Advertisement
09:48 24 07 2008
ana sayfa arrow sanat
Bruno 9Li (Brezilya)
E-posta Çarşamba, 26 Eylül 2007

  

Brezilya’da yaşayan ve çalışmalarını orada sürdüren sanatçı Bruno 9Li olağanüstü yetenekleri olan bir sanatçı.
 

Adeta büyücülerin dünyasından çıkagelmiş gibi duran görünümler, kendi yakın çevresini oluşturan yaşam alanında edindiği izlenimlerle birlikte, Bruno’nun eserlerine ilham veren unsurlar olarak belirmekte; bunlara bir de Art Nouveau dönemin özelliklerini eklersek, ortaya özgün ve özel bir dünyayı yansıtan, kağıt üzerine mürekkeple çalışılmış eserler çıkıyor. Sadece belli başlı birkaç renk kullanılmasına rağmen, yaratılan eserler son derece canlı ve hayat dolu. Hazırlamış olduğu son seride Bruno, yine aynı renkleri kullanmış gibi duruyor. Ancak bu durum, çalışmanın farklılığını asla sınırlamadığı gibi, her bir eser kendi içinde muhteşem bir özgünlük sergilemekte. Geometrik formların, tanımlayıcı ve belirleyici ifadeyle uyum içinde bütünleşmesi, eserin hayat kaynağını oluşturmakta.  
 



Sanatçının geniş ve büyük formatta ifade bulan eserleri, o rengarenk görünümleriyle son derece belirgin, özgün  ve cizgi roman unsurlar taşımaktalar.  Andy G






 ( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır   adresinden ulaşın. )



Etiket:
 
Akbank Sanat izleyicileriyle 'Buluştu'
E-posta Perşembe, 13 Eylül 2007


Akbank Sanat yeni sezonunu farklı kuşaklardan yedi farklı sanatçının bir araya geldiği çok özel bir projeyle açtı. Adı “Buluşma”
olan bu özel proje uluslararası başarılara imza atmış beş müzisyeni ve Türkiye’nin modern dans alanındaki öncü isimlerinden Zeynep Tanbay
ile tiyatro sanatçısı Genco Erkal’ı bir araya getirdi.

Ödülleriyle adından sıkça söz ettiren piyanist Toros Can, konserleriyle ayakta alkışlanan Özcan Ulucan ve klasik gitarın duayenlerinden Bekir Küçükay gecede yer alan isimlerden sadece birkaçı. Klasik müzikle caz müziğini birleştiren çalışmaları ve çok yönlü müzikal kimliği ile son yılların aranılan piyanist ve kompozitörlerinden biri olan Sabri Tuluğ Tırpan ve yetenekli piyanist Mertol Demirelli’nin de sahne aldığı gecede Zeynep Tanbay ve Genco Erkal da sergiledikleri çok özel bir performansla izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattılar.

 ( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır   adresinden ulaşın. )


Etiket:
 
Dijital Origami
E-posta Pazar, 02 Eylül 2007

Image

Origami sanatının güzelliği, daima içinden yetiştiği kültür ve geleneklerin güzelliğini yansıtmıştır. Sydney Teknoloji Üniversitesi ise aynı geleneği dijital ortama taşıyarak, adına dijital origami diyebileceğimiz sanatı yaratmışlar. Öğrencilerin parametrik modeller, dijital üretim ve malzeme bilimi konularındaki çalışmalarını yönlendiren ekip, sonunda Japon sanatının bu çok eski geleneğinden beslenen sanatı adeta yeniden yaratarak muhteşem bir eser ortaya çıkarmış bulunuyorlar. Estetik anlamda ulaştıkları mükemmeliyetin ifade bulduğu eser, onların başarısı. Dijital Origami sergisi sürekli olarak kendini yenilemekte olan bir etkinlik olduğundan, burada eski gelenekler yeniden ele alınarak yorumlanıyor ve dijital parametrelere göre adeta yeniden yaratılıyorlar.

Image

Chris Bosse’nin denetiminde çalışan Teknoloji Üniversitesi tasarım öğrencileri tam 3500 adet karton molekül kullanarak küçük parçalardan yola çıkıp, büyük parçalar yaratma yöntemini uygulamalı olarak incelediler, öğrendiler.Sonuçta şık ve zarif görüntü veren yapıtlar ortaya çıktı. Mekan ve boşluk içinde küçük parçaların değişik konumlandırılmaları ve düzenlenmeleriyle yaratılan kemerler, duvarlar içinden geçen tüneller ve geleneksel yapılar inşa edildi. Bir odada bir dolu geometrik biçimli kağıt ve kartonun önce birbirleriyle birleştirilerek tavanlara ve duvarlara bağlanmalarıyla muhteşem yapılar oluşturuldu. Kuvvetli neon ışıklarıyla daha da parlak bir görünüm kazanmaları sağlanırken, ışık aynı zamanda açıları daha da keskinleştirdiğinden, yapının bütünü daha güçlü bir şekilde vurgulanmaktaydı.

Image

Bosse, projenin amacını açıklarken şöyle diyor: “Belli bir modülün uygun olup olmadığınu önce sınıyoruz; tabiatı kopyalayarak oluşturulan modülün mimari mekan yaratma yetisini görmeye çalışıyoruz. Bunu yaparken en küçük parçanın sağladığı iradenin o büyük iradeyi oluşturmada önemli katkısı olduğu varsayımından hareket ediyoruz.” Andy G. Ayrıca bakınız ; WALL ART

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )






Etiket:
 
Sigarayı Bırakma Sanatı
E-posta Cumartesi, 01 Eylül 2007

Image

Bazı güncel ve çok okunan sitelerin, postsecret.com gibi, olağanüstü başarısıyla birlikte sosyal sorumluluk taşıyan ve bir hayli yaratıcı siteler birbiri ardınca oluşmaya başladı. Bunlardan biri de www.theartofquitting.com sitesi. Site, içicilerin bu karanlık alışkanlıktan kurtulmalarına yardımcı oluyor.

Nike sembolüne benzeyen kırılmış bir sigara imajı ile ‘Sadece Bırak Şunu’ sloganını kullanıyor. Bunu yaparken içicilerin kendi görüntüleri de yer alıyor; teşvik edici, olumlu ve yapıcı bir yaklaşımı var.
Billy T

Theartofquitting, merkezi Hollanda’da bulunan bir websitesi olup ziyaretçilerden sigarayı bırakma konusundaki mesajlarını yaratabildikleri en ilginç sunumla iletmelerini istiyor.

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )




Etiket:
 
Gloucester Caddesi Metro İstasyonunda Sanat - Londra
E-posta Cumartesi, 01 Eylül 2007

Image

Yıllardır, Londra Metrosu, istasyonlarında gerçekleştirdiği 'Platform For Art'  Sanat Platformu projesini sürdürüyor. Böylece Londra’nın güncel eklektik tarzdaki sanatının yaygınlaşmasını, geniş kitleler tarafından anlaşılmasını hedeflemişler. Metro istasyonlarını dolduran aceleci kalabalıklar için de metro istasyonu tam da uygun bir nokta olarak gözükmekte. Gloucester Caddesi Metro İstasyonu bugünlerde zengin hayalgücünü muhteşem güzellikteki eserlerine yansıtan sanatçı Chiho Aoshima ’nın eserlerine ev sahipliği yapıyor; eserler dijital basım ile hazırlanan ve istasyonun içinde bulunan 17 kemeri süslüyor. Aoshima’nn ilk kişisel sergisindeki eserlerden biri Şehir Işıkları, diğeri ise Dağların Fısıltısı adını taşımakta. Bu ilginç sergi bir ay süreli. Sanatçının yarattığı heyecan verici arazi 17 kemeri sarıp sarmalamış ve tüm alanı görselik şöleni haline getirmiş. Bu resimlerde günün doğuşundan akşamın çöküşüne kadar günün tüm evrelerini yaşayabiliyoruz. Hem bu güzergah üzerinden gidip gelenler için kaçırılmayacak bir sergi, hem de sadece sergiyi görmek için oraya gidecekler için bir ziyafet.  Andy G

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )

Etiket:
 
BRIAN WALKER – Plastik Bir Tutku
E-posta Cumartesi, 01 Eylül 2007

Image

SYDNEY’li sanatçı Brian Walker yarattığı eserlerin arkasındaki itici gücün moda akımlarının bileşimi, illüstrasyon ve sürpriz unsurunun kendisi olduğunu söylüyor.Gerçek üstü ile daha sıradan, bizlere özgü olan arasındaki sınır çizgisinin giderek inceldiği bir devirde Sydney’li sanatçının eserleri bambaşka bir dil konuşuyorlar. Dijital sanatçı gerçeküstü manzaralardan, değişen moda akımlarından ve değişmekte olan güncel kültürden ilham aldığını belirtiyor. Walker ise bu yaratıcılıkla yüklü tarzları alıyor ve kendi konsepti olan ‘fotoğrafın mümkün olmayan düşünceleri yansıtma özelliğini’ bir araç olarak kullanıyor.Bu yaratıda David La Chapelle’nin en önemli etkin kişi olduğunu gören Walker ilk bakışta gerçek gibi duran ama aslında gerçeküstü olan görsellikler yaratıyor ve bunlara ikinci kez baktığınızda gerçeküstünün de ötesine geçmiş olduklarını görüyorsunuz. Sydney’li sanatçıların eserlerinin birçoğunu şu adreste görebilirsiniz: lickthesun.com  Andy G

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )





Etiket:
 
Matt Bilfield’in ‘Peggy’si
E-posta Cumartesi, 01 Eylül 2007

Image

Bugünlerde sanat dünyasında orijinalliğe, özgün olana rastlamak pek kolay değil, ama öyle bir sanatçıyla karşılaştık ki, eserleri hem yaratıcı hem de modern. Kaliforniyalı sanatçı Matt Bilfield, yarattığı, inanılmaz güzellikteki üç boyutlu “Peggy”si ile kalplerimizi fethetti. Aslında yaptığı, ünlü sanatçı Roy Lichtenstein’ın ın tablosunu yeniden yorumlayarak, esere yeni bir bakış açısı ve heyecan getirmekti. Devasa eser – takriben üç buçuk metre eninde ve birbuçuk metre boyunda – tam 2788 adet silindir şeklinde hazırlanmış renkli çubuklardan oluşuyor. Çubuklar teker teker elle hazırlanmışlar, yüzeyleri düzleştirilmiş, boyanmışlar. Sonra bir araya getirilerek Lichtenstein’ın resmini yeniden yapmışlar. Sonuç ise, grafik sanat ile heykel karışımı yepyeni bir başka sanat eseri olmuş. Dahası, bu yapıt, ona baktığınız açıya göre değişik görüntü veriyor. Billy T


( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


 


Etiket:
 
Stefan Sagmeister – “Herkes Daima Kendisinin Haklı Olduğunu Düşünür”
E-posta Cumartesi, 01 Eylül 2007

Image

Hepimiz şu eski atasözünü biliriz: “yaşlanmak demek, bilgelik demektir”. O zaman, maymunlar yaşlandığında ne oluyor ? Grafik tasarımcı Stefan Sagmeister ise maymunların bizim onlar hakkında düşündüğümüzden daha farklı yaratıklar oldukları kanaatinde.Ününü albüm şeklindeki eserlerine borçlu olan Sagmeister – Lou Reed’s Set The Twilight Feeling (Lou Reed Sabah Yıldızını Yaktı) ve The Rolling Stones’s Bridges to Babylon (Rolling Stones’un Babil Köprüsü) isimli albümler – İskoçya’da gerçekleştirilen Altı Şehrin Tasarım Festivali’ni, takriben 15 metre yükseklikteki eserlerleri ile renklendirdi. Eşi bulunmaz eserler Glasgow, Edinburgh, Inverness, Aberdeen, Dundee ve Stirling’de üç buçuk hafta süreyle sergilendiler. Bu etkinlik sayesinde tasarım ve mimarinin İskoçya’da ne kadar önemli olduğunu da öğrenmiş oluyoruz.  Fotoğraflar ; Epic Scotland

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )

Etiket:
 
BUHAR – Donna Marcus
E-posta Cuma, 31 Ağustos 2007

Image

Queensland’li sanatçı Donna Marcus, aynen bir fetiş gibi algıladığı mutfak gereçleri ve alüminyum ürünlerini kullanarak yaptığı heykellerle tanınıyor. Marcus Brisbane  Meydanındaki sergilerden birine katılmak için kayıt yaptıran sanatçılardan biriydi. BUHAR isimli projesi 15 adet geometrik desenli küreden oluşmuştu; bu kürelerin çapları 1.3 m ile 2.6 m arasında değişiyordu.Küreler 700 adet buharlı gereçten meydana getirilmiş olup birbirlerine 780 yerden plakalarla lehimlenmişti. Gelişigüzel kompozisyon düşüncesinin verdiği ilhamla, Macus bu objeleri uzay içinde adeta gelişigüzel serpiştirerek büyük meydanın zeminini kullanmaya yöneldi. Onun bu deneysel eseri, her bir parçanın nerede duracağı gibi önemli bir noktada onları zemin üzerine öylesine yerleştirip tüm kompozisyonu tamamladğı zaman heykel bitmiş oldu. Andy G

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


Image




Etiket:
 
Casusluk Sanatı
E-posta Cuma, 31 Ağustos 2007

Image

Birçok insan hayatlarının bir döneminde casus olmayı arzu etmiş olabilir. Belki de James Bond filmlerini izleyerek böyle bir istek geliştirmişlerdir; aynen benim gibi. Evet, artık casusluk hayallerinizi gerçekleştirebileceğiniz bir fırsatınız var. Yani, şöyle böyle, ama, var. Londra’daki Bilim Müzesi(The Science Museum in London)’nde (ve Indianapolis Çocuk Müzesi’nde) modern zamanların casusluk sanatıyla ilgili sergiler açılmış bulunuyor.

Jump Studios
tarafından tasarlanan ve adeta bir show gibi düşünülmüş olan serginin konsept olarak amacı, casusluk tekniklerini anlatmak ve casus kimliği çevresinde modern toplumlarda oluşturulan algılara açıklık getirmek. Ancak, çocuk ruhlu olanlar için de, kasa kırmak veya çöplerde ipucu aramak gibi oyunlar da sahneleniyor. Bu maceralara isteyenler katılabiliyorlar.

Image

Bir çok rollerin üstlenilerek durum tiyatrosu tarzında sahnelenen oyunlarda farklı kimlikler alıyor ve yedi ayrı aşamadan geçerek bazen casus, bazen dedektif gibi çalışarak, hafif karanlık bir organizasyon olan OSTEK Birliğinin sırlarına ulaşmaya çabalıyorsunuz. Evet, ne düşündüğünüzü biliyorum. Bunlar sadece çocuklar için, diyorsunuz. Yanlış! Sergi ve gösteriler her yaştakiler düşünülerek hazırlanmış. Dolayısıyla kendinizi olayın dışında düşünmenize gerek kalmıyor. Hatta otuzlu yaşlarınızın ortalarında olsanız bile.

Londra veya Indianapolis’de olamayanlar için söyleyelim, bu sergi bir dünya turuna çıkacak. Matthew Hussey (ayrıca bakınız The Boring Store )

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


Image


Etiket:
 
Hepsini As, Büyük As
E-posta Çarşamba, 29 Ağustos 2007
 
 Image Ruby Anemic, kişisel anlamda, kendi için önemli olan süper kahramanları için bu eseri yaratmış bulunuyor. Sonuç ise, büyük boyutlu tasarımların babası Charles ve Ray Earnes’e genç tasarımcının bu eseri ile yolladığı bir büyük selam oluyor. Sanatçının burada gördüğünüz  eserini ve diğer eserlerini Berlin’de Tucholskystreet 38 adresindeki  pool gallery de görebilirsiniz. Gün, yenilikler keşfetme günü; hem yeniler, hem de kocaman yeniler.

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )






Etiket:
 
Ses, Audio-Video Uygulaması (Londra)
E-posta Salı, 28 Kasım 2006

Image

Londra’daki V&A Müzesi yeni bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Bu sergide interaktif audo-vizüel uygulamalar yeni bir anlayışla yorumlanarak John Madejski Bahçesi’nde izleyicilerin beğenisine sunuluyor. Sergideki ses düzeni ve ses tonu düzeneği dikey kolonlar vasıtasıyla gerçekleştiriliyor. Ancak ilginç olan, ziyaretçiler bu kolonların yakınına gelince onların hareketlerine göre ses ile tepki veriyorlar. Muhteşem bir ışık ve ses gösterisi. Projenin ışık düzeninin tasarımcıları United Visual Artists (UVA) ile Massive Attack şirketinden Robert Del Naja (aka 3D) ve uzun zamandır birlikte çalıştığı arkadaşı Neil Davidge (ikili One Point Six isimli müzik prodüksiyon şirketinin sahipleridir) hep birlikte bu muhteşem ortamı gerçekleştirmişler. Aslında, bu proje, Playstation Season isimli daha büyük başka bir projenin sadece bir parçası. Playstation Season ise bir dizi güncel ve çağdaş etkinliğin interaktif formatta sunulmasını içeriyor. Sözkonusu etkinlik BALTIC Çağdaş Sanatlar Merkezi, İngiliz Milli Operası, Sadler’s Wells, İngiliz Film Enstitüsü ve V&A gibi mekanlarda sürüyor. Ziyaret Saatleri: Hergün 1*:00 – 17:45. Çarşamba akşamları 22:00 ye kadar açık. Giriş ücretsiz. En Yakın Metro İstasyonu: South Kensington

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )





Etiket:
 
Kutulanan Sanat
E-posta Salı, 07 Kasım 2006

Image

Christo’nun izleyicileri onun kariyeri boyunca kocaman eserler yarattığını bilirler. Günümüzde, çevre dostu sanat giderek yaygınlaşmakta. Bu bağlamda tekrar kullanımlı malzemelerin kullanılarak yaratıldığı eserler de artıyor.

Christian Eisenberger
‘in yarattığ ‘F1 Yarış Arabası’ ve Oscar Tuazon ’un eseri ‘Katedral’ tekrar kullanılabilen kartonlardan oluşturulmuş eserler olarak karşımızdalar. Bu eserlerde kartondan başka hiç bir malzemenin kullanılmamış olduğunu da belirtelim. Her iki eser de temelde, yama sistemi kullanılarak meydana getirilmişler. Karton parçaları en uygun ve en rafine biçimde biraraya getirilerek bu alışılmadık formlardaki heykeller yaratılmış. Sylvie Reno ’nun eseri de aynı konsepti daha rafine bir şekilde kullanıyor. Dolayısıyla ortaya çıkan eserler daha düzgün çizgilere sahip oldukları gibi, daha fazla detayın çalışılmasına da fırsat vermiş oluyorlar. Büyük formatta tasarladığı “Asansör” ve “Hücre” isimli parçalarda sözünü ettiğimiz detay çalışmalarını çok daha iyi görebiliriz. Andy G

( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )


Image



Etiket:
 
Mr. CityMen
E-posta Salı, 26 Eylül 2006

Image

Yetmişli yıllarda Roger Hargreaves sayesinde çocuklar ve büyükler baştan başa pembelere bürünmüş Bay Adam ve Küçük Bayan kitaplarıyla eğlenceli zamanlar geçirmişlerdir.  Bugün ise, Filistinli animatör Eric Lerner bir dizi karakter yaratarak bunların oynadıkları filmler hazırlamış. Tasarladığı Mr CityMen muhteşem bir animasyon örneği olarak CGI yöntemiyle hayata geçmiş bulunuyor.

Asık yüzlü ve sıkıcı şehir ortamları bu sevimli ve rengarenk karakterler sayesinde adeta yeniden canlanıyorlar. Avangard üslupta, sessel düzenek eşliğinde daha da anlamlı kılınan bu karakterlerle yaratılan animasyonlarda, karakterler çeşitli maceralar yaşarlarken seyircileri de kendilerine bağlıyorlar; hatta onları o kadar etkiliyorlar ki, izleyiciler karakterlerimize karşı sıcak duygular geliştiriyorlar.


Bir anlamda, bir terapi seansı gibi bir durum; sadece animasyonla gerçekleştirilen bir terapi seansını andırıyor. Oyuncular arasında bulunan Bay Elveda, Bay Talih, Bay Korkmuş, Bay Hayalci ve tuhaf bir ismi olan Bay Batan Güneş ve diğerleri çok hoş  tasarlanan görüntüleriyle ekranları süslüyorlar. Sevimli, akıllıca ve pırıl pırıl bir iş.  
Andy G


( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize  Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  adresinden ulaşın. )




Etiket:
 
Tom Sachs ve Chanel
E-posta Perşembe, 27 Temmuz 2006

Image

New Y