Yeni Bir Canlı Arayışı, San Fran |
Munetsugu Binası |
Salı, 22 Temmuz 2008 |

Norihiko Dan – 1956 yılında Japonya’nın Kanagawa Eyaletinde doğmuş – Naka Ward, Nagoya, Japonya’da 2007 yılında inşası tamamlanan muhteşem güzellikteki Munetsugu Binası’nın tasarımcısı. Burası özel bir bütçe ile yapılmış bir konser salonu olup, sanatı himaye eden zengin iş sahiplerinin yeni sanat mekanlarının yapılmasını desteklemeleri ve finanse etmeleri gibi yüzyıllardan beri süregelen ve artık neredeyse yokolmaya yüz tutmuş olan bir geleneğin uzantısı olarak varolmayı başarmış bir yapı olarak tanımlanabilir. Munetsugu Binası’nın asıl gösterim alanını meydana getiren ve adeta akıyor gibi duran beyaz duvarlar yapının belirleyici özelliği olarak öne çıkmakta. Duvarlara baktığımız zaman üzerlerindeki sanatsal izleri hissedebiliyoruz; adeta devasa bir inşaatçının bir eline kocaman malasını, öbür eline harç tepsisini alıp, uzun uzun çalışarak duvarları oluşturduğunu düşünüyoruz.
Norihiko Dan hem Japonya, hem de Tayvan’da aralarında Japon Mimarlık Enstitüsü Özel Mimarlık Ödülü ve 2007 ARCADIA Altın Madalya Ödülü’nün de bulunduğu, mimarlık konulu birçok ödül kazanmış bulunuyor. Eserleri Japonya, Tayvan, ABD, Kanada, Almanya, Avusturya, İtalya ve İngiltere’de gerçekleşen birçok sergi ve fuarda yer almış. Saygın bir mimar ve eğitimci olan Norihiko Dan, aynı zamanda bir mimarlık tarihçisi ve öte yandan roman ve senaryo yazmayı da sürdürüyor.
Munetsugu Bina’sının cömert hamisi Tokuji Munetsugu, eşi Naomi ile birlikte restoran işinde servet yapmış biri olarak tanınmakta. Şirketleri Ichibanya Co. (Aichi, Japonya konumlu) Curry House CoCo Ichibanya ve Pasta de CoCo isimleriyle faaliyet göstermekte olup, 1000’den fazla köri ve hamur işi restoranını bünyesinde barındırmakta. Munetsugu, 310 koltuklu konser salonunun inşası için iki trilyon yen harcamış. Ayrıca, sağlıklı yaşam, spor ve sanatsal etkinlikler için de kar amacı taşımayan bir organizasyon kurmuş. Tuija Seipell
|
Tame Impala |
Salı, 22 Temmuz 2008 |
|

Dünyanın en ıssız bölgesindeki en önemli şehir Perth, Avusturalya’dan dünyaya açılan Tame Impala grubu günümüzde yaygın olan müzik eğilim ve trendlerinden adeta korunmuş gibi, kendilerine özgü yepyeni bir bileşim yaratarak Cream, Kinks ve Kyuss tarzını bir araya getirmişler. Yaşlarının toplamı 35’i geçmeyen olmayan üçlünün müziği 70’li yılların esintilerini bugüne taşıyor. Giderek yavaşlayarak kaybolan gitar tınıları ve kişiyi hipnotize eden psyco tarzları ile Tame Impala, seslere sık aralıklarla yüzeysel vurgu yapan diken diken tempolu gitarlar ve diken şekli verilmiş saç modellerinin sonunu getirerek psycho-rock tarzının yeniden doğuşunu müjdeliyor olabilir. Dave Ruby Howe & Nick Christie
|
|
Naomi Campbell – V Dergisi |
Cuma, 18 Temmuz 2008 |
|

Eğer dünya bir sahneyse, Naomi Campbell de hem aktrist, hem direktör hem de prodüktördür. Spot ışıklarının altında yaşamayı bilen ve artık bir ikon olan bu süpermodelin (bazı uygunsuz davranışlarına rağmen) V Dergisi için Mario Sorrenti’nin çektiği, burada gördüğünüz etkin ve esin dolu fotoğrafı onun zamana karşı olan sınavı kazandığının kanıtı olarak kabul edilmekte.
|
Nike 100 – Beijing, Çin |
Perşembe, 17 Temmuz 2008 |
|
 İlerici ve yenilikçi tasarımlar – son moda ve çok modern sanat – derinden derine kendini belli eden politik söylemler – insanlık durumu hakkında sosyal anlamda ciddi kanaat ve ifadeler – Beijing gibi bir şehir hakkında kişinin aklına ilk gelenler bunlar olmuyor, ama şehir merkezinden (yani, Tiananmen Meydanı) takriben 45 dakika uzaklıktaki eski Sovyetlerin finanse ettiği elektronik fabrikaları kompleksi, giderek Bauhaus tarzı 798 / Dashanzi Sanat Bölgesine dönüşmekte. Ve, Nike’ın, kısa bir süre önce açtığı Nike 100 isimli yeni galerisinin konumu olarak 798 Bölgesini seçmiş olmasına şaşmamak gerek; bu retrospektif nitelikli galeri son elli yıl boyunca tasarlanan ve üretilen 100 Nike eserinin sergilendiği bir mekan olarak öne çıkmakta.
Bir reklam panosu büyüklüğündeki sabit görünümlü duvar kendi ekseni etrafında dönerken, üzerine resmedilmiş atletik tarz silüetler de binanın dış cephesi boyunca dönmüş oluyor. Girişte konukları 100 adet Apple iTouch karşılıyor, öte yandan, galeri alanını ise spor giysiler ve bildik renkler kaplamakta. Dinamik dış cephe, galerinin tavanı boyunca spor giysi görüntüleri sergilerken, artık bir ikon olan turuncu ayakkabı kutusu şekiller tavana kadar dizilmişler ve buradan geniş ve tek alan olarak düşünülmüş olan gösterim yerine geçiliyor.

Turuncu kutularda ve yan duvarlardaki nişlerde sergilenmek üzere Nike, ‘Drag Savaşı’na atfen 100 sanat eseri’ seçmiş – söz konusu parçalar Nike’ın kurucularından efsanevi koçu Bill Bowerman’dan esinlenerek seçilmiş olup, onun az ile çoğu başarmak felsefesini yaşatmayı amaçlamış bulunuyor. Birkaç örnek verirsek – 006 Numara: 1967 uzun mesafe koşusunun taşlı zemininden örnekler ve bunun geliştirilerek değiştiğini gösteren başkaları ve sonunda ulaşılan 008 Numara: Bowerman’ın waffle tavasının yüzeyi ki, bu yüzeyden esinlenerek koşu ayakkabılarının tabanı değişecek ve böylece o zamanlar yeni kullanılmaya başlanan üretan materyalden yapılmış koşu yollarında koşarken ayağa gerekli traksiyon sağlanmış olacaktı; bunların sonucunda ulaşılan 009 Numara: Wafle Tavası görünümlü dış taban yüzeyi olan Tiger isimli koşu ayakkabısı ki, bu ayakkabı ile ve Bowerman’ın koçluğunda 44 All Americans, 19 Olympians spor etkinlikleri şampiyonu ve 12 Amerikalı rekor sahibi sporcu yaratılmıştır.

Dünya çapında atletleri olmasaydı Nike ne olurdu? Basketbol oyuncusu Michael Jordan ve onun Air Jordan ayakkabılarına atfen ve sporcuya selam niteliğinde çeşitli sanat eseri parçalar hazırlanmış. Koşucu Michael Johnson’ın ‘Altın Ayakkabı 1’ isimli ayakkabısı kesilerek açılmış ve analiz edilerek sergilenmekte; öte yandan Johnson’ın koşarken alınan hareketli görüntüsü gösterim duvarlarına yansıtılıyor.
Bu Ağustos ayında veya her hangi bir zaman Beijing’e yolu düşenler, 798’i ziyaret etmek için en az yarım gün ayırmayı ihmal etmemeliler – ve, Nike 100 Galerisini gezdiklerinde hem Nike hakkında biraz daha fazla bilgi edinmiş olacaklar, hem de Nike’ın dünyadaki konumunu nasıl kazandığını görecekler. Andrew J Wiener
|
BMW Kum saati |
Çarşamba, 16 Temmuz 2008 |
|

Kum saati nedir? Ah, evet, zamanı gösteren eski tür bir saat; birbirine dar bir geçişle bağlı, mükemmel dengelenmiş iki cam haznenin birinden diğerine sessiz ve sakin akan kumun geçen zamanı belirlediği saat... Veya, artık herkesin bildiği, Never Stand Still isimli, sürekli hareket halinde olma durumunu koruyan büyük etkinlik nesnesi... Bu yılın sonbaharında pazara verilecek olan en son model BMW 7 serisi arabaların Avrupa tanıtımı için BMW şirketinin geri sayımı başlatmak amacıyla verdiği parti her yönüyle mükemmeldi. Kızıl Meydan’da inşa edilen dünyanın en büyük kum saatinin içinde sergilenen araba daha önceleri pek dikkat çekmemişti, ama dört ay önce kum saati harikasının yapımı başladığından beri sürekli ondan söz edilmekte. 12 Metre boyundaki cam kum saati 400 davetli ve ünlü konuğun katıldığı kutlama partisinin ilgi odağı olmayı başardı. Etkinliğin başında 180,000 adet gümüş rengi küreciğin altında saklanan araba, toplar yavaş yavaş kum saatinin alt haznesine düştükçe ortaya çıkmaya başladı. BMW için güçlü ve büyüyen bir pazar olan Moskova’da arabayı sergilemek için Kremlin, St.Basil Katedrali ve G.U.M. alışveriş merkezinin yer aldığı, komünist dönemde sayısız motorize askeri gösteriye sahne olan tarihi meydandan daha iyi bir konum olamazdı. Tuija Seipell

|
TOY GIANTS - Muhteşem Tasarım Oyuncakları Kitabı |
Pazartesi, 14 Temmuz 2008 |

Tasarım oyuncaklar, modern sanatın yeni ve önemli kollarından biri. Çok ünlü tasarımcıların bile girmeye özendiği ve bazılarının yeltendiği bu dünya gerçekten çok çılgın, renkli ve kreatif. Sanat oyuncakları, koleksiyonerlerin de önemli odak noktalarından. Bu konuya konsantre olmuş Selim Varol, dünyanın en büyük sanat oyuncağı koleksiyonerlerinden biri. 15 bin oyuncaktan oluşan koleksiyonunun değerine paha biçilemiyor, kendisine koleksiyonunu satması icin teklif edilen para 3 milyon dolar, fakat kendisi bu öneriyi kabul etmemiş.

36 yaşındaki Selim Varol, Düsseldorf'ta yaşıyor. 2000 yılından beri topladığı, koleksiyon haline getirdiği bu başarının bir de somut özeti olan bir kitap yapmış. TOYGIANTS adlı kitap , tasarımından fotoğraflarına, içindeki sanat yönetmenliğinden basımına gerçekten mükkemmel. Bu kitaptaki fotoğrafları Daniel&Geo Fuchs ikilisi çekmiş ve fotoğraflar Almanya'nın çeşitli şehirlerinde baskı halinde sergilenmiş. Fotojenik ve karografik bir arşiv olarak da değerlendirilebilinecek TOYGIANTS adeta bizi ütopik denebilecek bir fantastik bir masal dünyasına götürüyor.
TOYGIANTS'dan herbiri dört adet olan baskıların en küçükleri 5 bin Euro, büyükleri ise 20 bin Euro'dan satılmış. Her 4 edisyondan birini de kendi tutmuş. İlk kitabının sergisini gelecekte Türkiye'ye de getirmek istiyor. Geçen yıl basılan , New York'daki önemli tasarım oyuncak dükkanlarında bile gördüğümüz bu kitap, dünyanın değişik yerlerinde satılıyor.
Selim Varol artık bu işin duayeni olmuş. Çok önemli tasarımcılar bu koleksiyonun içinde varolmak için kendisine (aslında cok pahalı olan) oyuncaklarını bile hediye ediyorlar. Tasarım ya da fantezi oyuncak olarak adlandırılan bu sanat eserlerini kendisi Çin'den Amerika'ya, Japonya'dan Almanya'ya dünyanın heryerinden ve fuarlardan toplamış.
Oyuncaklarının fotoğraf kitabı yapılmasından sonra koleksiyonun değeri daha da artmış. Kitaptan sonra koleksiyon, Almanya'da sergi haline de getirilmiş. Gelecek için de çok değişik projeleri var. Projelerinden birini şu şekilde açıklamış: "Değişik tasarımcılarla bir oyuncak yapmak istiyorum: Bir tanesi göbeğini, bir tanesi bacaklarını, bir tanesi kafasını yapacak."

İkinci kitap için hazırlık aşamasında olan Selim Varol, bu sefer oyuncaklarıyla dünyanın değişik şehirlerini gezecek. Bant Dergisinin de sahibi olan Varol, Bant dergisini Beyoğlu’na taşıyıp, Bant Cafe açıp oyuncaklarının fotoğraflarını orada sergilemek istiyor. Bundan sonraki hedefi de Türkiye'de bir oyuncak müzesi açmak. The Cool Hunter|Türkiye olarak bu cool koleksiyonu ve koleksiyonerin 2inci kitabını, sergisini ve müzesini dört gözle bekliyoruz.
|
|
Güzel İsveç: Lykke Li, Lacrosse ve El Perro Del Mar |
Pazartesi, 14 Temmuz 2008 |
|
Ekonomi, teknoloji, buz hokeyi, tenis, kişisel bakım: İsveç tarzı başarılar listesi hem uzun, hem de birçok farklı konuyu kapsamakta. Krallıktan dünyaya seslerini duyurmaya başlayan yeni nesil indie tarz pop müzik yapan sanatçılar sayesinde ise, dünya kıskanılacak yeni bir şey daha keşfetmiş oluyor. Üç muhteşem örneği burada sizlere sunuyoruz:

Lykke Li şarkı söylediğinde sesi o denli narin ve zarif, o kadar göksel niteliklere sahip ki, adeta deniz dibinde konumlanmış olan bir denizaltıdan yayın yapıyormuş gibi geliyor. Dahası, Li bu olağanüstü yeteneği beceriyle kullanarak son derece yalın ve titizlikle sadeleştirilmiş prodüksiyonlarla birleştiriyor; böylelikle insanı dosdoğru tınılar ve şarkılar evreninin yüreğine götürmeyi başarıyor.
|
Dünyanın En Cool Evleri - Kitap No.2 |
Pazartesi, 14 Temmuz 2008 |

Yeni çıkacak kitabımız için, deniz kenarı konumlu veya şehir dışında, kırsal alanda yer alan evlerle, şehir içi konutlarını, ya da tatil evleri ile kayak bölgelerindeki yaşam mekanlarını kapsayan, olabildiğince cool projelerin peşine düşmüş bulunmaktayız. Sao Paulo’dan Sydney’e en özgün evleri arıyoruz. Biraz cool, standart lüks unsurlar taşıyan mekanlar ilgi alanımıza girmiyor.

Bulmak istediğimiz evlerin, Zaha Hadid’in “Mimarinin ilkellik, hayatiyet, ve bu dünyaya ait, gerçekçi nitelikler taşıyor olanını seviyorum.” sözleriyle ifade bulan tasarımlar olduğunu belirtmeliyiz. Dolayısıyla, böyle bir evin mimarıysanız, lütfen projenizi, değerlendirilmek üzere, tarafımıza yollayınız; veya böyle bir evin resmini çekmiş olan bir fotoğraf sanatçısı iseniz, lütfen bizimle iletişim kurunuz - adresimiz
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

|
Abone olun ve sınırlı sayıda üretilen Ruby marka kask kazanın |
Pazartesi, 14 Temmuz 2008 |
|

The Cool Hunter yaratıcılığın ifade bulduğu her türlü modern anlatımı desteklemeye devam ediyor. Bizler online olarak yayın yapmaktayız ve en yaratıcı, en yenilikçi, en yeni, en iyi ve en cool olan herşeyin yer aldığı pazarın nabzını tutuyoruz. Global eğilimler, trendler değil, global anlamda kendini kanıtlayarak gerçerlilik kazanmış olandan yanayız ve bu niteliklerdeki herşeyi tüm dünyadaki izleyicilerimizin beğenisine sunuyoruz.
Parlak ve yeni olan herşeyi tutkuyla izleyen bir toplumda, The Cool Hunter yarının en moda olacak tercihleri için bir referans ve başvuru noktası olarak kabul edilmektedir. Herkes en moda olanı öğrenmek ister, çünkü ‘moda’ ürünler ve düşünceler iyi satar. Artık The Cool Hunter ayda 1 milyon kişi tarafından okunmakta.
Ücretsiz haftalık haber bültenimize abone olunuz, böylece her zaman, her şeyden haberdar olabilirsiniz! Çünkü biliyor olmak sizi çok daha ilginç kılacaktır.
|
Hercules & Love Affair (ve DFA’dan yılın en iyi albümü) |
Pazartesi, 14 Temmuz 2008 |
|

Hercules And Love Affair grubu, günümüz dans dünyasının önde gelen yıldızları olarak bir yandan DJ Andy Butler tarafından müzik dünyasındaki büyük ve efsanevi yolculuk öyküsü olarak tanımlanırken, Antony & The Johnsons grubundan Antony Hegarty’nin beğenisini kazanmayı da başarmışlar. Yarattıkları pırıl pırıl ses evreni öylesine özgün ve çekici ki, insanda tekerlekli patenlerini ayağına geçirip dosdoğru 70’li yıllara kayma isteği uyandırıyor.
Ancak, artık modern zamanların disco devrinde yaşıyoruz. Belli bir amaca yönelik değil de, daha çok sadece selam niteliği ağır basan retro tarz çalışmalar yerine, underground tarzın her hafta sonu yayınlanan klüp listelerini tıka basa doldurduğunu görmekteyiz; sintetizerler, nefesli çalgılar ve yumuşak seslerle örülü vokaller arasına adeta karşı konulamaz bir şekilde gizlenerek yerleşmiş, gizemli ve çekici birşeylerin varlığını hissediyoruz. Müzik eleştirmenleri albümden övgüyle söz ederken, moda öncüleri onu çoktan benimsediler bile (‘You Belong’ isimli parçayı Chanel Sonbahar/Kış moda gösteriminde kullandı)...
‘Blind’ ve ‘Hercules Theme’ isimli parçalar o denli canlı, öylesine taze duygularla dolu ki, insanın kendini kaybetmemesi için özel bir çaba göstermesi gerekiyor. Gerçek anlamda cool John Travolta disko tarzı...
Ve, böylece Hercules And Love Affair grubunun nihayet hak ettiği ilgiyi görmeye başlamasından dolayı The Cool Hunter, www.dfarecords adresli, marka / prodüksiyon şirketi DFA Records şirketine gereken önem ve kutlamayı sunarak, müzik anlamında en iyi yaratıları arasında yer alan bu albümü 2008 yılının en iyi albümü olarak seçmiş bulunuyor.
The Rapture ‘House of Jealous Lovers’
Aslında Talking Heads grubunun Television grubuyla sintetizerler vasıtasıyla karşılıklı diyalog kurmasından biraz daha fazlası gibi durmasına rağmen, bu albüm yeni yetişmekte olan gençliğin katıldığı milyonlarca partide çalınmayı başarmış olmasının yanı sıra, daracık jean pantolonlar ile Converse marka ürünlerden çok, tuhaf kişiler ve küçük çanlara hayranlık duyan New Yorkluların sarhoş olup, eğlendikleri ortamlarda da çokça çalınmakta.
LCD Soundsystem ‘Daft Punk Is Playing At My House’
James Murphy’nin tamamen kendine özgü vokal tarzını onu dinlemeden tam anlamıyla kavrayabilmek mümkün değildir. Soğuk algınlığına yakalanmış bir ayının duş alırken şarkı söylediğiniz düşününüz, bu bile onu sadece yarı yarıya anlamanızı sağlar. Bu albümüyle bir yandan komşuların aklını başından alırken, öte yandan onları adeta kendiliklerinden katılmaları için davet etmekte...
The Juan Maclean ‘Happy House’
Bu iğrenç albüm o kadar acayip ve tuhaf ki, onu dinlerken kendinizi sanki sabahın 04:00’ünde loş bir indie tarzı diskoda, ısmarlamış olduğunuz ve içkiden başka herşeye benzeyen tuhaf bir karışıma dalmış bakarken, gözleri makyajlı ve omuzlarında melek kanatları olan kişinin aslında bir erkek olduğunu düşünürken buluyorsunuz...
Hot Chip ‘Over and Over’
Büyük değil ama kesinlikle akıllıca hazırlanmış... Nu Rave tarzı dansın öncüsü niteliğindeki seslerle örülü, genç ve dinamik olduğu kadar tok ve belirgin temposuyla ifade bulan müzik, şık caddelerden çok, sokakların ruhunu yaşatmakta... Rob Facey
|
|