Advertisement
09:21 17 05 2008
ana sayfa arrow kitap
Dünyanın En Cool Evleri
E-posta Cumartesi, 16 Şubat 2008



İlk kitabımız, Dünyanın En Cool Otel Odaları, 1 Haziranda yayınlanmış olacak.Tasarımını Sydney’deki
War Design’ın gerçekleştirdiği ve Harper Collins Publishers (ABD) tarafından yayınlanan ilk Cool Hunter kitabını Dünyanın En Cool Evleri isimli ikinci kitap izlemekte.  
Bunu gerçekleştirebilmek için büyük ve başdöndürücü bir arayış içine girerek, deniz kenarı konumlu veya şehir dışında ve kırsal alanda yer alan evler ile şehir içi konutlarını kapsayan olabildiğince cool projelerin peşine düştük; en cool evleri bulmak istiyoruz. Sao Paulo’dan Sydney’e en özgün evleri aramaktayız. Biraz cool, standart lüks unsurlar taşıyan mekanlar ilgi alanımıza girmiyor. Bulmak istediğimiz evlerin, Zaha Hadid’in “ Mimarinin ilkellik, hayatiyet, ve bu dünyaya ait, gerçekçi nitelikler taşıyor olanını seviyorum.” sözleriyle ifade bulan tasarımlar olduğunu belirtmeliyiz.

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )






 

Etiket:
 
Dondurabilir miyim? Susie Theodorou
E-posta Çarşamba, 05 Eylül 2007

Image

Dondurabilir miyim?   ( Can I freeze It? ) İsimli kitap, tamamen dondurularak, gerektiğinde kullanılmak üzere saklanmaya uygun birçok yaratıcı ve hazırlanması kolay yemek reçetelerini içeriyor. Eve yorgun argın geldiğiniz bir gün, üç hafta önce kitaptaki tariflere göre pişirip dondurduğunuz yiyecekleri sadece çözüp ısıtarak mükellef bir sofra hazırladığınızda ne kadar memnun olacağınızı bir düşünün.

Kitap birçok ilginç bölümlere ayrılmış. Örneğin bir bölümde kalabalık bir grup için önerilen yemekler işlenirken, bir başka bölümde ‘şimdi yiyebileceğimiz kadar yiyelim, kalanları saklayalım’ konseptine uygun yemek reçeteleri bulunuyor. New York’lu tanınmış yemek yazarı ve tasarımcısı, Susie Theodorou’nun tasarlayarak hazırladığı bu muhteşem kitapta, ayrıca baktıkça insanın ağzını sulandıran yemek resimleri de mevcut. Lisa Evans


( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )




Etiket:
 
Prehistorya Ansiklopedisi: Mega Canavarlar
E-posta Çarşamba, 05 Eylül 2007

Image

İçinden üç boyutlu kağıt maketlerin fırladığı kitapları bilir misiniz? Hani, o ağır ciltleri olan, hantal görünüşlü, sayfalarını çevirdikçe içinden kaplanların, ötücü kuşların ve başka doğaüstü yaratıkların yüzünüze doğru atladığı kitaplar?Rober Sabuda ve Marrhew Reinhart bu çocukça düşünce, belki de hayal sayılabilecek yeniliği tasarlarken adeta bir sanat eseri yaratmışlar. Balina ve dinozorların en küçük detaylarına kadar canlandırıldığı bu orijinal eserde bulunan hayvan ve yaratıklar hareket kabiliyetine de sahipler.

Yazarların ‘Prehistorya Ansiklopedisi’ adını verdikleri üç kitaptan meydana gelen eserdeki hayvan ve yaratıkların o devirde yaşadıkları doğal ortamlarında tanımlanıyor olmaları da, eserin bir başka özelliği.
Özellikle çocuklar için hazırlanmış olmalarına rağmen, kitaplar yetişkinler tarafından da çok beğenildi ve büyük bir okur kitlesi kazandı. Bu gelişmelere ilaveten tarz ve tasarım olarak belli bir konum kazanmış olmalılar ki, artık bu tarz ve statünün edindiği kült konum başka konuların da işlendiği bir format haline gelmiş bulunuyor. Mesela, Mecher Media’nın tasarladığı ‘İçinden Üç Boyutlu Kağıt Maketlerin Fırladığı Seks Kitabı” gibi.Sabuda ve Reinhart’ın koleksiyonlarındaki üçüncü kitap ‘Mega Beasts’ (Mega Canavarlar) adını taşımakta ve o çok eski dünyanın uzun tüylü canavarlarını, kılıç kadar keskin dişli aslanlarını, günümüz basketbol yıldızlarından daha uzun boylu ayılarını ve fillerin uzaktan kuzeni sayılan koyun gibi tüylü mamutları muhteşem bir sanat ve görsellikle tanımlıyor, tanıtıyor. Bütün bu hayvanlar 35 sayfalık kitabın sayfaları arasında size doğru fırlayacak şekilde konumlanmışlar, beklemedeler.Bir çok projede birlikte çalışan ikili, aynı zamanda kendi özel projelerinde de çalışmalarını sürdürüyorlar. Reinhart, kısa bir süre önce ‘Star Wars’ (Yıldız Savaşları) isimli kitabını tamamladı ve Sabuda ise şu sıralar ‘Chronicles of Narnia’ (Narnia Tutanakları) isimli kitabı üzerinde çalışmakta. Encyclopedia Prehistorica: Mega Beasts by Robert Sabuda and Matthew Reinhart kitabının yayıncısı ise Walter
Brooks.Matt Hussey.

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


Etiket:
 
AŞK OTELLERİ – Misty Keasler
E-posta Salı, 04 Eylül 2007


Image

Seksin yüceltilmesi ve zina tabi ki, hoşgörülür davranışlar değil. Ancak Batı dünyasının reklam mecraları suçluluk kaynaklı zevklerimizi de kullanmayı başararak, arabadan kahveye herşeyin satışında günah kabul edilen davranışları da paketleyip satışa sunabilmekteler ve bunları sanki normalmiş gibi değerlendirebiliyorlar. Pazarlama dünyasının en tepesindekiler için, kötü kişi olmak, aslında iyi kişi olmak anlamına geliyor.Japonya’da insanların cinsellikle ilintili davranışlarını sergilemeleri son derece ayıp kabul edilir. Kendi ahlak değerlerini korumayı ön planda tutan bir ülkede, bireylerin de bu değerlere önem vermeleri ve kendilerine duydukları saygı önem taşır. Ancak, bu ahlaki bütünlüğü biraz deştiğinizde, altında seks fantazileriyle dolu bir dünya bulursunuz ve cinsel serbestlik ortaya çıkar. Japonya’nın ‘aşk otellerine’ hoşgeldiniz.Fotoğrafçı Misty Keasler Love Hotels: The Hidden Fantasy Rooms Of Japan (Aşk Otelleri: Japonya’nın Gizli Fantazi Odaları) isimli yeni kitabında bu seks kurumlarını işlemiş. Keasler, seksen fotoğraf ile cinsellik ve duygusal aşk konularını bir dokümanter tadında çalışıyor: bunların özel ve sosyal ortamlardaki duruşlarını incelerken bir toplumun mahremiyet konusundaki açmazlarını da irdeliyor. Victoria dönemi tarzı oyuncak sallanan atların ve dönme dolap tipi salıncakların bulunduğu odalarla, türlü çeşitli seks gerecinin kullanıldığ odalara eşit mesafeden bakabiliyor.

Image 

 Keasler, kitabının seksüel fantezilerle birlikte bunları sarmalayan toplumsal ahlakı incelerken, her iki konunu merkezi olarak aşk otellerini aldığını belirtiyor. Şöyle diyor, “İnsanlar bu resimleri gördükleri anda buraların randevuevleri olduğu gibi bir yanılgıya düşüyorlar, ancak, bu otellerde bir oda tutabimek için çift olarak gelinme zorunluluğu vardır. Bu otellerde gerşekleşen aşk ilişkileri gizli kalır, ama artık Japonların seks konusunda geldikleri noktayı ve bu konuda düşündüklerini yansıtması açısından önem taşımaktalar.” Bir önceki kitabında Rus yetim çocukların duygulu görüntülerini ve Guatemala’daki çöplüklerde yaşayan insanları yansıtmıştı. Bu kitap ise, adeta öncekinden olabildiğince uzaklaşmaya çalışıyor. Kitaptaki fotoğraflar onları seyreden herkesin kendi görüş ve düşüncesini oluşturmasını ve kendi değer yargılarına göre bir bakış kazanmalarını ve cinselliğin ifadesi konusunda neyin kabul edilebilir, neyin kabul edilemez olduğunu, herkesin kendisinin belirlemesini amaçlamış.

Görüntüler yer yer mide bulandırıcı, bazıları da tuhaf bir biçimde çekici, ancak hepsi de tüm aşk otellerinin ümitsizlik ve yalnızlık yuvaları olduğuna işaret ediyor. Özellikle fotoğraflarda konu edilen boş süitler ve koridorlar ile Keasler mekanlara hayat verenin sadece insanlar olabileceğini, yoksa oraların dekorlarının, süslerinin veya satış makinelerinin bunu yapamayacağını vurguluyor. Saatle seks gibi çocukça bir kavram üzerine kurulu olan odalar, kimilerinin sapkın olarak niteleyebileceği cüretkar ve dürüst bir duygusallık da yansıtmakta. Ancak, toplum tarafından adeta bir efsane gibi algılanan bu mekanlar, cinsellik ve seks konusunda Doğu ve Batı bakış açılarının birbirlerine düşündüğünüzden daha yakın olduğunu gösteriyorlar.
 Kitabı, Chronicle Books yayınevinden sağlayabilirsiniz. Önsözü, kitapları çok-satan bir yazar olan Natsuo Kirino tarafından yazılan kitap, fotoğraf uzmanı Rod Slemmons’un da bir yazısını içeriyor. Matthew Husse
 

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket:
 
Penis Oyunu
E-posta Pazartesi, 03 Eylül 2007

Image

Puppetry of the Penis’ (Penis Kuklası) isimli olay kitabın başarısından sonra, penis konusu tekrar moda olmuşa benziyor. Canlı bir sahne show’unun da gerçekleştirildiği sözkonusu kitabı takiben, aynı kitap Kendin-Yap formatında da hazırlanarak piyasaya sunulmuştu. Anladığımız kullanım amacının yanısıra, bu kitaplar komedi unsuru olarak da kullanılabilmekteler. Aynı şeyleri Quirk Book yayınlarından çıkan ‘Penis Pokey’ için de söyleyebiliriz.PENIS POKEY eğlenceli bir kitap olup, sayfalarının ortalarında delikler bulunmakta. Bu deliklere yerleştirilen penis, o sayfada bulunan resimle birleştiğinde komik sahneler yaratılmış oluyor ve gerçekten bütün bunlar çok eğlenceli. Her sayfada önümüze çıkan maymunlardan tutun da, slip resimlerine kadar kullanılan türlü çeşitli resimle, birbirinden farklı görüntüler yaratılıyor ve tabi ki, bu sayfaların yıldızı yine bizim Johnson oluyor.

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket:
 
TASCHEN’in yeni mimarlık serisi
E-posta Pazar, 02 Eylül 2007

Image

TASCHEN tasarladığı yeni mobilya serisiyle mimarlık dünyasına yepyeni ve özgün bir perspektif getiriyor; hazırladığı seride mimari trend ve eğilimleri ülke bazında ele almakta. Her kitap için, konu edilen ülkenin en iyi 15 ile 20 mimarı ile birlikte çalışmışlar ve bu mimarların o ülkenin geçmişinden beri gelen mimarlık geleneğini değerlendirmelerine yer verildiği gibi, her birinin ülkesinin mimarisine yaptıkları katkılar da anlatılmakta. Bütün dünyayı kapsayan seri, her ülkenin kendine özgü mimarisini ve yerel mimari özelliklerini işleyerek çok zengin bir mimarlık hazinesi yaratmış bulunuyor.

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


Etiket:
 
SHEPARD FAIREY – Arz ve talep
E-posta Cumartesi, 01 Eylül 2007

Image

Sanatçı Shepard Fairey ’in iki yılda hazırladığı eseri Supply and Demand (Arz ve Talep) kendisinin hemen hemen yirmi yıla yayılan bir süre boyunca incelediği tüketici toplumunun özeliklerini ve değerlendirmesini kapsayan sosyolojik araştırmalarını içeriyor. Onun kuşağından bir çok yazarın yayınladığı bir yığın grafikleri ve tabloları unutun gitsin - bu adam gerçekten de  çok farklı şeyler anlatmakta-Giysilerden posterlere kadar elini uzatmadığı hiç bir konu bırakmayan Shepard Fairey, uzun yıllardan beri sokaklarda yaşayan sanat dünyasının en büyük isimlerinden biri. Kitap, Fairey’in sanatının başlangıç günlerinden itibaren geçirdiği gelişim ve değişimi kapsıyor.  İlk zamanlardaki underground punk tarzının etkisiyle tasarladıklarından başlıyor, daha sonraki zamanlarda devrimci imajlar kullanarak yaptığı adaptasyonlara geçiyor ve güçlü bir komünist devletin propaganda araçlarını kullanarak tasarladığı eserlerle kendini ifade etmeye devam ediyor.

Supply and Demand (Arz ve Talep) yazarın dünya görüşünü, simgeler yoluyla yansıtması açısından müthiş bir kitap ve daha da önemlisi, bu simgelerin içinde bulundukları kavramların açılımı ve anlatımı açısından da çok değerli. Sanat eleştirmenleri Carlo McCormick, Steven Heller ve Roger Gastman (ve Fairey’in kendisi)  posterlerin, broşürlerin, arabaların pencerelerine takılan güneşliklerin, stickerların ardındaki daha derinde duran anlamı bulmaya ve açıklamaya çalışıyorlar. Yazar, araştırmalarında öyle bir noktaya geliyor ki, tüm bu görseller, onları okuyan veya gören okuyucuyu belli bir şekilde düşünmeye ve davranmaya davet ediyor veya bir dışsal güce inanarak bu güce (veya bu gücün verdiği emirlere) İTAAT etmeleri isteniyor.

Kitabı okurken Fairey’in sanat hayatını da adım adım izleme imkanı buluyoruz; galerilerde sergi açtığı günleri onunla birlikte anarken, talan ve çapulculuk nedeniyle nasıl tutuklandığını da öğreniyoruz; sonra devamla tüm dünyada nasıl tanındığını, sanat çevrelerince bir ikon olarak algılanmasının hikayesini öğreniyoruz.  Fairey’in eseri muhteşem bir şekilde net anahatlar çerçevesinde gelişerek sunuluyor. Hem sanatının kendisini, özünü anlatırken, hem de tüm süreci fotoğraflarla dile getirmek gibi zor bir işin üstesinden gelmeyi de başarıyor. Shepard’ın hayranları olsun veya sadece sokak sanatına merak duyanlar olsun, Supply and Demand (Arz ve Talep) herkesin kitaplığına katkısı olacak bir başeser. Hiç bir şekilde sizi hayal kırıklığına uğratmayacağından emin olabilirsiniz – büyük, renkli ve sanatçının tarihe borcunu nasıl ödediğini muhteşem bir tavırla sunabildiği için çok güzel.


( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )





Etiket:
 
Aynısından İki Tane– İkizler, Gary Heery
E-posta Cumartesi, 01 Eylül 2007

Image

İkizler, he zaman dikkatleri, hayran ve meraklı bakışları kendilerine çekmişlerdir. Avusturalyalı ünlü fotoğrafçı Gary Heery ’nin son kitabının sevimli konusu olarak yine karşımızdalar. Kahvenizi içerken hoş bir zaman geçirmenizi sağlayacak olan fotoğraf kitabı için Heery, Madonna’dan (ilk albümünün kapağındaki, artık bir ikon olan fotoğrafı) Jack Nicholson’a kadar herkesin fotoğrafını çekip kitabına almış. Sadece ‘Twins’ (İkizler) olarak adlandırdığı kitapta, ünlü ikizlerin muhteşem fotoğrafları yer almakta; ve fotoğraflara bakarken onları birbirlerine ebediyyen bağlayan derin duygu bağını da hissedebiliyorsunuz.  

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )

Image

Etiket:
 
PLAYAWAY – Kitapkurtları için IPOD
E-posta Cuma, 31 Ağustos 2007

Image

Hayatın temposuna yetişmek için koşuşturan zavallı şehirliler için bulunan en son çözüm: Dijital audio olarak en çok satanlardan klasiklare kadar en sevdiğiniz tüm kitapları içinde barındırabilen iPod benzeri bir gereç. Artık  kimsenin “Savaş ve Barış”ı okumamış olması için geçerli bir özürü olamayacak – Metroyla işe giderken veya sabah spor yaparken, onu size okuyan bir anlatıcı/okuyucuyu dinleyebilirsiniz. İsmi playaway digital olan gereç 6 – 20 saatlik kapasiteye sahip ve öyle tasarlanmış ki, audio’yu dinlemeye ara verdiğiniz zaman yerinizi kaybetmemeniz için kullanabileceğiniz tam 50 adet işaret komutu bulunuyor; böylece okuyuş boyunca ara verip, tekrar başlarken yerinizi kolaylıkla bulabiliyorsunuz.

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )




Etiket:
 
Postsecter’ten 4 Kitap Daha
E-posta Cuma, 31 Ağustos 2007

Image

Bir web sitesi olarak o bir olay; kitap olarak açık farkla en çok satan bir kitap. Frank Warren’ın Postsecret (Gizli Sırlar) isimli kitabı, ağırlığınca altın değerinde olduğunu ispatlamış bulunuyor çünkü Harper Collins Yayınevi daha şimdiden Warren ile yazacağı dört kitap için anlaşma yaptı. Bu tür kitapların ilki 150,000 adet satmıştı - bu epey çok miktarda sır anlamına gelir!    İlgili website ’yi ziyaret ederek, hem tanıtımı yapılan kitaplara ulaşabilir, hem de onları satın alabilirsiniz. Warren’ın geliştirdiği muhteşem konsept için asıl bütün bu sırları sağlayanlara teşekkür etmek gerek; ancak paylaşacak bir sırrı olanlara ulaşmak da ayrı bir beceridir. Hem website, hem de kitap, bizim zaten bildiğimiz, ama itiraf etmekten korktuğumuz bütün sırları ifşa ediyor. Aynı zamanda, adeta bir saplantı gibi başkalarının yaptıkları ile ne kadar da yakından ilgilendiğimizi  görüyoruz. Billy T

(
Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize ulaşın ) 



Etiket:
 
KİTAPLIKLAR – Candida Hoffer
E-posta Perşembe, 30 Ağustos 2007

Image

Thames and Hudson yayınevinin en yeni eseri şaşırtıcı, ama yine okumayla ve edebiyatla ilgili bir alanda. Bu kitap dünyanın en zengin ve muhteşem kitaplıklarının bulunduğu harikulade fotoğrafik bir portfolio olarak hazırlanmış. Yüzünüzü asmadan önce, bize kulak vermenizi rica ederiz: Burada söz konusu olan okulunuzun kitaplığı değil, her biri kendi başına birer mimarlık başeseri olan kitaplıklar. Konu edilen dünyanın belli başlı birçok önemli kitaplığının arasında Londra’da British Library, İspanya’da Escorial, New York’da Whitney Museum ve Pierpont Morgan Kitaplığı, Paris’de Bibliotheque nationale de France (Fransız Ulusal Kitaplığı), Roma’da Villa Medici ve Hamburg Üniversitesi Kitaplığı bulunmakta. Billy T

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )

Image


Etiket:
 
100 büyük kuruluş ve arkalarındaki büyük beyinler
E-posta Cuma, 10 Şubat 2006


Image
İş dünyasındaki başarılarla igili tipik bir başarı öyküsü her zaman şöyle başlar: Mr X bir sabah banyosunu alırken aklına parlak bir fikir geldi. Bir arkadaşını arayarak düşüncesini onunla paylaştı ve ikisi birlikte çalışarak bu yeni buluşu bir garajda hayata geçirdiler. Sonra sokaklara çıkıp, Mr. X in arabasının bagajına doldurdukları icatlarını satmaya başladılar; sonra, daha farkına varmadan her ikisi de milyoner olmuştu. Bizler bu tür hikayeleri severiz çünkü onları duyunca aynı şeyi kendimiz de yapabilirmişiz gibi gelir. Herşey tamamdır da, ihtiyacımız olan tek şey sadece parlak bir fikirdir sanki.  Mucizeler olur... Nike Şirketinden Phil Knight arabasının arkasına doldurduğu koşucu ayakkabılarını satarak hayata başlamıştı. Pierre Omidyar bir internet sitesini ziyareti esnasında parlak bir fikir geliştirdi ve trilyoner oldu. James Dyson İngiltere’nin en zenginlerinden biri olmasını kendi küçük kulübesinde tasarladığı elektrik süpürgesine borçludur.

Ancak, bu hikayeler detayları atlama eğilimindeler. Örneğin, düzgün çalışabilen en son ulaştığı elektrik süpürgesi modelini bulana kadar Dyson’un tam 5,127 model üzerinde çalıştığı gibi bir detay. Veya, Fedex’i yaratan Fred Smith’in ilk yıllarda defalarca iflasın eşiğinden dönmesi gibi bir detay. Veya, Mrs. Field’ın Kurabiyeleri markasının yaratıcısı Debbi Fields’in artık o kurabiyeleri üreten şirketle hemen hemen hiç bir bağı kalmadığı gibi bir detay. Parlak bir fikir sahibi olmak meselenin en kolay yanıdır. Kitapta konu edilen ve üzerinde çalışılan yüz şirket ile ilgili olarak, asıl mesele daha sonra ne yapılacağı noktasına odaklanıyor: nasıl finanse edilecek ve ürün geliştirilecek; ne zaman ve nasıl pazarlanacak;  ve en önemlisi nasıl ısrarcı olunacak ve güç zamanlardan geçerken ihtiyaç duyulan azim ve inanç nasıl sağlanacak. Super Soaker ismini verdiği su tabancasını icat eden bilim adamı Lonie Johnson gibi; birilerinin ona inanıp, projesini uygulamaya koyarak ürünü imal edene kadar sekiz yıl süreyle nasıl kapı kapı dolaştığını anlayabilmek önemli. Kitapta birbirinden farklı birçok şirket konu ediliyor. Henüz yeni kurulanlardan tutun da, yüz yaşında olanlara kadar, hepsi. Mısır gevreğinin tasarımından uydu radyonun doğuşuna kadar geniş bir yelpaze içinde anılan şirket ve ürünler arasında MTV den Red Bull enerji içeceğine kadar değişen yelpaze içinde Walkman’dan Nike spor ayakkabılarına kadar her ürünün öyküsünü izleyebiliyoruz. Hepsinin ortak noktası ise, hepsinin birer yenilik olarak doğmuş olmaları. Bunun gerçekleşmesi için takip edilen yollar ve uygulanan yöntemler farklı olabiliyor: Yepyeni bir ürün yaratılabildiği gibi birilerinin düşüncesinden hareketle elde edilen sonuçlar geliştirilebiliyor. Veya aynı ürünü başkalarından daha ucuza satabilme yolları bulunuyor. Samuel Walton’a buradan selam ediyoruz.  
 

Kitaptaki başarı öykülerinden biri Sıvı Kağıt hakkında ve bu ürünün, nasıl, ev ortamında deneye deneye bulunan bir reçeteden yola çıkarak sonunda global bir şirkete dönüştüğünün hikayesi. Veya Marilyn Monroe’nun çıplak resmini basmayı başararak bir derginin nasıl da dünyada en çok satan dergiler listesine girdiği,  gibi hikayeler. Kitap Barbie bebeğin arkasındaki büyük beyinleri tanımamıza yardımcı olduğu gibi, Weight Watchers (Kilo Kontrolü Yapanlar) konseptinin yaratıcısı kadının öyküsünü, onun nasıl günün birinde küçük köpeğinin bile fazla kilolu olduğunu farkederek artık birşeyler yapılması gerektiğini düşünmesinin öyküsü. Veya Juicy Couture spor giysilerini tasarlayan akıllı kızların deneyimleri ve sirkleri yeniden yaratarak triyoner olan adamın hikayesi. Hepsi bu kitapta.
 

Kitapta, Pierre OmidyaraseBay gibi kendi müşteri portföyünü, grubunu yaratan şirketlerle karşılaşıyoruz ki, müşteri portföyündeki müşterilerinin toplam sayısı İngiltere’nin nüfusundan fazla. Craigslist ise dünyanın çeşitli yerlerindeki birkaç arkadaşına yolladığı e-posta haber bültenleriyle başlamış ve bugün dünyanın en büyük iletişim şirketlerinden birinin sahibi olmuş. Bu kitapta anlatılan başarı öykülerini okumanın insana hiç bir katkısı olmasa bile, insan en azından girişimci olmanın tek bir yolu veya formülü olmadığını ve tek bir başarı öyküsü olamayacağını anlıyor. Bir işin başarıya doğru yol almasını sağlayan tanımlanabilmiş bir yöntem de mevcut değil.

Her girişimci kendi şartlarını yaşamakta; kendi kişisel özellikleri ve hayatta kalma yöntemleri farklı oluyor. İçinde bulundukları şartlara göre kendi liderlik tarzlarını oluşturuyorlar ve başarmayı öğreniyorlar. Fırsat kapıyı çaldığında, kulak veriyorlar. Bütün bunların altındaki en basit gerçek şu ki, dünyada ne kadar büyük kuruluş varsa, o kadar da başarı öyküsü ve başarı yöntemi vardır. Bu kitap 100 tanesini kapsıyor. Yazarları
Emily Ross & Angus Holland olan kitabı Amazon’dan sağlayabilirsiniz.


( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )






 

Etiket:
 
Erotik Sinema
E-posta Pazartesi, 16 Ocak 2006

Image

‘Erotic Cinema’ bu işe meraklı olanların başucu kitabı. İnsanlar zamanın başlangıcından beri bu konuyla yakından ilgileniyor olmalarına rağmen, sinema perdesindeki ilk öpüşme sahnesinin tarihi 1896 olarak tarihe geçmiş bulunuyor. Douglas Keesey’in tasarladığı Erotik Sinema son derece kapsamlı ve çok güzel ifade bulmuş bir kitap olarak sinemada erotizmin tarihini inceliyor. İster karşı cinse ilgi duyanlardan olsun, ister gay olsun, ister iki taraflı veya tek taraflı, nasıl isterseniz, kitap sizi bir şekilde etkilemeyi başaracaktır. Konu eğer, beyaz perdede ifade bulmuşsa, siz de onu orada göreceksiniz demektir.Betty Blue (Betty Blue), Kids (Çocuklar) ve Law of Desire (Arzu Kanunu) gibi kült filmler, hem yumuşak, hem de sert porno örneği olarak sinema tarihinde yerlerini almış olan filmleri da kapsayan Erotik Sinema kitabı beyaz perdeyi ışıldatırken seyircileri de titreten örneklerle dolu. Keeseyin ilk on listesine dahil ettiği bugüne kadar çevrilmiş en ateşl filmler ilk kez bu kadar açıkça sergileniyor. İlginçtir, Sharon Stone’un o ünlü ‘bacaklı’ filmi listede bulunmuyor. Billy T 

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )



Etiket:
 
İsviçre Kulübeleri – Leo Fabrizio
E-posta Cuma, 09 Aralık 2005

Image

Kimin aklına gelirdi ki, soğuk savaş sırasında İsviçre, kamuflaj mimarisine yeni bir boyut getirerek bu anlayışı adeta yeniden yaratmış olsun: Hali vakti yerinde orta sınıf insanların yaşadığı sahte evler, sahte çiftlik evleri, sahte kayalar ve benzeri bir dolu sahte mimarlık eseri. Buna inanabilmek için, Leo Fabrizio ’nun kitabı Kulübeler’i ( Bunkers ) görmek gerek. Son dört yıl boyunca Leo Fabrizi