Apple Iphone’u Sunar |
Çarşamba, 10 Ocak 2007 |

Aslında tüm dünyada ‘ikinci geliş’ olarak algılandı ama bu onun ilk gelişi. Apple iPhone sonunda geldi.
Taşınabilir müzik alanında devrimler gerçekleştiren şirketten şimdi de -şimdilik Amerika’da- bir telefon geldi ve bu telefon iletişim düzenimizi tamamen değiştirecek. iPhone son derece kendi halinde görünümlü bir gereç olup, yüzeyinin büyük bir bölümünü kaplayan renkli görüntü ekranı ile hayatımıza dahil oldu bile. Ekrandan sağlanan görüntü o kadar kaliteli ki, orada beliren imajlar son derece güzel görüntü veriyorlar. iPhone, tek bir ünite içinde birçok fonksiyonu gerçekleştirebiliyor. Steve Jobs’un basına söylediği gibi,”sanatın her halini bu tasarımın sınırları içine almaya çalıştık.”
iPhone’un fonksiyonları saymakla bitmiyor. Multi-dokunmatik ekran, OS X düzeneği, netleştirme ayarları, üç aşamalı ileri derecede hassas sensor, masa üstü fonksiyonları ve geniş ekran video iPodu. Bir pil ile 5 saat süreli konuşma, video, metin yazımı ve okuma yapılabilen gereç ile 16 saatlik audio playback de gerçekleştirilebilmekte. iPhone istediğimiz herşeyi anında yapıyor. Apple, tek bir ünitenin içine o kadar çok yeni teknoloji yerleştirmiş ki, bu gereçte kullanılan yeni teknolojilerin mülkiyet haklarını korumak için, 200 ayrı patent başvurusunda bulunmak zorunda kalmış.
Belki de en kullanışlı ve en çok kullanıcı kolaylığı düşünülerek geliştirilen özelliği, Multi-dokunmatik adını verdikleri arama bölümü. Stylus’u olmayan multi-dokunmatik sayesinde bildiğimiz arama düzeninden kurtuluyoruz. iPhone’un tek eksisi henüz Türkiye’ye gelmemiş olması. IPhone hakkında sizleri bilgilendirmeye devam edeceğiz.
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
|
Petersham Çocuk Bakımevleri Cafe'si - Londra |
Pazartesi, 19 Şubat 2007 |
|
 Londra’nın yeşillikler içindeki Batı Yakası’nda, çınar ağaçları arasında konumlanmış bulunan Petersham Çocuk Bakımevlerindeki (Petersham Nurseries) cafe ve çayevi günlük yoğunluklardan kaçabileceğiniz en mükemmel nokta olarak sizi beklemekte.
Ayrıca, yiyecekler de bir hayli iyi. Hazırladıkları yiyeceklerde yerel olarak sağlanabilen en iyi malzemeleri kullandıkları gibi, meyva ve sebzelerin çoğunu da çevredeki bahçe ve bostanlardan sağlıyorlar. Ödül kazanmış olan bahçede dolaşarak oradaki bitkileri seyretmenizi tavsiye ederiz.
Ayrıca limon ağaçlarına bakmayı, ya da pilot çalışma olarak bir köşede yetiştirdikleri güzel kokulu baharat ve otları seyretmeyi de ihmal etmeyiniz. Pazar günleri, burada, Pazar günlerinin geçmesi gibi yaşanmakta - doyurucu ve mutlu -. Dahası, komşu masalarda Mick Jagger, Paul Smith ve Madonna’nın oturduğunu farkettiğinizde, şaşırmayın. Matthew Hussey
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Küçük Sevimli Şeyler – Çocuk Mekanları İçin Duvar Resimleri |
Cuma, 07 Eylül 2007 |

Son zamanlarda muhteşem duvarlarla burun buruna geliyoruz (tabi ki, kelime anlamıyla burun buruna gelmek değil, veya en azından fiziksel olarak bir çarpma falan olmadı) ve bu da bizlere artık inşaatçıların bildiği tek duvar rengi olan ve ismine “inşaatçı beji” diyebileceğimiz rengin, dünya yüzündeki veya aklmıza gelebilecek tek renk olmadığını düşündürüyor. Şimdi sizler de Küçük Sevimli Şeyler’i keşfettiğimizde yüzümüzde beliren gülümsemeyi tahmin edebilirsiniz. İngiltere’deki şirket, çocuk odaları için süper eğlenceli duvar kağıtları ve duvar süslemeleri yapan tasarımcılar tarafından 2006 yılında kurulmuş. Müşteriye özel hazırlanan (aynen Brit’in ifadesiyle) özgün ürünler kumaşa benzer bir malzeme veya vinleks “duvar kağıtları” ile hazırlanmakta ve maliyetleri bir oda için tahminen 800 Sterlin oluyor. (US$ 1630) (metrekaresi 75 – 115 Sterlin). Ancak, son rakam, kullanılan duvar kağıdının cinsine ve tabi ki, odanın boyutlarına bağlı olarak belirleniyor. Ayrıca, tamamen sıradışı ve özgün desen ve resimlerle süslü duvar kağıtlarını toptan olarak da satıyorlar.
Ürünlerini dünyanın her yerine yollayabiliyorlar; ama bu arada çocukları şımartmamaya da dikkat etmeliyiz. Pekala kendimizi de düşünebiliriz. Ofisimiz için sipariş verdik bile. Küçük Sevimli Şeyler, 24 Şubat 2008’de Londra’daki Dulwich Koleji’nde gerçeklecek olan Modern Çocuklar Fuarı’nda (Kids Modern Show) sergilenecekler.Tuija Seipell
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Chilly Billy Serinlik Şekerleri |
Çarşamba, 25 Nisan 2007 |

Rejimler ve sağlıklı beslenme karmaşası yaşadığımız bu devire kadar besinler ve beslenme konusu hiç bu denli yoğunlukla hayatlarımızın tam ortasına konumlanmamıştı, doğrusu. Günde beş öğün planı, organik besinler, doğru yiyecek hesaplamaları ve bizlere sunulmuş olan besinleri yepyeni bir bilinçle değerlendirme yöntemleri ile liste uzayıp gitmekte. Sadece tadı iyi olduğu için veya tadını beğendiğimiz için bir besini aldığımız günler nerede kaldı?
Evet, sonunda, bir şirket, tüm etik kuralları yerine getirerek güzel tadı olan şekerler üretmeyi başarmış bulunuyor. İngiltere kırsalında, küçük bir aile işletmesi olan Bensons, içinde sadece meyva bulunan soğuk tatları olan şekerleri üretmekteler.
Chilly Billy şekerlerinde hiç bir katkı maddesi, şeker, su, koruma maddesi veya yapay besin boyaları bulunmuyor – sadece sıkıştırılmış İngiliz elmalarının püresi ve bir avuç böğürtlen içeriyorlar. Matthew Hussey
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Lichtblick Cafe - Avusturya |
Pazartesi, 25 Haziran 2007 |

Eğer Avusturya hakkındaki anılarınız modası geçmiş guguklu saatler ve Trol tarzı kitsch objeler ile sınırlıysa, Innsbruck’a bir dahaki ziyaretinizde izlenimlerinizi güncellemenin zamanı geldi demektir. Trol eyaletinin başşehri olan Innsbruck’da gözlerinizi şehrin çevresini saran Nordkette dağlarından almak kolay değildir. Ama biraz gayretle daha aşağılara, hatta sıfır seviyesine bakmaya çalışınız. O zaman Yeni Belediye Binasını göreceksiniz. Dominique Perrault ’un çizdiği yapı, Eski Şehrin (Altstadt) 17. yüzyılda inşa edilmiş olan Marie-Thereisen isimli ana cadde üzerindedir.

Bu binanın çatısındaki (yine Perrault tarafından tasarlanmış olan) Lichtblick Cafe’ye yönelerek 360 derecelik muhteşem manzarayı seyrediniz. Burası şık, zarif ve kesinlikle Alp Dağları tarzı kitsch olmaktan uzak bir mekandır. Duvarlar zeminden tavana kadar cam olup, çatısı gün ışığının rahatça içeri girmesine izin veren saydam bir materyalden yapılmıştır. Geceleyin, Cafe, bütünüyle karanlık gökyüzü boşluğunda asılı duran bir ışık topuna benzer. 54 yaşındaki Perrault’u ayrıcalıklı kılan özelliği ve gizi yapılarının bulundukları çevreye uyum içinde dahil olmalarında saklıdır. Perrault’un üzerinde çalışmakta olduğu projeleri arasında Seoul, Kore’de (2008) EWHA Bayanlar Üniversitesi, St. Petersburg, Rusya’da (2009) yeni Marinski Tiyatrosu ve Madrid, İspanya’da(2009) Olimpik Tenis Merkezi bulunmaktadır. Tuija Seipell
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
|
PhotonTaşınabilir Güneş Enerjisi |
Cuma, 07 Eylül 2007 |
 PHOTON taşınabilir güneş panel sistemi tam da zamanında yetişti. Dağlara yaptıkları tırmanış esnasında tam zirveye ulaştıklarında cep telefonlarının ve kameralarının şarjının bittiğini farkeden dağcıların yardımına hazır. Artık şarj aleti gerekmiyor, priz gerekmiyor, arkadaşların resimlerini çekmeye veya onlara rüşvet yedirmeye de lüzum kalmıyor. PHOTON’un tasarımcısı olan mimar Kari Sivonen, Helsinki’deki Valvomo şirketinin ortaklarından biri. Gerecin ilk örneği (prototipi) Finladiyalı bir şirket olan Clothing+ tarafından üretilmiş. Clothing + Firması akıllı giysiler üretiyor, veya kendi deyimleriyle, giyilebilen teknoloji.
PHOTON aynı zamanda SAUMA’nın (Tasarım ve Kültür bileşimi) bir parçasını teşkil ediyor. SAUMA, New York’daki Finlandiya Kültür Enstitüsü tarafından düzenlenen gezici bir sergi. SAUMA sözcüğ Fin lisanında “dikiş çizgisi” anlamına geliyor. SAUMA, 28 Ağustos 2007’ ye kadar Los Angeles Mimarlık ve Tasarım Müzesinde olacak, daha sonra Helsinki’ye devam edecek ve 2008 yılı için Paris’e uzanacak. ( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Eko Ev |
Cuma, 03 Mart 2006 |
Ve ışık olsun! Doğal ışık yine doğada bulunabilen çeşitli şekillerde kullanılarak bambaşka bir dünya yaratılmış, adeta. SkyPort light (soldaki resim) (ışık toplama panelleri sistemi) devrim yaratarak doğal ışığın kapalı mekanlara yansıtılması temeline dayanıyor.
Şöyle çalışıyor: Güneş Telleri dediğimiz bir dizi kablo, güneşin doğal ışıklarını toplayarak sağlanan ışık enerjisini ışık geçiren malzemelerden geçiriyor. Bu incecik lifler 3 cm çapındaki esnek bir kablonun içinden geçerek ışığın 15 metre uzağa kadar taşınmasını sağlıyorlar. Hem paralel, hem de kesişen ışık hüzmeleri bu sistemle toplanarak, başka bir noktaya taşınabilmekteler. Işık keşistiği zaman, sık bir ormandaki ağaçların arasından geçerken uğradığı değişim sonucu hafif loş bir ortam meydana geliyor. Sisteme isim verirken bu bilgileri gözönüne alarak, İsveç lisanında akçaağaç anlamına gelen Bjork sözcüğünü benimsemişler. (isim konusunda pek parlak olmasalar gerek). İki SkyPort cihazının aksi yönlere doğru konumlanmalarıyla hem sabah, hem de akşam güneşinin ışıklarından yararlanabiliniyor. Gelecekte, iç veya kapalı mekanların ışıklandırılmasında pekala bu sistem kullanılabilir. Hatta, aynı sistem, yine gelecekte su tasarrufu için de kullanılabilir.
The Water hog (Su Kovası) (sağdaki resim) yağmur suyunu toplayan bir depo aslında. Aynı zamanda, evlerin inşası esnasında temelin hemen üzerine, yani katlar çıkmadan önceki kat olarak, bir sarnıç gibi inşa edilebilir. Dolu olarak 200 kg ağırlığa ulaşan yapı, binanın bir parçası olduğundan, yapının zemininden içi görülebilmektedir. Su kovası, gereken durumlarda duvarların arasına bile inşa edilebiliyor. Kesinlikle evlerin yanında duran ve her önünden geçişimizde gözümüze batan geleneksel metal su depolarından çok daha iyi bir çözüm olacak.
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Dongtan – Eko Şehir |
Pazartesi, 29 Mayıs 2006 |

Şangay’da gerçekleşecek olan 2010 Dünya Expo Fuarı’nda ( 2010 World Expo ) yeni tasarlanarak inşa edilen eko-şehir Dongtan’ı tanımış olacağız. Çin’de, Arup tarafından inşa edilen dört eko-şehirden biri olan Dongtan tamamen çevre dostu özelliklere sahip bir şehir olarak düşünülmüş olup, sera etkisi üretiminin sıfır seviyede olduğu ve kendine yeterli su ve enerji sistemleri bulunan, tam anlamıyla kendine yeterli bir şehir olarak tasarlanıp hayata geçirilmiş. Köy veya kasaba planı esas alınarak, bir takım mahallelerin birleştirilmesiyle oluşturulan şehirde, ulaşımın araba yerine yaya olması amaçlanmış.
Dongtan şehri, tüm enerji ihtiyaçlarını kendi karşılayabildiği gibi, enerji kaynakları kendi kendini yenileme gücüne de sahip bulunuyorlar. Şehir içinde kullanılan makinelerin de enerji emisyon oranı sıfır olarak belirlenmiş. Şehirde bulunan bir enerji merkezinde rüzgar trafoları, bio-yakıtlar ve tekrar kullanımlı organik malzemeler kullanılarak enerji üretilmesi planlanmış. Dongtan’daki atıkların büyük bir bölümü yeniden kullanılabilir hale getirilerek tekrar kullanıma yönlendirilirken, organik atıklarınsa, ya bitki besinlerine dönüşmeleri ya da daha fazla enejji üretimi için bio-malzeme olmaları hesaplanmış. Dolayısıyla, bu şehirde çöplük alanları bulunmamakta. İlk aşamada Dongtan 20,000 nüfuslu bir deniz kenarı yerleşim yeri olarak düşünülmüş. Şehrin inşasının 2010 yılına kadar tamamlanması bekleniyor. 2020’ye gelindiğinde ise, bu cennet şehirde 80,000 kişinin yaşayacağı düşünülüyor.
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Sanat Evi |
Cuma, 07 Eylül 2007 |

Geçtiğimiz haftalarda cool hunter’ın sayfalarında yerini alan konular arasında özellikle tüm dünyadaki duvar sanatı temasını işlemekteyiz. Bağdad’daki barlardan, Kahire’deki klüplere kadar, binalar arasında dolaşıyor, binaların içlerine giriyor ve duvar sanatının en iyi örneklerini bulmaya çalışıyoruz. Burada sunduğumuz örnek için de, Tokyo’nun Jingumae mahalesinin son derece özgün arka sokaklarında dolaştık.
Bu küçük, stüdyo ve yaşama mekanı ve salonun iki büyük duvarında siyah fon üzerine çalışılmış; ortaya çıkan çok zarif ve güzel duvar sanatını izlediğimiz iki geniş duvarın üzerindeki resimle, yaşama mekanı adeta sarmalanmış oluyor. Elle yapılan desen, bir Rorschach mürekkep damlası görüntüsünün ters çevrilmiş halini yansıtıyor. Ancak, bu arada simetrik desenin tam ortasında yer alan merkezi konumlu figür hemen farkedilebilmekte – çevresindeki bitkilerin sarmaladığı bir kadın. Yapının pencereleri büyük ve keskin hatlı olmalarına rağmen, imajı bozmalarına izin verilmemiş. Aksine, bu pencere delikleri, yer yer imajın yoğunluğunu değiştirerek, görüntüye hareket katan birer öğe olarak resme dahil edilmişler. Böylelikle, alta doğru uzanan resmin büyüklü küçüklü detaylarının belirginleşmesine yardımcı olmaktalar.
İçeride ise, mekanın özellikle sade ve basit olmasına önem verilmiş; böylece dikkatleri çeken dış görünüm ile, bir anlamda, yarışması önlenmiş oluyor. Karartılmış ahşap yüzeylerin çevrelediği ve olduklarından daha da büyük görünen pencerelerin kırık beyaz veya krem diyebileceğimiz renkteki panjurlarla dekore edildiklerini görüyoruz. Erkek ve dişi temalarına tamamen sadık kalınarak tasarlanan ortamda sağlanan uyum, bu kadarla da kalmamakta. Yapının kesişen açılardan oluşan bedeninin adeta devamı anlamında, benzeri özellikte mobilyalar kullanılmış. Ancak, dışarıdaki dişil fresko, içeride kullanılan yumuşak ışıklandırma ile anımsatılıyor. Akıllıca ve aynı zamanda sade bir eser olarak bina, iki fonksiyonlu işlevini – hem çalışma, hem de yaşama alanı olarak – denge ve uyum içinde varedebilmeyi başarmış.
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
|