Electric Birdcage – Londra |
Çarşamba, 16 Ocak 2008 |

2007 sonbaharının sonlarına doğru Londra'nın Batı Yakası'nın tam merkezindeki Haymarket semtinde açılan Electric Birdcage isimli mekan, farklı yorum ve değerlendirmelere konu olmaya devam ediyor. Ancak, kesin olan bir şey var ki, oraya giden hiç kimse ilgisiz kalamıyor.
Electric Birdcage olağanüstü nitelikte tuhaf bir karışım ortamı yaratarak Alis Harikalar Diyarında ile Rus Aristokratı isimli kitap ve filmleri, hafif loş bir dinlenme alanını, daha çok gecenin geç saatlerine yakışan kokteyl barını, şık davetlere ev sahipliği yapan bir salonu ve sevimli ve eğlenceli oyunevini bünyesinde buluşturmayı başarmış.
Mekanın sahipleri olan Richard ve Anthony Traviss kardeşler sıradışı ve olabildiğince şık iç mekanlar için kime gidilmesi gerektiğini biliyor olmalılar: Londra'nın sevgili mekan tasarımcısı Shaun Clarkson. Sanatçının elde üretilen eserleri La Pigalle, Covent Garden's Denim, Play Room, Profile, Power's Acoustic Room, The Bloomsbury Ballroom, Atlantic Bar & Grill ve Jerusalem gibi mekanlarda görülebilir.

Electric Birdcage’in Fibonacci tarzı desenle bezeli zemini, ağaç köklerinden yapılmış masaları, devasa pembe eller şeklindeki iskemleleri, şık ve süslü Vegas tarzı aynaları, etkileyici siyah at heykelleri, polimerden yapılmış iki adet saldırmaya hazır panter heykeli, atlı karınca formundaki barı ve pembe tavandan sarkan döküm demir işi kuş kafesi formundaki avizeleri iç mekanı tamamlayan gerçeküstü unsurlar olarak belirmekte. Hatta DJ bile bir kuş kafesinin içinde konumlanmış.
300 kişi kapasiteli mekandaki servis görevlileri retro tarzda uçak kabin personeli kıyafetleriyle hoş ve sevimli görünmekteler; konuklar ise gün boyunca şef Somporn Khamsaenphan'dan Pan-Asian isimli tabağı sipariş edebildikleri gibi, sabaha karşı saat 4'e kadar içki hazırlama uzmanı Chad Shields'in kokteyllerini tadabilirler. Birlikte olduğunuz yedi arkadaşınızla birlikte Electric Birdcage'in kendine özel kocaman bir kasede servis edilen sunumu ise şampanya, Absolut böğürtlen, kayısı şnapı, Cointreau, Absolut Citron, çilek püresi, sakız şurubu, portakal suyu, taze böğürtlen ve frambuaz içermekte. Eğer şu ana kadar anlattıklarımız ilgi çekmemiş olsa bile, bu son belirttiğimiz damak tadına ilgisiz kalmak kesinlikle mümkün değil. Tuija Seipell
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Roxy - Brezilya |
T-O 12, Stuttart |
Çarşamba, 18 Temmuz 2007 |

Stutgart’ın “eğlence muhiti” Theodor Heuss-Strasse’de yeni açılan bir gece klübü olan T-O 12 de, üzerinde yer aldığı caddenin adını taşyor. Caddeye ismini veren Theodor Heuss, maalesef artık aramızda değil. Kendisi eğlenceyi seven, hareketli bir kişilik olarak tanınınan Theodor Heuss, Almanya Federal Cumhuriyeti’nin ilk Başbakanı olarak görev yapmış. Klübün müdavimleri, klüplerinden söz ederken kısaca Theo diyorlar (T ve O söylenirken kulağa Theo gibi geliyor.) Veya Theo Zwölf, demeyi seçiyorlar (Bu da Almanca Theo 12 anlamına geliyor).
Üç katlı binayı yaratırken, sahipleri yine Stuttgart’lı iki şirket ile çalışmışlar: Mimarlık ve iletişim firmaları Ippolio Fleiz Group ve grafik tasarımcısı i-d bureo. Sonuçta, sinsi, gizemli, zindan gibi karanlık bir mekan ortaya çıkmış; bu mekanda beyaz malzeme kullanırlarken, duvarlara boydan boya siyah-beyaz duvar resimleri yapmışlar. Simsiyah duvarlar, siyah tavan ve zeminli ortama, bir de kocaman aynalar ve minik minik spotlar yerleştirilince, sonuç başdöndüren ve aynı zamanda eğlendiren bir etki olmuş. Theo, hayatta olsaydı, beğenirdi. Tuija Seipel
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )

|
Özel Karaoke Klüpleri |
Salı, 19 Haziran 2007 |

Evet, hepimiz Tercümede Kayboldu’yu gördük ve şöyle düşündük ki, eğer Bill Murray “More Than This”i söyleyerek Scarlett Johansson’ı baştan çıkarabiliyorsa, bizler de aynısını yapabiliriz!
Kabul edelim, karaoke her zaman kötü filmlerin bir parçası olmuştur ve günümüzdeki konumu, metilaklol içeren içecekler içen Japon işadamları ile ‘iplerini koparmış’ piliçlerin biraraya geldikleri partileri anımsatan bir yerdedir.

Ancak, son zamanlarda burası yarı sarhoş gelin adaylarının mekanı olmak yerine, geçmişteki kült olma özelliğine sahip çıkmaya ve böylelikle daha beğenilir olmayı hedeflemeye başladı. Bu yeni karaoke bar, sessiz sedasız, daha doğrusu oldukça gürültülü bir şekilde ülkenin en sevdiği hoş zaman geçirme uğraşına alternatif olmaya hazırlanıyor.
Karaoke klüplerin standart ve alışılmış karanlık kabin gibi mekanları yerine, bu sadece özel üyelere açık olan klüp, iç mekanın canlandırılması için genç sanatçılarla işbirliği yapmış. Manga çizgi filmerini düşünün, ama bir şartla, içlerinde biraz Lichtenstein ruhu olmalı.

Her kabin kendine özgü bir dekora sahip ve her yüzey üzerinde bulunduğu alanı dolduran grafik tasarımlarla bezeli. Bu görüntü bazı barlarda gördüğümüz alışılmış düz duvarlardan ve vinleks döşeli zeminlerden çok farklı. Ve daha da önemlisi, sırtında kocaman perikızı kanatları olan bir kadın tarafından rahatsız edilmekten korkmanıza gerek kalmıyor. Matt Hussey.
Ayrıca WALL ART adresini ziyare ediniz.
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Will & Toby’nin Taylor Meydanı - Sydney |
Salı, 15 Mayıs 2007 |

Her şehir kendinde olmayanın yokluğunu çeker. Sydney’de gün boyu bol tuzlu eğlenceler alabildiğine yaşanabilirken, gece hayatının biraz yavaş olduğu düşünülür. Son zamanlarda Sydney’de bulunan biriyle karşılaşmış olabilir misiniz, acaba? Eğer öyleyse, o şehirdeki gece hayatının zayıflığından nasıl da yakınıyordu, kimbilir. Tabi ki, klüpler var. Ve barlar da. Ancak, incelmiş zevklere hitap eden ve tarz sahibi mekanlara gelince, durum biraz değişiyor; büyük miktarlar ödediğiniz içkinizin bedeline, o içkiyi yudumladığınız ortam ve ambiyans için de belli bir yüzdenin dahil edildiğini biliyorsunuz. Aynı bedelin içinde hoş ışıklandırma düzeni için de bir pay ilave edilmiş oluyor; yani, fazla bir seçeneğinizin olmadığını biliyorsunuz.
Yeşim Taşı olarak adlandırdığımız Sydney’de açılan en son içki içilebilen mekanın A-sınıfı listelerde ismi bulunan itibarlı müşterileri çektiğini ve aynen bir arı kovanı gibi çalıştığını görmek insanı hiç şaşırtmamakta. Ünlü Oxford Street’de Will ve Toby’nin işlettiği Taylor Square bir beyefendiler klübü olarak tanımlanabilir ve bu klüp de Londra’nın Mayfair semtindeki ve New York’un Doğu Yakasının Yukarı kesimindeki barların biraz değişikliğe uğramış bir versiyonu olarak algılanabilir... ve Melbourne’da gece geç saatlere kadar açık olan mekanlar da, bu tanıma uymaktadırlar. İç mekana girildiğinde, buranın kesinlikle ilginç bir yer olduğu izlenimini yaşıyorsunuz: Parke zemin. Beş metre (!) boyunda siyah deri kaplı Chesterfield tarzı kanepeler ile her yere adeta art-deco ve barok karışımı bir tarz hakim; özellikle de üst kata bağlanan merdiven duvarlarındaki barok fresko ortamı baskın olarak baroklaştırmış oluyor. Birinci kat, çok da uygun bir şekilde Yemek Klübü olarak tasarlanmış ve burada gece ilerledikçe sahne alan caz ve kabare tarzı gösteriler salondaki 250 kişinin hoşça vakit geçirmesini sağlıyor. Salon, Sydney’li caz ustası Paul Misbrener tarafında işletilmekte. Bu katın bir üstüne devam ettiğimizde, Klüp Dinlenme Salonuna ulaşılıyor. Burası öyle bir mekan ki, insan Martinisi’ni çok, çok sert olarak sipariş vermek istiyor. Lüks deri kanepeler ve koltuklar ile döşeli mekanın ışıklandırması ise tek kelimeyle mükemmel. Kattan açılarak Taylor Meydanı’na bakan küçük balkon sigara içenlere ayrılmış bulunuyor. Burası, ayrıca, şehirde, gece saat 10:00 dan sonra, iş kıyafeleri içindeki kişilerin akşam yemeği yiyebilecekleri bir ortam da sunmakta. Gece 01:00’e kadar karidesler, klüp sandviçler ve benzeri yiyecekler bulunabiliyor.

Aslında bu mekan uzun süren bir açılış süreci yaşadı. Will ve Toby Osmond kardeşler dört yıldan beri proje üzerinde çalışmaktaydılar. Will and Toby Osmond, bundan birkaç yıl önce, yolun kenarında gece geç saatlere kadar açık olan bar/restoranlarını açarak, Sydney’in oldukça muhafazakar yeme-içme parametrelerinin sınırlarını zorlamaya başlamışlardı. Öte yandan Sydney, şık giyimli yetişkinlerin alışılmış saatler dışında gidip, bira kokan koltuklarda oturmadıkları için kendilerini oradaki en yaşlı insanmış gibi hissetmeden yemek yiyebilecekleri düzgün bir mekanın özlemi içindeydi. Sarah W TCH Australia
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Yiyelim. İçelim. Ünlü Olalım. (Ramp Işıklarının Altında – New York) |
Çarşamba, 09 Mayıs 2007 |

New York’un Times Meydanı’ndaki Spotlight Live isimli mekanın üstün kaliteli ve birinci sınıf sunumu gibi sunuma sahip çok yeme-içme mekanına rastlamamaktayız. Sözünü ettiğimiz bu büyük karaoke sarayı 13,000 metre kare gibi muazzam bi alan üzerine kurulu olp, dört kat halinde yükselerek, sahne ışıklarına hasret kalmışlar için bir cennet vadetmekte.
Kapıda bekleyen sahte paparazzi (adamınız gece boyunca her an her yerde karşınıza çıkıyor) ile başlayan deneyim, içeride imza için sizi bekleyen müzik ve şarkı kayıt kontratınızla devam ediyor ve artık herşeyi gerçek kabul ederek, kendinizi bu hayal alemine bırakıyorsunuz. Şarkınızı seçtikten sonra, VIP yeşil salona alınıyorsunuz (tabi ki beyaz deri kanepe ve koltuklarla döşeli). Burada koreograflar ve makyaj uzmanlarının yardımıyla kendiniz ve şarkınız son şeklini alıyor, (eğer mümkünse) mükemmelleştiriliyor. Sonra kendinizi, profesyonel bir orkestra ve size vokal yapacak şarkıcıların bulunduğu o muazzam sahnede buluyorsunuz. Herkes ve herşey kendinizi bir ses yıldızı gibi hissetmenizi sağlayacak şekilde ilerliyor. (Eğer mümkünse) yıldız gösteriniz web’de yayınlanmak üzere kaydolurken, Times Meydanı’ndaki 15’e 20 metre Devasa ekrandan canlı yayınlanıyor.
Beş kayıt kabini, tahminen yüzlerde düz ekranlı televizyon ve masalar arasında sağlanan sürekli mesaj trafiği ile masanızda yieceklerin olduğunu unutabilirsiniz. Sizden daha cesur olanlar, sahnede performanslarını sunarken, siz de bir yandan masanızda mini gurme burger’lar, pamuk helvalar ve küçük kıtır karideslerle karnınızı doyururken bir yandan da sahnedeki performansı kritik edebilirsiniz.
Mekanın konsepti, çoğu yerden daha fazla yıldız ağırlıklı olduğundan, eğlence alanında üç girişimcinin birlikte çalışması sonucu bu konuma gelmiş bulunuyor: Arkasında ciddi bir Las Vegas deneyimi olan Elisabeth Blau, kariyerinde Las Vegas ve Iron Chef isimli mekanın deneyimini birleştiren Kerry Simon ve eski Jerry Bruckheimer Başkan Yardımcısı Jennifer Worthington.Tuija Sipell
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
New Gold Mountain - Melbourne |
Dünyanın en ilginç ve şık gece klüpleri – Neredeler? |
Pazartesi, 05 Mart 2007 |

Eğer dün akşam gittiğiniz gece kulübü hakkında pek birşey hatırlamıyorsanız, bu, oradaki kalabalığın insanı yoracak kadar büyüleyici olduğu ve bundan dolayı etrafa bakma fırsatınızın olmadığı anlamına gelebilir. Ya da, içtiğiniz içkinin içinde birşeyler vardı.
Ama, bizi asıl, acaba çok sade ve aynı zamanda sıkıcı olduğu için bir klübe gitmekten vazgeçip geçmediğiniz ilgilendiriyor. Eğer öyleyse, daha çok dışarı çıkıp, dolaşmalısınız ve dünyanın en şık ve zarif klüplerini aramanın zamanı geldi, demektir.

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )

|
Seksi Açıkhava Bar / Kulüp Deneyimleri |
Perşembe, 03 Ağustos 2006 |

Çok taze yiyeceklerin sunulduğu yemek ortamları eğilimi bir adım daha ileri giderek, yerini şimdi de, tazelik veren bar ve gece klüpleri eğilimine bırakmış bulunuyor. Votka markası Smirnoff, bu eğilimi ilk başlatan kurum olarak şişirilerek kurulan bar/klübü kurmuş bulunuyor. Burası öyle bir yer ki, her yere kurulabiliyor ve mekanın her yerinde, her köşesinde kişinin kendisini rahat hissetmesi amaçlanıyor. Çok sayıda şişirilebilen küp şeklinde yapım üniteleri kullanılarak hazırlanan mekan, yapısal özelliğinden kaynaklanan ve tüm mekanı saran muhteşem bir efekt ortamına bürünerek bar/biraz serinlik ambiyansını yaratıyor. Tasarım, aslında sade ve basit bir çerçevede düşünülmüş. Buzdan daha serin bir şey olabilir mi? Tabi, burada herşey estetik ile halledilmiş değil. Tasarımın rüzgara dirençli olması, su geçirmez olması ve çok sayıda kişiyi alabilmesi gibi unsurlar da düşünülmüş. İçini gösterir gibi duran ışıl ışıl haliyle, ışık gösterileri için için uygun bir yer olduğunu ifade ediyor; sanki, ışık gösterilerini davet etmekte. Işık oyunları bütün gece boyunca bar alanında sürüyor. En eğlenceli barı arıyorsanız, hiç durmayınız; sadece biraz buz takviyesi yeterli!

Eğer Smirnof’un turne listesinde isminiz bulunmuyorsa, bu durumda Berlin’e geçiniz. Oradaki yeni açık hava klübü Kubik yerel ısıyı havalara çıkarmakla meşgul.

Berlin’den geçen Spree Nehri’nin yakınlarında konumlanmış olan Kubik’in modüler tasarımı karanlıkta, kelimenin gerçek anlamıyla, pırıl pırıl parlıyor. Yapımında 1000 litrelik standart su depolarının kullanılmış olması da binanın geçici olarak yapıldığı izlenimini kuvvetlendirmekte. Hafta sonları aynı depolar DJ kabinleri olarak ikinci bir işlev daha üstleniyorlar; buralardan Avrupa’nın en iyi müzik ustaları o kadar güzel müzikler çalıyorlar ki, hiç kimse açıkhava dans pistinden ayrılmak istemiyor. Bu muhteşem mekanı bulan Designspotter dostlarımıza teşekkürler. Billy T
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )

|
Lucky Voice Özel Kareoke Kulübü |
Çarşamba, 05 Nisan 2006 |
|

Barlarda başlayan “butik odalar” eğilimi daha sonra her tür eğlence mekanına hızla yayılmaya başladı. Geçenlerde haber verdiğimiz gibi, en güncel ve ilginç olan mekanlardan biri de Londra’daki ‘All Star Lanes’ isimli eğlence yeri. Burada müşteriler, süper şık bir bar gibi tasarlanmış özel bir kulvarda bowling oynayabilmekteler. All Star Lane’i tahtından indirmeye hazırlanan rakibi ise yeni açılan Lucky Voice Private Karaoke Klübü oluyor. İsminden de anlaşıldığı üzere, Londra’da bulunan sözkonusu klüp dokuz özel oda sunmakta; müşteriler bu odalarda isterlerse avaz avaz şarkı söyleyebilirler, isterlerse kokteyllerini yudumlayabilirler. Gidip denemekte yarar var. Gidiniz ve pop star hayallerinizi gerçekleştiriniz. Lisa Evans
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Cool Kulüp Kavramları |
Pazartesi, 13 Mart 2006 |

Sessiz Disko (Silent Disco) partileri de aynı derecede popüler olmaktalar. İlk olarak Hollanda’da ortaya çıkan konseptin kapsamında öncelikle bir DJ bulunuyor; sonra birçok kordonsuz kulaklık ve şaşkın gibi görünmekten çekinmeyen bir dolu kalabalık lazım. Konsept çok özgün olup, oldukça eğlenceli. Ama, eğer kulaklık takmıyorsanız, birileri içkinize birşeyler karıştırdı da, kulaklarınız sağır olduğu için tek ses duyamaz oldunuz ve sadece etrafta dans edenleri izler duruma geldiniz gibi bir tuhaflık yaşayabilirsiniz. DJ’lerin yönetimindeki müzik belli bir frekansda yayınlandığından, sesleri sadece partiye katılanların kulaklıkları alabilmekte. Konsepti tasarlayan 433fm.com isimli şirket 2002 yılında ortaya çıktığı zaman amaçlarının “insanların sessizlik içinde kendilerini dağıtabilmeleri için ortam hazırlamak” olduğunu söylüyorlardı.
Eğer, Wham’ın ‘gitmeden önce beni uyandır’ isimli neon etkiniğinde uyuduysanız, Kanada’daki Neon Disko (yukarıdaki resim) size ihtiyacınız olan ışığı sağlayabilir. Neon, klüplerde aynı tarz şeyleri duymaktan, görmekten, dinlemekten bıkan dört yakın arkadaşın ortak tasarımı olarak doğmuş. Duman makineleri ve lazer uygulamaları gibi, bildiğimiz klüplerde rastlanan standart unsurların hepsini bir kenara atarak, Neon müziğe ağırlık vermeyi amaçlamış; zaten mekan da müziği ile tanınmakta. Hepsi birbirinden değerli DJ’ler ve gruplar ile çalışan Neon’un geleceği, yaydığı neon ışıkları kadar parlak.
Cool kulüp kavramları Cool Hunter’ın hazırlanmakta olan TV show’unda da işlenecek. Billy T ( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Bowling Kulüpleri– Londra / Filipinler |
Salı, 28 Şubat 2006 |

VIP tarzında tasarlanmış muhteşem özel jetler ve butik barlar görmüşlüğümüz var. Acaba bowling klüplerin de şıklaşıyor olması mümkün mü? Sanırız, mümkün. Ağır kokularla dolu, yürürken zeminlerinden tuhaf sesler gelen, alanın bir köşesinde yiyecek satılan büfelerin bırakın güncel ve tarz sahibi olmalarını, retro bile sayılamayacak kadar eski moda olduğu mekanlar için hala ümit var. Kısa bir süre önce, özel bir bowling klübü olan Lonrda’daki All Star Lanes (yukarıdaki resim) isimli salon, sunduğu özgürlük ve kişisellik ortamıyla Madonna’yı kendine çekmeyi başarmış bulunuyor.
 Bowling’in milli bir spor olarak düşünüldüğü Filipinler’deki SM Bowling Merkezi (aşağıdaki resim) kısa bir süre önce ülkenin en büyük alışveriş merkezi olan Manila’daki Mall of Asia’da (Asya Büyük Çarşısı) yeni bir salon açmış bulunuyor. Gerekli kutsama törenlerini ve açılış onuruna düzenlenen yarışmaları takiben, bu 34 kulvarlık muhteşem mekan hizmete girdi. Avusturalyalı Architects EAT isimli şirketin eseri olan salonun tasarımcıları, aynı zamanda Manila’daki SM Megamall binasındaki salonu da tasarlayarak hayata geçirmiş bulunuyorlar. Madem ki, artık arayışa geçtik, bowling oynayabileceğimiz şık ve zarif mekanların peşindeyiz, demektir. Tuija Seipell
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )

|
|