W Maldivler |
Cumartesi, 03 Şubat 2007 |
|
Marka olarak W Butik Oteler Zinciri lüks kavramın adeta tek temsilcisiymiş gibi elindeki mülkleri kesinlikle gidilmesi ve görülmesi gereken mekanlar haline getirip ünlü ve zenginlere sunuyor. Halen yapımı sürmekte olan birkaç W mülkünün, emsal başka markaların toplamının yarattığı heyecandan daha büyük olduğu kulağımıza gelen haberler arasında.
Son eser ise W imparatorluğunun tek taş mücevheri sayılacak nitelikte “W Retreat & Spa” ismiyle Maldiv adalarından Fesdu Adası’nda bulunan yapı hakkında; eleştirmenler buranın bir yeryüzü cenneti olduğunu düşünmekteler. Hoşça vakit geçirilebilecek lüks bir mekan ve güzelliği ile insanı büyüleyen bir ortam olduğu konusunda tüm eleştirmenler aynı düşüncedeler. Öyle bir yer ki, burada tüm konuklar zevkin ve eğlencenin her türlüsüne ulaşabiliyorlar.

W Deneyimi siz oraya varmadan başlıyor. Şık havaalanı tüm büyük şehirlerin havaalanlarına benziyor ama farkı ayrıntıda gizli. Burada W tarafından işletilen özel bölümde ağırlanan konuklar tüm büyük şehirlerin havaalanlarında karşılaştıkları imkanları buluyorlar: içki, yiyecek, dergiler ve plazma televizyon ile internet. Burada yeni gelen konuklara W dosyası sunuluyor. Kendilerini W’nin özel adasına görecek olan deniz uçağına binmeden önce dosyalarını ellerine almış oluyorlar.
Varış anından itibaren W’in duruma nasıl da hakim olduğunu hissetmemek mümkün değil. Deniz uçağından inince W golf arabaları ile karşılandık, diyor bir konuk. Plakaları W şeklinde olan bu küçük arabalar rıhtım boyunca sıralanmışlardı. Hatta bagajları taşıyan arabalar bile W formunda tasarlanmışlardı.

İki katlı Beach Oasis (Plaj Vahası)i villalarını bir kenara bırakın, W Maldiv’leri asıl ünlü kılan Ocean Oasis (Okyanus Vahası ) villaları ki, bunlar olağanüstü güzellikteler, hatta baştan çıkarıcı bile oldukları söylenebilir. Öyle geliyor ki, sanki Maldiv’lerdeki tüm adaları gezip görmüşler, piyasadaki en iyiler ile çalışmışlar ve mevcut olandan daha iyisini yaratmışlar. İşte çoğu W otellerini emsallerinden ayıran ve özgün kılan en önemli nokta bu olmalı.

Ocean Oasis (Okyanus Vahası) villalarının özel yüzme havuzları bulunuyor (veya isterseniz birkaç basamak merdivenden aşağıya inip, turkuaz renkli küçük koyda da yüzebilirsiniz ) ayrıca havuzların kenarında uzanıp dinlenebileceğiniz yataklar serili duruyor. Villaların içlerinde ise, zemini özel bir tür camla döşeli oturma odasının altındaki denizi ve orada biteviye sürmekte olan yaşamı görebiliyorsunuz. Aynı manzarayı gece seyretmek isterseniz, sadece bir düğmeye basmanız yeterli. Yayılan ışık ile zeminin altındaki deniz ortamı aydınlanıyor ve kendini size sunuyor. Böyle bir kaçış noktasında, eğer isterseniz 42” Samsug Plazma TV, BOSE düzeneği ve Yüksek Hızda Internet Bağlantısı (kim buraya internete bağlanmak için gelebilir?) emrinize hazır beklemekte. Sonra W imzası taşıyan yatakta uyku dünyasına seyahat.

Hatta tesis içinde belli noktaların isimleri bile ne kadar dikkatle seçilmiş.
DALGA (WAVE) – Su sporları
UZAKLAR (AWAY) – Fitness Centre; içinde bir kuaför bile var, ama sadece saç kurutmak ve şekilendirmek için ; evet, burası böyle bir tatil yeri
AŞAĞILAR (DOWN UNDER) – Dalış olanakları ve gereçlerinin sağlandığı bölüm
TER ( SWEAT) – Fitness Centre ve buradaki “Ne olursa / Ne Zaman Olursa” Servisini (Whatever/Whenever Service) çok seveceksiniz. Ne zaman, ne isterseniz sadece telefonunuzda üzerinde “ne olursa/ne zaman olursa” (whatever/whenever) yazan düğmeyi tuşlamanız yeterli; isteğiniz karşılanıyor.

Tüm restoranlar mükemmel. Muhteşem bir sunuş olduğunu belirtmeliyiz (yukarıdaki resim); FISH Restoran ise olağanüstü ve buradaki FIRE ızgara büfesinde türlü çeşitli ızgara deniz ürünleri bulunuyor. Bu tesiste, belli ki, yemek konusunda en iyi ve doğru olanı uygulamaktalar.Oyunlar için ayrılmış olan bölümde masa tenisi, masa futbolu, ve bilardo masalarını görüyoruz. Ancak buradaki bilardo masası bildiğimiz bilardo masalarından değil; bu tesise her şeyin en şık ve zarif olanı girebiliyor.
Şimdi biraz da bu muhteşem tesiste kimlerin kaldığına değinelim. Şu çok ciddi Jimmi Choo ve Arkadaşları, Sex in the City dizisinin plaj versiyonundakiler. Bir de, dikkatimi çekti, orada konaklayanlar arasında bulunan bir kadın, gün içinde tam üç kez bikini ve giysi değiştirdi.
Eğer her şey gereğinden fazla rahat ve sakin geliyorsa, aşağıda yerin altında konumlanmış olan ’15 BLOW’ isimli gece klübüne geçebilirsiniz. Burada dünyanın sayılı DJ’lerine rastlamanız ise olağan bir durum. Sağlık Merkezine gelince, istediğiniz etkinliğe uygun alanlarda zaman geçirebilirsiniz. Ayrıca KAYAK isimli özel üniteden denizin altındaki dünyayı seyredebilir, bu bambaşka alemde, bitki ve canlı yaşamı anında ve yerinde görüp bu dünyada kaybolabilirsiniz. Buradan isterseiz dalış da yapma imkanları sağlanıyor. Tesiste, ayrıca, içinde ağzına kadar dondurmayla dolu dolapların bulundğu mobil büfeler veya katıldığınız etkinlik gereği neye ihtiyacınız olursa, güneş yağından tutun da bronzlaştırıcı ürünler ve aklınıza gelebilecek herşey tamamen ücretsiz olarak sunulmakta.... sadece birkaç dakikalık keyifler için her istediğinize sahip olabiliyorsunuz.
W Maldiv’lerdeki herşey mükemmel; burası bir rüya adası.

İMKANLAR - Gece klübü ve yüzme havuzunun yanında bar, sonsuza kadar devam ediyormuş izlenimi veren havuz, aralarında uçurtma ile yapılan sörf, hobie cats sporu, su kayağı, parasailing, rüzgar sörfü, kano, jetski, scuba dalışı, olta ile balık avlama, denizaltı dalışları gibi tüm sporların bulunduğu tüm su sporları, masa tenisi, havuz başı etkinlikleri ve masa futbolu ile Yoga ve Fitness Centre
ÜCRET - Villaların ücreti gecelik 735 USD’dan başlıyor. Billy T.
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Huvafen Fushi –Maldivler |
Cumartesi, 27 Ocak 2007 |

Eğer bir otelin popüleritesinin ölçüsü o otelin konuklarının ünlü oluşlarıyla ilintiliyse, Maldiv’lerdeki Huvafen Fushi tam da böyle bir yer. Geçen ay içinde, bir gün George Clooney çıkageldi, mesela. Kate Moss Ocean Villa’sında bir davet verdi; Tom Cruise ve Katie Holmes balayları esnasında masaj için randevu aldılar. Ben otele vardığımda, Alexander McQueen oradan ayrılmaktaydı ve benim ayrıldığım gün Dolce & Gabbana’nın Stefano Gabbana’sı ile John Galliano tesise ulaşmak üzereydiler (ayrı ayrı).
Huvafen Fushi aslında bir trendsetter, yani, eğilim, trend yaratıcı bir mekan. İki yıl önceki açılışından beri giderek kalitesini yükseltmekte. Dünyanın ilk underwater spa (su altı sağlık merkezi) larınden birini de bünyesinde barındıran Huvafen Fushi, İngilterede yayınlanan Conde Nast Traveler Dergisi tarafından haklı olarak en iyiler arasında seçildi ve ayrıca Amerika’da yayınlanan En İyiler Listesi’nde de yerini aldı.

Bu olağanüstü ölçüde lüks tatil beldesi Kuzey Male Atoll adalarının en minik olanlarından birinde konumlanmış ve kendine ait su şeridiyle sarılmış olağanüstü bir konumda bulunuyor. Singapur’dan direkt olarak geldiğim tesise gecenin geç bir saatinde vardım. Sözünü ettiğim uçuş gecenin 10 undan önce buraya ulaşmıyor. (Not: Gündüz ulaşmak için, onun yerine Emirates ile uçunuz).
Suyun üzerinde yüzer gibi duran bungalowuma misafir edildiğim zaman, kendimi bir Apple mağazası / Armani Showroom karışımı bir yerdeymişim gibi hissettim. Odanın ortasındaki yatağın çevresinde en sevdiğim araç-gereçler bulunmaktaydı. Bose iç mekan ve dış mekan müzik sistemi, PlazmaTV ekranları, Bang & Olufsen telefonlar, iPod Nano’nun yanısıra inanılmaz zenginlikte bir müzik arşivi ile karşılaştım. Kocaman banyom okyanus manzaralıydı ve tamamen kişiye özel olarak tasarlanan yüzme havuzum ile büyük ebatlardaki yatağım beni beklemekteydiler. Yatak ve yatak odası aksesuarı olarak Frette ürünleri kullanılmıştı; tasarımcı elinden çıkmış özel tasarım mobilyalar (Frank Gehry imzalı), elektronik perdeler, şelale gibi akan duş sistemi, hangisini anlatmalıyım, liste böyle uzayıp gidiyor.
Herkesin ölmeden önce bir sabah Maldiv’lerde uyanması gerek. Yatağımdan gördüğüm manzarada, ön plandaki yüzme havuzu ve onun arkasında okyanus uzanmaktaydı. Muhteşem bir görüntü; adeta bir kartpostal gibi.
Huvafen Fushi’de güne Celcius isimli salonda hazırlanmış olan açık büfe kahvaltı ile başlanıyor. Burası lüks ve sadeliği bir arada barındıran nadir açık hava mekanlardan biri. Önünüzdeki suya doğru uzanan beyaz kum izlenimi veren zemin üzerindesiniz. Kahvaltıdan sonra snorkeling dediğimiz deniz altı sporuna sıra geliyor. Denize daldığınızda insanı hayrettten hayrete düşüren güzellikteki mercanları ve bu mercan kayalıklarının içinde bulundukları denizaltı yaşamını yakından görüyor, adeta onlarla birlikte yaşıyorsunuz. Üç saat sonra kendinize şöyle bir baktığınızda, görüyorsunuz ki, bronz bir tene sahipsiniz. Burada güneş çok parlak ve çok çabuk bronzlaştırıyor. Hatta kahvaltınızı tamamlayana kadar, cildinizin örtülü yerleri ile örtülü olmayan yerleri arasında hemen renk farkı oluşuyor.

Günlerim dopdoluydu, ama yine de pek bir şey yaptım sayılmaz. Dalış sporları yaptım, güneşlenip bronzlaştım, tekrar daldım, biraz kitap okudum, suyun yüzeyinde konumlanmış spor alanına yürüdüm, oradan geriye doğru tekrar yürüyerek geldim (şaka mı yapıyorsunuz, tatildeyken kim spor salonunda zaman geçirir) ve daha farkına bile varmadan güneş battı. Akşamın çöküşüyle birlikte Umbar’a geçerek kendime bir kokteyl ısmarladım ve o çok rahat koltuğa gömülerek güneşin son ışıklarının kayboluşunu seyrettim; derken canlı müzik başladı; gerçek bir Cafe del Mar akşamı. Müzik, gün batımı, insanlar, atmosfer muhteşemdi. SALT restorana geçerek akşam yemeği için yerimi aldım. Bu restoranın en büyük özelliği buraya ayakkabısız, yani yalınayak giriliyor olması. Şık bir akşam yemeği idi. Yiyecekler ancak dünyanın en iyi restoranlarında bulabileceğiniz güzellikteydi.
Maldivlerde en yüksek nokta deniz seviyesinden sadece dört metre yükseklikte bulunuyor. Bu nedenle Huvafen Spa merkezinin neden denizin altında konumlandığını anlamak daha kolay oluyor. Sözünü ettiğimiz bu mekan da, sadece içinde bulunduğumuz tesise özel bir unsur. Denizin altındaki Spa merkezine girerken insan kendini kocaman bir akvaryumun içine giriyormuş gibi hissediyor ve akvaryumdaki balıkların ilgisini çeken en önemli nesnenin kendisi olduğu izlenimine kapılıyor. Masaj yaptırmak için mükemmel bir ortam. Maldivlere özgü muson geleneğine uygun olan masajı seçtim ve yaşadıklarım tüm tanımları aşıyor. Söyleyebileceğim tek şey, orada yaşadığımı bir daha başka bir yerde yaşayamayacak olmam. İnanılmaz, demek tanımlamaya yetmiyor.

GİDİLEBİLECEK EN UYGUN ZAMAN - Şubat Mayıs arası
ŞIK VE ZARİF NOKTALAR - Konuksever çalışanlar; tesiste konaklayanlara kesintisiz hizmet sağlayan ekip sayesinde ayrı özel ünitelerde kalan konuklara 24 saat oda servisi sağlanıyor. Tatil merkezinin diğer noktalarında konaklayanlar ise FISH (Adanın Hızlı Hizmetleri) isimli firmanın sunduğu imkanlardan yararlanıyorlar ki, bu da diğer taraftakiyle aynı şey demek oluyor. Denizin altına komunlanmış olan Sağlık Merkezi ise vazgeçilmez. Kesinlikle uğranması gereken bir mekan.
İMKANLAR - Üç restoran, canlı bir bar, ciddi çalışılarak seçilmiş şarapların bulunduğu zengin ve bir o kadar kalitel yeraltı şarap kavı, suyun yüzeyinde kurulu bir yoga alanı ve dünyada ilk kez suyun altında inşa edilmiş masaj odaları ile tesisin genel manzarası tamamlanmış oluyor.
ÜCRET - Bungalowlar 880 USD dan başlıyor.
Bu yıl, Huvafen Fushi, mekanına üç yeni imkan daha ilave ettiğini duyurmaktan gurur duyar. Über şık ve zarif 70 ayak uzunluğunda olağanüstü donanıma sahip bir yat; daha önce Paris’de Buddha Bar’da çalışmış olan DJ ve yönetmen Ravin; ve dünyanın en özgün ilk denizaltı sağlık merkezi

Huvafen Fushi bundan iki yıl önce ilk açıldığında, Per Aquum Resorts, Spas & Residences 'ın CEO’su Tom McLoughlin şöyle demişti, “Bu sadece başlangıç. Orjinal Huvafen Fushi konseptini geliştirmeye devam edeceğiz; konukların deneyimlerinin çeşitlenmesi için sunabileceğimiz imkanların sınırlarını zorlayacağız. “
Huvafen Fushi bir itici güç olarak benimsediği bu anlayışa kesinlikle uymuşa benziyor ve daha da şaşırtıcı ve hayranlık uyandıran konseptlere imza atmaya hazırlanmakta. Billy T
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Çikolata Mağazası - Dünyanın en iyi çikolata / şeker mağazaları nerede? |
Cuma, 19 Ocak 2007 |
|

Çikolatanın afrodizyak etkisi olduğunu, enerji verdiğini, insanın ruh hallerini değiştirdiğini, antioksidan özelliğini ve muhteşem bir hayat sunan bir iksir içerdiğini bilmek için bilimsel verilere gerek duymamaktayız. Olmec’ler de böyle düşünmüş olmalılar. Olmec’ler, Amerika kıtasında Mayalar ve Azteklerden önce yaşamış olan MesoAmerika kültürleri içinde var olan bir topluluk olarak insanlık tarihinde yerlerini almış bulunmaktalar. Ayrıca, Olmec’ler ilk kakao ağaçlarını dikip, yetiştiren toplum olarak da anılmayı haketmekteler. (Onlar bu bitkiye kakawa diyorlardı.)

İnsanı hayretlere düşüren, göz kamaştırıcı çikolata ve şeker mağazaları dünyanın her yerinde hızla ortaya çıkmaktalar ve hepsini de görmek arzusundayız; tabi ki, sadece araştırma amacıyla. Tuija Seipell
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )

|
Ramada Resort Karon Beach , Phuket (Temalı Çocuk Odaları) |
Çarşamba, 24 Ocak 2007 |

Bugüne kadar, bir tema çerçevesinde tasarlanan otel odaları sadece butik tarzı olan oteller ve sanat odaklı oteller için geçerliydi. Ve, belirttiğimiz bu oteller tamamen yetişkinler için hazırlanan mekanlardır. Phuket’deki Ramada Resort Karon Beach Oteli günümüzün eğilimi olarak “temalı” hazırlandığı gibi, aynı zamanda da aile oteli sıfatıyla öne çıkıyor. Çocuklar için hazırlanan eğlenceli ve gizemli odaları sayesinde, hoş bir aile oteli olmayı başarmış.
Otelin üç farklı macera teması çerçevesinde hazırlanan 14 odası, Uzay Boşluğu Odası, Denizlerin Altında Bir Oda ve Kale Odası gibi renkli isimler taşımakta. Bu temalı odaların hepsi de mimari anlamda yetişkinlerin odalarıyla bağlantılı olduğundan bütün aile birbirine yakın ve hep beraber olabiliyorlar; aynı zamanda da özel odalarının keyfini yaşıyorlar.

Hoş dekorasyon unsurlarının yanısıra, çocuk odalarında oyun istasyonları, DVD oynatıcılar ve 32” ekran TV‘ler bulunuyor. Oyun ve filmler de özel olarak çocuklara yönelik hazırlandıkları gibi, onlar da belli temalar çerçevesinde tasarlanmışlar. Tüm delüks oda ve suitlerde çocuklara özel oyuncak kutuları bulunuyor. Çocuklar, oyuncaklar sayesinde akşamları veya açık hava koşulları uygun olmadığı zamanlarda güzel vakit geçirebiliyorlar.
Otelin sunduğu etkinlikler arasında yine çocuklar için düşünülmüş olanlar bulunuyor; örneğin 1950’li yıllar tarzında rock & roll temalı akşam yemeği, otelin ana restoranında küçük konuklarını bekliyor. Bir başka etkinlik ise, bir film seti gibi düzenlenen Büyülü Kale oyun ortamı. Bill T
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
|
Lago : İleriyi düşünen tasarım |
Cumartesi, 11 Kasım 2006 |

Birbirini kesen köşeler ve eşit kenarların ötesinde düşünmek istiyorsak eğer, İtalyan mobilya tasarım şirketi Lago’nun geleneksel anlayışın parametrelerinin dışında durduğunu belirtmeliyiz. Ünlü ve ödüllü tasarımcıları Daniele Lago ve Massimo Bonnetti’nin başkanlığında bugün gelinmiş olan sınırsız yaratıcılık noktası ve işlevsellik, şirketin son yarattığı koleksiyonda da belirgin öğeler olarak ortaya çıkıyor.
Şirket, üzerinde tasarımların çizildiği geniş tabloda bir adım geriye doğru gidiyor ve insanların günlük yaşamlarında, çeşitli ortamlarda mobilya ile olan ilgilerini ele alıyor; üzerinde durduğu nokta, insanın mobilya ile olan birlikteliği ve iletişimi bir bakıma. Sözkonusu tasarımlarda esneklik birinci derecede önem taşımakta; yanısıra işlevsellik geliyor ki, bu özellik Tangram adını verdikleri adeta yüzer gibi boşlukta duran ‘Raf Sistemiyle’ ifade edilmiş.

Bu sistem çok sayıda değişik şekilde düzenlenebilir. Belirgin geometrik görünüm sağlayan formlardan, alfabenin harflerine kadar; adeta boşlukta yüzer gibi duran ve ayarlanabilen raflar, evlerimizdeki saklama ve nesneleri sergileme anlayışımıza da farklı ufuklar getiriyorlar. Sistemin özünde rafların çevreleriyle içsel iletişim kurmaları yatıyor ve rafların evdeki diğer eşya, nesne ve objelerle bir uyum içinde ortak bir düzende toplanmalarını sağlıyor.
Çoğu tasarımcının benimsediği minimal bakış açısı düşüncesini Lago da benimsemiş; bu kavramı yarattığı ‘Flutta’ isimli yatak serisinde, adeta ağırlığı olmayan, havada akar gib duran bir estetikle sunma yolunu seçmiş. Yatak, ya bilinen dikdörtgen formda, ya da yuvarlak şekilde tasarlanıyor, akıllıca uygulanan destek sistemi sayesinde, sanki ağırlığı yokmuş izlenimi vermesi sağlanıyor. Yatağın altında, tam ortada, görünmeyecek şekilde yerleştirilen ayak ve buna destek veren metal yapı sayesinde, Futta gerçekten havada duruyormuş izlenimi veriyor.

Bu tasarımlar tüketiciyi sadece etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda çevreyle olan iletişimleri ve yarattıkları uyum ortamındaki sade tasarımlarıyla bizleri şaşırtmaya devam ediyorlar. Tasarımcılardan ileriye yönelik düşünmelerini bekleyen bir pazarda, İtalyan tasarım şirketi Lago, standartları tespit etmiş bile; diğerlerine bunları takip etmek düşüyor. Andy G ( ayrıca lütfen COMPARMENT-MAN ve Storylines Bookcase isimli siteleri ziyaret ediniz. )
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Tom Sachs ve Chanel |
Perşembe, 27 Temmuz 2006 |

New York doğumlu sanatçı Tom Sachs sanat dünyasının haşarı çocuğu olmaya devam ediyor. Bir yandan modayı eleştirerek analiz ederken, öte yandan sokak kültürlerini inceliyor; derken tüketim kavramını nasıl algıladığımızı, marka kavramını, ticari imaj konseptini ve para ile gücün anlamlarını irdelediğini görüyoruz. Tom Sachs, moda düşüncesi etrafında kopan manik heyecana odaklanarak, izleyicilerin bakış açılarını etkilemeye ve adeta tapılan markaların altında sunulan değerli nesneler kavramı hakkındaki düşünceleri değiştirmeye çalışıyor. Yaratıları, “kendin yap” tarzında ifade bulurken, bunların aslında son derece basit malzemelerden yapıldıklarını görüyoruz. Örneğin, yapay köpükler, renkli işaret kalemleri, yapışkan bantlar veya sıcak yapışkanlar gibi değişik malzemeler kullanılmakta. Yarattığı birçok heykel arasında şunları sayabiliriz: Chanel Guillotine (Kahvaltı Nook ’98), Chanel Chainsaw (’96) ve orijinal Prada paket kağıtlarını kullanarak yaptığı Prada Toilet (’97). Colleen Coghlan

|
|
Hareket Projesi ( Los Angeles ) |
Salı, 25 Temmuz 2006 |

Los Angeles çevresinde tesis edilmekte olan toplu taşıma alanı içindeki boş mekanı değerlendirerek, toplumun yararına sunma düşüncesinden hareketle tasarlanan Metro Hubstat Fli sistemi sayesinde, bu güzel şehrin kalabalık ve yoğun trafiğinin bir kısmının böyle yönlendirilerek, bir ferahlama sağlanması amaçlanıyor. Los Angeles, konum olarak geniş bir alana yayılmış olup, tepeler üzerinde kurulduğundan birçok iniş ve çıkışları olan, mahallelerin tepelerin alçak ve yüksek noktalarında oluştuğu bir şehir olduğundan, burada toplu taşıma neredeyse olanak dışı boyutlardadır. Tasarlanan bu sistem her hangi bir tepenin üzerindeki yerleşim noktası düşünülerek tasarlanmış ve yanısıra metro bağlantısı ile tamamlanmış olacak. Projenin tümünü anlayabilmek için örnek olarak Los Angeles’in Mt. Washington (Washington Tepesi) isimli mahallesini seçerek incelemeye çalıştık.
Metro Hubstat Fli sistemi, bir toplu taşıma sistemi olup, toplumun evleri ile şehir merkezi arasındaki mesafeyi bağlamak amacından hareketle tasarlanmış bulunuyor. Sistem, Hubstats olarak anılan bir çok küçük durak nokalarının mahalle içinde belli başlı stratejik noktalara konumlandırılmasıyla oluşmakta. Yolcular, bu mini duraklardan Fli’ye biniyorlar ve Los Angeles Ulaşım Dairesi ofislerinden edindikleri biletleri kullanarak istedikleri kadar seyahat edebiliyorlar; isterlerse günlük koşu ve yürüyüş egzersizleri veya molalar sırasında bir durakta inip, öbür durakta tekrar Fli’ye binebiliyorlar. Fli’ye bindikten sonra yolcular aynı mahalle içinde seyahat edebildikler gibi, dosdoğru şehir merkezine veya başka yönlere bağlanan Metro Ana Hattına da ulaşabilmekteler. Fli’ler bağımsız üniteler olarak, motorlu bir ray sistemi üzerinde hareket ediyorlar. Böylelikle yolcuları yokuşlara çıkardıkları gibi, yokuşlardan aşağı indiriyorlar; bir anlamda aynen teleferik gibi çalışmaktalar. Fli sistemi, uygun bir biçimde kamufle edilerek çevreyle uyumlu olmalarına ve gidip geldikleri yol ortamıyla bütünleşmelerine dikkat edildiği gibi, Hubstat durakları da aynı şekilde çevrenin bir parçası olarak tasarlanmışlar. Colleen Coghlan
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
FUERZABRUTA - Yeni “Cirque Du Soleil” |
Pazartesi, 26 Haziran 2006 |

Dikkat: Londra’da olup da, bu yazıyı okuyanlar, lütfen dikkat. Kredi kartlarınızı hazırlayınız ve ‘Fuerzabruta’ da yerlerinizi ayırtınız; hayatınızda göreceğiniz en olağanüstü show’lardan biri olduğunu göreceksiniz. Aynı tarzda olan Cirque Du Soleil’in sunduğu Las Vegas’ta gösterimde olan Le Reve ve Ka ve O’da, aynen Fuerzabruta gibi adeta yalın fizikselliğin kutsanmasını sahneliyorlar. Gösterilerde, oyuncular üç ayrı platformda – toprak, hava ve sualtı - kurulu sahneler arasında geçişlerle gidip gelirlerken, insan kendini Paris’deki o ünlü deneysel gece klüplerinden birinde sanıyor. Seksi, heyecan verici, hatta nefes kesen gösteriler daha başka nasıl tanımlanabilir, acaba. Seyircilerin tüm gösteriyi ayakta seyrettiklerini gözlemliyoruz. Zaten, başka türlüsü de beklenmezdi. Fuerzabrute 31 Ağustosa kadar Round House Theatre gösterilerini sürdürdü. Billy T.
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )

|
PEE & POO Online Satıştalar |
|