Advertisement
Advertisement
09:15 17 05 2008
ana sayfa
Advertisement
Kutunun içinde
E-posta Cuma, 25 Ocak 2008



Toplantınız için uygun bir yer mi aramaktasınız? Tahminimiz o ki, size önerebileceğimiz iki güzel seçenek, süit tarzı toplantı mekanlarının yarattığı sıkıcı izlenimleri ortadan kaldıracak ve canlı bir ortam sunabilecek.  
 

Bir Depo seçeneğiniz varken, kim yönetim kurulu toplantı odası ister. Eğer önerdiğimiz mekanın iki büyük nakliye kutusu üzerine yerleştirilmiş birkaç sarı sandık olduğunu düşünüyorsanız, haklısınız, ancak bu gördüğünüz yapı West Yorkshire, İngiltere'nin en büyük yapısı olarak öne çıkmakta. Hatta Big Ben'i bile geçmiş bulunuyor.   
 

1992 Yılından beri bütün dünyada halka açık sosyal alanlarda sanatsal yapılar tasarlayan Alman sanatçılar Wolfgang Winter ve Berthold Horbelt'in  ortak yaratısı olan Depo'nun yapımında, tekrar kullanımlı günlük nesne ve malzemeler kullanılarak, barınma, toplantı ve eğlence amaçlı işlevsel bir mekan meydana getirilmiş. Nakliye kutuları ise mekanın yer aldığ kasabanın sanayi bölgesi olma özelliğine saygıyla atıfta bulunurken, orada bulunan sandıklar da bize, bugünkü hayat tarzımızı belirleyen ve katkıda bulunan obje ve malzemelerin değerini bilmemizi hatırlatmakta.  

Düşünceniz ne olursa olsun, oralardan geçerken yapıya şöyle bir uğramayı ihmal etmeyiniz, kesinlikle tatil fotoğraflarınızı topladığınız albümünüzde özellikle işaret ederek anlatacağınız bir mekan fotoğrafı olarak yer alacak.



Şimdi de
Northumberland, İngiltere'de Cragside arazisinde gerçekleştirilen İçi Dışı Bir programı kapsamında meydana getirilen Nokta Nokta Dinlenme Salonu sunuyoruz. Lord Armstrong’un taşradaki konutu olan yapı, dünyada ilk kez hidroelektrik gücüyle aydınlatılan ev olma özelliğni de taşımakta. Ayrıca, bina 1977 yılından beri Ulusal Vakıflar İdaresi’nin denetiminde bulunuyor. 

Bu tuhaf görünüşlü yapı da neyin nesi, diye soruyor olabilirsiniz. Londra’lı Tod Hansen’in tasarımı olan eser, elektrik kablolarının yenilenmesi nedeniyle asıl konutun kapalı olduğu sürede, buraya gelen ziyaretçilere alternatif bir ziyaret deneyimi yaşatmak amacıyla yaptırılmış.
 

Burada gördüğünüz ‘heykel oda’ konutun mahzen tarzındaki demir iskeletli ve kemerli  egzotik dinlenme salonunun yeniden yorumlanarak yaratılan bir mekan olarak beliriyor ve Viktorya tarzı özel konut iç mekan düzenlemesi ile modern sanayi özellikli unsurlar barındıran süper yapılanmaların bir arada uyum içinde harmanlanmasına örnek olmayı amaçlamakta. Cluedo oyun ekranından fırlamış gibi duran mekanı görünce, başka zengin konut içi yaşam alanlarının aynı yöntemle nasıl değişimler geçirebileceklerini merak ediyoruz.
Brendan McKnight

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. ) 


Etiket:
 
MC1 Süper Araba Konsepti
E-posta Perşembe, 24 Ocak 2008



Yeni arabaların tasarım süreçlerinde köklü değişiklikler yapmak amacıyla ve biraz da deneysel anlamda, sadece 3 ay gibi bir süre içinde yaratılan MC1 Süper Araba, C2P Otomotiv Şirketi'nin yanı sıra
Motorcity Europe'un da kurucusu olan David Hilton'ın eseri. Çalışma hayatının şekillendiği sürenin büyük bir kısmını Ford için çalıştığı dönemde tanımlayan Hilton, MC1 modelin ancak 2011 yılında üretime hazır olacağını düşünmekte, tabi, eğer doğru müşteriyi bulursa.  Motoru gövdesinin ortasında konumlanmış olan, V10 kuvvetindeki süper arabanın henüz bir kimliği veya markası bulunmamakta. Ancak, inanıyoruz ki, pek yakında arabanın ızgara görünümlü ön panelinde, dikkatleri hemen üzerine çeken ilginç bir logo yer alacak.  

Bilgisayar kaynaklı tasarımı hızla mühendislik çalışmalarına dönüştüren Motorcity Europe, arabanın oranları ve üretim yöntem ve süreci konularında radikal boyutlarda farklı bir yaklaşım benimseyerek, süper arabanın tasarımını gerşekleştirmeyi başarmış bulunuyor. Arabanın kaportası ve dış görünümü, bazı yönlerden tamamen fütürist bir anlayış sergilerken, MC1, hemen hemen her açıdan, hayalini kurduğumuz ve günün birinde sahip olabileceğimiz arabalardan birine benziyor. Ne kadar şanslıyız ki, şu anda sadece dışını görebiliyoruz - içi ise bu ilkbahar hazır oalcak. Andrew J Wiener
 

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. ) 



 

 


Etiket:
 
Arthur Casas - Iporanga’da Bir Ev
E-posta Perşembe, 24 Ocak 2008



Bir mimarın kendisi için inşa ettiği ev, kendisiyle içinde yaşadığı çevre arasındaki iletişim ve bağları nasıl algıladığının en incelmiş ifadesi olarak anlam kazanır. Atlantik ormanlarının ortasında konumlanmış olan -
Arthur Casas'a göre bu dünyanın ötesinde, büyülü Brezilya topraklarındaki - Iporanga'daki kendi Evi, Sao Paulo'nun dışında yer almakta. 

Arsanın kuzey ve güney taraflarına doğru uzanan iki adet simetrik dikdörtgen küp, birbilerine bakar şekilde konumlanmış. Yükseklikleri 17 metre olan, iki adet görüntü geçirgen özellikli cam duvar ise, sözkonusu küplerin hemen karşısında yer alarak, evin asıl günlük yaşam alanını ve yemek odasını oluşturmaktalar. Dış cepheyi tamamen saran Cumaru kerestesinden imal edilen ahşap paneller, yapıyı çevreleyen ormanla kolayca uyum sağlamayı başarmışlar. 



Cumarı cinsi ahşap yapılanma, iç mekanda zemin döşemesi olarak devam ediyor ve bembeyaz duvarlar nedeniyle daha da belirginleşiyor - minimalist mekandaki tek renk olması da ayrı bir özellik olarak düşünülmüş. İç mekan alanının işlevsel bir şekilde bölünmesi, bir mimar için yapının tasarımını bütünüyle belirleyen belli başlı unsurlardan biridir.

Casas kendi evinde giriş katını, sosyal ve özel kullanım ortamları olarak iki bağımsız birime ayırmış. Mutfak ile hizmet ve çalışma alanları - ki, ayrı bir yatak odası ve banyo da burada bulunmakta - kuzey taraftaki yapının içine yerleştirilirken, bir çalışma odası ve konuk yatak odası ile banyosu aksi yönde konumlanmış. Mekanın bütününü toparlayarak bağlayan geniş günlük yaşam alanının her iki yanında ahşap teraslara yer verilmiş. Adeta sonu yokmuş gibi görünen havuz ise, çevredeki bitki örtüsüyle kucaklaşmakta.  
 



Birinci kata çıkan ve adeta havada yüzer gibi duran Cumaru ahşabı merdivenlerden çıkarken, güney taraftaki küpe konumlanan büyük suitle karşılaşıyoruz. Günlük yaşam alanının üzerinden geçen dar köprü başka bir konuk odası ile banyosuna bağlanırken, aynı zamanda bir cep tiyatrosuna da yol veriyor.
 Casas’ın Iporanga’daki Evi tasarlamasının asıl amacı, Brezilya ormanlarına kaçma arzusunu gerçekleştirmekti. Kendisi için hazırladığı sığınak, kesinlikle rahatlayabileceği ve yeniden enerji yükleneceği bir mekan olarak belirmekte.Andrew J Wiener

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


 


Etiket:
 
Nobel Barış Merkezi - Oslo, Norveç
E-posta Çarşamba, 23 Ocak 2008



Oslo, Norveç'deki
Nobel Barış Merkezi, daha önce Viktorya tarzı bir tren istasyonu  olan bir yapıda konumlanmış bulunuyor ve orijinal bir Nobel Ödülü madalyası ise binanın içinde sergilenen tek tarihi obje olarak belirmekte. Müze, geçmişte Ödülü kazananların anısına kurulmuş bir mekan değil, ama dinamik ve çağdaş alanın kendisi olduğu kadar yıl boyunc burada gerçekleştirilen birçok etkinlik ve sergi Nobel Barış Ödülü'nün öyküsünü anlatmak için yeterli oluyor.    

Barış Ödülü'nün yeni sahibinin ilan edildiği  Ekim ayı ortalarından itibaren, altın renkli Şeref Koridoru, etkinliğin her aşamasını izlemek isteyen ziyaretçileri ağırlamakta. Yılın kalan kısmında ise kazanan kişi ile ilgili dokümanter bir film yayınlanıyor. 
 



Merkez'de önemle belirginleştirilen bölüm Nobel Alanı olarak beliriyor; burada Barış Ödülünü kazananlar tüm mekan boşluğu içinde 96 LCD ekranlar kullanılarak yaratılan gerçek bir bahçede sergilenmekte. Sergilenen her kişi ve projenin altında bulunan küçük ve hareketli bir duyarga o tarafa yaklaşıldığında etkinleşiyor ve kısa bir video eşliğinde gerekli bilgiler sunulmaya başlıyor; böylece, Mother Teresa, Nelson Mandela, Martin Luther King Jr. ile aralarında Al Gore'un da bulunduğu tüm ödül kazananlar izlenebilmekte. Andrew J Wiener
 

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )

ARŞİVDEN SEÇMELER



 CoolHunter Türkiye Ofisi       Parlayan Çantalar        Sokaklardan Cool Kişiler      Lichtblick Cafe






Etiket:
 
Advertisement
Fiat London Eye Gözlem Kulesi’nde uçuyor
E-posta Çarşamba, 23 Ocak 2008



Reklam için kullanılan manken objeler çoğu zaman burada gördüğünüz boyutlardaki kadar büyük boyutlarda olmaz. Önceki akşam Londra’da yeni
Fiat 500’ün piyasaya verilişi için yapılan kutlamalar kapsamında, London Eye Gözlem Kulesi’nde bir araba, içinde 2 hafta geçireceği, kendisi için hazırlanmış bir yuvaya yerleştirildi. 

Burada gördüğünüz ‘zaman kapsülünün’ açılışı için düşünülen saat olan 20:00, yılın tam 500’üncü saati olduğu için anlamlı ve böylesine bir etkinlikten beklendiği üzere, kalabalık bir ünlü ve yıldız topluluğunun katılımıyla gerçekleştirilen ortam, Thames Nehri’ni ışıl ışıl aydınlatan ışık gösterisinin yanı sıra,
Mika ve The Feeling performanslarıyla da süslenmiş bulunuyor. 

Arabanın kendisi, aslında, ilk kez 50 yıl önce imal edilen orijinal modelin yeniden tasarımı olarak sunulmakta ve aynı şekilde, her ikisi de son yıllarda bir hayli başarılı oldukları söylenen VW (Beetle) ve BMW (Mini) modelleri takiben, bir retro klasik olarak Fiat’ın yeniden piyasaya sunulması oldukça ses getirmeyi başarmış.
  Kısa bir süre önce 2008 Yılının Arabası olarak ilan edilen 500, çeşitli otomobil yayınları tarafından da övgüyle anılmakta. Brendan McKnight 

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


Etiket:
 
Volitan
E-posta Salı, 22 Ocak 2008


Dünyanın en önemli uluslararası tasarım yarışmalarından olan Uluslararası Tasarım Ödülleri 2007 (IDA International Design Award 2007) tasarım dünyasının her dalındaki en başarılı örneklerini ve yenliklerini değerlendirme altına alıyor. Her yıl yapılan bu yarışmada ilk defa Türkiye’den doğmuş bir ürün tasarımı iki birincilik kazanarak bir ilki başarıyor.



ODTÜ’den Hakan Gürsu, Sözüm Doğan ve ekibinin tasarladığı Volitan, “yarının en çevreci deniz aracı”, en iyi tekne tasarımı grubunda birincilik, ve ulaşım grubunda; tekne projesi ile birincilik aldı.
 Günümüzün en önemli konularından olan çevreye duyarlılık açısından cok önemli bir proje olan Volitan teknesinin tasarımında yakıt olarak petrol kullanmaması, rüzgar ve güneş enerjisi ile 18-20 deniz mili hız yapıyor olması, güneş panellerinin aynı zamanda yelken görevini görmesi, gece de yolculuk yapabilmesi, tatlı suyunu denizden elde etmesi ve nokta dönüşü yapabiliyor olması önemli yenilikçi noktaları. 



Volitan’ın kelime anlamı Akdeniz’de yaşayan uçan balıktır. Akdeniz’den dünyaya taşınan bu isim Türkiye’yi tasarım, denizcilik ve eko dünya alanlarında çok iyi temsil etmektedir. Designnobis tarafından tasarlanan Volitan hakkındaki videoya baktığınızda bu teknenin fütüristik konseptini daha iyi kavrayacaksınız.

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır adresinden ulaşın. )

ARŞİVDEN SEÇMELER



   Sakatlar İçin Kenguru              İlginç Işıklar               Marimekko & Blahnik               Cesur Kartlar


Etiket:
 
Park(etme) Günü - San Francisco
E-posta Salı, 22 Ocak 2008



3üncü PARK(etme) Günü kutlamaları için, San Francisco’lu sanatçılar, kuruluşları Rebar’ın öncülüğünde herşeyi biraz daha ileriye taşımaya karar vererek, tekerlekler üzerinde konumlanan ve pedalla hareket ettirilen Parksiklet’i tasarlamışlar. 

Bütün dünyada kutlanan global etkinlik, park noktalarının “PARK(edilen)” alanlara dönüştürülmesi için sanatçıları, aktivistleri ve sıradan vatandaşları teşvik etmeyi amaçlıyor: hedef, herkese açık geçici parkların oluşturulması. Bu sefer, 47 şehirde 180 gibi önemli sayıda geçici park alanı yaratılmış. 
 

Rebar’ın kurucularından John Bela şöyle diyor: “Cadde ve sokakların kullanımlarını yeniden değerlendirme süreci, şehirlerimizde kalıcı değişimler geliştirerek şehirlerde yaşayanların yaşam kalitelerini arttırma yolunda önemli bir adımdır.”   
 

Üç kişilik bir ekiple çalışan, ancak 7 m’lik çim alanı üzerinde çok faha fazla sayıda kişinin keyifle oturabileceği Parksiklet, ayrıca 5 m boyunda bir ağaç ile güneş enerjisi ile çalışan ve fren sistemi için gerekli olan pilleri da barındırmakta.
 

Saatte en çok 5 mil yapan aracın Fransa Ralli’sine katılması bir hayli güç olsa da, manzaralı bir piknik için olağanüstü imkanlar sunduğu tartışılmaz. Brendan McKnight  


( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır   adresinden ulaşın. )


 


Etiket:
 
Saf ve Temiz Yenilikler
E-posta Salı, 22 Ocak 2008



Burada TCH'da bulunan bizler, son zamanlarda bütün dünyada mimarların kilise yapılarını değiştirerek farklı kullanımlara uygun binalara dönüştürdüklerini izlemekteyiz; sözkonusu binalar arasında evler, perakende satış mağazaları, kitaplıklar gibi çeşitli yapıların yanı sıra, son derece cool kiliseler de bulunuyor.



Bir su dağıtım kulesini başarıyla yaşama alanına dönüştüren, Utrecht'deki
Zecc   isimli mimarlık stüdyosunun mimarları Marnix Van Der Meer ve Rolf Bruggink, şimdi de  biraz daha da aykırı bir tasarım gerçekleştirmiş bulunuyorlar. Burada gördüğünüz gibi eski bir küçük kiliseyi geniş bir eve dönüştürmeyi başarmışlar - bunu yaparken orijinal yapıya saygı duydukları gibi, yapının karakteristik özelliklerini vurgulayarak öne çıkarmışlar.



Tasarım ekibi orijinal özelliklerin birçoğunu olduğu gibi korumayı tercih etmiş - sözkonusu özellikler gotik tarzda yapılmış vitraylı yüksek pencereler ile koro için yapılmış olan orijinal orgu da kapsamakta. Mekana daha çok ışığın girebilmesi için, evin sokağa bakan cephesine Mondrian'ı çağırıştıran bir cam pencere yerleştirilmiş - bir ihtimal, yakınlardaki Rietveld'in ünlü Schroder Evi'ne bir saygı işareti olarak düşünülmüş olmalı. Alt katta konumlanan ve bütünüyle bembeyaz olan yaşam alanının dışında kalan ve üst kata yerleştirilen tüm özel alanlar ise koyu renge boyanmış.



Ve buradan sadece 100 mil uzaktaki Maastricht'de bulunan 800 yıllık Dominiken kilisesi ise, Selexyz kitap mağazaları zincirinin en son birimi Selexyz Dominicanen isimli bir yapıya dönüştürülerek, bünyesinde barındırdığı hem Hollanda lisanında hem İngilizce kitap koleksiyonlarıyla dikkati çekmekte.   

Amsterdam'lı mimarlar
Merkx + Girod, tasarımlarında kilisenin orijinal karakterine ve karizmasına sadık kalmaya özen göstermişler; öte yandan alış veriş için gerekli olan çalışma alanını da yaratmayı başarmışlar. Mağazadaki kitapların çoğunu taşıyan çok katlı bir çelik konstrüksiyon yapılandırılarak, çapraz tonozlu tavan örtüsü altında uzanan ve yapıyı boydan boya geçen boşluğa yerleştirilmiş.



Helsinki Üniversitesi kampüsünün doğu tarafına düşen Ostrobothnia bölgesinde yer alan Vikkii Kentsel Yerleşim Merkezinin tasarımı için ülke genelinde açılan yarışmayı JKMM Mimarlık kazanmış bulunuyor. Merkezin odak noktasında konumlanmış olan kilisenin kavak yapraklarını andıran çatı örtüsü, inşaatın tamamladığı 2005 yılından günümüze kadar geçen süre içinde gri renge bürünmüş. Tüm Avrupada yeni kilise tasarımı çoğunlukla modernizmi çağrıştırmaz; dolayısıyla, Helsinki sakinleri JKMM şirketinin mimarlarına başvurduklarında, mimarlar fazlasıyla memnun olmuşlar ve bu  durumu, yeniden yapılanmakta olan ve takriben 13,000 nüfuslu kentsel yaşam alanının gelişmesine katkıda bulunabilecekleri bir fırsat olarak değerlendirmişler.  



Çoğu İskandinav kilisesi, aynı zamanda, çevrelerinde yaşayan insanların toplandıkları sosyal yaşam alanı olarak da işlev görürler. Gayet tabi ki, mekana özgü  dinsel unsurlar var olmaya devam eder. Vikkii Kilisesi’nin merkezi alanı ve buraya bağlanan toplantı salonuna dolan ışık ise, burayı adeta bir katedrale benzetmektedir. Mimarlar iç mekandaki hemen hemen her yüzeyde ahşap malzeme kullanmaya özen göstermişler: meşe kapılar, ladin tavan döşemeleri ve duvarlar ile kavak kerestesinden imal edilen mobilyalar burada bulunanlara adeta bir orman ortamında toplandıkları izlenimi yaşatmakta. Kocaman pencereler mekanı daha da genişleterek, yapının çevresini saran kırsal alanla bütünleşmesini sağlıyor. Ancak, kilise burada yalnız değil; kuzey tarafında yeni bir pazar yeri yapılmış ve güneyinde ise bir park konumlanmış.



Tanrı adına inşa edilmiş olan Tanrı’nın evlerini değiştiriyor olarak düşünülseler de, bu mimarların, gerçekleştirdikleri yenilikler hakkında cemaate açıklamalar yaparak, saflık ve temizliklerini kanıtlamaları gerekmiyor. Andrew J Wiener ve Brendan McKnight  




( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır   adresinden ulaşın. )




Etiket:
 
Advertisement
New Bape - Shibuya, Japonya
E-posta Cumartesi, 19 Ocak 2008



Kendileri kadar tuhaf isimleri olan tuhaf mekanlar, örneğin, karmakarışık görünümlü bir butik olan And A, veya ürünlerini sanayi tipi toplu üretim bantları üzerinde sergileyen Beams T ya da Foot Soldier isimli mağazalar, veya Hiçbiryer *Yıkanan Maymun, ‘Meşgul İş Yeri’ gibi Tokyo’da konumlamış bulunan ve giysileri hepimizin daima alışveriş ettiğimiz süpermarketteki devasa buzdolabına benzeyen bir buzdolabında sergileyen Tokyo’daki mağaza – ki, bunların tümü Japonya’nın alış veriş semtlerindeki en son ilaveler olarak karşımıza çıkıyorlar – Tokyo’daki WonderWall’ın kurucusu Masamichi Katayama'nın eserleri. Sadece futurist veya sıradışı olma çabalarından da öte, her biri son derece rafine ve ince zevklere hitabeden perakende satış noktaları olarak tanımlanmakta. Bu arada alışveriş esnasında yaşanan eğlence duygusunu da atlamamak gerek! Katayama hep tüketen bir tüketici olarak beliriyor. Karizmatik bir giyim ve aksesuarlar markası olan *Yıkanan Maymun isimli mağazanın tasarımında Katayama, Japonya'nın cadde ve sokaklarının da ötesinde, alışveriş deneyimlerini Londra ve New York'dakilerle zenginleştirerek sunmayı başarıyor. Lisa Evans 

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır adresınden ulaşın.)


Etiket:
 
İp Askılık
E-posta Cuma, 18 Ocak 2008



İtiraf etmesi bile yeterince güç, ama, bu gereci biz icat etmedik. Gördüğünüz bu giysi askılığını, bu giysilerin kaybolmasını önleyen harika gereci, bu çamaşır ipinin değişik tavır ve duruşunu, bu koridor aksesuarını  – en azından teoride – hepimiz evde kendimiz yapabiliriz. Ancak, sözkonusu potansiyel kabus ile ilgili birkaç endişemiz bulunmakta. Yeni yıl telaşının anıları henüz hafızamızdan silinmemişken,  herhangi bir şeyin ipinin nasıl da oraya buraya dolandığını hepimiz iyi biliriz. Bu çerçevede yukarıdaki gereç insanı çileden çıkarabilir. Dışarıda taksi beklerken, ceketinizi kapıp nasıl hızla dışarı çıkacaksınız? Tuija Seipell 

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )   


ARŞİVDEN SEÇMELER

  Kumarhane Pazarlaması         Le Reve (Las Vegas)            Hamam Bath & Spa               Led Dans Pisti




Etiket:
 
Küçük ve kısa Bir Parça Pasta
E-posta Cuma, 18 Ocak 2008



Rijeka, Kırımlı mimar, Petar Mišković asla taviz vermediği siyah ve beyaz tutkusuyla tanınır. Aynı zamanda Kırım, Japonya ve Finlandiya'da okuyup, buralarda çalışan Zagreb'li konsept sanatçısı Ivana Franke ile birlikte yarattıkları eserlerle de ünlüdür. 2004 yılında La Bienal di Venezia-Metamorph, Venedik  9. Mimarlık Fuarı için hazırladıkları Kırım ünitesi ile ikili, tüm dikkatleri üzerlerine çekmeyi başarmış bulunmaktalar. 
 

Zagreb'i seven ve oraya bir de bilet sağlayabilenler bugünlerde, Vlaska ve Smiciklasova Ulici'nin caddelerinin kesiştiği yerdeki  Importance Galleria Alışveriş Merkezi'nde inanılmaz ikilinin bir başka yapıtını görme keyfini yaşayabilirler. İşte, az kavramının çok olarak düşünüldüğü, hiçbir şeyin her zaman göründüğü gibi olmadığı minik pastane Bir Parça Kek tam da burada bulunuyor. Yan cephesi üzerine yatırılmış bir piramide benzeyen mekanın kendisi ve içindekiler - neon silindir ışıklandırma üniteleri, turuncu tabela ve tezgah - tümüyle perspektifin kısaltılması prensibinden hareketle konumlanmış bulunuyor. Boş bir huniyi andıran alan cool görüntüsünün yanı sıra lezzetli pasta ve tatlı çeşitleri sunmakta. Tuija Seipell 
  

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )