Kraliyet Ontario Müzesi Ek Binası, Toronto |
Salı, 05 Haziran 2007 |

Bir akrabanın düğün yemeğinde peçeteye çizilen bir karalama olarak başlayan süreç, sonunda Toronto Kraliyet Ontario Müzesi Ek Binası olarak hayat buldu. Ek binanın, aslında şehrin yaşadığı kültür rönesansını simgelediğini düşünebiliriz; bu bina ile ilk kez buralarda sık rastladığımız kocaman kutulara benzeyen mimari tarzdan da ayrılış görmekteyiz. Zaten birilerinin kutu kutu ev mimarisinden ayrılma zamanı da gelmişti; artı olarak, bu yapı hiç de fena değil.
Dünyaca ünlü mimar Daniel Libeskind peçeteleri ilgili yerlere faksla yollar. Daniel Libeskind aynı zamanda, 2002 yılında açılan yarışmayı kazanarak New York’daki Dünya Ticaret Merkezi’ni yeniden inşa eden mimar olarak anılan mimardır. Peçetelerin fakslanmasını takiben geçen süre içinde 56,000 metre karelik ek bina hakkındaToronto’lular ile mimari alanında sözsahibi olanlar sürekli eleştiriler yapmaktalar- bu durum pek de yeni bir şey değil, tabi ki; her yenilik, hele bir de görsellik anlamında yeniyse, eleştirilere hedef olması doğaldır. Bazıları tasarımı, karmaşık ve keskin açılarından dolayı cesur olarak nitelendirirken, diğerleri esas binayı kastederek, yeni yaplan ek binanın tarihi bir geçmişi olan bir yapıya hakaret ettiği kanaatindeler. Bu arada, bir takım başka kişiler de, yapının uzaydan gelmiş tuhaf bir gemiye benzediğini söylüyorlar. En azından, herkes bu bina hakkında konuşuyor.

Yapının 2009 yılında tamamlanacağı öngörülüyor. Yedi galeride kara yıldız ismiyle anılan ve dünyanın bilinen en büyük safirleri olan safirlerin yanı sıra, Japonya’dan bazı başeserler ve tarih öncesi çağlara ait dinozor ve memeli hayvanlara ait örnekler sergilenecek.

Crystal 5 isimli siyah-beyaz renklerin hakim olduğu, şık yemek salonu olarak hizmet verecek olan restoran, aslında rahat bir oturma salonu olma özelliğine de sahip olacak. Müşteriler burada servis edilen taze organik yiyecekleri, bioyolojik uyum ortamlarına uygun olarak tasarlanmış yemek takımlarını kullanarak yerken, büyük pencerelerden şehri seyredebilecekler. Her şeyi düşünmüşler. Tarihi objelerin bulunduğu mekanlar ne zamandan beri ortaçağ tarzında, sembolist tarzda, görkemli veya bazılarının dediği gibi zamanlar-üstü olmak durumunda? Böyle bir şeyin olduğunu sanmıyoruz ve doğmakta olan Kristal devir görüşlerimizi destekler nitelikte. Hima Bativia. Resimleri çeken: SAM JAVANROUH
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız “cool” bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşin )

|