatlarla ifade bulan silüet çizgileri arabanın genel görünümünü belirleyici unsurlar olarak kullanılmışlar ve Senku’dan esinlenerek tasarlanan ve bir köpekbalığının başı ile uzanan burnunu andıran ön bölümü şekil alırken, yanlardaki ışık düzeni olduğu gibi bırakılmış. Ancak, arabanın insanın üzerinde uyandırdığı izlenim bu denli sınırlayı, zorlayıcı değil. Özellikle de arabanın iç mekanında kullanılan Nagare tarzı pırlanta kesimini andıran oturma düzeni daha çok geleneksel 2+2’lik araba atmosferi taşımakta. “Burada hareket, en önemli unsur olarak öne çıkıyor” demekte ısrar eden Holzhausen, şöyle devam ediyor, “Ancak söz konusu hareket unsuru, artık çok daha hassas ve sessiz bir şekilde ifade bulmakta. Aynen Japonların kaya bahçelerinde olduğu gibi.”

Bu arada, Cenevre’deki fuar, aynı felsefenin daha da somutlaşmış ifadesinin tanıtımına fırsat vermekte. Bu sefer şirketin Almanya, Frankfurt’daki atölyesinde tasarlanmış. Franz, yeni tasarımın da en az diğeri kadar yenilikçi ve ilginç olduğunu söylüyor. “Bu nesil arabaların olduğu gibi, bu araba da avant-garde özellikler taşımakta ve iki yıl içinde tamamlandığı zaman, kendisinde bütünleşen tüm özellikleri, yenilikleri ve temaları ile gözler önüne çıktığında, onu görenler, evet, diyecekler, bunu daha önce görmüştük. Bu bir Mazda.”   

Şahsen, insanların bu denli heyecansız olacaklarını düşünmüyorum. Bu konuda Ford’un Avrupa kolu olan ana şirketimizin sesi oldukça yüksek duyulmakta ve Kinetik Tasarım felsefesi ile. ‘hareket halindeki enerji’ üzerinde durarak arabanın arkasınaki konsepti açıklamaya çalışmaktalar. Aslında, Holzhausen, biraz  önce tanımladığımız tüm kavramları sizlerin, benim, hepimizin ellerimizle dokunabileceğimiz bir forma dönüştürmeyi başarmış. İlginçtir, Amerikalı tasarımcı, tüm bu çalışmaların ilk doğuşunun temellerini Intersection dergisinin 2006 İlkbahar sayısına bağlıyor. Derginin,  kapağında Colani konseptinin işlendiği sayıyı işaret ederek, “Arabayı orada gördüm” diyor, “Organik ve adeta akar gibi duran formlar halindeydi ve yaratmak istediğimiz arabanın ta kendisiydi. Son zamanlarda yarattığım tüm konseptler o resimden hareketle oluşarak vücut buldular.Euan Sey. (
Intersection Magazine isimli derginin online yayınından alınan geniş ve kapsamlı alıntı.)

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )




Etiket: Transportation,
Jaga Deneyim Kamyonu
2007-05-17 15:56:14



Bir radyatör gibi hiç de eğlenceli olmayan bir ürünle ne kadar eğlence yaratılabilir? Öyle görünyor ki, çok. Bunun için Jaga Radiator Factory  (Jaga Radyatör Fabrikası) websitesini ziyaret etmeniz yeterli. Zona Torona’nın çikolatadan yapılmış muhteşem heykellerinin Milano’daki Tasarım 07 Fuarı’ nda gördüğümüz Burning Man (Yanan Adam) isimli kocaman tatlıdan sonra en son Jaga Deneyimi ile karşılaştık: Jaga Deneyim Kamyonu. Son yeniliği ile Jaga, ürün tanıtımını bambaşka bir dünyaya taşıyor.  



Mercedes Actors platformu üzerine inşa edilen ve Arne Quinze tarafından tasarlanmış olan kamyon, ilk bakışta kocaman bir ışık topuna benzeyen bir süt kamyonunu anımsatıyor. İç mekanında bir de VIP oturma alanının bulunduğu kamyonun bu bölümü, Moroso tarafından beyaz deriyle döşenmiş. Bir dinlenme odası, mufak ve duş bölümü her türlü rahatlığınız için hazır. Quinze şirketi Moroso için mobilya tasarlamakta olup, ayrıca kendi markasıyla da tasarımlar yapmakta. Mesela, 1999 yılında tasarladığı Primary Pof isimli ilk koleksiyonu büyük ses getirmişti ve şirket halen yılda 15,000 parçadan fazla satış gerçekleştiriyor.

Deneyim Kamyonu’nun 182 penceresinden dışarı taşan gizemli ve büyülü multicolor nitelikli LED ışıklandırma sistemiyle sağlanan ışık seli (bir mil uzunluğunda LED hüzmesi ediyor) sürekli değişen desenler dünyası sunmakta. İçerideki Dolby ses sistemi ve dışarıda döşeli 4000 Watt’lık Bose ses gücü sayesinde, kulaklar da o güne kadar tanımadıkları bir deneyim yaşıyorlar. Kamyonun içinde olanları anlamak için, bilgisayar ekranınızdan çıkarak onbun bulunduğu yere yönelmeniz yeterli (şu anda Milano’da) ve böylece Jaga Deneyimi’ne katılabilirsiniz. Tuija Seipell  

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket: Transportation,
Şeffaf Araba
2007-04-12 13:56:42



Cenevre’deki Auto Show’da bir optik illüzyon harikası olan araba, ziyaretçileri hayretler içinde bıraktı. Exasis, şeffaf bir Rinseed kreasyonu olup böceğe benzer kaportası ve yükek teknoloji ürünü plastik aksamını tamamlayan sarı rengiyle özgünlüğünü ilan etti. İlk bakışta büyük boyutlardaki bir Meccano setini anımsatmasına rağmen, daha yakından bakılınca görüntünün aslında şeffaf olduğunu algılıyoruz. Görünmez uçaklarla seyahat rotaları çizen, Harika Kadın fetişisti olanlar için mükemmel bir araba. Şu zavallı kadın bir yerlere park ettiği arabayı şimdi nasıl bulacak? Bu durumda önerimiz,  ala Taxi Driver stili boncuktan yapılmış oturma minderleri kullanılması; böylece kalabalıklar içinde araba kolayca farkedilebilir. Andy G


( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )






Etiket: Transportation,
Rolls-Royce Corniche
2007-02-26 12:26:49



İngilizlerin gururu ve yaşam keyfi Almanların para kazanma özellikleriyle birleşince ortaya çıkan Rolls-Royce, mutlak konforu, rahatı ve belli bir yaşam tarzını tam anlamıyla yakalayan bir ürün olarak belirdi. Lüks araba dünyasında “uçan kadın” imajının en incelmiş, en zarif temsilcisi oldu. Phantom arabalarda o topraklarda bulunan kayın ağaçlarını kullanmışlar ve geniş iç hacmin deri döşemeleri için 1000 dana harcamışlardı. Yine de bu arabanın bir eksiği vardı; ilk bakışta tanımlanamayan, ama hissedilen bir eksik. Bu da, arabanın elle yapılmış olduğunun anlaşılamıyor olması idi. İşte bu noktada daha şimdiden kulağımıza gelen söylentilere bakarsak, Rolls-Royce Cornish’in bunu aşabildiğini söyleyebiliriz. 

Yaratılışında 2004 yılında oluşturulan 100EX konseptinin ilhamı ile katıldığı Cenevre Motor Fuarı’nda sergilendiği zaman üzeri açık iki kapılı araba, uzaktan Phantomu çağrıştıran duruşuyla dikkatleri üzerine çekiyor ve ziyaretçilerin hayran bakışlarla mutlu bir şaşkınlık yaşamalarına sebep oluyordu. Arabanın yanından ayrılırken herkesin dudaklarında kocaman bir gülüş oturmuştu. Dış görünüşü ile kromajlı ve belirgin hatlarla 100EX modelin özelliklerine sadık kalırken, iç dekorasyonu ile asil ve zarif bir İngiliz beyefendisinin üyesi bulunduğu kulübüne giderken kullandığı bir araba olduğunu göstermekteydi; bütünüyle düşünüldüğünde minimalizm ile Art Deco’nun muhteşem uyumunu içinde, devrin tasarım felsefesi sergilemekteydi. 6.8 litrelk ve V12 özelliğindeki motoru ile, şehir dışındaki yollarda uçarken kendisini hiç bu kadar nostaljik hissetmiyordu.
Matthew Hussey

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket: Transportation,
Hayalet Gemi – Kıyılarda taşımacılığın geleceği
2007-02-08 03:25:19



Burada gördüğünüz deniz motoru 15 metre uzunluğunda bir David Borman tasarımı. Gelecekteki taşıma aracı olarak düşünülüp geliştirmiş.”Bence, Wally motoru güçlü bir motor olup 25 metre boyunda tasarlandığı zaman $ 20 milyon değerinde olur ve saatte 70 mil yaparken 2,000 galon benzin kullanır. Şimdi amacımız, hem de bunun bir misli büyüklükte birşey yaratırken şu anda harcananın onda birinden de az benzin kullanan bir motor yapmak.”

“Bu işi yaparken takip ettiğim ana fikir şu:  Bir deniz motorunda helikopter hızını yaratmak. Böylece ortaya çıkan araç muhteşem bir statü sembolü olur, ama aynı zamanda pratik bir işleve de sahiptir. Kendi adıma söylüyorum, Bahamaları ve Torgas’ları çok severim, ama onlar bulunduğum Miami’den 130 ve 200 mil uzaktalar. Eğer saatte 25 mil yapan geleneksel bir yatım olsaydı ve çocuklarımla geçirebileceğim 3 günlük bir hafta sonu ayırmış olsaydım, bu seyahatten vazgeçmek daha doğru olurdu. Çünkü oraya varmamla geriye dönüşüm bir olacaktı.

Ama 35 metrelik Sea Phantom ile saatte 150 mil hızla hareket ederek, Meksiko Körfezi’ni kelimenin tam anlamıyla göz açıp kapayana kadar katetmiş oluyorsunuz. Otomatik olduğundan, bu sürede, motorun içinde dolaşma imkanına da sahipsiniz. Aynı şekilde Küba limanlarını açtığı zaman, Key West’den Küba’ya 20 dakikada ulaşmak mümkün. Aslına bakarsanız, Kew West’den çıkış ve Havana’ya giriş aradaki mesafenin katedilmesinden daha uzun sürer. 

Deniz savaş gemileri ile denizaltı arasında bir şekle sahip tasarım, merkezi gövdenin çevresinde geliştirilmiş. “Nasa’nn internetten ulaşılabilen kaynaklarına ulaşarak çalıştım ve araştırma yaptım. Edindiğim bilgileri 60’ların yaşam felsefesiyle birleştirdim. Özelikle kuyruğun iskelete bağlantısını ve ikisi arasındaki hassas dengenin korunmasını dikkate aldım. Sonra bir gün, çocuklar için hazırlanmış olan 1920’lerin Bugatti’sini gördüm; ve tasarım yerine oturdu.” Borman hayalindeki bu projeyi gerçekleştirirken ciddi anlamda zaman, işgücü ve $ 1.3 milyon harcadı. Ama tasarım gerçekleştiğinde ve iş bittiğinde bunun herşeye değdiğini gördü.



“İlk amacımız yolcu taşımacılığı. $ 2.5 milyona maledeceğim deniz motoruyla  $ 10-12 milyonluk hava taşımacılığı araçlarına eş değerde sonuç alacağım. 24 Yolcu taşıyacak olan Sea Phantom’lar 25 metre uzunluğunda olup, $ 2.5 milyona mal olacaklar ve saatte 140 mil hız yapacaklar. Hem fiyatın, hem de işletme giderlerinin bir engel teşkil edeceğini düşünmüyorum. Ayrıca havaalanlarındaki pist alanları da giderek kalabalıklaşmakta. Artık havaalanları daha fazla büyüyemezler. Dünya nüfusunun %60’ı sadece 300 millik bir deniz kıyısında yaşıyor. Florida kıyılarında bu motorların uçar gibi dolaştıklarını hayal ediyorum. Eğer 90 yolcu taşınması istenirse, o zaman 50 metre boyunda bir tekne tasarlamak gerekir. Çok yeni bir yolcu taşıma sisteminden bahsetmekteyiz.

 İlk Sea Phanthom 25 metre uzunluğunda olup $ 25 milyona malolacak ve 24 yolcusuyla saatte 140 mil yapacak. Wes Siler.  Intersection Magazine isimli derginin online yayınından alınan kapsamlı alıntı.) 

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )




QIQ tam hedefte
2006-11-08 09:18:36



Anlaşılmaz bir şekilde elektrikli arabalara verilen patent sayısı her geçen yıl giderek azalsa da, veya petrol şirketleri tarafından satın alınıyor olsalar da (hangisine inanmak isterseniz ona inanın) ismi QIQ olan bu elektrikli araba capcanlı ve Amsterdam cadde ve sokaklarında dolaşmakta.İki kişilik olan QIQ, Okura Hotel in Amsterdam isimli otel tarafından otel konuklarının taşınması ve dolaşımları için kullanılıyor. QIQ nun küçük boyutları Amsterdam’ın dar sokaklarına çok uygun ve arabanın çevre dostu yapısı yanından gelip giden bisikletlilerle dostluk bağları oluşturuyor.

Belki de, QIQ nun en belirgin özelliği uydu dolaşım sistemine bağlı oluşu. Sistemde belirlenen en önemli tüm yerel turistik noktaların yanı sıra, QIQ’un ön panelinde üzerinde ‘Eve Dön’ komutu taşıyan bir düğmesi bulunuyor. Bu düğmeye basıldığında şöföre o anda bulunulan noktadan en kısa şekilde otele nasıl dönülebileceğini gösteriyor. 45 km.lik bir alan içinde hareket kabiliyetine sahip olan arabanın azami hızı saatte 40 km.ye kadar çıkabildiği gibi, QIQ insanı hem kaybolmakan koruyor, hem de hız sınırlaması nedeniyle güvenli dolaşım sağlıyor.
Billy T

(
Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )




                                                                                                                                                  
Fiat'ın Şen Pandası
2006-11-04 06:15:10



Mini Moke’lar 60’lı yılların, hatta 70’li yılların, dahası 80’li yılların belki de en sevilen arabalarıydılar. Onların daha da başarılı olmalarını engelleyen tek ve basit sebep, kapılarının eksik olmasıydı. Kapıları açıp kapama zahmetine katlanmadan arabaya atlayarak girmek ve aynı şekilde çıkmak onları yeterince popüler yapmaktayken, bir de bu arabalara üstsüz olarak binilmesi, onları daha da çekici kılmaya yetiyordu.

Bugün, o günlerde sağlanan başarının ivmesiyle Fiat, yeni tasarımı olarak Fiat Jolly Panda’yı (Fiat’ın Şen Pandası) üretmiş bulunuyor. Japonların icat ettiği bir oyun ismine benzemesine rağmen, araba, bir zamanlar Moke arabaları günün en popüler araçları yapan tüm özelliklere sahip. FJP (Fiat Jolly Panda)  pazara ilk sunuluşundan itibaren Capri adasında olan veya orada yaşayan ünlüleri dolaştırmakla meşgul. Arabanın iç tasarımını yapan, yenilikçi ve ilginç kumaşlar kullanmasıyla ünlü İtalyan tasarım sanatçısı Paolo Lenti arabanın içinin adeta 60’lı yıllardan çıkıp gelip oraya yerleşmiş gibi görünmesini sağlamış. Dış görününümü açısından araba, toksik olmayan ve UV ışınlarına karşı dirençli malzemeler kullanılarak sade ve basit bir tasarım çerçevesinde düşünüldüğünden, sanki hiç ek yeri yokmuş gibi durmakta. Sadeliği güzelliğinden kaynaklanıyor ve tasarımın tümünde hissedilen eğlence unsuru onu daha da albenili kılmakta. Andy G


( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket: Transportation,
There is one item tagged with Transportation

Advertise With Us