Giderek Yeşilleniyoruz |
Cumartesi, 16 Şubat 2008 |
|

Milyonlarca yıldan beri balta girmemiş ormanlarda, yağmur ormanlarında ve diğer doğal yeşillik ortamlarda yaşayan insan ve çeşitli yaratığı yeşil bitkilerden oluşmuş doğal duvarlar sarmalamaktadır. Roma devrinden beri Eski Asya ve Avrupa toplumları, özel bahçıvanlar tutarak, bahçelerinin yeşilliklerden oluşan birer sanat eserine dönüşmesini ve bitkilerden yapılmış heykellerle donanmasını sağlamışlardır. Bu bahçeler ince detayları olan bitki heykelleri ile bitki çit, perde ve paravanlarının yanı sıra sarmaşıklarla kaplanan duvarlara kadar birçok unsuru barındırır.
 Ve, tabi ki, açık mekanlarda – çatı alanları, teraslar ve balkonlar gibi - yaratıcı uygulamalar da görmekteyiz; söz konusu noktalar yoğun olarak betonla çevrelenmiş bulunan hayatlarımıza biraz daha yeşillik ilave etmeyi amaçlar. Kapalı mekan ile dışarıdaki açık alan arasındaki sınırı yumuşatarak ve yeşilliğin aslında olmaması gereken yerde bulunmasını sağlayaran birtakım uygulamalar son zamanlarda ilgi ve dikkatlerimizi çekmeye başlamış bulunmakta.

Seoul, Kore’de 2003 yılında Minsuk Cho tarafından kurulan Mass Studies isimli şirket, burada anlattığımız uygulamanın muhteşem örneklerini gerçekleştirmeyi başarmışlar. Aralarında, Ann Demelmeester’in mağazası (yukarıdaki resim) isimli mekan da bulunmakta. Mekan, Flemenk tasarımcının moda eserlerini sunduğu ve sadece dört adet olan konsept mağzalarından biri olarak öne çıkmakta. 
Yeşil duvarlar görsel anlamda ilginç olmaktan öte, çevresel anlamda da yarar sağlamaktalar; başka yöntemlerle gerçekleştirilmesi güç olabilecek dinginlik ve huzur ortamı yaratıyorlar. Büyük boyutlu ve onlarla karşılaşmayı hiç beklemediğiniz alanlarda gerçek ve canlı bitkilerin kullanımı, aynı zamanda duyulara da hitap etmekte – yeşilliklerin kokusu, suyun sesi ve belki de uygulama ortamına özgü nem olgusu gibi. Organik yapı insanda dokunma isteği uyandırdığı gibi konuşmayı da teşvik ediyor – bu nasıl uygulandı, şunun bakımı nasıl oluyor, kim yapmış, gibi konuların gündeme gelmesini sağlıyor.

İngiltere’deki bir okul ve Japonya’daki bir kuaför salonu gibi, burada gördüğünüz ilginç yeşil ortam uygulamalarına rastlamış bulunmaktayız, ama daha çok, hemde pek çok örnek görmek isteriz. Bu konudaki yaratıcılığın ve cesur ve yenilikçi uygulamaların çok daha fazla olduğu kanaatindeyiz. Dolayısıyla, dikatleri çeken ve olağandışı örnekler gördüğünüzde, bize haber veriniz. Tuija Seipell
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )

|
Arcor balonlu sakız reklamı |
Cumartesi, 16 Şubat 2008 |
|
 Sao Paulo’daki Leo Burnett, Arcor balonlu cikletleri için burada gördüğünüz basit, ve basit olduğu kadar akıllıca tasarlanmış reklamı yaratmış bulunuyor.
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Londra ışıl ışıl |
Çarşamba, 13 Şubat 2008 |
|
 Bugünlerde Londra çok yoğun. Bir yanda İngiliz Akademisi Televizyon ve Sanat Etkinlikleri devam ederken, öte yandan geçtiğimiz hafta sonuna rastlayan Çin Yeni Yılının Çin ülkesi dışında gerçekleşen kutlamaları ile Moda Haftası arasına sıkışan olağanüstü bir festival dikkatlerimizi çekmiş bulunuyor.
Bu yıl ikincisi kutlanmakta olan Londra Işıl Işıl isimli etkinlik başkentte gerçekleştirilen tek ışıklandırma festivali olma özelliğini taşımakta ve Kule Köprüsü, Londra Köprüsü ve Londra’nın Yüzen Denizcilik Müze Gemisi HMS Belfast gibi şehrin önemli noktalarının aydınlatılmasıyla Londra'yı başka bir 'ışığın' altında görmemizi sağlıyor.
Etkinliği gerçekleştiren şirket, aydınlatılan 15 farklı nokta için bir aydınlatma ve ışıklandırma tasarımcısıyla birlikte çalışarak, bir noktanın sosyal, ekonomik ve konumlandığı çevreyle uyumlu ve çevresine duyarlı oluşu açılarından öne çıkabilmesi için aydınlatmanın önemini vurgulamayı amaçlamış. Böylelikle, aynı zamanda birçok şehrin aydınlatılmasında uygulanan savurgan ve çoğu zaman yetersiz ve işlevsiz aydınlatmaya karşı gerçekçi bir nötr karbon çözümü de önermiş olmaktalar.

Her proje değerlendirilirken enerji kullanımları dikkate alınıyor ve alternatif teknlojilerin daha az enerji tüketimiyle daha iyi aydınlatma ve ışıklandırma sağlayabildikleri ispat ediliyor.
Bu yılki festivalin en iyi örneklerinden biri de Hoare Lea Aydınlatma ve Sill Aydınlatma şirketlerinin ortak eseri Kule Köprüsü olarak öne çıkmakta. En son teknolojileri kullanarak teatral ve enerji bilinci taşıyan bir aydınlatma ve ışıklandırma planı yaratmayı başarmışlar ve bu uygulama sayesinde geceleyin Köprü'nün özgün karakteristik özellikleri korunarak mimarisi tanımlanabilmekte. Köprü'nün enerji tüketimini 13KW'dan 2.3 KW'a indiren uygulamanın benzerlerinin dünyanın başka şehirlerinde ve belli başlı noktalarda gerçekleştirilebileceğini ümit ediyoruz. Brendan McKnight
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Lamborghini Reventón |
Çarşamba, 13 Şubat 2008 |
|

F-22 Raptor savaş jetinden esilenerek tasarlanan ABD $ 1.5 milyon değerindeki Lamborghini Reventón sunulmuş bulunuyor. Rakamlarla ifade edersek, burada tanımladığımız süper araba, 650hp 6.5L V12 gücündeki motoru sayesinde sadece 3.2 saniye içinde ulaştığı 0-60 mph’lik hızıyla saatte maksimum 211 mile çıkabilmekte. Lamborghini tasarım ekibi, teknik anlamda Murcielago LP640 modeli esas alarak, arabayı önce değiştirip, sonra yeniden donatmışlar. Halen mevcut olan diğer modellerde olduğu gibi, Reventón da kesin ve net kenarlar, yumuşak yüzeyler ve aerodinamik hatlarla tanımlanmakta. Heveslenmiş olabilirsiniz, ancak çek defterlerinizi ve kredi kartlarınızı kaldırınız; yirmi arabanın tümü, Lamborghini markasının artık bir efsane haline gelen konumunu daha da güçlendirmek amacıyla üretilecek. Andrew J Wiener
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
|
Para, Para, Para |
Çarşamba, 13 Şubat 2008 |
|
 Bir film gişede çok başarılı olsa bile, filmin prömiyer daveti bu başarıyı gölgede bırakacak kadar ihtişamlı olabilir. Çok kısa bir süre önce başrollerini Diane Keaton, Katie Holmes ve Queen Latifah'ın paylaştığı Overture Films şirketinin ilk ve olağanüstü filmi Çılgın Para'nın prömiyerinde bunun bir örneğini yaşamış bulunmaktayız.
Çekimler Westwood'daki tarihi Mann's Village Gösteri Salonu'nda gerçekleştirilmiş. 1930 Yılında İspanyol Misyon Tarzının yeniden yorumlanmasıyla ortaya çıkan mimari üslupta inşa edilen ve o zamandan beri sayısız kereler değişim geçiren Village, hepsi 18 salondan oluşan ve aralarında Hollywood'daki Grauman Çin Tiyatrosu'nun da bulunduğu Mann Gösteri Salonları zincirinin bir birimi olarak belirmekte.
Ve davetin hiç de şaşırtıcı olmayan teması ise, ne olabilirdi? Para! Gösteri salonuna giriş yaparlarken konuklara, üzerlerine Çılgın Para filminin tematik özellikleri resmedilmiş Kaliforniya piyango biletleri sunuldu. Filmden sonra ise, konuklar özel arabalarla Kaliforniya Üniversitesi kampüsünde yer alan çok katlı Royce Hall binasındaki (inşası 1929 yılında tamamlanan İtalyan Yeni Romanesk tarzındaki bina) davete yönlendirildiler.
Gerçek olmayan metal dedektörler, düz ekran monitörler, para kasası şeklindeki yiyecek servis arabaları, hemen herşeyin üzerindeki (duvarlar, tepsiler, peçeteler) para resimleri ve yasal olarak bastırılmış gerçek kağıt paralar ve gerçek metal para yığınlarının dekor olarak kullanıldığı ortam sayesinde, orada kutlanan filmi herkesin hatırlaması sağlanmaktaydı. Tuija Seipell
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Sajjadah 1426 |
Phooey Mimarlık - Çocuklar İçin Etkinlik Merkezi (Melbourne) |
Salı, 12 Şubat 2008 |
|
 Artık bir kenara bırakılmış nakliye kutularının kreatif anlamda kullanımları hakkında sizleri daha önce de bilgilendirmiştik - ve eğer yeniden tasarım konusunun son derece önemli olduğunu düşünmüyor olsaydık, aynı konuyu tekrar gündeme getirmezdik. Bir de, bugüne kadar böylesine etkili ve güçlü bir şekilde yararlı olmayı başarabilen başka bir projeyle karşılaşmamış olmamız nedeniyle konuyu tekrarlamaktan kendimizi alamıyoruz. Güney Melbourne, Avusturalya'daki bir toplu konut binasının arka bahçesinde konumlanmış olan Skinners Çocuk Parkı'nın yapımını gerçekleştiren Phooey Mimarlık çalışmalarını tamamlamış bulunuyor - hem de, düşük maliyet, çevre dostu ve sosyal sorumluluklar çerçevesinde yaratılan bir çözüm üretmeyi başarmışlar.
Bir an için tasarımı bir kenara bırakalım, mimarlar burada toplumsal dayanışma network'ü için gerekli olan bir alan yaratmış bulunmaktalar; çocukların öğrenerek büyüdükleri bir alan; gereğinde bir kaçış noktası; ailelerin çocuklarının güven içinde olduklarını bildikleri bir mekan. Sonuç ise, Danimarka'da geliştirilen konsepte benziyor; orada da bir semtin çocuklarının kendi oyun alanlarını yaratmaları teşvik edilmekteydi. Güney Melbourne'lu çocuklar söz konusu oyun alanını kendileri yapmamış olsalar bile, etkinlik merkezinin gelişerek büyümesinde etkin rol alacaklar.
 Projenin başından sonuna kadar atık üretiminin sıfır olmasını hedefleyen Phooey mimarları, oyun alanına getirdikleri dört adet boyasız nakliye kutusunu değişik konumlarda yerleştirip, önce kesip, sonra yeni bir düzenle bir araya getirerek uygulamalarını gerçekleştirmişler. Pencereler, çıkıntılar, döşeme karoları ve birleştirme elemanları gibi tüm ilave malzemenin ise dayanıklı, tekrar kullanım özellikli, bozulmayan, yeni amaçlı kullanıma uygun, bakteri üretmeye ve bozulmaya dirençli olmasına özen göstermişler. Hatta nakliye kutularından kesilip atılan veya çıkarılan parçalar bile trabzanlı bir merdiven yapımında kullanıldığı gibi, artanlarla gölgelikler ve çeşitli dekoratif unsurlar meydana getirilmiş.
Nakliye kutularının işlevsel ve başarılı bir şekilde yerleşirilmeleri sayesinde çeşitli kapalı ve açık mekanlar ile özel ve sosyal alanlar yaratılmış. Ders çalışma, sanatsal etkinlikler, dans, oyun ve dinlenme amaçlı noktalar oluşturulmuş. Her kapalı mekanın çevresiyle görsel ve fiziksel bağlantıları bulunmakta; bunu da gerçekleştirirken, her kapalı mekanın bir kum havuzu, oyun alanı, hatta çatıdan akan yağmur sularının toplandığı ve içinde yosunları olan küçük bir havuza açılmasını sağlamayı başamışlar. Melbourne’un sert geçen kış ayları düşünülerek, mekanın kullanımını sürekli kılmak amacıyla, nakliye kutuları baştan başa yalıtılmış. Ve yaz geldiğinde, okyanus üzerinden esen serin meltemler yerinde duramayan çocukların fazla ısınmalarını önlemekte. Andrew J Wiener
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Oliver Goldsmith |
Salı, 12 Şubat 2008 |
|

İngiliz tasarımcı Oliver Goldsmith 1926 yılından beri artık ikon olmuş gözlükler üretmekte. Charles Goldsmith sayesinde 1935 yılında, ünlü olan veya ünlü gibi görünmek isteyen herkes için güneş gözlüklerinin vazgeçilez bir aksesuar olduğu kabul edilir. Oliver Goldsmith gözlüğü olmaksızın fotoğrafı çekilen bir Hollywood sinema ikonu veya uluslararası bir ünlüye rastlamak hemen hemen imkansız gibidir. Oliver Goldsmith'in torununun torunu Claire Goldsmith tarafından 2005 yılında yeniden konumlandırılan marka, giderek daha da güçlenmekte.
Bir başka İngiliz, Aseef Vaza ise 2004 yılında, en iyi Paris ipekleri, boyanmış tavuskuşu ve dağ kırlangıcı tüyleri ile, balina, timsah ve piton derileri kullanarak yarattığı çanta koleksiyonuyla sınırlı sayıda üretilen lüks kalite çantalar sahnesinde parlar. Günümüzde, kırmızı halıların üzerinde yürünerek gerçekleştirilen etkinliklerin hemen hepsinin önde gelen katılımcıları arasında bulunan hanımefendiler ellerinde bir Vaza taşımaktadırlar.
Şimdi de özgün detayları ve Hollywood tarzı seksi oranlarıyla ünlü 1969 Oliver Goldsmith TAK güneş gözlüklerine bakalım. Tasarımı İngiliz sanatçılara bırakınız. Sonra onlara terkedilmiş bir İtalyan fabrikasında keşfedilen Bengal Mavisi özgün asetatı veriniz ve TAK gözlüklerini elde üretmelerini isteyiniz. Sonra, Vaza, metal rengin ağırlıklı olduğu grafit gri renkli tavus derisi kullanarak lüks bir gözlük kılıfı tasarlasın ve markaya özel siyah biye ile çevrelediği kılıfı artık Vaza’nın imzası olan pembe süet üzerine markanın ilk harfini altın rengi kullanarak ve elle işlesin. VazaTak güneş gözlük ve kılıf takımları sadece 50 adet üretilmiş bulunuyor. 800 Sterlin (ABD $ 1500) ödeyerek birine sahip olabilirsiniz. Tuija Seipell
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
|
Arkadaş canlısı bir araba bakım alanı |
Cumartesi, 09 Şubat 2008 |
 Birçoğumuz için arabayı bakıma götürmek sevimsiz ve sıkıcı bir deneyim olmaktadır. Maliyetin ne olacağını ve işlerin ne kadar süreceğini bilememenin yanı sıra, teknik tabirler ve benzeri belirsizlikler nedeniyle geriliriz. Araba bakımı network'ü için geliştirilen belli başlı yeniden markalandırma programlarından biri olan HiQ sayesinde, Nottingham, İngiltere'de açılan yeni konsept merkezi sayesinde bütün bunlar yakında tarihe karışacak.

Sözkonusu uygulamanın amacı, öncelikle araba bakım işlemlerinin hızla tamamlanması için büyük ve kökten değişiklikler yapmak ve yepyeni bir perakende hizmet konsepti sunarak, sektörde yeni standartların oluşmasını sağlamak olarak öne çıkmakta. Ve öyle görünüyor ki, gerekli malzeme ve gereci de sağlamayı başarmışlar.

Londra'daki Fitch şirketinin ekibi tarafından hayata geçirilen tasarıma göre, marka yeniden konumlandırılmış; bunun için ise sadece dili ve ilüstrasyonları basit ve kolay anlaşılır bir şekilde kullanmışlar ve merkezin kendisi yapılandırılırken müşterilerin içeriyi, garaj araba bakım alanını, bizzat görmelerini ve izlemelerini sağlayan akıllıca bir uygulamayla cam duvarlar yükseltmişler.
 Uygulamanın her noktasında yukarıda tanımladığımız sade ve kolay anlaşılır bakış açısının izlerini görebiliyoruz; özellikle de bankaların müşterileriyle yeni anlaşmalar yaparak kendilerini yeniden konumlandırdıkları şu günlerde, bu nokta önemli bir unsur olarak belirmekte. Tüm bu gelişmelerin tüketicinin yaşamındaki diğer hassas konuları da kapsamaya başlaması hoş yenilikler olarak dikkatleri çekiyor.Acaba bu tür yaklaşımlar diş hekimine yapılan zorunlu ziyaretleri biraz daha iyileştirebilir mi? Brendan McKnight
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )

|
Gözyaşına yer yok - Tantrum |
Cuma, 08 Şubat 2008 |

Birşey görüp de, 'ben çocukken bu niçin yoktu?' diye düşünerek içinizin sızladığı zamanlar olmaz mı?
İngitere'de ilk kez, tamamen çocuklara yönelik kurulan kuaför salonu Tantrum, salonlar zicirinin ilk şubesini Londra'nın şık ve ünlü Kings Road semtinde açmış bulunuyor.
Yeni doğanlardan 15 yaş grubuna kadar tüm çocuklara yönelik - özellikle de, anne babalara çok büyük bir olasılıkla gözyaşlarının bulunmadığı bir deneyim garantisi veren - mekan, aslında herkese bir kuaför cenneti sunmakta. Ve, şehrin en hip çocuğu iseniz, neden ağlayacaksınız ki.
Salon iki bölüme ayrılmış. 'Ay' ismini taşıyan birinci bölüm, 7 yaşına kadar olan çocuklar için düşünüldüğünden, büyülü bir orman ortamında dolaşan bir lokomotifli tren, saç kesim ve bakım noktaları arasında gidip gelerek dolaşıyor. Burada çocuklar Mercedes'ten tutun da, uçağa kadar çeşitli taşıtların içindeyken saçlarını kestiriyorlar ve ayrıca, her taşıtta onları oyalamak amacıyla düz ekranlı bir TV bulunmakta. '
Vogue' isimli ikinci bölüm ise daha da ilgi çekici ve 7-15 yaş grubu için düşünülmüş. Bir pop yıldızının giyinme odası ile moda haftası sırasında kullanılan kulislerin karışımı gibi bir yere benziyor ve burası kesinlikle biraz büyümüş olan bir çocuğun içindeki divanın ortaya çıkmasını sağlayabilir. Oyun odalarındaki Wii/PS3 donanımlı devasa TV sayesinde ve tamamen kendilerine özel tasarlanmış meyva suyu barında vakit geçirdikten sonra çocuklarınız, buradan hiç ayrılmak istemeyeceklerdir.
Tantrum’da özellikle hoşumuza giden şey ise (evet, beğenilecek şeyler henüz bitmedi): Mekandaki işlemlerin bitiş bölümü. İsteyenlerin yeni saçlarıyla çekilen fotoğrafları eposta olarak anne babaya iletildiği gibi, fotoğraf, salonun önemli müşteriler duvarına asılıyor ve çocuğun bir sonraki gelişinde resmini imzalaması sağlanıyor. Ne kadar cool! Brendan McKnight (TCH okuyucusu Ned Gammel tarafından iletilmiştir)
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Squash Central - NYC |
Çarşamba, 06 Şubat 2008 |

Eğer siz de her gün New York City Central İstasyonu’ndan gelip geçen takribi 30,000 yolcudan biri, ya da terminali boydan boya kateden yarım milyon kişiden biriyseniz, dikkatinizi yoğunlaştırdığınız tek şey, sizi gideceğiniz yere götürecek treni yakalamak olmalı. Kısa bir süre önce, Grand Central’in salonlarından birinde yer alan, profesyonel anlamda Kuzey Amerika’daki en büyük squash etkinliği Bear Sterns Şampiyonlar Turnuvası, devam ettiği bir hafta boyunca 64 oyuncu ve 4,500 seyircinin katılımıyla gerçekleşmiş bulunuyor.
Cam duvarlı oyun alanının üç tarafına, bilet satın alarak seyretmeye gelen taraftar ve seyirciler için bank tipi oturma yerleri yerleştirilirken, salonun diğer tarafına ise VIP bölümü konumlandırılmış. Gayet tabi ki, trenler tarifelerine uygun çalışmalarına rağmen, kaç yolcunun birden bire ortaya çıkan oyun alanı nedeniyle dikkatinin dağılması sonucu trenini kaçırdığını merak ediyoruz. Andew J Wiener
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
| |