Advertisement
Advertisement
21:31 07 09 2008
ana sayfa
Advertisement
Middlehaven İçin Will Alsop’un Master Planı
E-posta Perşembe, 26 Nisan 2007

Image

Bizlim gibi herşeye şüpheyle yaklaşanlar, büyük vaatler içeren projelerden söz edildiğini duyduğumuz zaman daha çok şüphe ederiz.  Üstün kalite, etkileyici tasarım, heyecan verici ve baş döndürücü gibi ifadeler önceleri bize pek bir şey ifade etmez. Ancak Middlesborough’daki (İngiltere’nin kuzey-doğusunda) rüya binaları istisna olarak kabul etmek isteriz. Muhteşem planları ile sözkonusu yapılar Middlehaven limanlarını ve uzun kıyı şeridini yeniden canlandırmış gibiler. 

Kendi programları içinde çalışmalarını gerçekleştiren şehrin yöneticiler
Tees Vadisi Yeniden Canlandırma Programı ile İngiltere’nin en büyük şehircilik  şirketlerinden biri olan BioRegional Quintain şirketi arasında yapılmış olan anlaşmayı gündeme getirdiler. Öyle anlaşılıyor ki, bu yatırım Midlllesbrough’ya GBP 200 Milyon getireceği gibi 1000 yeni istihdam imkanı da sağlayacak.  En iyi mimarların tasarladığı 750 daire, mağaza, şık barlar, cafeler ve restoranlar ile lüks bir otel kazanılmış olacak.

Image

Öyle umuyoruz ki, bu aynı zamanda cesur mimar Will Alsop ’un master planında  gördüğümüz çılgın tasarım “Robinsonlarla Tanışma” isimli yeni yapıların da inşasına başlama anlamına  gelir.

Alsop, hepsi de Londra’da bulunan Palestra Binası, Goldsmith College’daki Peckham Kütüphanesi ile Ben Pimlott Binalarını tasarlamış olup, Marsilya’daki Hotel de Department des Bouches du Rhone ve Toronto’daki Sharp Centre for Design binalarını da tasarlayan mimardır. İnsanın içini açan, eğlenceli binalar tasarlamasıyla ünlüdür; parlak ve güçlü renkler, olağanüstü formlar ve açılar kullanır.

Middlehaven planları sadece bizlerin dikkatini çekmekle kalmamış. Mart ayında Tees Vadisi Yeniden Calandırma Programından bir ekibin yönetiminde şehir planlamacısı BioRegional Quintain ve
Egret West şirketi mühendisleri bir ödül kazandılar: MIPIM (Mühendislik Bülteni) Gelecekteki Projeler Ödülü’nün  “Büyük şehir projeleri” kategorisinde ödül aldılar. Ayrıca, irili ufaklı başka projeleri de ödül kazanmış bulunuyor: Bunlar arasında Bursa, Türkiye’de Ova Arazisi Üzerinde Plan çalışmalarıyla ve Londra’daki King’s Cross İstasyonu çevre çalışmaları sayılabilir. Tuija Seipell 

(
Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır adresinden ulaşin 




Etiket: Architecture,
 
Kamuflaj Ev
E-posta Pazartesi, 21 Mayıs 2007

Image

Kamuflaj veya gizlenme amaçlı renk kullanımı canlıların çevrelerinden ayırtedilmemeleri ve böylece farkedilmemeleri için geliştirdikleri ve milyonlarca yıldan beri uyguladıkları bir yöntemdir.

İnsanların binlerce yıldan beri yapageldikleri binalar ise hiç bir zaman içinde bulundukları ortam içinde erimek kaygısını taşımamışlardır. Hatta, doğayı alt etmek, onu yenmek gibi bencilce bir tutkuyla binalarımızı çevreleri içinde hemen farkedilebilir şekilde inşa etmişizdir. Tabi ki, binalarımızı tasarlarken doğadan ilham alırız. Ama nadiren doğayı taklit ederiz.

Image

Bir anlamda, The Cool Hunter sitesinin kapısına gelen bir örneğe kadar böyleydi. Çalılar ve tomurcuk vermiş bodur bitkiler arasında konumlanan bu, ev çevresindeki yeşillikle uyumlu bir bitki katıyla sarmalanmış. Evi saran bitki örtüsü gün ışığının içeri süzülmesine izin veriyor. Ama aynı zamanda içerideki ışığın dışarı yansımasına da imkan tanıyor. Böylece ev gündüz konumlandığı çevrede kaybolurken gece belirginleşiyor. İnsan eliyle yaratılan ile insan eliyle yaratılmamış olanın arasındaki sınırı ortadan kaldıran bir durum.

Image

İçeride, organik ve doğal malzeme kullanılmış. İç ve dış kısımlarda ahşap paneller ve ahşap aksam kullanılmış olup, pastel renklerin kullanıldığı odalarda birbirini kesmeyen açılar ve ahşabın hat çizgileri yumuşatılarak birbiriyle hemhal olmuş bir bütünlük yaratılmış. Belki de binanın duruşu en etkileyici özelliği. Yapı olarak tamamen insani özellikler taşımasına rağmen içinde varolduğu alanı bastırmaya çalışmıyor. Çevesindeki bitkiler büyüdüğünde tek katlı olan evi yutacaklarmış izlenimi veriyor; bu arada eve biçimini veren malzemeler giderek koyu bir renk alacaklar ve bir şekilde evin hatlarını belirleyecekler. Doğayı esas alarak geliştirilmiş bir fikir – aynı zamanda doğa ile birlikte değişerek onun bu yönünü taklit eden bir düşünce. Bizce, bu ev çok daha fazlasını hak ediyor. Matthew Hussey    

(
Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır adresinden ulaşin 

Image


Etiket: Architecture, House,
 
Elips Ev 1501
E-posta Perşembe, 05 Temmuz 2007

Image

Burada, The Cool Hunter sitesinde tasarımın en özgün ve en etkileyici örneklerini sunmaktayız. Evlerden otellere, duvarlardan şarap kavlarına kadar kapsamadığımız pek bir şey kalmadı. Her zaman şu varsayımdan hareket ediyoruz: Eğer biz bir şeyi beğenmişsek, belki siz de beğenirsiniz.

Ama, bazen öyle anlar olur ki, çok emin değilizdir. Ve eğer sevmediğimiz bir şeyse, niçin onu sizlere sunuyor olalım?
Antonino Cardillonun tasarladığı bu yeni evi beğendik ve etkilendik. Bu yapı daha çok müzeye benzeyen o bomboş mekanları mı düşündürüyor? Veya, yanyana getirildiklerinde formların ve şekillerin nasıl birbirlerini etkilediklerini gösteren o sivri örneklerden biri mi?

İtalya’nın bir yerinde, bir yamaç üzerinde inşa ettiği bu ev ile Cardillo, doğu ve batıya doğru adeta akarak uzanan ve öylece somutlaşmış bir elips yaratmış. Aynı zamanda bir yamaca yayılarak yapışmış gri bir oluşuma benziyor. İçeri girdiğinizde sizi ortadaki salonu boydan boya geçen devasa bir kavis karşılıyor; bu konum evin diğer kısımlarını öncelikle keskin ana hatları ile algılamanıza sebep oluyor. Yumuşak hatlarla belirlenen dış görünüm ise, iç mekandaki insanın hayalgücünü zorlayan ortamı ustaca saklamakta.    


Image

Diğer odaların açılımları ortadaki geniş ve etkileyici alana bağlanıyor. Bir uçta mutfak, öbür uçta konuk odası var. Loş ve helezoni merdivenlerle üst kata ulaştığınızda tam ortaya konumlandırılmış yatak odasının yapısal olarak iç mekanın genel ortamına uyumlu ve minimal varlık izi gösterir şekilde yerleşmiş olduğunu görüyorsunuz. Herşey hayranlık uyandırıcı bir bütünlük sergilemekte. Aynı zamanda, peki, ama, insanlar nerede, diye sormaktan kendinizi alamıyorsunuz. Ortam, özgün ve kendinden emin tarzıyla buranın yaşamak için değil, içinde bulunmak için varedilmiş bir mekan olduğunu söylüyor.

Fakat, böyle bir yerde yaşamanın nasıl bir duygu olduğunu merak etmekten kendinizi alamıyorsunuz. Dış duvardaki derin oyuklar dış dünyayı gelişigüzel bir armoni ile içselleştiren mekanlar olmuş. Dışarıda orman ve dağlar. İçeride geometrik biçimler almış beton bloklar. Ancak pencerelerin ne kadar akıllıca konumlandırıldığı hemen farkediliyor; öyle kritik noktalarda bulunuyorlar ki, günün değişik zamanlarına özgü farklı ışık oluşumlarının evin değişik yerlerine ulaşmasını veya yansımasını sağlıyorlar. Güneşin hüzmeleri doğrudan ana salona ulaşırken, dışarıdaki ağaçlardan kırılarak geçen ışık, yan pencerelerden içeri süzülüyor. Böylelikle dışarıdaki hava koşullarına göre içeride sürekli ve anlık değişimler gösteren ambiyans yaratılmış oluyor.

Bütün bunlar olurken, yapı kendi özduruşunu korumakta: renksiz veya hafif griye çalan bir renk. Heyecan veren bir ev; özgünlüğünden dolayı insanı kendine aşık eden, öte yandan mesafeli duruşuyla nefret duyguları yaratan bir yapı. Ya biri, ya öbürü; biz karar veremedik. Matt Hussey

(
Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır adresinden ulaşin )

Image




Etiket: Architecture, House, Italy,
 
Blok Balkonlar, Ofis Mimarları
E-posta Salı, 17 Temmuz 2007

Image

 Dıştan bakıldığında  bir göz yanılgısına benzeyen bu bina, ikamet için yapılmış olup özellikle küçük ve genç aileler düşünülerek tasarlanmış. Slovenya’nın kıyı şeridinde konumlanan binalar, kolay elde edilebilir olma özellikleriyle genç ailelerin ilgisini çekmekteler. Ofis Arhitekti isimli ekibe ulusal tasarım ödülünü kazandıran bu iki apartmanın her birinde 30 daire bulunuyor. Daireler değişik büyüklükte olup, stüdyo daireden başlayarak, üç yatak odalı olanlara kadar değişiklik gösteriyor. 


İç mekanlar küçük sayılabilir, ancak özgün planlarla hazırlanan çokgen balkonlar dış görünümü ilginç bir hale getirirken, dairelerin daha fazla deniz manzarası almalarını sağlıyor.  Dışarıdan izlenebilen yapısal unsurlardan anlaşılabileceği gibi, iç mekanda daha çok yaşama alanı olmasına imkan veriyor ve her dairenin sınırlı alanını en iyi şekilde değerlendirerek, dairelerin metrekare fiyatlarının düşük bir seviyede kalmasına yardımcı oluyor.


Image 
 
 Ofisleri saran güneşlikler için kullanılan rengarenk brandalar blok yapının yeknesaklığını kırıyor. Bu özellikleri ile her bir ünitenin dışarı doğru bir hayli yer kazandığını görüyoruz.; ayrıca yan cephelerde yaratıcı bir şekilde kullanılan paneller, hem özelliğin korunmasında, hem de hava akımı sağlamada işlevsel bir rol üstlenmişler. İçten bakıldığında, branda paneller her bir dairenin kendine özel olarak, adeta müstakil gibi algılanmasını sağlıyor. Denize bakan apartman blokları, Slovenya’nın Akdeniz iklimine uyumlu inşa edilmişler. Andrew Wiener

(
Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır adresinden ulaşin )





 
Advertisement
SOKAK GEZGİNİ - Izzy Hayes, Montreal
E-posta Çarşamba, 28 Mart 2007

Image

Izzy Hayes 25, Fashion design student

Adı Soyadı -  Izzy Hayes.

Yaşı? -
25.

İşi? -
 Moda Tasarımı öğrencisi.
 

Şu an neye bayılıyorsun? -
Sonunda baharın Montreal’e geldiğine bayılıyorum.

Sana kim ya da ne ilham verir? -
Montreal sokaklarındaki insanlar ve hava.

Bu aralarokuduğun kitap var mı? -
Evet, André Castelot tarafından Fransızca yazılmıs Marie-Antoinette’in otobiyografisini okuyorum.


Dergi, gazete okur musun, eğer evet ise hangileri? -
Nylon, Jalouse, Adorn ve Lula.

Düzenli girdiğin websiteler var mı? -
Flickr’a her gün giriyorum. Ayrıca ilham kaynaklarımdan hel-looks websitesine girmeyi de çok seviyorum.

Hangi TV programlarını izlersin? -
Televizyon çok izlemem ama Project Catwalk’u seviyorum.

iPodunda kimleri dinliyorsun? -
iPodum yok, küçük disk çalarım var. Ve şu an içinde The Marie-Antoinette film müziği, Feist, The Animals ve Bob Dylan var.

En ilginç alışveriş deneyimin neydi? -
Montreal’de bir ikinci el dükkanındaydım ve sadece 3 dolara vintage Pucci marka bir elbise buldum.

Kendin hakkında rastgele birşey söyle? -
Çamaşır yıkamayı severim.

Eğer gardrobunu dünyadaki  herhangi bir tasarımcının koleksiyonu ile doldurabilseydin, bu kim olurdu? -
Anna Sui

Montreal’de gezilmesi şart 3 yer neresi
?? - St-Laurent Sokağı, metro turu ve müthiş içkiler için Gogo.

Eğer birisi seni filmde canlandırsaydı bu kim olurdu?
- Parker Posey.

Onsuz yaşayamayacağın şey? -
Dikiş makinem.

Senden sonraki kişiye ne soru soralım? - “
Gardrobunu nasıl düzenlersin?”

(Izzy’nin bütün kreasyonları için burayı tıklayın.)

See all her looks here

Image

( Biliyoruz ki en parlak fikirler en sıradan yerlerde çıkabilir. Biz bu bölümde dünyada sokak modasını etkileyen yüzleri inceliyoruz. Bu moda belirleyicilerinin (trendsetter) bize anlatacak çok ilginç hikayeleri var. Dünyadan örnekleri gördünüz ve soruları çözdünüz. Sizin de Türkiye'den ‘SOKAK GEZGİNİ: Sokakların sahneye taşındığı yer’ bölümümüzde yayınlanacak  fotograflı haberleriniz varsa bize göndermek için Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır ye tıklayın.)


Etiket: Street,
 
SOKAK GEZGİNİ - Alma Hosic, Saraybosna
E-posta Perşembe, 29 Mart 2007

Image

Alma Hosic, 28. Lives: Munich/Sarajevo


Adı Soyadı - Alma Hosic  

Yaşı ?
- 28.
Münih / Saraybosna’da yaşıyor.

Ne iş yapıyorsun?-  Sanat Tarihi, Güzel Sanatlar ve Fars Edebiyatı okuyorum.

Şu an neye bayılıyorsun? - Sanat ve Sevdah (Sevdah – geleneksel Boşnak müziği).

Kim ya da ne sana ilham verir? -
Saraybosna’da Ezan’ın sesinin klise çanları ile karışması. (Saraybosna’da 100 metre yüründüğünde hem cami, hem sinagog hem de katolik ve ortodoks kliseleri bulmak mümkün.)

Şu an hangi kitapları okuyorsun? -
Daha yeni bitirdiklerim; Jami’den ‘Joseph ve Zuleiha’ ve ‘Aşk Antolojisi – Ünlü şairlerden mektuplar’...

Dergi, gazete okur musun, eğer evet ise hangileri?
In Style (Almanca), Cosmopolitan, (Almanca),  Odjek (Boşnakça)Düzenli girdiğin websiteler var mı? - Internet fanatiği değilim ama bazen şu sitelere girerim:
www.dijaspora.com, www.damirimamovic.com, www.saray.net

Hangi televizyon dizilerini takip ediyorsun? - Televizyon izlemem.

iPodunda kimleri dinliyorsun? - Beethoven, Damir Imamovic Trio, Jeff Buckley, Lenny Kravitz, Schopenhauer...

Eğer gardrobunu dünyadaki  herhangi bir tasarımcının koleksiyonu ile doldurabilseydin, bu kim olurdu?-  Değişik tasarımcılardan giyinmeyi tercih ederim, zaten bir favorim yok.

Son 12 ayda gezdiğin en ilginç yer neresi? -
Roma (İtalya), Barcelona (İspanya) ve Dubai (BAE). Antik ve kültürel tarihinden dolayı Roma bana daha özel geldi. Dubai’de modern mimari var. Barcelona ise kendince özgün.

Münih ve Saraybosna’da gezilmesi gereken 3 yer nereleri?
Münih:
Pinakothek der Moderne, Königsplatz, Platzl
Saraybosna: Bascarsija, Bijela tabija, Zemaljski muzej

Eğer birisi seni filmde canlandırsaydı bu kim olurdu? -
Öyle biri yok. (Bizce Monica Bellucci ’ye çok benziyor.)

Senin içinde olduğun uçak motoru bozulup düşmeye başladı. Son bir SMS yollamak için vaktin var. Kime ne yazardın? - Son dakikalarımı herhangi bir mesaj yollayarak harcamazdım.

Senden sonraki kişiye ne soru soralım? - “
Neden insanlar herşeyi tanımlamaya ihtiyaç duyar ?”

(Alman Gunnar Hämmerle tarafından TheCoolHunter için fotoğraflandı)
 

( Biliyoruz ki en parlak fikirler en sıradan yerlerde çıkabilir. Biz bu bölümde dünyada sokak modasını etkileyen yüzleri inceliyoruz. Bu moda belirleyicilerinin (trendsetter) bize anlatacak çok ilginç hikayeleri var. Dünyadan örnekleri gördünüz ve soruları çözdünüz. Sizin de Türkiye'den ‘SOKAK GEZGİNİ: Sokakların sahneye taşındığı yer’ bölümümüzde yayınlanacak  fotograflı haberleriniz varsa bize göndermek için Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır ye tıklayın.)



Etiket:
 
SOKAK GEZGİNİ - Daniella Hehmann, Münih
E-posta Cuma, 20 Nisan 2007

Image

Adı Soyadı - Daniella Hehmann 

Yaşı ? -
29
Fotoğrafçı , Münih’te yaşıyor. 

Moda Tarzı -
Güneş gözlükleri: Gucci Kazak: Puma Pantalon: April 77 Çanta: Dior Photographed by Gunnar Haxmmerle, StyleClicker

( Biliyoruz ki en parlak fikirler en sıradan yerlerde çıkabilir. Biz bu bölümde dünyada sokak modasını etkileyen yüzleri inceliyoruz. Bu moda belirleyicilerinin (trendsetter) bize anlatacak çok ilginç hikayeleri var. Dünyadan örnekleri gördünüz ve soruları çözdünüz. Sizin de Türkiye'den ‘SOKAK GEZGİNİ: Sokakların sahneye taşındığı yer’ bölümümüzde yayınlanacak  fotograflı haberleriniz varsa bize göndermek için Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır ye tıklayın.)


Photographed by Gunnar Haxmmerle, StyleClicker



Etiket: Munich, Street,
 
Ne Manken, Ama
E-posta Cuma, 07 Nisan 2006

Image

Bütün dünyada şık ve tarz sahibi butiklerin ve mağazaların vitrinlerini süsleyen yeni nesil mankenleri tanıtmak isteriz. Cansız mankenlerden çok, birer heykeli andıran mankenler sanki bir çağdaş sanat galerisinden alınıp vitrine yerleştirilmiş izlenimi veriyorlar. Mankenlerin vitrin süslemesi ve alışverişi güçlendirmesi konularına yepyeni bir anlayış, bir boyut getirdikleri kesin. Vitrin düzenlemeleri ve perakende satışlar dünyasındaki bu yeniliklerin yanı sıra ortaya çıkan başka bir güzellik de akıllı giyinme odası   konsepti olmakta. Beden ölçülerinizi alıyor ve bir projeksiyon ekranında herhangi bir giysinin üzerinizde nasıl duracağını görmenizi sağlıyor. İşte buna kolaylık, denir. Lisa Evans

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket: Stores,
 
Advertisement
Dondurma Mağazanız Ne Kadar Cool?
E-posta Pazartesi, 19 Mart 2007

Image

Bağdat’daki Hassan isimli dondurma mağazası işlerin yavaşladığı kış aylarında günde sadece 55 kg. dondurma satıyor. Yaz sıcaklarının bastırmasıyla bu miktar günde 850 kiloya kadar çıkıyor. (Karşılaştırma amacıyla belirtelim, Boston civarındaki Tom & Jerry’nin günlük satışı takriben 60 kg. kadardır). Yaşamın amacının dondurma ve diğer donmuş güzellikler olduğunu düşünenler için dondurmanın fazlası olmaz. Her zaman, her ortamda ve her şekilde kabulümüzdür. Doğruyu söylemek gerekirse, buz gibi soğuk ziyafetlerimizi şık ve zarif ortamlarda almayı tercih ederiz; örneğin, California ve New York’da birbiri ardına açılmakta olan Pinkberry dondurma mağazaları gibi mekanlarda bulunmak isteriz. Tuija Seipell

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


Image


Etiket: ice cream, Stores,
 
Can Sıkıntısı Dükkanı / Chicago
E-posta Perşembe, 01 Mart 2007

Image

“Burada gizli ajanlar için malzeme satışı yoktur.” Yeni açılan Boring Store isimli dükkanın vitrininde duran ilanda böyle yazıyor. Chicago’nun Wicker Park semtindeki Can Sıkıntısı dükkanı, insanın aslında ihtiyacı olmayan şeyleri satıyor; bir anlamda yokluk veya boşluk satan bir mekan. Mesela, açıklıklar, boşluklar, delikler, küçük yırtıklar, çukurlar, küçük çukurlar ve sadece boşluklar satmakta. Aynı zamanda son 28 yıldır tek bir müşterisinin olmamasıyla gurur duyduğunu da ifade etmekte olan dükkanda kullanılacak hiç bir şey satılmıyor. Ve, burada gizli kameralı gözlükler, bıyıklı yüz kamuflaj malzemeleri veya su altında ses yükselten amplifikatörler de satılmıyor. İşte, böyle bir yer.

Öyleyse, burası nasıl bir mekan? Sahipleri olan
826CHI kuruluşu 6-18 yaş grubu çocuklara okul sonrası ödevlerini yaparken veya derslerini öğrenirken yardımcı olmak amacıyla ücretsiz olarak öğretmenlik hizmeti sağlayan bir dernek. Ve paraya ihtiyaç duymaktalar. O halde, insanları buraya çekerek biraz para kazanabiliriz, diyorlar. Böyle düşünmüşler.  

Image

Dükkanın asıl amacı, çocuklar için yeni programlar geliştirmenin yanı sıra, toplumsal yaratıcılığı destekleme bilincini geliştirerek topluma hizmet etmek ve orada yaşayanların okulda gönüllü olarak çalışmalarını sağlamak. İnsanın birkaç saatini böyle bir uğraşa ayırabilmesi de çok iyi, tabi ki. Satın aldığınız her ürün aynı tip karton kutuya konulup size veriliyor ve böylece ne aldığınız asla belli olmuyor. Neler mi  alabilirsiniz: bıyık formunda cüzdanlar, kelepçeleri olan gizli kasalar ve dosya çantaları gibi ilginç objeler. Ve tüm kazançlar dosdoğru derslere gidiyor. Satın aldığınız ürünlerin birbirinin aynı olan karton kutularının aralarındaki tek fark bazılarının ön yüzlerinde şöyle yazıyor olması: “Bu kutunun içindeki ürün 15 metre uzunluğunda naylon bir ip olmadığı gibi, insanın takılabileceği bir çengel de değildir.” Veya bazı kutularda da içerik hakkında bilgi vermeyen, fakat yine biraz önceki ifadedeki gibi tuhaf bir ibare yer alabiliyor.

Serbest yazılar programlarının kurucusu ve romancı Dave Eggers’den esinlendiklerini belirten dükkanın kurucuları, mekanlarının yardım, espri amacıyla varolduğunu ve herkesin içinde bir yerlerde yatan casus olma azusuna karşılık olarak bu son derece eğlenceli kutuları hazırladıklarını söylüyorlar.

Dükkan “Sakin Bir Açılış” olarak adlandırdığı etkinliği  gerçekleştirdi ve çocukların, yetişkinlerin, casusların (onların casus olduğunu nasıl anladılar acaba?) ve iyi yazılmış yazının değerini bilenlerin hücumuna uğradı. Burada ayrıca ellerine geçirebildikleri her McSweeney yayınını da toplamaktalar.
Matthew Hussey

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket: Stores,
 
25 Hours Hotel, Frankfurt
E-posta Pazartesi, 26 Mart 2007

Image

Çoğu şehirlerin artık giderek değişim geçirmekte olan endüstri bölgelerinde, önce buralardaki sanayi tesisleri birer birer ele alınır ve yeniden canlandırma programı çerçevesinde başka faaliyet noktalarına dönüştürülür. Tasarım şirketlerinin elinden çıkan bu yeni mekanlar arasında  yeni konutlar, moda mağazaları, klüpler ve cafeler olur. İşte 25 Hours Hotel'in sahibi, tasarımcısı, Ardi Goldman’ın bu değişim ve dönüşüm sürecinin böyle güzel gerçekleşmesinde çok payı var.

Landstrasse üzerindeki birçok binanın ihya edilmesindeki katkıları unutulmaz; özellikle de büyük bir bina olarak yükselen Frankfurt Birlik Bira Yapımevi’nin ayağa kaldırılması projesine verdiği emek büyüktür. Goldman, aynı zamanda Frankfurt’daki belli başlı klüplerin bugünkü duruma gelmelerini de sağlamış. Aralarında King Kamehameha, Sansibar ve Cocoon Club gibi mekanların bulunduğu daha nicesi, varlıklarını ona borçlular. Goldman şöyle diyor,”Bazı insanlar salon yaratırlar, bazıları banka kurmaya yeteneklidirler, benim özelliğim ise atmosfer yaratmak, bir binayı çevresiyle birlikte kendi habitatı, kendi yaşam alanı içinde yeniden var etmek.”


Image

Goldman uzun zamandan beri bu bölgede şık ve zarif bir otel tesis etmeyi planlıyordu. Yedi katlı, 49 odalı bir bina olan Goldman bu binası aslında eskiden de oteldi. O zamanlar ismi Hotel Henniger Hof olan otelin o günkü müşterileri bugün onun yerinde yükselen yapıyı görünce gözlerine inanamıyorlar. İçine ve dışına hayran kalıyorlar.

Wohnzimmer isimli Dinlenme Odası otelin içineki ilginç noktalardan sadece bir tanesi. Her katta ayrı bir renk hakim ve her odanın kendine özgü bir teması, bir öyküsü var. “Scholade macht nicht dick” (Çukulata sizi şişmanlatmaz) ve “Grun ist die Liebe” (Aşk yeşildir) buralarda kullanılan temalardan sadece ikisi. Odalar için kullanılan temalar her türlü konuyu içeren geniş bir yelpazeyi kapsamakta; aralarında romanik olanları bulunduğu gibi, çocukça olanları da var, bitnik tarzı yada kumarhane teması olanlar da. Hepsinde bir örnek mobilyalar kullanılmış olan odalarda kullanılan farklı aksesuarlar her birinin özgünlüğünü belirleyici unsur olarak öne çıkıyor. Örnek vermek gerekirse, belli bir odanın öyküsü mfta and Romo tasarımı kumaşlar kullanılarak ifade edilirken, bir başka odanınki İsveçli Snowcrash şirketinin mobilyalarıyla anlatılıyor ve bunların yanısıra bir de bakıyoruz ki, Designers Guild’den aksesuarlar ve Flo’dan sağlanan ışık düzeni öyküyü tanımlamaya devam ediyor.

Franfurtdaki  25 Hours
Hotel, Design Hotels markasının ürünlerinden biri ve Goldman otellerler zincirinin ikincisi. Birincisi 2003 yılıda Hamburg’da açılmıştı ve sırada olan diğer oteller ise Köln ve Berlin’de 2007/2008 de açılacaklar. İleriye dönük planlar arasında Münih, Viyana, Zürih, Barselona, Madrid ve Nice’deki oteller bulunuyor.Golman 25 Hours Hotel Frankfurt’un uçuk yeşil renkte ve çocukca kaprislerle öykülenen odasında geçirdiğimiz bir gece bizi Grimm Kardeşler’in masal dünyasına götürmeye yetiyor ve Hasel ve Gretel’in son satırını anımsamaktan kendimizi alıkoyamıyoruz: ”Sonra bütün dertler bitmiş ve onlar hep beraber mutlu bir hayat yaşamışlar.” Tuija Seipell

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )





Etiket: