Advertisement
Advertisement
21:29 07 09 2008
ana sayfa
Advertisement
Küçük Sevimli Şeyler – Çocuk Mekanları İçin Duvar Resimleri
E-posta Cuma, 07 Eylül 2007



 Son zamanlarda muhteşem duvarlarla burun buruna geliyoruz (tabi ki, kelime anlamıyla burun buruna gelmek değil, veya en azından fiziksel olarak bir çarpma falan olmadı) ve bu da bizlere artık inşaatçıların bildiği tek duvar rengi olan ve ismine “inşaatçı beji” diyebileceğimiz rengin, dünya yüzündeki veya aklmıza gelebilecek tek renk olmadığını düşündürüyor. Şimdi sizler de Küçük Sevimli Şeyler’i keşfettiğimizde yüzümüzde beliren gülümsemeyi tahmin edebilirsiniz. İngiltere’deki şirket,  çocuk odaları için süper eğlenceli duvar kağıtları ve duvar süslemeleri yapan tasarımcılar tarafından 2006 yılında kurulmuş. Müşteriye özel hazırlanan (aynen Brit’in ifadesiyle) özgün ürünler kumaşa benzer bir malzeme veya vinleks “duvar kağıtları” ile hazırlanmakta ve maliyetleri bir oda için tahminen 800 Sterlin oluyor. (US$ 1630) (metrekaresi 75 – 115 Sterlin). Ancak, son rakam, kullanılan duvar kağıdının cinsine ve tabi ki, odanın boyutlarına bağlı olarak belirleniyor. Ayrıca, tamamen sıradışı ve özgün desen ve resimlerle süslü duvar kağıtlarını toptan olarak da satıyorlar. 

Ürünlerini dünyanın her yerine yollayabiliyorlar; ama bu arada çocukları şımartmamaya da dikkat etmeliyiz. Pekala kendimizi de düşünebiliriz. Ofisimiz için sipariş verdik bile. Küçük Sevimli Şeyler, 24 Şubat 2008’de Londra’daki Dulwich Koleji’nde gerçeklecek olan Modern Çocuklar Fuarı’nda (
Kids Modern Show) sergilenecekler.Tuija Seipell

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket:
 
Chilly Billy Serinlik Şekerleri
E-posta Çarşamba, 25 Nisan 2007

Image

Rejimler ve sağlıklı beslenme karmaşası yaşadığımız bu devire kadar besinler ve beslenme konusu hiç bu denli yoğunlukla hayatlarımızın tam ortasına konumlanmamıştı, doğrusu. Günde beş öğün planı, organik besinler, doğru yiyecek hesaplamaları ve bizlere sunulmuş olan besinleri yepyeni bir bilinçle değerlendirme yöntemleri ile liste uzayıp gitmekte. Sadece tadı iyi olduğu için veya tadını beğendiğimiz için bir besini aldığımız günler nerede kaldı?

Evet, sonunda, bir şirket, tüm etik kuralları yerine getirerek güzel tadı olan şekerler üretmeyi başarmış bulunuyor. İngiltere kırsalında, küçük bir aile işletmesi olan
Bensons, içinde sadece meyva bulunan soğuk tatları olan şekerleri üretmekteler.

Chilly Billy şekerlerinde hiç bir katkı maddesi, şeker, su, koruma maddesi veya yapay besin boyaları bulunmuyor – sadece sıkıştırılmış İngiliz elmalarının püresi ve bir avuç böğürtlen içeriyorlar. Matthew Hussey

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket:
 
Lichtblick Cafe - Avusturya
E-posta Pazartesi, 25 Haziran 2007

Image

Eğer Avusturya hakkındaki anılarınız modası geçmiş guguklu saatler ve Trol tarzı kitsch objeler ile sınırlıysa, Innsbruck’a bir dahaki ziyaretinizde izlenimlerinizi güncellemenin zamanı geldi demektir. Trol eyaletinin başşehri olan Innsbruck’da gözlerinizi şehrin çevresini saran Nordkette dağlarından almak kolay değildir. Ama biraz gayretle daha aşağılara, hatta sıfır seviyesine bakmaya çalışınız. O zaman Yeni Belediye Binasını göreceksiniz. Dominique Perrault ’un çizdiği yapı, Eski Şehrin (Altstadt) 17. yüzyılda inşa edilmiş olan Marie-Thereisen isimli ana cadde üzerindedir.

Image

Bu binanın çatısındaki (yine Perrault tarafından tasarlanmış olan) Lichtblick Cafe’ye yönelerek 360 derecelik muhteşem manzarayı seyrediniz. Burası şık, zarif ve kesinlikle Alp Dağları tarzı kitsch olmaktan uzak bir mekandır. Duvarlar zeminden tavana kadar cam olup, çatısı gün ışığının rahatça içeri girmesine izin veren saydam bir materyalden yapılmıştır. Geceleyin, Cafe, bütünüyle karanlık gökyüzü boşluğunda asılı duran bir ışık topuna benzer. 54 yaşındaki Perrault’u ayrıcalıklı kılan özelliği ve gizi yapılarının  bulundukları çevreye uyum içinde dahil olmalarında saklıdır. Perrault’un üzerinde çalışmakta olduğu projeleri arasında Seoul, Kore’de (2008) EWHA Bayanlar Üniversitesi, St. Petersburg, Rusya’da (2009) yeni Marinski Tiyatrosu ve Madrid, İspanya’da(2009) Olimpik Tenis Merkezi bulunmaktadır. Tuija Seipell

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )




Etiket:
 
PhotonTaşınabilir Güneş Enerjisi
E-posta Cuma, 07 Eylül 2007


 
PHOTON taşınabilir güneş panel sistemi tam da zamanında yetişti. Dağlara yaptıkları tırmanış esnasında tam zirveye ulaştıklarında cep telefonlarının ve kameralarının şarjının bittiğini farkeden dağcıların yardımına hazır. Artık şarj aleti gerekmiyor, priz gerekmiyor, arkadaşların resimlerini çekmeye veya onlara rüşvet yedirmeye de lüzum kalmıyor. PHOTON’un tasarımcısı olan mimar Kari Sivonen, Helsinki’deki Valvomo şirketinin ortaklarından biri. Gerecin ilk örneği (prototipi) Finladiyalı bir şirket olan Clothing+ tarafından üretilmiş. Clothing + Firması akıllı giysiler üretiyor, veya kendi deyimleriyle, giyilebilen teknoloji.                               


PHOTON aynı zamanda SAUMA’nın (Tasarım ve Kültür bileşimi) bir parçasını teşkil ediyor. SAUMA, New York’daki Finlandiya Kültür Enstitüsü tarafından düzenlenen gezici bir sergi. SAUMA sözcüğ Fin lisanında “dikiş çizgisi” anlamına geliyor. SAUMA,  28 Ağustos 2007’ ye kadar Los Angeles Mimarlık ve Tasarım Müzesinde olacak, daha sonra Helsinki’ye devam edecek ve 2008 yılı için Paris’e uzanacak.         

 
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket:
 
Advertisement
Eko Ev
E-posta Cuma, 03 Mart 2006

Image


Ve ışık olsun! Doğal ışık yine doğada bulunabilen çeşitli şekillerde kullanılarak bambaşka bir dünya yaratılmış, adeta.
SkyPort light (soldaki resim) (ışık toplama panelleri sistemi) devrim yaratarak doğal ışığın kapalı mekanlara yansıtılması temeline dayanıyor.

Şöyle çalışıyor: Güneş Telleri dediğimiz bir dizi kablo, güneşin doğal ışıklarını toplayarak sağlanan ışık enerjisini ışık geçiren malzemelerden geçiriyor. Bu incecik lifler 3 cm çapındaki esnek bir kablonun içinden geçerek ışığın 15 metre uzağa kadar taşınmasını sağlıyorlar. Hem paralel, hem de kesişen ışık hüzmeleri bu sistemle toplanarak, başka bir noktaya taşınabilmekteler. Işık keşistiği zaman, sık bir ormandaki ağaçların arasından geçerken uğradığı değişim sonucu hafif loş bir ortam meydana geliyor. Sisteme isim verirken bu bilgileri gözönüne alarak, İsveç lisanında akçaağaç anlamına gelen Bjork sözcüğünü benimsemişler. (isim konusunda pek parlak olmasalar gerek). İki SkyPort cihazının aksi yönlere doğru konumlanmalarıyla hem sabah, hem de akşam güneşinin ışıklarından yararlanabiliniyor. Gelecekte, iç veya kapalı mekanların ışıklandırılmasında pekala bu sistem kullanılabilir. Hatta, aynı sistem, yine gelecekte su tasarrufu için de kullanılabilir.

The Water
hog (Su Kovası) (sağdaki resim) yağmur suyunu toplayan bir depo aslında. Aynı zamanda, evlerin inşası esnasında temelin hemen üzerine, yani katlar çıkmadan önceki kat olarak, bir sarnıç gibi inşa edilebilir. Dolu olarak 200 kg ağırlığa ulaşan yapı,  binanın bir parçası olduğundan, yapının zemininden içi görülebilmektedir. Su kovası, gereken durumlarda duvarların arasına bile inşa edilebiliyor. Kesinlikle evlerin yanında duran ve her önünden geçişimizde gözümüze batan geleneksel metal su depolarından çok daha iyi bir çözüm olacak.

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )
 

Etiket:
 
Dongtan – Eko Şehir
E-posta Pazartesi, 29 Mayıs 2006


Image

Şangay’da gerçekleşecek olan 2010 Dünya Expo Fuarı’nda ( 2010 World Expo ) yeni tasarlanarak inşa edilen eko-şehir Dongtan’ı tanımış olacağız. Çin’de, Arup tarafından inşa edilen dört eko-şehirden biri olan Dongtan tamamen çevre dostu özelliklere sahip bir şehir olarak düşünülmüş olup, sera etkisi üretiminin sıfır seviyede olduğu ve kendine yeterli su ve enerji sistemleri bulunan, tam anlamıyla kendine yeterli bir şehir olarak tasarlanıp hayata geçirilmiş. Köy veya kasaba planı esas alınarak, bir takım mahallelerin birleştirilmesiyle oluşturulan şehirde, ulaşımın araba yerine yaya olması amaçlanmış.

Dongtan şehri, tüm enerji ihtiyaçlarını kendi karşılayabildiği gibi, enerji kaynakları kendi kendini yenileme gücüne de sahip bulunuyorlar. Şehir içinde kullanılan makinelerin de enerji emisyon oranı sıfır olarak belirlenmiş. Şehirde bulunan bir enerji merkezinde rüzgar trafoları, bio-yakıtlar ve tekrar kullanımlı organik malzemeler kullanılarak enerji üretilmesi planlanmış. Dongtan’daki atıkların büyük bir bölümü yeniden kullanılabilir hale getirilerek tekrar kullanıma yönlendirilirken, organik atıklarınsa, ya bitki besinlerine dönüşmeleri ya da daha fazla enejji üretimi için bio-malzeme olmaları hesaplanmış. Dolayısıyla, bu şehirde çöplük alanları bulunmamakta. İlk aşamada Dongtan 20,000 nüfuslu bir deniz kenarı yerleşim yeri olarak düşünülmüş. Şehrin inşasının 2010 yılına kadar tamamlanması bekleniyor. 2020’ye gelindiğinde ise, bu cennet şehirde 80,000 kişinin yaşayacağı düşünülüyor.   

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


Etiket:
 
Sanat Evi
E-posta Cuma, 07 Eylül 2007



Geçtiğimiz haftalarda cool hunter’ın sayfalarında yerini alan konular arasında özellikle tüm dünyadaki duvar sanatı temasını işlemekteyiz. Bağdad’daki barlardan, Kahire’deki klüplere kadar, binalar arasında dolaşıyor, binaların içlerine giriyor ve duvar sanatının en iyi örneklerini  bulmaya çalışıyoruz. Burada sunduğumuz örnek için de, Tokyo’nun Jingumae mahalesinin son derece özgün arka sokaklarında dolaştık.

Bu küçük, stüdyo ve yaşama mekanı ve salonun iki büyük duvarında siyah fon üzerine çalışılmış; ortaya çıkan çok zarif ve güzel duvar sanatını izlediğimiz iki geniş duvarın üzerindeki resimle, yaşama mekanı adeta sarmalanmış oluyor. Elle yapılan desen, bir Rorschach mürekkep damlası görüntüsünün ters çevrilmiş halini yansıtıyor. Ancak, bu arada simetrik desenin tam ortasında yer alan merkezi konumlu figür hemen farkedilebilmekte – çevresindeki bitkilerin sarmaladığı bir kadın. Yapının pencereleri büyük ve keskin hatlı olmalarına rağmen, imajı bozmalarına izin verilmemiş. Aksine, bu pencere delikleri, yer yer imajın yoğunluğunu değiştirerek, görüntüye hareket katan birer öğe olarak resme dahil edilmişler. Böylelikle, alta doğru uzanan resmin büyüklü küçüklü detaylarının belirginleşmesine yardımcı olmaktalar.  

İçeride ise, mekanın özellikle sade ve basit olmasına önem verilmiş; böylece dikkatleri çeken dış görünüm ile, bir anlamda, yarışması önlenmiş oluyor. Karartılmış ahşap yüzeylerin çevrelediği ve olduklarından daha da büyük görünen pencerelerin kırık beyaz veya krem diyebileceğimiz renkteki panjurlarla dekore edildiklerini görüyoruz. Erkek ve dişi temalarına tamamen sadık kalınarak tasarlanan ortamda sağlanan uyum, bu kadarla da kalmamakta. Yapının kesişen açılardan oluşan bedeninin adeta devamı anlamında, benzeri özellikte mobilyalar kullanılmış. Ancak, dışarıdaki dişil fresko, içeride kullanılan yumuşak ışıklandırma ile anımsatılıyor. Akıllıca ve aynı zamanda sade bir eser olarak bina, iki fonksiyonlu işlevini – hem çalışma, hem de yaşama alanı olarak – denge ve uyum içinde varedebilmeyi başarmış.

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )




Etiket:
 
Fluro-tastik Takılar
E-posta Perşembe, 10 Mayıs 2007
 Image

Online alışverişe çıktığımızda sepetimize ufak tefek ve çok cici birşeyler düştü;  eğlenceli, neon ışığı yayan bu %100 plastik aksesuarlar Sydney’li bir marka olan Fuzz Design ’ın ürünleri. Özellikle de florasanlı yarım limonun ortasına yerleştirilmiş bir bayan başı profilli kolye ucu hemen kendini belli ediyor. Sokaklardan kulağımıza gelen haberlere göre 2008 ilkbahar/yaz modası tüm koleksiyonlarda baştan başa neon olacak. Son derece stratejik bir duyarlılıkla şöyle bir kullanılan ve adeta dikkatsizlik sonucu sıçramış dibi duran parlak renkler, arada soluk gri ve haki tonlarıyla dengelenecek. (dikkat etmek lazım, tepeden tırnağa pırıl pırıl yanar döner ışımayacağız, herhalde). Takı olarak hayatımıza sunulan bu küçük numaralar çok işe yarar şeyler. İsterseniz online olarak satın alabileceğiniz gibi, ABD, Avusturalya, Yeni Zelanda ve Japonya’daki belli başlı butiklerde de bulabilirsiniz. Sarah W

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket:
 
Advertisement
Emma Hope’un Kadife Spor Ayakkabıları ve Çantaları (UNISEKS)
E-posta Çarşamba, 20 Haziran 2007
 Image

Emma Hope, Laura Ashley’in gösterişli moda çizgisinden çok farklılaşmış bulunuyor. Şirketi için altı koleksiyon tasarlayarak bunları üreten Hope, artık daha büyük ve daha iyi projelere yönelmekte -daha net bir ifadeyle-, tümüyle kendine özgü bir Emma Hope koleksiyonu… 

Tasarım çalışmalarının başlangıcından beri Hope tam beş kez Tasarım Konsey Ödülü, Martini Style Ödülü ve Harper’s and Queen Tasarım Ödülü kazandı. Hope’un koleksiyonu başlıbaşına ayakkabılardan oluşmakta – ayakkabı işi Hope’un asıl ilgi alanı olup kendisi Paul Smith, Anna Sui ve Mulberry için tasarımlar yapmış bulunuyor. Bunlara ilaveten çanta alanına geçerek ilginç tasarımlar yaratması; örneğin kızıl süetten ağzı büzgülü çanta ki, bu çantanın altından yanlara yukarıya doğru bitki ve çiçek formları uzanıyor; ya da, erkekler için tay derisinden beyaz leopar desenli spor ayakkabılar yapıyor. Tasarımcının en dikkate değer yaratılarından biri de parlak menekşe moru, altın sarısı, fuşya ve başka parlak renklerin karışımından oluşan kadife spor çanta. Ünlülerin uzun spor çalışmalarından sonra çıkardıkları giysileri koydukları spor çantalar tam da onlara uygun ve biraz ter izi taşıyan şıklığı yansıtıyor.
 

Hope aynı zamanda uyum sağlama konusunda büyük bir titizlikle “Gizemli Sepet” isimli spor ayakkabıları yaratıyor ve bunlar için çarpıcı renk ve tonlarda kadife kullanmaktan kaçınmıyor. Spor faaliyetleri için hazırladığı tüm şıklıkları Emma Hope’un Londra’daki üç mağazasında (Sloane Meydanı, Westbourne ve Islington) ile aralarında Neiman Marcus, Bergdorf Goodman ve Harrods’un da bulunduğu 150 mağazada bulmak mümkün. 
L. Harper

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket:
 
Jason Markk Spor Ayakkabı Temizleyicisi
E-posta Cuma, 07 Eylül 2007



Jason Markk’ın ürünlerini kullanan sadık müşterilerinin ve bu ürünlerin tanıtımını yapan spor ayakkabıları fanatiği sayılabilecek blog’ların desteklediği ürünün, bu denli tutulmasının tek açıklamasını yine ürünün kendinde buluyoruz. Jason Markk’ın Premium Spor Ayakkabı Çözümü olarak tanımlanan ürün, gerçekten de bir devrim gerçekleştirmekte: Spor ayakkabılarınızı temizliyor.  

Özel bir formüle göre hazırlanan sihirli bir solüsyonla kaplı, hafif sert ve uzun tüylü fırçası ile Jason Markk P.S.S., ayakkabılarınızdaki çim ve çamur lekelerini annenizin bile yapamayacağı bir şekilde yok etmeyi başarmakta. İçeriğinde hindistancevizi ve jojoba yağları içeren doğal sabunlar bulunan solüsyon, aynı zamanda %98 oranında bio-geridönüşümlü olma özelliğine de sahip bulunuyor.       
 

Sporla ilgilenen herkesin, spor ayakkabıların her derdine deva olarak gördüğü ürünü, Jason Markk’ın kendi online mağazasında ve spor ayakkabı satan belli başlı mağazalarda bulabilirsiniz: Ubiq, Kendo, NortStar ve Colette ve diğerlerinde. 
 

Bu ürünü, onları tanıyıncaya kadar, onlarsız yaşayamayacağınızı bilmediğiniz  ürünleri yazdığınız, o uzun listeye ekleyebilirsiniz. Lee Harper

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket:
 
Karen Walker Gözlükleri
E-posta Cuma, 07 Eylül 2007



Fast Company isimli dergiye 2007 yılı başlarında verdiği ropörtajda, Yeni Zellandalı tasarımcı Karen Walker şöyle diyordu: “Kariyerime 18 yaşında başladığımda sadece USD 100 ım vardı (Yei Zellanda Doları) ve çok saftım.”  

Ama inanılmaz bir şekilde moda dünyasının Karen Walker’dan tam 8 yıl süreyle, 1998 e kadar haberi olmadı. Ancak 1998 de Walker, Hong Kong’da ilk koleksiyonunun defilesini sunduğu zaman moda dünyası da onu tanımış oldu.  

O zamandan beri de Walker’ın yarattığı birbirinden ilginç modeller ve modalar tasarımcıları büyülemeye devam ediyor. Giysilerini Avusturalya, Londra ve (2006 yılı sonbaharından beri de) New York Moda Haftası etkinlikleri çerçevesinde sergilemekte. Bunlara ilaveten tüm dünyada Karen Walker etiketini taşıyan giysileri pazarlayan 140 ayrı nokta bulunuyor. 

Son zamanlarda Walker markasını daha da büyütmeye karar verdi ve giysilerden gözlük tasarımına geçti. Ekim 2005 tarihinde, Avusturalya, Yeni Zellanda ve Japonya’da hoş, sevimli, aynı zamanda çarpıcı ve etkileyici “gözlerin güzellerini” pazara sundu.   

2007 Sezonu için yarattığı en son modeller aynı zamanda “Karen Walker’a Oy verin” sloganını taşıyan etiketler de taşımaktalar. Bu seride 33 çeşit sunulmuş. Hepsi de eğlenceli ve hoş şeyler (genellikle parlak sarı ve turkuaz tonlarını çokça kullanmış), ve hepsi de Karen Walker’a özgü, rahat ve özgür giysi tasarımlarının devamı gibiler; aynı anlayışı yansıtıyorlar.  



Yeni gözlük modelleri tüketicilere sunulmaya başlandıkça, Walker çeşitli gözlük modellerini deneyen müşterilerin ünlü diplomat rolünü üstlendikleri gösteriler düzenledi. Podyumların arkasında  üzerlerinde mikrofon taşıyan aktörler üstlendikleri rolleri ve karakterleri benimsediler ve Karen Walker’ın etkili gözlük modellerinin tanıtımını başarıyla gerçekleştirdiler. Walker, bir açıklama yaparak, Yeni Zellanda’da yayınlanan moda-kültür dergisi Thread’a şunları söyledi: “Hani o Güney Amerikalı ve Afrikalı diktatör görüntüsü vardır ya, işte o görüntü eskiden beri ilginç bir şekilde dikkatimi çeker; o görüntülerde gözlüklerin boyutları onları takan kişinin gücünü simgeler adeta. Sözkonusu güç gerçek veya yapay ve yüzeysel olabilir, ama o görüntülerde gözlükler gücü tanımlar.”  

Kişinin güç ile olan kendi meselelerini bir kenara bırakalım, tüm modacılar Walker’ın aslında birbirine hiç benzemeyen, her biri özgün tasarımlı gözlüklerinin alışılmış, monoton ve birbirini tekrarlayan o kocaman “Nicole Richie” gözlüklerini unutturacağı konusunda aynı düşüncedeler.  

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket:
 
Mücevher Tasarımcısı Scott Wilson – Sequin Bilezikleri
E-posta Cuma, 07 Eylül 2007



Sydney Morning gazetesinin Matthew Willamson’dan “yeniliklerin kralı” olarak söz etmesinin bir sebebi bulunuyordu.

Williamson’un 1996’da Londra’daki ilk defilesinden beri değişmeyen özelliği onun tüm modellerinin pırıltılar içinde olmasıdır. 2003 ilkbahar koleksiyonunda altın renkli bluzlar ve brokar ceketler sunan ünlü tasarımcı, 2005 sonbahar serisinde yine parlak kadifeler ve satenler kullanmaktaydı; ve 2006 sonbahar defilesi pırıl pırıl parlayan altın rengin yanısıra gümüş renkli giysilerle de parıltının zaferi gibiydi. 

En son Şubat ayında New York Moda Haftasında bu eğilimin, bu trendin devam ediyor olduğunu görmüş bulunuyoruz. Sözkonusu moda haftasının kapsamı içinde Williamson kendi geleneksel parıltılı, mücevhere benzeyen mini mini giysilerini ve yapma bebeklerin beden ölçülerinde göre tasarlayarak hazırladığı parlak elbiseleri gözler önüne sundu. Ama, bu yıl, bir değişiklik farkedilmekteydi; adeta “ne kadar büyük olursa, o kadar iyidir” gibi bir düşünceyi yansıtan bir anlayışla karşılaşıyorduk. Mankenler kocaman bol şortlar ve pantolonlar içinde podyumda yürümeye başladıklarında sanki tam ortasından iple bağlanmış kocaman kesekağıtlarına benziyorlardı. Bu giysilerin yanı sıra, bir kamp çadırı büyüklüğünde, dökümlü, pırl pırıl kocaman tünikler ile yumruk büyüklüğünde, ve tabi ki parlak, takılardan geçilmemektedi. Bu kocamanlık modası kapsamında mücevher tasarımcıları en yenilikçi ve yaratıcı takılarla öne çıktılar. Scott Wilson.




Wilson ve Willamson ikilisi İngilterenin en iyi sanat kurumlarında eğitim görmüşler. Wilson Middlesex Politeknik okulunda mücevher tasarımı ve Kraliyet Sanat Kolejinde mücevher yapımı alanlarında eğitim almaktayken, Williamson ülkenin en iyi eğitim kurumlarının başında gelen Central St. Martins’deki eğitimiyle kariyerine başlamaktaydı. Her iki tasarımcı da henüz kariyerlerinin başlarındayken moda dünyasındaki özgün konumlarını yaratmış bulunuyorlardı. Williamson mezun olur olmaz Marni için çalışmaya başlar. Wilson ise, Karl Lagerfeld’in yanında stajyer olarak yer alır. Zaman içinde Williamson çok başarılı olduğu kendi tarzını yaratır ve moda dünyasında konumlandırır. Öte yandan, Wilson yeteneğini ve yaratıcılığını birçok ünlü modacı ile birlikte çalışarak sergilemektedir. Özellikle de  Burberry, Rıfat Özbek ve Hussein Çağlayan ile yoğun işbirliği içinde çalışır – bu arada kendi mücevher koleksiyonunu oluşturmaktadır. International Herald Tribune’a yaptığı açıklamada Wilson şöyle der: “Koleksiyonumda gördüğünüz her bir parça tek olarak üretilmiştir ve bu da çok emek isteyen, çok zaman alan bir iştir.”     

Birlikte çalışırlarken, Wilson açıkça Williamson’dan etkilendiği parlaklık kavramını tasarladığı mücevherlerde dile getirir. Özellikle de baştan çıkarıcı ışıltılarıyla insanı büyüleyen kocaman toplardan oluşan takılar kendi türlerinde tek örnek olarak moda dünyasını sarsarlar. Şubat ayında gerşekleştirilen New York Moda Haftası çerçevesinde Matthew Williamson’un koleksiyonunu sergilemek için podyuma çıkan zayıf, ince ve uzun boylu mankenler Hilary Rochas ve Maryna Linchuk’un kolarında bu takılarla yer aldılar. Günlük olarak yayınlanan Fashion Wire Daily isimli yayına göre, Wilson’ın tasarladığı “adeta kendinden taşlı gibi duran takılar, İngiliz modasının Amerika’ya gidip geldikten sonra aldığı yeni boyutu nasıl da kendi özünde içselleştireek ortaya yepyeni bir yaratı çıkmasınn hikayesidir. Ve bunlar hip giysilerin vazgeçilmez aksesuarları olarak moda dünyasında yerlerini almış bulunmaktalar.”     

Elle dergisinin İngiltere’de yaınlanan sayısında, sözünü ettiğimiz bu çarpıcı ve göz alıcılıkları inkar edilemez takıların, en son Mischa Bartn’un zarif kollarını süsledikleri yazıyor. Özellikle lüks takı koleksiyoncularının merakla edinmek isteyecekleri bu takıların her biri  750 $ . Bunlara ulaşabilmek için doğrudan tasarımcının kendisiyle iletişim kurmanız gerekiyor.   By L. Harper    


(
Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket:
 
<< Başa Dön < Önceki 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 Sonraki > Sona Git >>