Fuerzabruta New York'da |
Salı, 30 Ekim 2007 |

New York’a yolu düşeceklerin dikkatine. Kredi kartlarınızı hazırlayın ve hayatınızda görebileceğiniz en özgün gösterilerden biri olan Fuerzabruta’yı ayakta seyredebilmek için yerlerinizi ayırtın. Adeta yalın fizikselliğin kutlanması olan Fuerzabruta ‘da oyuncular, rahatlıkla ve hiç bir engele rastlamadan – yer, hava ve sualtı düzlemleri olarak - üç farklı sahne düzlemi arasında gidip geliyor, hareket ediyorlar. Gösteri o kadar etkileyici ki, onları seyrederken insan, kendini çok çılgın ve farklı bir Paris gece klübünde hissediyor. Gösteriyi en azından, seksi, heyecan verici ve nefes kesici olarak tanımlayabiliriz. Yaratıcılardan biri olan Diqi James, “Seyircilerin bir kısmı gösteriyi dans ve tempo olarak algılayarak, fizikselliğin yoğunluğuna kapılıyorlar, bir bölümü ise ağızları açık, sadece seyrediyorlar” diyor. Seyirciler tüm performansı ayakta izlemek durumundalar, ama aslında, oturarak seyretmiş olsalardı da, yine ayakta alkışlarlardı. Fuerzabruta, 17 Şubat’a kadar Daryl Roth Tiyatrosu’nda sahnelecek. Biletler $70 bedelle satılmakta olup, gösterinin başlamasından iki saat önce sınırlı sayıdaki $25’lık son dakika biletlerinin de (sadece nakit ödeme koşuluyla) satışa sunulacağını bildirmek isteriz. Billy T
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )

|
Alp Dağları Tarzı Kayak Kaskları |
Cuma, 26 Ekim 2007 |

Çoğu kasklar insanı iyiden iyiye sıkıntıya sokarlar. Bu nedenle çoğu genç kişi de onlardan birini takıp, arkadaşları arasında alay konusu olmaktansa, beyin sarsıntısı geçirmeyi tercih eder. Sözünü ettiğimiz kasklar sanki fitilli kadife kumaştan yapılmış, insanı bunaltan sıkı örtüleri kafanıza takmaya benzerler. Indigo Snow markasının yeni ve olağanüstü serisi sayesinde bahsettigimiz kaskların eziyetinden kurtuluyoruz. Kobra ve kara karınlı yılan desenli kaskları, biraz önce değindiğimiz alışılmış tarz, The Fonz kaskları ağlatacak kadar iyi. Ahşap görünümlü Indigo Snow kaskları kulağımıza sanki şöyle fısildıyorlar: “Ayaklarım yere basıyor ve her türlü mücadeleye de hazırım.” İstendiğinde gözlerin üzerine doğru indirilebilen güneşlikleri ve güneş gözlükleri de bulunan yeni seri ürünler, gözlüklerin ucunda yazan ‘Magnum .P.I’ ile son derece şık ve zarif oldukları gibi, aynı zamanda başlı başına bir tarz olmuşlar, son derece klas duruyorlar. Aşırı sporlar dediğimiz, zor ve tehlikeli sporların güvenlik donanımları konusunda, bir süredir pek bir gelişme haberine rastlanmamaktaydı. Indigo Snow’un tasarımlarını bir adım daha ileriye taşıyarak, yeni bir güvenlik aşamasına getirmiş olduğunu görmek muhteşem. Andy G
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )

|
|
JC / DC Mağazası - Paris |
Perşembe, 25 Ekim 2007 |

Paris’de duyulara yönelik yükleme kaçınılmazdır ve bir süre sonra insan biraz uyuşur gibi olur, adeta duyarsızlaşır. Ama, iki ana yemeğin arasında damağınızı yeni tatlara hazırlamak için alınan bir içecek etkisi yapan, 10 Rue Vauvilliers adresindeki Jean-Charles de Castelbajac (JC/DC) mağazası, adeta görsel lezzetler şöleni sunarak damakları canlandırıyor.

Mağaza, aslında, teatral olmadan tiyatro atmosferi yaratabilen, dramatik olmadan drama ortamı sunabilen ve tarihsel olmadan tarihi yaşatabilen bir mekan olarak belirmekte. Retro tarzda, yarı-atak ve hafif dışadönük tınılar taşıyan, detaycı ve sürprizlerle dolu bir yer. Ve, evet, onlar orada moda şeyler de satıyorlar.
Mağazanın şıklığı ve özgünlüğü rastlantısal değil. JC/DC and Christian Ghion gibi süper yeteneklerin birlikte çalışarak meydana getirdikleri şeyin olağanüstü olması zaten beklenirdi. 40 yılı aşan bir süredir incelmiş zevklere sahip gözlere ürünler sunan bir alanda çalışan, Kazablanka, Fas doğumlu Castelbajac Markisi, moda, sinema, arabalar, spor giysiler ve iç dekorasyon alanlarındaki tasarımlarıyla olağanüstü başarılara imza atmanın mutluluğunu tatmış biri. Elton John’dan başlayarak Papa John Paul II’ye kadar birçok ünlünün, onun kreasyonlarını tercih ederek, giymiş olmaları, tasarımcının ününe ün katmakta.

49 Yaşındaki Christian Ghion ise, yaratıcılık veya üretkenlikte ondan geri kalmıyor. Üstün kalite mobilya ve ev aksesuarları tasarlayan sanatçı, sergiler, fuarlar, evler, mağazalar ve otellerin iç dekorasyonları için çalışıyor, tasarlıyor. En son ve en şık mobilya tasarımının Cappellini için yarattığı 2002 Gölgelikler İçin Şezlong olduğunu belirtmeliyiz. Tuija Seipel
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Günün reklamı İstinye Park |
Volker Haug Tarzı Işıklandırma |
Çarşamba, 24 Ekim 2007 |

Acaba bir odaya girdikleri zaman ışıklandırmayı sadece tasarımcı gibi düşünenler mi farkederler? Melbourne’lu tasarımcı Volker Haug , tasarımlarının, mekanda önemli ve dikkate değer unsurlar olmasını tercih ediyor – ışıklarının bazıları tavandan sarkan, bazıları da duvara sabitlenmiş ve masa üstlerinde konumlanmış şekilde tasarlanmış. Daha küçük yaşlardan itibaren ışığın kullanımı ve ışıklandırma üzerine tasarımlar yapmaya eğilimli olan Haug , özellikle yalın ve endüstriyel ışıklandırma tasarımları üzerinde çalışıyor.

Genelde siyah ve beyaz renklerin hakim olduğu Antler serisi, karmaşık ve dolanarak içiçe geçen konfigürasyonlardan meydana gelmiş bulunuyor. Bunlardan en karmaşık olanını Rudolf olarak adlandıran sanatçının, uzun bir sarkacı andıran ve yine kendisinin Kordonlu Mücevherler demeyi uygun gördüğü bir başka tasarımı ise, kişinin isteğine göre eğilip bükülebilmekte. Haug, ışıklandırmanın hayatımızda sınırsız denebilecek ölçüde önem taşıdığını keşfetmeyi başarmış. Andrew J Wiener
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
|
Yüzen Evler |
Çarşamba, 24 Ekim 2007 |

Kevin Costner’in ‘Su Dünyası’ sinema tarihinin en büyük bombası olabilir (J.Lo ve Ben’in ‘Gigli’siyle birlikte), ama yüzen evler kavramını da olduğundan daha az önemsemek gibi bir hataya düşmeyiniz.
Berlin’de bulunan tasarım şirketi Wassestadt Gmbh, dünyanın en yenilikçi ve estetik olarak en hoş su evlerini geliştirmiş bulunuyor. Berlin’in şehrin içlerine kadar sokulmuş olan sularında inşa edilmesi planlanan ultra modern yüzen evler için yapılan uluslararası nitelikteki yarışma çerçevesinde finale kalan onbir konsept, üzerinde düşünülerek değerlendirilmişler. H20 olarak isimlendirilen yüzen evler, farklı boyut ve biçimlerde tasarlanmış olan boyutları, 168 ile 207 metre kare arasında değişmekte; ayrıca açık hava alanları da 40 ile 131 metre kare arasında değişiyor. Evlerin ana planlarında banyo, mutfak ve mekanik sistemler yer almakta. Yaşama alanları için, yapıların dış yüzeylerinı açıktan saran dış kabukları düşünülmüş. Teker teker evler kadar, hepsinin bir arada görünüşü de çok güzel. Her biri dört evden oluşan üç büyük ünite, üzerinde konumlandıkları sularda görünürlüğün ve panoramic manzaranın korunduğu bir ortamda konumlanmış bulunuyorlar. ( floating homes sitesini ziyaret ediniz. )
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )


|
Roxy - Brezilya |
Gali Collection - Galexi Yüzükler |
Serinn House - Kapadokya |
Cuma, 19 Ekim 2007 |

Türkiye’nin orta noktasında peri masalı gibi bir tatil geçirmeyi kim istemez. Peri bacalarının bulunduğu Kapadokya, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yer. Ürgüp’ün en güzel yerinde bulunan Serinn House şu peri masalımıza çok uygun diyelim. Sadece beş odası olan özel, şık, modern ama tamamiyle Kapadokya’nın özelliklerini taşıyan bir ev/otel. Beşi de değişik olan Serinn odaları mimar Rifat Ergor tarafindan orijinal mağara dokusu korunarak modern bir dokunuş ile tasarlanmış.

Wireless internet her odada var, bunun dışında oturma odası konseptinde televizyon, DVD ve müzik dinleyebileceğiniz bir mekan da düşünülmüş. Serinn’in sahibi Eren Serpen, uluslararası hizmet sektöründe ve dünyada gezdiği mekanlarda edindiği deneyimi bu mekana katmış. Sabah uyandığınızda muhteşem Kapadokya manzarası olan terasta ev yapımı ekmekler, kekler ve yeni çekilmiş kahve ile güne başlıyorsunuz.
Pers dilinde “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelen Kapadokya’da dinlenmek dışında yapabileceğiniz aktiviteler de büyleyici; atcılık, dağcılık, havada balon gezintisi, bisiklet turları ve özel turistik turlar… Unutulmaz huzur dolu bir peri masalı sizi Kapadokya’da Serinn House’da bekliyor.
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye'den dünyaya ulaştıracağımız " cool" bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )

|
|