Le Rouge, Stockholm |
Pazartesi, 12 Mayıs 2008 |

Zengin iç mekan düzenlemesiyle öne çıkan, Stockholm’daki Gamla Stan (Eski Şehir) konumlu Le Rouge restaurant, Maharaya'nın çadırı, kırmızı fenerler muhitinin salonları ile aristokrat görkem ve gösterişin muhteşem bileşimini sunmakta. Kırmızı Değirmen denmiyor, ama, pekala öyle de söylenebilir. Konsept baştan başa zengin perdeler, zarif yemek takımları ve drapeli ve püsküllü aydınlatma üniteleriyle bezenmiş.
Le Rouge, Melker Andersson ve Danyel Couet isimli iki şefe ait olan F12 restoranlar imparatorluğunun en son ilavesi olarak beliriyor. Le Rouge’da, klasik Fransız ve İtalyan mutfaklarını yorumlayan şefler, İsviçre’den gelen taze malzemeleri kullanıyorlar. Üçer katlı ikiz binalarda yer alan ve 1,200 metre karelik alanda 125 kişiyi ağırlayabilen Le Rouge, bir yemek salonu, bar, oturma ve dinlenme alanı ile özel odalardan oluşmuş. Mekan, Gothenburg konumlu, yetenekli ve konusunun ustası Stylt Trampoli AB şirketinin eseri olan konsept kapsamında gerçekleştirilmiş; adeta bir tiyatro sahnesi kurarcasına yaratılan ve yapılandırılan restoran, otel, tatil ve dinlenme alanlarının, bir hikaye çerçevesinde tanımlanmasının bir tasarım klişesi haline gelmesinden çok daha önce, onlar bunu uygulamaktaydılar. Tuija Seipell
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
THE COOL HUNTER PLATINUM (Yeni Danışmanlık Hizmetleri) |
Çarşamba, 07 Mayıs 2008 |

THE COOL HUNTER PLATINUM
Sitemizin uluslararası kolu, cool olan herşey hakkında en son haberleri ilettiği üç buçuk yılın sonunda, ödül kazanmış bir online portal olarak yeni bir endüstri kolunu sunmaktan mutluluk duyar.
Dünyanın her yerindeki markalar, pazarlamacılar ve ajanslar artık orijinal website’nin kurucusu Bill Tikos’un vizyonundan ve kendisinin özenle seçerek meydana getirdiği uluslararası nitelikteki dinamik düşünce insanlarından oluşan ekibinin bir sanata dönüştürmeyi başardığı Cool Avcılığı’ndan yararlanma imkanına sahip olabilecekler.

BİZ KİMİZ?
Platinum'daki bizler pazarlama konuşmuyor, pazarlama yapmıyoruz. Aslında, bundan hiç hoşlanmadığımız gibi, pazarlamanın yüzeysel ifade tarzını da hiç sevmeyiz.
Ekibimizde yer alan hiç kimse pazarlama eğitimi almış değildir. Aksine, moda dünyası, kitap yayıncılığı, gazetecilik, parlak dergiler, fotoğrafçılık, grafik tasarım ve diğer yaratıcı disiplinlerden gelen The Cool Hunter Platinum ekibi, Cool Kültürü dünyasına özgün bir bakış açısı sunmakta.
Uzmanlık alanımız ise, markanızın yeni Cool Devri içinde oluşan boşluklara yerleşmesine yardımcı olabilecek fikir ve düşünceleri geliştirmeyi kapsıyor.

COOL DEVRİ BURADA
The Cool Hunter Platinum’un resmen yayınlanmaya başlaması belli bir organik büyümeyi takiben gerçekleştirmiş bulunuyor; bu süreç boyunca The Cool Hunter tüm dünyada – New York’dan Buenos Aires’e Moskova’ya Sydney’e – sayılamayacak kadar çok yol ve yöntemle uluslararası nitelikli markalara ulaşmayı başarmıştır; bunların arasında aşağıdakileri sayabiliriz:
- Seminer ve trend briefleri
- Uluslararası nitelikli sunum / etkinliklerdeki konferanslar
- Reklam sunumları ile ilgili fotoğraf bazlı araştırmalar
- Reklam ajanslarıyla yapılan danışmanlık çalışmaları; fikir ve konsept yaratımı
- Otellerin iç mekan tasarım / dekorasyonları ve ilgili konseptler hakkında danışmanlık
- The Cool Hunter markasıyla gerçekleşen müzik / kültür etkinlikleri
- TV konseptleri danışmanlığı ve TV konseptlerinin geliştirilmesi
Ve çok daha fazlası. Ancak, diğer yol ve yöntemleri açıklamadan önce sizlerle birlikte çalışabilir, markanızın The Cool Hunter Platinum’a neden gereksinimi olduğu üzerine birkaç söz edebiliriz.

Cool avcılığı
Kültürün anahtar kelimesi.
Boşlukların peşinde çılgın bir arayış içinde olan pazarda, Cool kavramı, hızla yeni bir cephe olarak belirmekte; sözkonusu kavram, tüm kültür ve tüketici endüstrilerini önemle etkilemekte olup, pazarlamadan, reklam ve medyaya, ve oradan da dosdoğru perakende noktaları ve ağırlama hizmetlerine kadar uzanıyor. Cool Devri başlamış bulunuyor.
Cool, artık bir konsept olarak düşünülmekte ve herhangi bir şeyin sıra dışı olmasını sağlayan o tanımlanması zor bir tür X-faktörüne işaret ediyor adeta. Kişiye özel. İştah kabartan. Heyecan verici. Özgür. Akla yatkın. Sınırlı sayıda. Öncü. Tek örnek.Yenilikçi. Özgün.
Cool, herkes tarafından kullanılan ve “ilginç” olanı tanımlayan bir işaret niteliği kazanmış bulunuyor – Boomers’dan Generation Y’ye kadar birçok şeyi kapsamakta.
İşlevi ne olursa olsun, cool bir markaya, insana, ürüne, mekana ya da hizmete doğaüstü bir güç kazandırarak, onun sıradan olanın üzerinde konumlanmasını gerçekleştiriyor. “Vasatlar” okyanusunun içinden kurtulup belirginleşerek, insanların onun hakkında şöyle konuşmalarını sağlıyor:
“Onu istiyorum.”
“Çok beğendim.”
“Ondan arkadaşlarıma söz edeceğim.”
Thecoolhunter'ın kurucuları tarafından yapılandırılan The Cool Hunter Platinum, müşterilere, ajanslara ve pazarlamacılara sunduğu fırsatlarla, cool konseptinin açılımını sağlayarak, onların ürün veya markalarını Cool Devrine başarıyla konumlandırmalarına yardımcı oluyor.

THE COOL HUNTER DESTEK HİZMETLERİ
Konuya özel hazırlanan özgün trend raporları ve sunumlar Paketleme ve perakende ile iç mekan tasarımlarına kadar dünyadaki en son trendleri, moda, pop kültürü ve araç-gereç konularında öne çıkan eğilimleri kapsayan geniş yelpaze çerçevesinde faaliyet gösteren The Cool Hunter Platinum, içinde yer aldığınız endüstri kolu hakkında konuya özel raporlar hazırlar.
Etkinlik konseptleri / ürün sunum koseptleri The Cool Hunter, dünyada gerçekleşen birçok özgün etkinlik ve sunum konseptlerini kapsamış bulunuyor. Sizinkilerin unutulmamasını sağlamak için yardımcı olalım.
Online kavramlar, online stratejiler ve web tasarımları
Dünyanın en başarılı kültür sitelerinden biri olan thecoolhunter.net, website yaratımı hakkında bildiği birkaç şey sayesinde tam hedefe yönelerek sayfa tasarımı yapmayı gerçekleştirir. Web’de yer alan markanızın konumunu güçlendirerek, çok daha geniş, yepyeni bir okuyucu kitlesine ulaşmak istiyorsanız, The Cool Hunter Platinum, bunun gerçekleşmesi için yaratıcı ve yenilikçi fikirler önerir.
Reklam / kreatif ajans danışmanlığı Büyük bir moda / yaşam tarzı müşterisini kazanmak için konkura girmek üzere olan bir ajans mısınız? Diğerlerinin arasından sıyrılıp yükselmek için gerekli olan güç ve ayrıcalığı The Cool Hunter’la birlikte çalışmak size sağlayacaktır. Cool Dünyasına özgün bakış açımız, birlikte gerçekleştireceğimiz beyin fırtınası toplantıları sayesinde kendi kreatif ekibinize artılar katarak düşünce zenginliği yaratıp, gerekli alt yapıyı hazırlayacak veya “esinlenmeler-sunumlar” olarak nitelediğimiz yaklaşımımız dünyadaki diğer yenilikçi yaratıcıların yaptıkları hakkında sizlere bir fikir verebilecektir.
Marka canlandırma ve startejik bağlantılar Markanızın canlanmaya mı ihtiyacı var? The Cool Hunter’ın küçük siyah kitabına ulaşarak dünyanın en iyi yaratıcılarından oluşan ekibine ulaşabilir, imajınızın değişimi için yardımcı olmalarını gerçekleştirebilirsiniz. Mağazalarınızın tasarımının değişime mi ihtiyacı var? Tasarımcılarla birlikte çalışarak stratejik açılımlar mı yapmak istiyorsunuz? Bırakın, bağlantılarımızla birlikte çalışarak değişiminizi kolaylaştırma yolun da yardımcı olalım.
Ürün gelişimi ve yenilikçi yaratım The Cool Hunter ekibi, yeni fikirler ve esinlenmeler sunarak, yeni ürününüze veya hizmete – yaşam tarzıyla ilgili bir ürün de olabilir veya bir tekno-gereç de olabilir -o tanımı güç olan C faktörünü tanımlamanıza yardımcı olur.
Proje danışmanlığı Emlak veya otelcilik işindesiniz ve tasarım ve dekorasyon konularında esinlenmeler arayışı içinde misiniz? The Cool Hunter ekibi vizyonunuzu şekillendirmede yardımcı olabileceği gibi, sizi dünyanın en beğenilen tasarım ve mimarlık şirketleriyle tanıştırabilir.
Medya konseptleri Dünyanın her yerinden prodüksiyon şirketleri, yeni TV/Film fikirleri yaratmak için The Cool Hunter’ın kendilerine yardım etmesi yollu başvurularda bulunmaktalar. İçinde yaşam tarzı / tasarım / seyahat unsurları bulunan bir dizi yapıyorsanız, kosepti olgunlaştırmanıza yardımcı olabilir, “doğru” kişi ve mekanları kullanmanızı sağlayabiliriz. Cool Hunter'in uluslararasi hizmeti icin daha fazla bilgi için
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresine başvurunuz.
|
Herşey başınızın içinde |
Çarşamba, 07 Mayıs 2008 |
|

Berlin konumlu Magma Mimarlık şirketi, Berlinische Galerisi, Çağdaş Sanat, Fotoğraf ve Mimarlık Müzesi'nde sergilenmeke olan JETZT | NOW isimli bir dizi geçici uygulamalardan oluşan eseriyle birçok ödül kazanmış bulunuyor. Magma’nın uygulamalı yapıtı, serinin 11inci parçası olup, çok da uygun bir ifadeyle “baş içeri | şimdi" ismini taşımakta ve konsept, malzeme, biçim, renk ve şığın özellikerini keşfetmeye dayanıyor.
Uygulama, temelde olağanüstü parlak turuncu renkteki esnek bir kumaşın (poliamid-elastan karışmı) duvarlar, tavan ve zemin arasına gerilmesi esasına dayandırılmış. Kumaş, sergilenen eserin en görünür bölümünü oluşturmakta, ancak, aynı zamanda izleyicilerin daha küçük detaylara yönelerek yoğunlaşmalarını da sağlama görevini de üstleniyor.

Ziyaretçiler, üzerinde kesik şeklinde açıklıklar bulunan kumaşın altında eğiliyorlar. Bu açıklıklardan başlarını geçirerek, turuncu alanda bulunan ve hepsi de tellerle sarkıtılmış olarak sergilenen çizim, model ve fotoğrafları görebiliyorlar. Buradaki parçalar Magma’nın kendi eserleri olup, aralarında yeniledikleri şu yapıların görüntüleri de yer alıyor: Eski GDR Radyo Merkezi (Berlin, Nalepastrasse, 2007), Berlin’deki Landwehrkanal nehri üzerindeki bir köprü (2006 yılı yarışmasına katılan eser), Londra konumlu Nexus Productions şirketinin yeni merkez binası ve Londra’da gerçekleşen Deneme & Yanılma isimli serginin (2003) görüntüleri. Etkinliği tanımlayabilecek görüntüler sunabildiğimiz için şanslıyız çünkü, deneyimi, tam anlamıyla ve tüm açılardan sadece kelimelerle ifade etmek mümkün olmayacaktı.
“baş içeri | şimdi” Projesini gerçekleştiren ekip, Anke Noske, Hendrik Bohle, Dominik Jörg, Lena Kleinheine, Ksenia Kagler, Yohko Mizushima, Lena Kleinheinz, Martin Ostermann ve Ben Reynolds’dan oluşmuş.

Magma 2003 yılında Martin Ostermann ve Lena Kleinheinz tarafıdan kurulmuş. Ohio doğumlu olan Ostermann daha önce Daniel Libeskind Atölyesi’nde çalışmaktaydı. Danimarkalı Kleinheinz ise, bir sergi ve gösterim tasarımcısı. Magma, mimarlık alanına giren işler konusunda yaratıcı ve yenilikçi özellikleriyle olduğu kadar, deneysel ve deneyimsel yaklaşımlarıyla da öne çıkmakta. Tuija Seipell

|
Tenerif’deki Ev, Kanarya Adaları |
Çarşamba, 07 Mayıs 2008 |
 Dünyanın her yerindeki olağanüstü tasarımları bulmak için çabalıyoruz ve Afrika’nın kuzey- batı kıyıları yakınında yer alan Kanarya Adaları’nın en büyüğü Tenerif’de ahşap, cam ve çimento kullanılarak inşa edilmiş, olağanüstü bir mimarlık örneği yapı bulduk. Tenerif’deki Ev, siyah kum örtülü sahilin 300 m yukarısında yükselen kayalıkların üzerine konumlanmış bulunuyor.
Evin girişini takiben devam eden üst kat, aslında iki katlı günlük yaşam alanını oluşturmakta. Ve beton basamaklardan inerken karşılaştığımız minimalist tarzda yapılandırılmış iç mekan, adeta binanın içinde konumlandığı doğal ortamın devamını oluşturuyor – gökyüzü ve denizin mavi renklerinin dikey yönde birbirini tamamladığı bir ortam. Derken, doğal dünyanın duyumsal etkileşimleri, insan eliyle yapılmış olan formu sarmalıyor ve ev, çevresi ve ortamı içinden şekil alarak belirginleşiyor.

Evin günlük yaşam alanları L-şeklindeki planın kısa kolu üzerine yerleştirilmiş; öte yandan, iki yatak odası ve iki banyo ise, uzun kolda yer alıyor. Hem günlük yaşam, hem uyuma alanları, adeta akarak doğaya karışan bir ahşap teras ile havuza açılmakta.
Beton malzeme kullanılarak yapılandırılan iki-katlı günlük yaşam alanının ağırlığı sayesinde kolayca ve rahatlıkla terasta cam paneller kullanılabilmiş. Mobilya olarak odada sadece bir le Corbuiser koltuk ile Mies’ Barcelona iskemle yer alıyor; onlar da, iki katlı raf düzeninin duvarıyla, küçük şöminenin buluştuğu noktadan hayli uzaktalar.

Uyuma alanlarının her ikisi de teras ve havuza açılıyor. Her odanın özel banyosu var – ve esas yatak odasında kalanlar ise, yataklarından ve banyodan aynı manzarayı seyredebilmekteler, çünkü lavabo ve küvet yatağın ayak ucu hizasında konumlanmış bulunuyor.
 Evin bir bodrumu bile var ki, burada yer alan ev tipi spor salonu, cam duvarı sayesinde havuzun bir kenarını görebilmekte. Bir İspanyol adasında yer alan bu evde aklımıza gelip de bulamadığımız hiç bir şey olmadı – büyük bir şarap mahzeni hariç; o zaman burada sık sık konuklar ağırlanabilirdi. Andrew J Wiener

|
|
Taka-Tuka-Land çocuk yuvası - Berlin |
Çarşamba, 07 Mayıs 2008 |
|

Öff! Off! Heyt! Berlin’deki neşeli, rengarenk, tatlı mı tatlı Taka-Tuka-Land isimli çocuk yuvası, müthiş duygusal patlamalar yaratan reaksiyonlara sebep oluyor. Çocukları oyun oynarken dinleyebiliyor, izleyebiliyorsunuz. Parlak renkler gözlerinizi okşuyor. Çocukların burada mutlu olduklarını hissediyorsunuz. Dolayısıyla, bu eğlence yuvasını tasarlayıp, yaratan öğrencilerin, yaklaşımlarını neden “duygusal mimarlık” olarak tanımladıkları kolayca anlaşılmakta.

Bır grup mimarlık öğrencisinden oluşan Baupiloten, öğrencilerin, Berlin Teknik Üniversitesi’nin Mimarlık Enstitüsü,(Technische Universität Berlin) Fakülte VI’deki eğitimlerine devam ederken, konuyla ilgili profesyonellerin rehberliğinde, konseptin oluşumundan uygulamaya kadar kendi projelerini geliştirmelerine olanak sağlıyor. Baupiloten’i (Bau=inşa etmek, Piloten=pilot çalışma) mimar Susanne Hoffmann 2003 yılında kurmuş ve 2004’den beri de yöneticiliğini yapmakta.

Taka-Tuka-Land çocuk yuvası, başlangıçta geçici bir çözüm olarak inşa edilir, ancak, Baupiloten sayesinde gerçekleşen olağanüstü yaklaşımla yeniden ele alınır ve çocuklar için sürekli ve kalıcı bir mekana dönüşür. Taka-Tuka-Land, İsveçli yazar Astrid Lindgren tarafından yaratılan Pippi Longstocking’in serüvenleri içinde yer alan bir mekan. Pippi Taka-Tuka Ülkesinde, isimli film ise, yazarın romanlarından birini konu eder. Yuvadaki çocuklar ve öğretmenleri, hep birlikte kolajlar, modeller, çizim ve resimler yaparlar; bunların hepsinde kullanılan fikirler Taka-Tuka-Land isimli ülkedeki köprüler, kulübecikler ve atlıkarıncalardan esinlenmekte olup, birçoğunda yapı malzemesi olarak çiçekler kullanılır ve deniz kabuklarından tahtlar yapılır. Sonra, birkaç gün boyunca Baupiloten öğrencileri çocuklarla bir arada kalarak onların günlük yaşam düzenlerini, programlarını ve birbirleriyle iletişimlerini gözlemler.

Bu yoğun ve kapsamlı çalışmaların sonucunda, mekanın tasarım hikayesi oluşur. Bina, Pippi’nin yaşlı meşe ağacının ta kendisi olup, içinde bir limonata fabrikası barındırır. Ağacın kabuklarından sızan limonata dışarıya ve yerlere akarak yumuşak oyun alanları oluşturur. Yapının hikayesi ise, limon ağacının yedi aşamasını kapsayan bir seyahati dile getirir: Limonata ağacı, Güneşte ışıldayan limonata, Limonata damlaları, Limonata adası, Anne-babayı bekleme, Limonata galerisi, Ağacın kabuğunun çatlaması, Limonataya dalış. Pippi için en geçerli hayret ifadesi “Aman, Tanrım!” olmalı. Tuija Seipell

|
3 Boyutlu LED Aydınlatma |
BMW M1 Konsepti |
Perşembe, 01 Mayıs 2008 |
|
 Çoğumuz otobanda yanımızdan geçen BMW’lerin arkasındaki ‘M’ yi biliyoruz, gerçekten de o arabaya yetişmek mümkün değildir. BMW şirketinin ‘M’ bölümü, kısa bir süre önce, en son konsepini açıklamış bulunuyor – motoru gövdenin ortasında yer alan ve ilk kez otuz yıl önce BMW ile Lamborghini’nin birikte çalışarak ürettikleri süper arabaya bir selam niteliğinde ürettikleri M1.
 Süper arabaların dünyasında, M1 kesinlikle kendine özel bir konuma sahip bulunuyor – retro tarzda cool ile devrimci tarzın müthiş uyumunu sergilemekte. Yeni yaratılan Liquid Orange M1 şu anda sadece bir konsept olabilir, ama arka aynalarınızdan o boncuk boncuk farların hızla yaklaştığını gördüğünüzde hemen hızlı şeritten çıkmalısınız – sizi geçenler olacak! Andrew J Wiener
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Ilüstrasyon sanatçısı - Justin Lee Williams |
Perşembe, 01 Mayıs 2008 |

Melbourne konumlu, serbest çalışan illüstrasyon sanatçısı/tasarımcı Justin Lee Williams, giderek bir hayli fazla aranan bir sanatçı olmaya başladı; aralarında Empty Magazine, Vice Magazine, moda markası Ksubi, Design is Kinky, gibi isimlerin bulunduğu müşteriler için hazırladığı işlerin yer aldığı son derece etkileyici folyosu ve Avusturalyalı moda markası Mooks mağazaları için yaptığı büyük ve görkemli duvar resimleriyle bunu başarmakta.
Melbourne şehrinden taşınarak bir ormana yeleşen Justin, oradaki yeni evinde yaşayan hayvanlardan esinleniyor. Ancak, sözkonusu esinlenmeler sonucu yarattığı son derece güzel parçalardan edindikleri etkileşimlerle insanların kendi yorumlarını yaratmalarını tercih ediyor ve dahası, kasdi yazım hataları yaparak bunu desteklemekte.

“Hayatımız boyunca bize herşeyin nasıl yapılacağının öğretiliyor olması gerçeğine bayılıyorum... bazı sanat eserlerinin oluşumu sırasında bu gerçeğe dair ipuçları bırakmak hoşuma gidiyor; üzeri çizilerek yapılmış düzeltmeler ve benzeri şeyler gibi... sonra sadece insanların bunlara gösterdikleri tepkileri gözlemliyorum.” Biraz alternatif olmaktan korkmayan bu genç ve olağanüstü yetenekli sanatçıdan beklentilerimiz kesinlikle çok daha fazla. Anna Byrne
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
|
Fashionation moda websitesi |
Bon Iver - For Emma, Forever Ago |
Pazartesi, 28 Nisan 2008 |

İçerik herşeydir.
'For Emma, Forever Ago', isimli albümü hazırlarken, Bon Hiver – asıl ismiyle Justin Vernon – Wisconsin’in en ücra köşesine çekilmiş ve orada üç soğuk kış ayı boyunca yalnız kalarak kayıtları tamamlamış.
O yalnızlık duygusu, herşey paramparça olurken yaşanan o sıkıcı, bunaltıcı ızdırap, hepsi, bu albümde, tellerin adeta yüreğinden yükselen akustik tınılarda ve yumuşak fısıltılarla dile gelen vokallerde ifade bulmuş.
Bon Iver ismi, anlam olarak Fransızca ‘iyi kış’ kelimeleriyle oynanarak elde edilmiş. Ve, bu, burada önemli, çünkü Vernon için çok kötü bir kış olabilecekken, burada sunduğumuz olağanüstü albüm sayesinde tamamen aksi gerçekleşmiş bulunuyor.
Ses dünyasının yelpazesinde Iron and Wine ile Jose Gonzalez arasında bir noktada konumlanmış olan 'For Emma, Forever Ago' akustik gitar ve Vernon’un insanı iyileştiren falsetto tınılarıyla dönüşümlü olarak katman katman işlenmiş dokuz olağanüstü parçadan oluşmakta.
Sevgiliniz tarafından terkedildiğinizde dinleyebileceğiniz bir albumden söz ediyoruz. Bu bağlamda, Bon Iver mutsuzluğunuzu hafifletmeyi başarıyor. İçerik herşeydir ve 'For Emma, Forever Ago' muhteşem bir eser. ‘Skinny Love’ parçasını şu adresten dinleyebilirsiniz:
myspace.com/boniver
( Bu veya benzeri bir konu için - şirketinize,markanıza veya kendinize ait... ya da tanık olduğunuz - Türkiye’den dünyaya ulaştıracağımız cool bir haberiniz ve görüntünüz varsa lütfen bize
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
adresinden ulaşın. )
|
Beğenilen bir single: Santogold - Les Artistes |
Pazar, 27 Nisan 2008 |

Santogold’un 'L.E.S. Artistes' isimli single’ı çok güzel olmuş. Single ve ona eşlik eden sadece-görüntü nitelikli videonun dönmeye başlamasıyla, adeta M.I.A.’nın terasında ard arda geçirilen birçok gecenin ilerleyen saatlerine uzanarak bir araya getirilmiş izlenimi yaşanıyor; ayrıca, bütün bunlar olurken, sanki davetli konuklardan Tegan ve Sarah içki ikramı yapmış ve öte yanda Nick Zinner 80’li yılların sonlarına doğru ortaya çıkan, adını bile bilmediğiniz tuhaf ve gürültücü grupların seslerini yansıtan stereoyu kontrol etmekteymiş gibi geliyor; ve, hemen ötede, efsanevi İngiliz beat ustası Switch, bir oradaki, bir şuradaki düğmeyi döndürerek efekt yaratmakta.Bu arada Philadelphia’lı Santogold, herşeyi arka planda bırakarak, coşkulu ve gerilimli bir yoğunluk yaratmayı başarıyor.
CSS’nin Lovefox’u da oradaydı; klibin estetik ortamına uyan yeşil sosislere göz kulak oluyordu; ama, kızcağız klip bitmeden banyo küvetinin içinde bayılıverdi. Oldukça müthiş, sizce de öyle değil mi? Bence, öyle. Dave Ruby Howe
myspace.com/santogold
|
|